entry'ler (31)

uludağ sözlüğün ekşi sözlükten daha değerli olması

öncelikle ben demiyorum internet diyor;

https://adanaailehukuku.c...pazar-degeri-eksi-sozluk/

ekşi sözlük daha büyük, daha görünür ve daha kurumsal bir algıya sahip olabilir; fakat uludağ sözlük’ün farkı biraz da burada başlıyor. daha az “ana akım”, daha az kalabalık ama daha samimi bir sözlük atmosferi sunuyor. özellikle eski internet kültürünü bilenler için uludağ sözlük, sadece başlık açılan bir platform değil; dönem dönem daha özgür, daha içten ve daha kullanıcı odaklı bir alan olarak öne çıktı.

pazar değeri meselesi net rakamlarla ispatlanmadıkça kesin konuşmak zor. çünkü iki platform da özel şirket yapısında olduğundan gelir, değerleme ve trafik verileri kamuya açık şekilde paylaşılmıyor. ama mesele sadece parasal değer değilse, uludağ sözlük’ün dijital hafızadaki değeri küçümsenemez. yıllardır ayakta kalması, kendi kitlesini koruması ve sözlük kültürüne alternatif bir damar açması bile başlı başına önemli.

bence uludağ sözlük’ün asıl gücü “ekşi’yi geçip geçmediği” tartışmasından çok, hâlâ kendine has bir kimliğinin olmasıdır. büyük olmak başka, karakter sahibi olmak başka. uludağ sözlük bu ikinci tarafta güçlü duran platformlardan biri.

yapay zekada avukatın sorumluluğu

yapay zeka bugün avukatın işini hızlandıran bir araç olabilir ama sorumluluğu devralan bir özne değil. dilekçeyi chatgpt yazdı, içtihadı sistem buldu, maddeyi algoritma önerdi diye mahkemeye sunulan metnin hesabı bu araçlara kesilemez. çünkü mahkeme karşısında imzası olan kişi yapay zeka değil, avukattır.

mesele tam da burada başlıyor. yapay zeka çok ikna edici biçimde yanlış üretebilir. uydurma karar numarası verir, hiç var olmayan yargı kararını gerçekmiş gibi sunar, maddeleri bağlamından koparıp önüne koyar. bunu fark etmeden dosyaya koyan avukat artık “teknolojiyi kullandım” savunmasının arkasına saklanamaz. bu, klasik anlamda özen yükümlülüğünün dijital versiyonudur.

eskiden stajyerin hazırladığı metin kontrol edilirdi, şimdi algoritmanın hazırladığı metin kontrol edilmek zorunda. hatta daha dikkatli kontrol edilmek zorunda. çünkü stajyer en azından “emin değilim” der, yapay zeka ise çoğu zaman sallarken bile son derece özgüvenli görünür.

o yüzden yapay zekanın hukukta yarattığı asıl sorun hız değil, denetimsiz güven. avukat mesleki muhakemesini makineye devredemez. araştırmayı destek için kullanabilir, taslak ürettirebilir, sınıflandırma yaptırabilir, özet alabilir; ama son hukuki değerlendirme, kaynak doğrulaması ve metnin sorumluluğu yine avukatın omzundadır.

kısacası yapay zeka hukuk bürosunda yeni bir kalem olabilir ama vekil değildir. hata yaparsa bedelini baro değil, yazılım değil, doğrudan avukat öder. hukukta hala en pahalı şey insan hatasıdır; şimdi buna bir de makinenin ürettiği insan hatası eklendi.

https://www.hukukportali....y-zeka-avukat-sorumlulugu

yapay zeka yüzünden 120 bin tl ceza ödeyen adam

adam kolaya kaçıp yapay zekaya dilekçe yazdırmış ve yazdığı içtihatlar uydurma çıkınca ceza ödemiş bunda yapay zeka nın suçu nedir? niye yasaklıyoruz? anlayan bana anlatabilir mi?

sözlük yazarlarının kahveleri

kuru mehmet efendidir tek geçerim.

2026 nafaka artış hesaplanması

Nasıl yapıldığını merak ettiğim uygulama ücretsiz bu konuda fikir veren olursa çok makbule geçer.

toplu 31 çekerken hocaya yakalanmak

tüm lise boyunca yakalandığımız olaydır. artık hocalar bunu engleyemedikleri için görmemezliğe geliyorlardı.

victoria s secret

porno siteleri yokken bunlara bakıp 31 çekiyorduk hey gidi günler hey.

