bugün
- 186 boyundaki erkek19
- kabak yemeği vs hamburger10
- alevi erkek8
- bursalı erkekler9
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır10
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- erzincanlı erkekler6
- istanbullu erkekler5
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- tavuk döner ısmarlayan erkek6
- 32 yaşına girmek12
- bir meyve olsanız ne olurdunuz3
- sivaslı yiğidolar6
- antalyalı erkekler5
- gün içinde uyuduğu için gece uykusu gelmeyen insan3
- kürt erkek5
- nervionun merak ettiği yazar19
- ahmet sezer bey9
- din tartışması7
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- adıyamanlı erkekler5
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma7
- g'i l d'e d l'i l y20
- zengin olsanız ne yapardınız9
- cezayir erkekği4
- proteini yüksek sporcu tarifleri2
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- nervio'ya aşık olmak5
- sözlük kızlarının artık yemek pişirmemesi sorunu4
- yalnizca deli yalnizca sair21
- norveçte bok olsam9
- ilk buluşmada ne getirilmeli3
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- şehir şehir dolaşıp koca arayan tip3
- gocu27
- izmirli kızlar4
- seat leon fr3
- habire1240
- sevişirken yatak odasına ninja girmemiş insan2
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- yeni parti için alternatifli hazırlık2
- terlik giyen erkek5
- ben ahbap derneğine güveniyorum4
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- büyük bir pipiye sahip olmak4
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- katatespizartmasi17
- arkadaşlar bakar mısınız21
- rte'nin fethettiği topraklar6
entry'ler (2)
bir de o'nu ağlarken görmek var tabii
o ağlar, sen de ağlarsın.
seninle aslında hiçbir alakası yokken
tamamen o'nun ağlamasıyla gözünde oluşan,
dış etkenlere bağlı gözyaşlarını
kendi içine akıtmak zorunda kalırsın.
o'na sarılıp ağlamak istersin,
kavramak istersin belinden,
ama olmaz.
yapamazsın.
o ağlar, sen de ağlarsın.
o ağlar, sen gözyaşlarını içine akıtırsın.
o ağladı.
ben de ağladım.
o ağlar, sen de ağlarsın.
seninle aslında hiçbir alakası yokken
tamamen o'nun ağlamasıyla gözünde oluşan,
dış etkenlere bağlı gözyaşlarını
kendi içine akıtmak zorunda kalırsın.
o'na sarılıp ağlamak istersin,
kavramak istersin belinden,
ama olmaz.
yapamazsın.
o ağlar, sen de ağlarsın.
o ağlar, sen gözyaşlarını içine akıtırsın.
o ağladı.
ben de ağladım.
en klasik köpekten kaçma tekniğidir. aniden gelişir. nefes alışverişi hiç olmadığı kadar hızlanır. beyne kan akışı durur. topuklar götte derin yaralar açar.
giriş kısmından sonra başıma gelen 2 olayı anlatmak istiyorum. her ikisi de aynı hafta içerisinde tatilden istifade ailece köye gitmemizle cereyan etti.
yaklaşık bir ay boyunca köydeki amcalarımın çiftliğinde kalacaktık. bulunduğumuz yerin üç yüz metre kadar ilerisinde bi çiftlik daha vardı, etrafı çitlerle çevrili. amcamın çiftliği, bekçiliğini yapmakla yükümlü olduğu tarla ile bitişikti. bir sabah amcam kendisinin tarlanın aşağı taraflarında işinin olduğunu ve saat 8 gibi kendisine su götürmemi istedi. kendisinin götürmeye imkanı yoktu çünkü elleri kazma, kürek taşımakla meşguldü. sabah 8 gibi su bidonunu alıp doldurdum. bi hayli ağırdı. engebeli arazi sebebiyle amcamın nerede olduğunu göremesemde yaklaşık olarak nerede olduğunu biliyordum.
