bugün
- anın turşusu6
- karışık kızartma5
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- fuck taliban tişörtü7
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı7
- dom dom kurşunu4
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- pastayı varoş gösteren detaylar4
- yerde para bulmak12
- halloween kutlayan dejenere tip5
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- trabzonspor17
- amedspor4
- görükle den moskova'ya yürümek10
- yallah arabistan a diyen tip8
- kadın şoför9
- fenerbahçe'yi şampiyon yapacak teknik direktör3
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- true'nun çaylak olması12
- asperger sendromu6
- eyyy aliyev2
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- 28 ekim 2026 kars 36 spor antalyaspor maçı4
- giresunlu olmanın zorlukları4
- israil2
- kedi sevmeyen insan5
- turşu yemeye ıspartaya gitmek2
- şafak saymak4
- milli bayramların kutlanmaması3
- para kazanmak9
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- japonya5
- kars 36 spor4
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- nervio abla20
- uzun yol otobüsleri3
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın4
- 28 ekim 20273
- engineer2821
- binyamin netanyahu12
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- yeni evli çift aktiviteleri16
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- gadi eizenkot5
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması5
entry'ler (2)
bir de o'nu ağlarken görmek var tabii
o ağlar, sen de ağlarsın.
seninle aslında hiçbir alakası yokken
tamamen o'nun ağlamasıyla gözünde oluşan,
dış etkenlere bağlı gözyaşlarını
kendi içine akıtmak zorunda kalırsın.
o'na sarılıp ağlamak istersin,
kavramak istersin belinden,
ama olmaz.
yapamazsın.
o ağlar, sen de ağlarsın.
o ağlar, sen gözyaşlarını içine akıtırsın.
o ağladı.
ben de ağladım.
o ağlar, sen de ağlarsın.
seninle aslında hiçbir alakası yokken
tamamen o'nun ağlamasıyla gözünde oluşan,
dış etkenlere bağlı gözyaşlarını
kendi içine akıtmak zorunda kalırsın.
o'na sarılıp ağlamak istersin,
kavramak istersin belinden,
ama olmaz.
yapamazsın.
o ağlar, sen de ağlarsın.
o ağlar, sen gözyaşlarını içine akıtırsın.
o ağladı.
ben de ağladım.
en klasik köpekten kaçma tekniğidir. aniden gelişir. nefes alışverişi hiç olmadığı kadar hızlanır. beyne kan akışı durur. topuklar götte derin yaralar açar.
giriş kısmından sonra başıma gelen 2 olayı anlatmak istiyorum. her ikisi de aynı hafta içerisinde tatilden istifade ailece köye gitmemizle cereyan etti.
yaklaşık bir ay boyunca köydeki amcalarımın çiftliğinde kalacaktık. bulunduğumuz yerin üç yüz metre kadar ilerisinde bi çiftlik daha vardı, etrafı çitlerle çevrili. amcamın çiftliği, bekçiliğini yapmakla yükümlü olduğu tarla ile bitişikti. bir sabah amcam kendisinin tarlanın aşağı taraflarında işinin olduğunu ve saat 8 gibi kendisine su götürmemi istedi. kendisinin götürmeye imkanı yoktu çünkü elleri kazma, kürek taşımakla meşguldü. sabah 8 gibi su bidonunu alıp doldurdum. bi hayli ağırdı. engebeli arazi sebebiyle amcamın nerede olduğunu göremesemde yaklaşık olarak nerede olduğunu biliyordum.
