bugün
- okulda felsefe dersinin kaldırılması4
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- yks'ye 30 saniye geç kalan öğrenci2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı2
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak5
- yuzırların süper güçleri11
- telegram vs whatsapp3
- ona bir cümle bırak2
- arkadaşlar bakar mısınız4
- didem soydan2
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- seni hayata bağlayan şey8
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı5
- türkiye a milli futbol takımı15
- dövmesi olan yazarlar6
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- cumartesi gecesi intihar etmek5
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- nervio'nun kedi kumu5
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız4
- ankara mı istanbul mu9
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek5
- termodinamiğin ikinci kanununu silkmek5
- köyde gece tuvalete gitmek5
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- erkeklerin akılsızlıkları9
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- berberlere zam gelmesi7
- treni kaçırmak5
- istanbul trafiğini bir cümleyle anlatmak5
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- salyangozun bıraktığı gümüşsü iz4
- a milli futbol takımına bir bahane bırak3
- 48 takım içinde 47 nci olmak3
- platonik aşk5
- sözlük yazarlarının nicklerinin fotoğrafı3
- almanya2
- nasılsınız2
- 13 seçim kaybetmedim7
- siz yazın ben yatıyorum3
- aslan burcunun karakteristik özellikleri6
- sevgilisini paylaşan adam3
- rüştü reçber in kötü bir kaleci olması2
- vurduran erkek davranışları3
- gavat bir insan olmak3
- kendini beğendirmek2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
okumaktan nefret ettiğim spor medyasıdır.
çok samimiyim ki; burada yazan birçok yazar onlardan çok daha iyi yazılar yazabilir.
mesela beşiktaş'ı destekleyen bir futbolsever olarak kendi takımım ile ilgili örnekler verebilirim bu konuda; *
biliyorsunuz ki yönetimimiz teknik direktör bernd schuster'i takımın başına getirerek aslında, bilerek veya bilmeyerek, şu an oynamaya çalıştığımız sistemi futbol takımımıza getirmişti. yani schuster'i getiriyorsan bir yandan oynadığımız bu dominant oyunun keyfini çıkarır, diğer yandan da kalene gelen her atakta ecel terleri dökersin. schuster bu yüzden vardır, stili budur. bu sistemin artılarını-eksilerini ayrıca konuşabiliriz. kimisi bu sistemi çok riskli bulur, yani bardağın boş kısmına bakar, kimi de oynadığımız "büyük takım" oyunundan keyif alır ve bardağın dolu kısmına bakmış olur.
sezon ilk açıldığında oynanan bu dominant oyun bütün spor medyasını etkilemiş, beşiktaş favori olarak gösterilmişti. ancak herşey inönü'deki ibb maçı ile değişti(!). arkamıza atılan 3-4 toptan ikisi gol olunca spor medyamız oynadığımız süper oyunu tamamen es geçerek 180 derecelik değişişimine başlamıştı. ardından gelen sakatlıklar ile birlikte kaybettiğimiz 4 maç da tahmin edebileceğimiz gibi onları tamamen anti-schuster'ci yapmıştı. oynanan futbola kimse bakmıyor, herkes alabildiğine vuruyordu takıma, schuster'e. kimse iyi yanları yazmaz olmuştu. 3 kulvarda yolumuza devam ettiğimizi, 10 kişiyi geçik bir sakatlık sorunumuz olduğunu unutmuştu hepsi. *
yarın öbür gün beşiktaş iyi giderse aynı 180 derecelik dönüşü yine göreceğiz. tüm yazarlar schuster'ci olacak bir anda. bundan adım gibi eminim.
bu şekilde yazı yazmak o kadar kolay ki... bende skor tabelasına bakıp yazı yazabilirim. çok zor birşey olduğunu zannetmiyorum. önemli olan kötü sonuca rağmen tam bir takım analizi yapabilmek. düşene vurmak kadar kolay birşey var mı? bu insanların bu yazıları yazarak, televizyonda bu yorumları yaparak milyarlar kazandığına inanamıyorum gerçekten. 3-5 yazar-yorumcu harici hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. yaptıkları iş dünyanın en kolay işi.
çok samimiyim ki; burada yazan birçok yazar onlardan çok daha iyi yazılar yazabilir.
mesela beşiktaş'ı destekleyen bir futbolsever olarak kendi takımım ile ilgili örnekler verebilirim bu konuda; *
biliyorsunuz ki yönetimimiz teknik direktör bernd schuster'i takımın başına getirerek aslında, bilerek veya bilmeyerek, şu an oynamaya çalıştığımız sistemi futbol takımımıza getirmişti. yani schuster'i getiriyorsan bir yandan oynadığımız bu dominant oyunun keyfini çıkarır, diğer yandan da kalene gelen her atakta ecel terleri dökersin. schuster bu yüzden vardır, stili budur. bu sistemin artılarını-eksilerini ayrıca konuşabiliriz. kimisi bu sistemi çok riskli bulur, yani bardağın boş kısmına bakar, kimi de oynadığımız "büyük takım" oyunundan keyif alır ve bardağın dolu kısmına bakmış olur.
sezon ilk açıldığında oynanan bu dominant oyun bütün spor medyasını etkilemiş, beşiktaş favori olarak gösterilmişti. ancak herşey inönü'deki ibb maçı ile değişti(!). arkamıza atılan 3-4 toptan ikisi gol olunca spor medyamız oynadığımız süper oyunu tamamen es geçerek 180 derecelik değişişimine başlamıştı. ardından gelen sakatlıklar ile birlikte kaybettiğimiz 4 maç da tahmin edebileceğimiz gibi onları tamamen anti-schuster'ci yapmıştı. oynanan futbola kimse bakmıyor, herkes alabildiğine vuruyordu takıma, schuster'e. kimse iyi yanları yazmaz olmuştu. 3 kulvarda yolumuza devam ettiğimizi, 10 kişiyi geçik bir sakatlık sorunumuz olduğunu unutmuştu hepsi. *
yarın öbür gün beşiktaş iyi giderse aynı 180 derecelik dönüşü yine göreceğiz. tüm yazarlar schuster'ci olacak bir anda. bundan adım gibi eminim.
bu şekilde yazı yazmak o kadar kolay ki... bende skor tabelasına bakıp yazı yazabilirim. çok zor birşey olduğunu zannetmiyorum. önemli olan kötü sonuca rağmen tam bir takım analizi yapabilmek. düşene vurmak kadar kolay birşey var mı? bu insanların bu yazıları yazarak, televizyonda bu yorumları yaparak milyarlar kazandığına inanamıyorum gerçekten. 3-5 yazar-yorumcu harici hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. yaptıkları iş dünyanın en kolay işi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar