bugün
- simko316
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü9
- iyi parti13
- cinler musallat istatistiği4
- çerçeve yasa35
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler31
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- claudian clouds17
- amedspor14
- sözlük ırkçıları3
- flört uygulamalarının yalan dolan olması3
- azize sibel gönül3
- alttaki yazara motto ver16
- aleksey batrakov8
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi6
- aslan gibi adam11
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- kendini değersizleştiren insan8
- içimizdeki canavar4
- nervio çaylak olmadı kalbimizde yaşıyor2
- amedsporun türkiye ligi nde lider olması3
- özgür özel'in ne mutlu türküm diyene diyememesi3
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı14
- halk cafe2
- hoppili gillini ve sincan bebeleri2
- bebek katili öcalan11
- sihirli annem taci'ye yapılan haksızlık3
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- osuruktan şiirler22
- 1 50 boyundaki kızın ego sahibi olması2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- adana kebaba limon sıkmak2
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak4
- porno entelektüelliği8
- 20262
- seri gizli artı oy veren melek9
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri3
- bir kadın için ağlayan erkek3
- 17 ağustos 20262
- hayatın kuralları14
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- ortopedi poliklinik önü2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- menzil tarikatı'na operasyon2
- zorunlu eğitim zulmü3
- murat soner2
- mansur yavaş3
entry'ler (19)
yarın, ankara. karabükten geçeceğim, 2.5 saat falandır herhalde. kızılayda olan yazar varsa buluşulabilinir de
vardır böyle bir şey. allah kahretmesin ki eski sevgilimin ağzından zorla söke söke almışımdır bu itirafı. bok vardı, rahat battı.
uyuyamadım, uludağa girdiğim için mutluyum. 19 bu arada. swh
"why not both?" diye cevap verilebilir mesela.
hiç denk gelmemişimdir. entryleri beğenmediler herhalde. hayırlısı be gülüm.
marmara depreminden sonra zerre kıpırdatmayacak eylemdir. zaten redepra alıyorum, eve fil girse uyanamam. hadi arv.
bu mektubu benden ayrılan kız arkadaşıma yazdım. hayatimi yaninda gecirmeye, onu mutlu etmeye calistigim insana. benden ayrildiktan sonra arabalarda 4 erkek 1 kiz takilan eski sevgilime. hayatimda ciktigim tek insana. kisaca, hayatimi, kalbimi, duygularimi emanet ettigim insana yazdim. siz sormadan soyleyeyim, benim yaşım 19, onun 17. iyi kötü eleştirilere açığım, entrylerinizi, yorumlarinizi bekliyorum. iyi okumalar.
--
bana en çok koyan da, benim kadar rahatsız olmaman. "yoluna devam etmen".
bugün kuzenimle konustuk. bana bir şey sordu,
"karşındaki insan gercekten ozel birisi mi, yoksa sen mi onu kafanda ozel olarak goruyorsun".
bence ikimiz de basit insanlarız, normal. ne sen, ne ben, ikimiz de özel değil, ikimiz de birbirimizi özel yapmış insanlardık. ben bunun farkinda degildim, sen farkindaydin. devam edebildin, baska bir insani ozel yapabildin. nasil becerdin? ben mi seni çok şeytani görüyorum, olayları çok abartıyorum, yoksa sen mi basit görüyorsun, anlamıyorum.