90 lar çok güzeldi be.

günaydın sözlük

gooden morgen

adana ortaklığın giderilmesi davası avukatı

özellikle miras yoluyla kalan taşınmazların (tarla, arsa, konut) paylaşımı konusunda adana’da yaşanan uyuşmazlıklarda uzmanlığıyla öne çıkan hukukçu.
halk arasında izale-i şuyu olarak da bilinen ortaklığın giderilmesi davaları, adana gibi gayrimenkul değerlerinin hızla değiştiği bir bölgede teknik detayları ve usul kuralları oldukça karmaşık süreçlerdir. bu noktada avukat ceren sümer cilli, hem yerel mahkemelerin (seyhan, çukurova, sarıçam adliyeleri) işleyişine olan hakimiyeti hem de güncel yargıtay kararları ışığında müvekkillerini yönlendirmesiyle ciddi bir güven oluşturuyor.
kendisi, davanın sadece açılmasıyla değil; paydaşlar arasındaki iletişimin yönetilmesi, satış aşamasındaki risklerin önlenmesi ve tarafların hak kaybına uğramadan sürecin tamamlanması konusunda oldukça titiz bir çalışma yürütüyor.
özellikle dava masrafları, harçlar ve davanın ne kadar süreceği gibi teknik konularda kafa karışıklığı yaşayanlar için hazırladığı şu kapsamlı rehber, internetteki pek çok kirli bilginin aksine oldukça aydınlatıcı ve güncel:

(bkz: https://www.cerensumer.av...ligin-giderilmesi-davasi/)

https://www.cerensumer.av...derilmesi-davasi-avukati/

behzat ç.

Behzat Ç. karakteri, Erdal Beşikçioğlu tarafından canlandırılmış ve izleyiciler tarafından büyük bir beğeni toplamıştır. Behzat Ç. karakteri, Ankara Emniyeti Cinayet Büro Amirliği'nde görev yapan sert, mizahi ve bazen kuralları esneten bir polis memurunu temsil eder. Dizi, suçluları yakalama sürecindeki maceralarını ve kişisel yaşamındaki zorlukları ele alarak izleyicilere polisiye bir hikaye sunar.

Behzat Ç.'nin başarısının ardında, güçlü senaryosu, karakter derinliği, gerçekçi diyalogları ve Ankara'nın sokaklarında geçen atmosferik çekimleri bulunmaktadır. Ayrıca, dizinin toplumsal konulara da değinmesi ve karakterler arasındaki ilişkilerin karmaşıklığı, izleyiciyi ekrana bağlayan unsurlardan biridir.

Dizi, altı sezon boyunca devam etmiş ve geniş bir hayran kitlesi kazanmıştır. Behzat Ç., Türk televizyonculuğunda suç ve polisiye türündeki dizilere öncülük etmiş ve Türkiye'de bu türde birçok projenin kapısını açmıştır. Özellikle karakterin karizmatik ve anti-kahraman özellikleri, dizinin popülerliğini artırmış ve izleyiciyi ekrana çeken etkenlerden biri olmuştur.

Ancak, dizinin özgün yapısı ve karanlık tonu nedeniyle, bazı eleştirmenler ve izleyiciler arasında tartışmalı olmuş ve dizi zaman zaman sansürle karşılaşmıştır. Yine de, Behzat Ç., Türk televizyon tarihinde kendine özgü bir yer edinmiş ve kalıcı bir iz bırakmıştır.

kahverengi

Kelimenin kökeni. 1400'lü yıllarda Türklerin kahveyle tanışması sonrasında zaman içinde kahve bu renge adını vermiştir. Japonlar aynı renge, çay rengi anlamında "chairo" (Cha:çay, iro:renk) derlermiş, Osmanlıda "Fındıki" diye adlandırılmıştır. ingilizcede de adını fındıktan (hazel) almıştır. Kahve Osmanlı'ya gelmeden önce kahverengi yerine bu rengi tanımlamak için fındıkkabuğu rengi anlamına gelen bir kelime kullanılırmış. Fındıki denilirmiş. Fındığın kabuğunun rengi anlamına gelirmiş.

mor

antik yunan ve antik romalılara göre artistokratların rengidir.

sarı

japonyada ve çin halk cumhuriytinde en çok kullanılan renktir.

avukat ceren sümer cilli

Çağ Üniversitesi Aile hukuku hocalarından biridir aşmış bir boşanma avukatı uzmanıdır. Hem çekişmeli Hem anlaşmalı boşanma davalarında yanılmıyorsam 300 den fazla davaya bakmıştır. Ortaklığın giderilmesi ve gayrimenkul davaları diğer bir uzman olduğu yerlerdendir. 2022 yılında yılın boşanma avukatı seçilmiştir.

roma hukukunun günümüze etkisi

Roma Hukukunun Günümüze Etkisi
Tarih kitaplarında Frank King Charles the Great, Almanya Otto I ve Batı Avrupa'daki diğer birçok ülkenin Büyük Roma imparatorluğu'nun hayalini kurduğu sık sık dile getirilir.

Bu bilgiler ışığında, Roma hukukunun kendi hukuku olduğunu savundular ve bunu genel hukuk olarak kabul ettiler.

