bugün
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- kasım ayı4
- ai otomatik silme4
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- yazarların pazar günü planları4
- soru sormayan yetişkinler3
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek2
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması4
- gocu nerede gocu4
- kuantum fiziğine sahip kadın7
- pazar günleri 14 saattir2
- bir tane öğretmen yazar vardı2
- fenerbahçe13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- 1 kasım 20263
- hayat cidden pahalı be2
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- rapor vermeyen doktor2
- teoman şarkılarında geçen efsane sözler4
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- kerem aktürkoğlu6
- hamile fotoğrafı6
- filistinde seçimlerin yine iptal edilmesi3
- almanya ve fransa da sokak protestoları3
- kamos5
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- bik bik 219
- midye dolma5
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- anın görüntüsü21
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- futbol14
- en son ne aldınız16
- külotlu çorabın altına külot giymek2
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- teomancalmasur23
- nervio18
- kadıköy5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı59
entry'ler (39)
öyleeee miii??? yada
demek öylee haa?
demek öylee haa?
çocukken uğruna ölecek kadar çok sevdiği amcasını ve dedesini toprağa verdiği an..
bugün çok sevdiğim birinin, artık bana ihtiyacı kalmadığını anladım.. bencilce belki ama, onun bana ihtiyacı olması demek, sonsuz sevgisi demekti.. şimdi ihtiyaç gitti, sevgisi kaldı..
onu benden daha iyi veren birini bulduğu gün, o da gidicek diye ödüm patlıyor..
onu benden daha iyi veren birini bulduğu gün, o da gidicek diye ödüm patlıyor..
eğer kavga edipte ayrıldıysan sevdiğinin yanından.. ve bu yüzden deli deli yürüyorsan, içten içe seni durdurmasını beklersin.. "nereye gidiyorsun?" "dur, dinle" demesini beklersin.. eğer gelmezse yürüyüp sonunda pes edip, paşa paşa evine dönersin.
"belki" lerledir bekleyiş, "ama" larla kandırırsın kalbini, "keşke" lerle acını hatırlatırsın sevdiklerine, ama "emin" olduğun şeyleri tekrarlayamazsın kendine.. "o gelmeyecek çünkü.."
en yakın arkadaşını aramak, onunla mümkünse deniz kenarında bir yere gidip, iki lafın belini kırmak...
eğer olmazsa, bir kadeh içki almak, ışıkları kapatmak ve rahatlamak..
eğer olmazsa, bir kadeh içki almak, ışıkları kapatmak ve rahatlamak..
dakika ile saat aynı rakamı gösterdiğinde, onun seni düşündüğüne inanmak..
"ben nereye gidersem yalnızlığımın başkenti orası"
nesilden nesile geçmek uğraşır durur.
annemin digiturk plus kumandasıyla yaşadığı tek ilişki..
"Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun delilidir. "
Voltaire
Voltaire
o gitti..
onunla aynı dili konuştuğunu farkettirdiğin an.. ne dediğini anladığın, saygı duydugun, gözlerinin içine baktığın ve gerçek olduğunu hissettirdiğin o andır..
"En güzel beraberlik seninle olmak diyorum, nasıl en korkunç yalnızlık sensiz olmaksa... Biraz önce buradaydın. Aradan geçen zaman henüz kokunu bile dağıtamadı. Oturduğun koltukta ağırlığının izi duruyor. Dokunduğun her yerde sıcaklığın var, baktığın her şey de aydınlığın.
Gittin mi? Ben şimdi yalnız mıyım? Duvarlar üzerime yıkılıyor, yüzümde parçalanıyor aynalar, resim çerçeveleri. Tarifi mümkün olmayan bir boşluk içindeyim. Gözlerim kapıda, belki yine gelirsin diyorum. Uzaktan ayak sesleri geliyor. Sen değilsin gelen biliyorum, ama yine de bir ümit var içimde vazgeçemediğim.
Bir sigara yakıyorum ve seni arıyorum dumanın havada çizdiği şekillerde. Sonra ne yapacağını bilmeyen ellerime bakıyorum bir zaman. Ellerim hala ayrılırken ellerine temas etmenin hazzı içinde şaşkın ve kararsız. Oysa , o ellerle şimdi şiirler yazabilirim senin için, sana yokluğumun dayanılmazlığını anlatabilirim.
Zaman hayli ilerledi. Evine varmış olmalısın. Kulağım telefon sesinde. Beni aramanı bekliyorum. Telefonun her çalışında umutla uzanıyor ellerim ahizeye. Oysa hep bir başkası çıkıyor karşıma. Kahroluyorum. Senden başkasının varlığına değil, sesine bile tahammülüm yok artık.
Ağır dayanılmaz saatler geçiyor. Nihayet senin sesin telefonda. Beni anlayan, o özlemli kısık sesin. < Nasılsın > derken bile yüreğimi heyecanla dolduran, kanımı tutuşturan sesini işitmenin sevinci sarıyor her yerimi. Hiç bitmesin istiyorum konuşmamız. Senden başka bir şey düşündüğüm yok, dünya umurumda değil. Konuşuyor konuşuyoruz ve < Allahaısmarladık> diyorsun. Sana düşündüklerimi söyleyemiyorum.< Ne olur, yine gel ve hiç gitme artık> diyemiyorum. Boğazıma bir şeyler düğümleniyor. Ellerimde soğuk, hissiz bir aletle yapayalnız kalıyorum. Biraz önce sesini bana ileten telefon düşmanım şimdi.