aldım elime su bidonunu yürümeye başladım. bizim çiftliğin yakınındaki etrafı çitlerle çevrili diğer çiftliğin yanından geçiyordum şimdi. çitlerin hemen ardında boğa büyüklüğünde bir köpek vardı. gözleri de bende ibnenin. köpeklere nasıl yaklaşılır hiç bilmediğimden bende ona bakıyordum. 30 metre göz göze yürüdükten sonra çitlerin hafif açık olduğu bir noktaya ulaştık. korku dolu gözlerle baktım köpeğe. orospu çocuğu hiç tereddüt etmeden geçti çitlerden yanıma doğru koşmaya başladı. o an neyin ne olduğu hiç umrumda olmadan koşmaya başladım. topuklarımı götümde hissedebiliyordum. kalbim duracak gibiydi. ulan nasıl bir bilinç kaybı yaşadıysam elimdeki 20 kiloluk su bidonunu atmıyorum. köpekle aramızda santimler kaldı artık. ağzıma sıçacak diye düşündüm. sonra kurtarıcı meleğimi gördüm. mavi nissan cipiyle çiftlik sahibi geliyordu. anlamsız bir ses tonuyla, tükürük salya saçarak " abiiieee, abieee köpeeğeee bakk abiieee ğıahhh ". adam arabasının camından kafasını çıkardı "tomi şş oğlum gel oğlum" dedi. köpek peşimi bıraktı sahibinin yanına gitti. hiç teşekkür dahi etmedim adama. aynen koşmaya devam ediyordum. iki yüz metre kadar koşmaya devam ettim. amcam ufukta göründüğünde hafif yavaşladım.
yanına vardığımda amcam suratımdakki azrail görmüş ifadenin nedenini sordu. olayları anlattım. "kaçmayacan öyle durumlarda yeğenim. rahat olacan" dedi. tecrübelenmiştim artık.
olaydan 3 gün sonra yine bir sabah ve yine aynı şekilde amcama su götürüyordum. köpeğe hiç bakmadan geçtim çiftliği. tam tehlike geçti diye düşünürken yaklaşık yüz metre ilerde çete halinde oturan 5 köpeği gördüm. lan tamam amcam rahat felan dediydi de beş köpek diyorum oğlum! kaçmanın faydası olmayacaktı çünkü beni görmüş ve ayaklanmışlardı. muzaffer bi komutan edasıyla eğildim bir taş aldım ve köpeklerin olduğu tarafa doğru fırlattım. hafif kıpraştılar geriye doğru. koşarak üzerlerine doğru gidiyordum. o an herşey ağırçekimdeymiş gibiydi. 5 köpeğe doğru elimde kılıç cihad emri veren bir komutan görünümündeydim. fakat elimde kılıç değil yirmi kiloluk bir su bidonu vardı. eğilip bir taş aldım ve yine fırlattım. artık inceden kaçmaya başlamıştı köpekler. zafere çok az kalmıştı. o an ki adrenalinin etkisiylede köpekleri korkutmak için ağzımdan "haıh hıahh harrr kıhhkk" gibi sesler çıkarıyordum. yemin ederim o anı birileri görse hangi tarafın köpek olduğunu anlayamazdı. ve işte zafer anı köpekler hızla kaçtılar.
gittim suyu verdim amcama olayları anlattım " aferin " dedi. eve doğru yola koyuldum. köpeklerle karşılaştığım o yere vardığımda yine bilincimi kaybettim ve ufukta bir tane dahi köpek olmamasına rağmen elime bir taş alıp " hıağğ hjarr ıhhhkk " diye bağırdım.
giriş kısmından sonra başıma gelen 2 olayı anlatmak istiyorum. her ikisi de aynı hafta içerisinde tatilden istifade ailece köye gitmemizle cereyan etti.