kafamda hala benimle yasadiklarini herhangi birisiyle yasayabilecegin, ve bundan hicbir rahatsizlik duymayacagin dusuncesi yankilaniyor. keremin bana attigi mesajlardan birtanesi bile miğdemi bulandiriyor. yalnız kaldığınızı, sizi rahatsiz etmememi soyleyen mesaj. gozyasim kalmadi, artik aglamak yerine kusuyorum. aklima ne zaman gelsen, ne zaman seni gulerken, ne zaman bensiz mutlu gorsen tam kalbime çatal saplanıyor, miğdem bulanıyor. nasil beceriyorsun -ismi-? nasil yasiyorsun. "yoluna" nasil devam ediyorsun? ben bir durak mıyım, kendimi o 'yol'un varış noktası olarak gorurken, aslında bir mesire mekanı mıydım? sana çok kırgınım, çok üzülüyorum. neler söylemem, seni kırmadan, kendimden daha da uzaklaştırmadan nasıl konuşmam gerektiğini bilmiyorum. karnımda simsiyah bir yumru oluştu sanki, nasıl betimleyebileceğimi bilmiyorum. senin orada benden bir haber, mutlu; ben burada senden bir haber perişan. sana ne kadar değer, benim için, benim hayatı görüşüm için nasıl önemli bir parca oldugunu asla anlayamayacaksin. sen ne yaparsan yap, ne yasarsan yasa, her nefes alışın benim için bir iğne olacak. göğsümün tam ortasına batan, koskoca bir iğne.
beyninin içine giremiyorum, dusuncelerini goremiyorum, belki cok abartiyorum, belki gunahini aliyorum. seninleyken kiminle konussam senden bahsederdim, sensizken de senden bahsetmeye devam ediyorum. tek farki neşemi paylaşmak yerine kederimi paylaşıyorum bu sefer. ne zaman konun açılsa, "boşver ya," ya da "onu geçtim de" diyip konuyu degistirmeye calisiyorum. konu ne kadar degisse de benim içimde o konu hep konuşuluyor. hep ayni huznu, hep o sabahın 4ünü yaşıyorum. tek farkı gözlerim ıslanmıyor artık. miğdem bulanıyor, yediğim içtigim bir seyden degil, senden zehirlendim sanki. zehirlenmek demisken aklima geldi, hatirliyor musun, seni zehir olsan bile içerim dedigimi? kim seni sevebilecek bu hayatta böyle? melankolikliğimi burcuma ver. ne diyip ne konusmam gerektigini bilmiyorum. hayatım sende, sendin. kocaman yüreğimin küçücük bir parçası kaldı geriye. artik "belki beni ozler, bana varır" umudu da kalmadı içimde. seni unutturacak bir insanin gelmesini bekliyorum. birdaha birisine baglanabilecek miyim, onu bile bilmiyorum. ama na-mumkun benim icin boyle bir sey artik. kiminle ne yasayacaksam, hep sen, her hareketimde seninle yasadiklarim gelecek aklima. ben de bir insana gülüp, bir insana sana verdigim degerin ceyregini verip mutlu olmaya calisacagim. kafamda, hayalimde hep bir maskeyle yasiyacagim. tugce, busra, gokce, you name it, kim geldi, kim gectiyse, hoşlanmak ile sevmek arasındaki farki artik daha iyi anliyorum. birisinin kaybinin benim icin bu kadar olmasi, sevmenin nasil bir sey oldugunu sende ogreniyorum. bu hayatta birdaha sevemeyecegim, sevmeyecegim artik. sevebilecegimi de sanmiyorum. olur da seversem, uzak duracagim. cunku sevmenin sonunda neler oluyor, en iyi ben yasadim. bu konunun sonunu nasil baglayacagimi bilmiyorum. ama aklinda, kalbinin en ucunda, en ücra köşesinde bile ben hala biraz bile varsam, kırıntı kadar bile olsa ne mutlu bana. o zaman anlarım ki, bir şeyler başarmışım, o zaman anlarım bir farkım olmuş. dunyadaki ne kadar insan varsa senin için "herkes" degil, "birisi" olabilmişsem ne mutlu bana. inan bana, sana cok deger verdim, keşke kıymetini bilseydin. keşke sevgimin köşesi kadar bile olsaydi. o zaman anlardin, aşk, sevgi sadece mutlulugunu paylastigin, hep guldugun, yaninda olmaktan zevk aldigin bir sey olmadigini. o zaman anlardin ne kadar birisinin yaninda olsan, ne kadar aci, ne kadar mutsuzluk ceksen bile o insanin yaninda olmanin gerektiginin gercek ask oldugunu. senden sonra rafa kaldirdigim o maskemi indirecegim yerinden. hep mutlu, sosyal, eglenirken gorsen bile, o maskenin arkasindaki, içimdeki insanin nasil oldugunu sen anlayacaksin bir tek. bir gram acıdıysan bana, neler yaşadığımı, nasıl hissettigimi hissettiysen, ne mutlu bana. ne zaman gordugunde, ne zaman aklina geldigimde "bana hayatini seve seve verebilecek" diye dusunursen beni, o zaman huzura erer ruhum. bu mektubu okurken biraz bile mutsuz, huzunlu, melankonik hissettiysen bile ne mutlu. ben evlensem, ileride cocuklarim, torunlarim bile olsa, senin içimdeki yerin her zaman kalacak. hayatima girip cikan insanlardan degil, hayatimi degistiren tek insan olarak kalacak. canimi vatanim disinda seve seve, gururlu bir sekilde verebilecegim sey olarak kalacaksın. umarim bunlari bir gun anlarsin, bir gun yaşarsın aynı duyguları, aynı yoğunluğu. umarim ki aklina gelirim o zaman, hatirlarsin beni, anlatsin neler yasadiğimi. belki biraz genel bir cumle olacak ama, ne yasarsan yasa, kiminle olursan ol, herkes bir durak olarak gorecek seni, veya sen onlari. kimse icin, senin benim icin oldugum kadar liman olamayacaksin. her aksam duamı "beni hatirlar, aklina gelirim insallah allahim" diye etmek yerine, "allahim, bu kizi nolur kimse kullanilacak birisi, zevk icin bir amac, veya tuketilecek birisi olarak gormesin. nolur insanlarin nasil insanlar oldugunu, amaclarinin ne oldugunu anlasin bu kiz" diye edecegim. kagida doktugum bu kelimelerin 10'da biri bile kadar degil dusuncelerim. devami bana kalsin, mutlulugun sana.
ve unutmadan, insallah kimseyi beni engelleyecek kadar sevmezsin umarim. bu mektubu sakla. biraz zaman, belki birkac ay, belki bir kac yil gecince, hayata bakis acin degisince, daha ileri, daha olgun hissettigin zaman tekrar oku. simdi anlamadiysan, o zaman anlayacaksın bu mektubu, degerini.
--
yazım hatalarım için affola.
--
bana en çok koyan da, benim kadar rahatsız olmaman. "yoluna devam etmen".
bugün kuzenimle konustuk. bana bir şey sordu,
"karşındaki insan gercekten ozel birisi mi, yoksa sen mi onu kafanda ozel olarak goruyorsun".
bence ikimiz de basit insanlarız, normal. ne sen, ne ben, ikimiz de özel değil, ikimiz de birbirimizi özel yapmış insanlardık. ben bunun farkinda degildim, sen farkindaydin. devam edebildin, baska bir insani ozel yapabildin. nasil becerdin? ben mi seni çok şeytani görüyorum, olayları çok abartıyorum, yoksa sen mi basit görüyorsun, anlamıyorum.
kafamda hala benimle yasadiklarini herhangi birisiyle yasayabilecegin, ve bundan hicbir rahatsizlik duymayacagin dusuncesi yankilaniyor. keremin bana attigi mesajlardan birtanesi bile miğdemi bulandiriyor. yalnız kaldığınızı, sizi rahatsiz etmememi soyleyen mesaj. gozyasim kalmadi, artik aglamak yerine kusuyorum. aklima ne zaman gelsen, ne zaman seni gulerken, ne zaman bensiz mutlu gorsen tam kalbime çatal saplanıyor, miğdem bulanıyor. nasil beceriyorsun -ismi-? nasil yasiyorsun. "yoluna" nasil devam ediyorsun? ben bir durak mıyım, kendimi o 'yol'un varış noktası olarak gorurken, aslında bir mesire mekanı mıydım? sana çok kırgınım, çok üzülüyorum. neler söylemem, seni kırmadan, kendimden daha da uzaklaştırmadan nasıl konuşmam gerektiğini bilmiyorum. karnımda simsiyah bir yumru oluştu sanki, nasıl betimleyebileceğimi bilmiyorum. senin orada benden bir haber, mutlu; ben burada senden bir haber perişan. sana ne kadar değer, benim için, benim hayatı görüşüm için nasıl önemli bir parca oldugunu asla anlayamayacaksin. sen ne yaparsan yap, ne yasarsan yasa, her nefes alışın benim için bir iğne olacak. göğsümün tam ortasına batan, koskoca bir iğne.