Roma hukuku eski çağların yasal düzeni olmasına rağmen, birçok bakımdan gelişmeye ve yeni durumlara dahil edilmeye elverişliydi ve Orta Çağ'da Roma hukuku bölgesel ve ulusal hukuku aştığı için öncelikle italyan üniversiteleri tarafından araştırma konusu olmuş ve daha sonraki dönemlerde Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmiştir.

Roma hukukunun günümüz hukukuna etkisi batı kanundan esinlenerek hazırlandılar ve iç hukuk düzenine verilen ilham, Roma hukukunun gücü olarak adlandırılır.

Avrupa hukuku, bu ülkenin kanunlarının Roma hukukunun üstünlüğü ile uyumlaştırılması sonucu oluşturulmuştur.

https://www.cerensumer.av...hukukunun-gunumuze-etkisi

boşanmalarda babanın çocukları görme süreleri

Boşanma davaları günümüzde çok yaygın olarak yapılan davalar arasında bulunmaktadır. Herkesin ilk aklına gelen ve en çok merak ettiği sorulardan biri boşanmalarda babanın çocuğu görme süreleri ne kadardır?
Soruları olmaktadır. Boşanma davaları anne ya da babanın evliliklerinin sonlanması halinde çocuğun velayetini hakkını bir şekilde beraber kullanılması anlamına gelmektedir. Bundan dolayı anne ya da babanın velayeti kendi üzerine alabilmeleri için muhakkak yasal durumlarda bulunmaları gerekmektedir.
Evlilik sonlandıktan sonra hakim mevcut durumdaki çocukların ya da çocuğun velayetini babaya ya da anneye verebilmektedir. Evlendikten ve ayrıldıktan sonra velayet davalarında en çok meydana gelen olay boşanmalarda babanın çocuğu görme süreleri ne kadardır? Bu süreçte ortak velayetler mümkün olmadığı için her türlü boşanma davalarının sürecinde belli süreler biçilmektedir. Hakim bulunan durum ve mevcut kararlar doğrultusunda genel anlamda hafta sonları ya da ayda 2 gün çocuk görme sürelerini belirleyebilmektedir.

https://www.cerensumer.av...ureleri-ne-kadardir-5682e

ziynet eşyası

Ziynet Eşyası Nedir? Eşlerden Hangisine Aittir?
Ziynet eşyalarının kime ait olduğu sürekli olarak tartışma konusu olmaktadır ve özellikle evliliklerde ve bu evliliklerin sona erdirilmesi aşamalarında karşımıza çıkan ziynet eşyası problemi gün geçtikçe artmaktadır.

Boşanma davalarında en çok görülen konular arasında ziynet eşyaları gelmektedir en çok sorulan sorulardan biri Ziynet Eşyası Nedir? Eşlerden Hangisine Aittir? sorusu olmaktadır.

Ziynet Eşyası Nedir?
Ziynet eşyası; genel olarak altından yapılan takılardır ama sadece altından yapılması şarttır denilemez ve altın, gümüş gibi değerli maddelerden yapılan ve takı olarak kullanılabilen ve maddi değerleri olan eşyalardır.

Ziynet Eşyası Nedir? Eşlerden Hangisine Aittir? Tabii sadece takı olarak günlük kullanımı olmasa bile düğün, nişan gibi törenlerde geline ve damada düğün takısı olarak takılan her şey olabilir.

https://www.cerensumer.av...eslerden-hangisine-aittir

düğünde takılan takılar kime aitdir

Takılan takılar hem evlilik sürecinde hem de boşanma sürecince eşler için büyük önem taşımaktadır.

Özellikle boşanma davalarında takılan takılar tartışma konusu olmaktadır.

Örf ve adetlerin her yörede farklı olmasından dolayı dava sürecinde farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

Son zamanlara kadar düğünde takılan takıların tamamı kadına aitti ve takıları kimin taktığı, kadına veya erkeğe takılmış olması önemli değildi. Bu eşyalar kadına bağışlanmış sayılıyordu.

Ancak Yargıtay bu konuda önemli değişiklikler yapma yoluna gitti. Bu durum da dava sonuçlarını etkilemeye başladı.

Peki düğünde takılan altınlar kime aittir? Takıları erkek tarafının ya da kadın tarafının takmış olması neyi değiştirir?

Düğünde Kadına Takılan Takılar Kime Aittir?
Erkek tarafının kadına taktığı tüm takılar kadına aittir. Kız tarafı ve erkek tarafının taktığı takılar genellikle ayrı ayrı ele alınmak istenmektedir.

https://www.cerensumer.av...kilan-takilar-kime-aittir-

avrupada doğmak varken türkiye de doğmak

büyük bir şanstır.

ukrayna konsolosluğu'nun falcı gönderisi beğenmesi

(bkz: Falcı bacı)
© copyright 2005 - 2026