yaklaşık bir ay boyunca köydeki amcalarımın çiftliğinde kalacaktık. bulunduğumuz yerin üç yüz metre kadar ilerisinde bi çiftlik daha vardı, etrafı çitlerle çevrili. amcamın çiftliği, bekçiliğini yapmakla yükümlü olduğu tarla ile bitişikti. bir sabah amcam kendisinin tarlanın aşağı taraflarında işinin olduğunu ve saat 8 gibi kendisine su götürmemi istedi. kendisinin götürmeye imkanı yoktu çünkü elleri kazma, kürek taşımakla meşguldü. sabah 8 gibi su bidonunu alıp doldurdum. bi hayli ağırdı. engebeli arazi sebebiyle amcamın nerede olduğunu göremesemde yaklaşık olarak nerede olduğunu biliyordum.
aldım elime su bidonunu yürümeye başladım. bizim çiftliğin yakınındaki etrafı çitlerle çevrili diğer çiftliğin yanından geçiyordum şimdi. çitlerin hemen ardında boğa büyüklüğünde bir köpek vardı. gözleri de bende ibnenin. köpeklere nasıl yaklaşılır hiç bilmediğimden bende ona bakıyordum. 30 metre göz göze yürüdükten sonra çitlerin hafif açık olduğu bir noktaya ulaştık. korku dolu gözlerle baktım köpeğe. orospu çocuğu hiç tereddüt etmeden geçti çitlerden yanıma doğru koşmaya başladı. o an neyin ne olduğu hiç umrumda olmadan koşmaya başladım. topuklarımı götümde hissedebiliyordum. kalbim duracak gibiydi. ulan nasıl bir bilinç kaybı yaşadıysam elimdeki 20 kiloluk su bidonunu atmıyorum. köpekle aramızda santimler kaldı artık. ağzıma sıçacak diye düşündüm. sonra kurtarıcı meleğimi gördüm. mavi nissan cipiyle çiftlik sahibi geliyordu. anlamsız bir ses tonuyla, tükürük salya saçarak " abiiieee, abieee köpeeğeee bakk abiieee ğıahhh ". adam arabasının camından kafasını çıkardı "tomi şş oğlum gel oğlum" dedi. köpek peşimi bıraktı sahibinin yanına gitti. hiç teşekkür dahi etmedim adama. aynen koşmaya devam ediyordum. iki yüz metre kadar koşmaya devam ettim. amcam ufukta göründüğünde hafif yavaşladım.
yanına vardığımda amcam suratımdakki azrail görmüş ifadenin nedenini sordu. olayları anlattım. "kaçmayacan öyle durumlarda yeğenim. rahat olacan" dedi. tecrübelenmiştim artık.
olaydan 3 gün sonra yine bir sabah ve yine aynı şekilde amcama su götürüyordum. köpeğe hiç bakmadan geçtim çiftliği. tam tehlike geçti diye düşünürken yaklaşık yüz metre ilerde çete halinde oturan 5 köpeği gördüm. lan tamam amcam rahat felan dediydi de beş köpek diyorum oğlum! kaçmanın faydası olmayacaktı çünkü beni görmüş ve ayaklanmışlardı. muzaffer bi komutan edasıyla eğildim bir taş aldım ve köpeklerin olduğu tarafa doğru fırlattım. hafif kıpraştılar geriye doğru. koşarak üzerlerine doğru gidiyordum. o an herşey ağırçekimdeymiş gibiydi. 5 köpeğe doğru elimde kılıç cihad emri veren bir komutan görünümündeydim. fakat elimde kılıç değil yirmi kiloluk bir su bidonu vardı. eğilip bir taş aldım ve yine fırlattım. artık inceden kaçmaya başlamıştı köpekler. zafere çok az kalmıştı. o an ki adrenalinin etkisiylede köpekleri korkutmak için ağzımdan "haıh hıahh harrr kıhhkk" gibi sesler çıkarıyordum. yemin ederim o anı birileri görse hangi tarafın köpek olduğunu anlayamazdı. ve işte zafer anı köpekler hızla kaçtılar.
gittim suyu verdim amcama olayları anlattım " aferin " dedi. eve doğru yola koyuldum. köpeklerle karşılaştığım o yere vardığımda yine bilincimi kaybettim ve ufukta bir tane dahi köpek olmamasına rağmen elime bir taş alıp " hıağğ hjarr ıhhhkk " diye bağırdım.