beyninin içine giremiyorum, dusuncelerini goremiyorum, belki cok abartiyorum, belki gunahini aliyorum. seninleyken kiminle konussam senden bahsederdim, sensizken de senden bahsetmeye devam ediyorum. tek farki neşemi paylaşmak yerine kederimi paylaşıyorum bu sefer. ne zaman konun açılsa, "boşver ya," ya da "onu geçtim de" diyip konuyu degistirmeye calisiyorum. konu ne kadar degisse de benim içimde o konu hep konuşuluyor. hep ayni huznu, hep o sabahın 4ünü yaşıyorum. tek farkı gözlerim ıslanmıyor artık. miğdem bulanıyor, yediğim içtigim bir seyden degil, senden zehirlendim sanki. zehirlenmek demisken aklima geldi, hatirliyor musun, seni zehir olsan bile içerim dedigimi? kim seni sevebilecek bu hayatta böyle? melankolikliğimi burcuma ver. ne diyip ne konusmam gerektigini bilmiyorum. hayatım sende, sendin. kocaman yüreğimin küçücük bir parçası kaldı geriye. artik "belki beni ozler, bana varır" umudu da kalmadı içimde. seni unutturacak bir insanin gelmesini bekliyorum. birdaha birisine baglanabilecek miyim, onu bile bilmiyorum. ama na-mumkun benim icin boyle bir sey artik. kiminle ne yasayacaksam, hep sen, her hareketimde seninle yasadiklarim gelecek aklima. ben de bir insana gülüp, bir insana sana verdigim degerin ceyregini verip mutlu olmaya calisacagim. kafamda, hayalimde hep bir maskeyle yasiyacagim. tugce, busra, gokce, you name it, kim geldi, kim gectiyse, hoşlanmak ile sevmek arasındaki farki artik daha iyi anliyorum. birisinin kaybinin benim icin bu kadar olmasi, sevmenin nasil bir sey oldugunu sende ogreniyorum. bu hayatta birdaha sevemeyecegim, sevmeyecegim artik. sevebilecegimi de sanmiyorum. olur da seversem, uzak duracagim. cunku sevmenin sonunda neler oluyor, en iyi ben yasadim. bu konunun sonunu nasil baglayacagimi bilmiyorum. ama aklinda, kalbinin en ucunda, en ücra köşesinde bile ben hala biraz bile varsam, kırıntı kadar bile olsa ne mutlu bana. o zaman anlarım ki, bir şeyler başarmışım, o zaman anlarım bir farkım olmuş. dunyadaki ne kadar insan varsa senin için "herkes" degil, "birisi" olabilmişsem ne mutlu bana. inan bana, sana cok deger verdim, keşke kıymetini bilseydin. keşke sevgimin köşesi kadar bile olsaydi. o zaman anlardin, aşk, sevgi sadece mutlulugunu paylastigin, hep guldugun, yaninda olmaktan zevk aldigin bir sey olmadigini. o zaman anlardin ne kadar birisinin yaninda olsan, ne kadar aci, ne kadar mutsuzluk ceksen bile o insanin yaninda olmanin gerektiginin gercek ask oldugunu. senden sonra rafa kaldirdigim o maskemi indirecegim yerinden. hep mutlu, sosyal, eglenirken gorsen bile, o maskenin arkasindaki, içimdeki insanin nasil oldugunu sen anlayacaksin bir tek. bir gram acıdıysan bana, neler yaşadığımı, nasıl hissettigimi hissettiysen, ne mutlu bana. ne zaman gordugunde, ne zaman aklina geldigimde "bana hayatini seve seve verebilecek" diye dusunursen beni, o zaman huzura erer ruhum. bu mektubu okurken biraz bile mutsuz, huzunlu, melankonik hissettiysen bile ne mutlu. ben evlensem, ileride cocuklarim, torunlarim bile olsa, senin içimdeki yerin her zaman kalacak. hayatima girip cikan insanlardan degil, hayatimi degistiren tek insan olarak kalacak. canimi vatanim disinda seve seve, gururlu bir sekilde verebilecegim sey olarak kalacaksın. umarim bunlari bir gun anlarsin, bir gun yaşarsın aynı duyguları, aynı yoğunluğu. umarim ki aklina gelirim o zaman, hatirlarsin beni, anlatsin neler yasadiğimi. belki biraz genel bir cumle olacak ama, ne yasarsan yasa, kiminle olursan ol, herkes bir durak olarak gorecek seni, veya sen onlari. kimse icin, senin benim icin oldugum kadar liman olamayacaksin. her aksam duamı "beni hatirlar, aklina gelirim insallah allahim" diye etmek yerine, "allahim, bu kizi nolur kimse kullanilacak birisi, zevk icin bir amac, veya tuketilecek birisi olarak gormesin. nolur insanlarin nasil insanlar oldugunu, amaclarinin ne oldugunu anlasin bu kiz" diye edecegim. kagida doktugum bu kelimelerin 10'da biri bile kadar degil dusuncelerim. devami bana kalsin, mutlulugun sana.
ve unutmadan, insallah kimseyi beni engelleyecek kadar sevmezsin umarim. bu mektubu sakla. biraz zaman, belki birkac ay, belki bir kac yil gecince, hayata bakis acin degisince, daha ileri, daha olgun hissettigin zaman tekrar oku. simdi anlamadiysan, o zaman anlayacaksın bu mektubu, degerini.
--
yazım hatalarım için affola.
alınan kızların "shrekteki eşekten bozma erkeklerin iddiasıdır" diye entry girecekleri başlıktır, az da olsa olan doğruluk payı kudurtur.
nam-ı diğer çanakkale peynir helvası. en sevdiğim tatlılar arasındadır, tatlı olur da sevilmez mi.
edit, nickaltı diye bir şey varmış öyle yapmışım. ayıp olmadı inş.
edit, nickaltı diye bir şey varmış öyle yapmışım. ayıp olmadı inş.
evliliği bitmiş kadar üzülen bir insanken son dönemlerdeki haberlerden daha da kendini bitirmiş yazardır. anti depresanlar da bir halta yaramıyor artık dedirtir. (bkz: ben)
neden böyle bir başlık var lan? ağlattınız beni, yapmayın, dış mihrakların oyununa gelmeyin beyler
nefsiyle sağlam mücadele içindedir. inandığı kutsal varlığın/gücün sabrı onunla olsun dedirtir.
pek kullanışlı gibi gelmiyor. kim ne zaman sınırsız her yöne arama ve sınırsız internet paketlerini çıkartır, o zaman bu iletişim yarışını kazanır.
benim gözümde tabii.
benim gözümde tabii.
eğer hayatınız boş geçiyorsa ve yapacak hiçbir şeyiniz yoksa cennet mahallesi önerimdir.
(bkz: feratlar ve küpekler giremez)
(bkz: feratlar ve küpekler giremez)
yaptığım eylemdir. o musluk son tazyikle açılır, eller kullanılmaz, sadece kurutmak için kullanılır.
ne kadar hijyeniktir bilinmez, ama o el o kakaya deymeyecek arkadaş!
ne kadar hijyeniktir bilinmez, ama o el o kakaya deymeyecek arkadaş!
buradayımdır. tam bir balık burcu erkeği fenotipi olarak sorularınızı yanıtlayacağım.
üzmüştür, üzer. sevgilisinin aklına "kiminle konuştu, yok yok ayşeyle falan konuşmuştur" getirtir. hele kurban balık burcuysa vah haline.
evimizin bireyi siyam kedimdir. gerek sevdirir gerek severken ağzımıza sıçar, ellerimizi parça pinçik edene kadar tırmalayıp ısırır. seviyorum keratayı, ara sıra güreş tutasım geliyor