aldım elime su bidonunu yürümeye başladım. bizim çiftliğin yakınındaki etrafı çitlerle çevrili diğer çiftliğin yanından geçiyordum şimdi. çitlerin hemen ardında boğa büyüklüğünde bir köpek vardı. gözleri de bende ibnenin. köpeklere nasıl yaklaşılır hiç bilmediğimden bende ona bakıyordum. 30 metre göz göze yürüdükten sonra çitlerin hafif açık olduğu bir noktaya ulaştık. korku dolu gözlerle baktım köpeğe. orospu çocuğu hiç tereddüt etmeden geçti çitlerden yanıma doğru koşmaya başladı. o an neyin ne olduğu hiç umrumda olmadan koşmaya başladım. topuklarımı götümde hissedebiliyordum. kalbim duracak gibiydi. ulan nasıl bir bilinç kaybı yaşadıysam elimdeki 20 kiloluk su bidonunu atmıyorum. köpekle aramızda santimler kaldı artık. ağzıma sıçacak diye düşündüm. sonra kurtarıcı meleğimi gördüm. mavi nissan cipiyle çiftlik sahibi geliyordu. anlamsız bir ses tonuyla, tükürük salya saçarak " abiiieee, abieee köpeeğeee bakk abiieee ğıahhh ". adam arabasının camından kafasını çıkardı "tomi şş oğlum gel oğlum" dedi. köpek peşimi bıraktı sahibinin yanına gitti. hiç teşekkür dahi etmedim adama. aynen koşmaya devam ediyordum. iki yüz metre kadar koşmaya devam ettim. amcam ufukta göründüğünde hafif yavaşladım.
yanına vardığımda amcam suratımdakki azrail görmüş ifadenin nedenini sordu. olayları anlattım. "kaçmayacan öyle durumlarda yeğenim. rahat olacan" dedi. tecrübelenmiştim artık.
olaydan 3 gün sonra yine bir sabah ve yine aynı şekilde amcama su götürüyordum. köpeğe hiç bakmadan geçtim çiftliği. tam tehlike geçti diye düşünürken yaklaşık yüz metre ilerde çete halinde oturan 5 köpeği gördüm. lan tamam amcam rahat felan dediydi de beş köpek diyorum oğlum! kaçmanın faydası olmayacaktı çünkü beni görmüş ve ayaklanmışlardı. muzaffer bi komutan edasıyla eğildim bir taş aldım ve köpeklerin olduğu tarafa doğru fırlattım. hafif kıpraştılar geriye doğru. koşarak üzerlerine doğru gidiyordum. o an herşey ağırçekimdeymiş gibiydi. 5 köpeğe doğru elimde kılıç cihad emri veren bir komutan görünümündeydim. fakat elimde kılıç değil yirmi kiloluk bir su bidonu vardı. eğilip bir taş aldım ve yine fırlattım. artık inceden kaçmaya başlamıştı köpekler. zafere çok az kalmıştı. o an ki adrenalinin etkisiylede köpekleri korkutmak için ağzımdan "haıh hıahh harrr kıhhkk" gibi sesler çıkarıyordum. yemin ederim o anı birileri görse hangi tarafın köpek olduğunu anlayamazdı. ve işte zafer anı köpekler hızla kaçtılar.
gittim suyu verdim amcama olayları anlattım " aferin " dedi. eve doğru yola koyuldum. köpeklerle karşılaştığım o yere vardığımda yine bilincimi kaybettim ve ufukta bir tane dahi köpek olmamasına rağmen elime bir taş alıp " hıağğ hjarr ıhhhkk " diye bağırdım.
giriş kısmından sonra başıma gelen 2 olayı anlatmak istiyorum. her ikisi de aynı hafta içerisinde tatilden istifade ailece köye gitmemizle cereyan etti.
yaklaşık bir ay boyunca köydeki amcalarımın çiftliğinde kalacaktık. bulunduğumuz yerin üç yüz metre kadar ilerisinde bi çiftlik daha vardı, etrafı çitlerle çevrili. amcamın çiftliği, bekçiliğini yapmakla yükümlü olduğu tarla ile bitişikti. bir sabah amcam kendisinin tarlanın aşağı taraflarında işinin olduğunu ve saat 8 gibi kendisine su götürmemi istedi. kendisinin götürmeye imkanı yoktu çünkü elleri kazma, kürek taşımakla meşguldü. sabah 8 gibi su bidonunu alıp doldurdum. bi hayli ağırdı. engebeli arazi sebebiyle amcamın nerede olduğunu göremesemde yaklaşık olarak nerede olduğunu biliyordum.