Hırsla ve kinle bakıyorum bir zaman. Sonra sevdiğin bir plağı çalmak geliyor aklıma. Birden seviniyorum. Herşeye rağmen yine seninleyim, ne iyi. Beşinci senfoniyi dinliyorum. Odayı orkestranın güçlü, tanrısal sesi dolduruyor. Hiç ayrılmadığımıza ve ayrılmayacağımıza inanıyorum. Yüzyılların ardından bir Beethoven sesleniyor, isyan ediyor zamana. Ve sonra bir başka plakta Schumann ağlıyor, ben ağlıyorum, uzaklarda sen ağlıyorsun. Aşkın ve sanatın ölümsüzlüğüne bir kere daha inanıyorum.
Artık seni sevdiğime pişman değilim."
Gittin mi? Ben şimdi yalnız mıyım? Duvarlar üzerime yıkılıyor, yüzümde parçalanıyor aynalar, resim çerçeveleri. Tarifi mümkün olmayan bir boşluk içindeyim. Gözlerim kapıda, belki yine gelirsin diyorum. Uzaktan ayak sesleri geliyor. Sen değilsin gelen biliyorum, ama yine de bir ümit var içimde vazgeçemediğim.
Bir sigara yakıyorum ve seni arıyorum dumanın havada çizdiği şekillerde. Sonra ne yapacağını bilmeyen ellerime bakıyorum bir zaman. Ellerim hala ayrılırken ellerine temas etmenin hazzı içinde şaşkın ve kararsız. Oysa , o ellerle şimdi şiirler yazabilirim senin için, sana yokluğumun dayanılmazlığını anlatabilirim.
Zaman hayli ilerledi. Evine varmış olmalısın. Kulağım telefon sesinde. Beni aramanı bekliyorum. Telefonun her çalışında umutla uzanıyor ellerim ahizeye. Oysa hep bir başkası çıkıyor karşıma. Kahroluyorum. Senden başkasının varlığına değil, sesine bile tahammülüm yok artık.
Ağır dayanılmaz saatler geçiyor. Nihayet senin sesin telefonda. Beni anlayan, o özlemli kısık sesin. < Nasılsın > derken bile yüreğimi heyecanla dolduran, kanımı tutuşturan sesini işitmenin sevinci sarıyor her yerimi. Hiç bitmesin istiyorum konuşmamız. Senden başka bir şey düşündüğüm yok, dünya umurumda değil. Konuşuyor konuşuyoruz ve < Allahaısmarladık> diyorsun. Sana düşündüklerimi söyleyemiyorum.< Ne olur, yine gel ve hiç gitme artık> diyemiyorum. Boğazıma bir şeyler düğümleniyor. Ellerimde soğuk, hissiz bir aletle yapayalnız kalıyorum. Biraz önce sesini bana ileten telefon düşmanım şimdi.
Hırsla ve kinle bakıyorum bir zaman. Sonra sevdiğin bir plağı çalmak geliyor aklıma. Birden seviniyorum. Herşeye rağmen yine seninleyim, ne iyi. Beşinci senfoniyi dinliyorum. Odayı orkestranın güçlü, tanrısal sesi dolduruyor. Hiç ayrılmadığımıza ve ayrılmayacağımıza inanıyorum. Yüzyılların ardından bir Beethoven sesleniyor, isyan ediyor zamana. Ve sonra bir başka plakta Schumann ağlıyor, ben ağlıyorum, uzaklarda sen ağlıyorsun. Aşkın ve sanatın ölümsüzlüğüne bir kere daha inanıyorum.
Artık seni sevdiğime pişman değilim."
Mustafa Kemal Atatürk köşkte önemli bir davet verir, ülkenin ileri gelenleri köşkte buluşacaktır. Tüm köşk çalışanları o gece için tembihli ve çok özenlidir. ingiltere başbakanına servis yapan garson'un ayağı takılır ve tepsiyle birlikte yere düşer.
Gazi şöyle der;
"Efendim görüyorsunuz milletime herşeyi öğrettim ama uşaklık etmeyi öğretemedim."
Gazi şöyle der;
"Efendim görüyorsunuz milletime herşeyi öğrettim ama uşaklık etmeyi öğretemedim."
Deniz Baykal "yakında yine beraberiz" diye açıklama yaptı..
cep telefonu faturası çok gelen kıza söylenenler;
baba: işte bu faturan, bak incele.
kız: ...
baba: işte bu harcadığın para dördümüzün annenin senin kardeşinin ve benim paramız, dilediğin gibi harca.
baba odadan gider.. (bkz: tokat atsan daha iyi değil miydi)
baba: işte bu faturan, bak incele.
kız: ...
baba: işte bu harcadığın para dördümüzün annenin senin kardeşinin ve benim paramız, dilediğin gibi harca.
baba odadan gider.. (bkz: tokat atsan daha iyi değil miydi)
yemekleri müthiş, şivesi kendine özgüde olsa akılda kalıcak kadar aksanlı, sargı burmanın, tepsi kebabın kesin yenilmesi gereken yer.. bazende öyle dükkanlara girersiniz ki, masanın altından orjinal sony dvd satar ama dükkanda satılan ürünlerin hepsi squny'dir.. neşelidir insanı, tersi pistir, dolandırıcıdır ama arkadaşına kazık atmaz..