aldım elime su bidonunu yürümeye başladım. bizim çiftliğin yakınındaki etrafı çitlerle çevrili diğer çiftliğin yanından geçiyordum şimdi. çitlerin hemen ardında boğa büyüklüğünde bir köpek vardı. gözleri de bende ibnenin. köpeklere nasıl yaklaşılır hiç bilmediğimden bende ona bakıyordum. 30 metre göz göze yürüdükten sonra çitlerin hafif açık olduğu bir noktaya ulaştık. korku dolu gözlerle baktım köpeğe. orospu çocuğu hiç tereddüt etmeden geçti çitlerden yanıma doğru koşmaya başladı. o an neyin ne olduğu hiç umrumda olmadan koşmaya başladım. topuklarımı götümde hissedebiliyordum. kalbim duracak gibiydi. ulan nasıl bir bilinç kaybı yaşadıysam elimdeki 20 kiloluk su bidonunu atmıyorum. köpekle aramızda santimler kaldı artık. ağzıma sıçacak diye düşündüm. sonra kurtarıcı meleğimi gördüm. mavi nissan cipiyle çiftlik sahibi geliyordu. anlamsız bir ses tonuyla, tükürük salya saçarak " abiiieee, abieee köpeeğeee bakk abiieee ğıahhh ". adam arabasının camından kafasını çıkardı "tomi şş oğlum gel oğlum" dedi. köpek peşimi bıraktı sahibinin yanına gitti. hiç teşekkür dahi etmedim adama. aynen koşmaya devam ediyordum. iki yüz metre kadar koşmaya devam ettim. amcam ufukta göründüğünde hafif yavaşladım.
yanına vardığımda amcam suratımdakki azrail görmüş ifadenin nedenini sordu. olayları anlattım. "kaçmayacan öyle durumlarda yeğenim. rahat olacan" dedi. tecrübelenmiştim artık.
olaydan 3 gün sonra yine bir sabah ve yine aynı şekilde amcama su götürüyordum. köpeğe hiç bakmadan geçtim çiftliği. tam tehlike geçti diye düşünürken yaklaşık yüz metre ilerde çete halinde oturan 5 köpeği gördüm. lan tamam amcam rahat felan dediydi de beş köpek diyorum oğlum! kaçmanın faydası olmayacaktı çünkü beni görmüş ve ayaklanmışlardı. muzaffer bi komutan edasıyla eğildim bir taş aldım ve köpeklerin olduğu tarafa doğru fırlattım. hafif kıpraştılar geriye doğru. koşarak üzerlerine doğru gidiyordum. o an herşey ağırçekimdeymiş gibiydi. 5 köpeğe doğru elimde kılıç cihad emri veren bir komutan görünümündeydim. fakat elimde kılıç değil yirmi kiloluk bir su bidonu vardı. eğilip bir taş aldım ve yine fırlattım. artık inceden kaçmaya başlamıştı köpekler. zafere çok az kalmıştı. o an ki adrenalinin etkisiylede köpekleri korkutmak için ağzımdan "haıh hıahh harrr kıhhkk" gibi sesler çıkarıyordum. yemin ederim o anı birileri görse hangi tarafın köpek olduğunu anlayamazdı. ve işte zafer anı köpekler hızla kaçtılar.
gittim suyu verdim amcama olayları anlattım " aferin " dedi. eve doğru yola koyuldum. köpeklerle karşılaştığım o yere vardığımda yine bilincimi kaybettim ve ufukta bir tane dahi köpek olmamasına rağmen elime bir taş alıp " hıağğ hjarr ıhhhkk " diye bağırdım.