bugün
- anne pizzası10
- en gıcık olunan şoför tipleri12
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- sözlük kızı ile iletişim kurmak9
- popkek yiyen erkeğin namusu4
- nevşehir merkezli sahte mehdi operasyonu3
- dinci ve müslüman kavramları3
- stonehengede kimsenin farketmediği tasarım hatası3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı22
- trileçe7
- giysi fiyatlarının uçması8
- gece yürürken yanınızdan geçen gizemli siyah araba2
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak4
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- putin türkmüş11
- anın görüntüsü32
- en sağ şeritteyken sola dönmeye çalışan şoför2
- plotonik aşkınızın fotosuna bakarak ne yaptınız2
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- türk vatandaşları türktür9
- bencillik2
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- ismet gürbüz10
- true'nin libidosu neden yüksek7
- her şeyi hatırlayan insan4
- tulumba tatlısı8
- osuruktan şiirler41
- laz böreği3
- true'nin acile kaldırılması9
- kendine sarılmak2
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- seri gizli artı oy veren melek8
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- türkiyeli olmak4
- tek adam4
- ilk öpüştüğüm kız6
- sonsuza kadar yaşamak3
- mahalle kültürünün yok olması4
- ince memed4
- adana kebap10
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- patlayan şekerli matcha2
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- kemal kılıcdaroğlu2
okumaktan nefret ettiğim spor medyasıdır.
çok samimiyim ki; burada yazan birçok yazar onlardan çok daha iyi yazılar yazabilir.
mesela beşiktaş'ı destekleyen bir futbolsever olarak kendi takımım ile ilgili örnekler verebilirim bu konuda; *
biliyorsunuz ki yönetimimiz teknik direktör bernd schuster'i takımın başına getirerek aslında, bilerek veya bilmeyerek, şu an oynamaya çalıştığımız sistemi futbol takımımıza getirmişti. yani schuster'i getiriyorsan bir yandan oynadığımız bu dominant oyunun keyfini çıkarır, diğer yandan da kalene gelen her atakta ecel terleri dökersin. schuster bu yüzden vardır, stili budur. bu sistemin artılarını-eksilerini ayrıca konuşabiliriz. kimisi bu sistemi çok riskli bulur, yani bardağın boş kısmına bakar, kimi de oynadığımız "büyük takım" oyunundan keyif alır ve bardağın dolu kısmına bakmış olur.
sezon ilk açıldığında oynanan bu dominant oyun bütün spor medyasını etkilemiş, beşiktaş favori olarak gösterilmişti. ancak herşey inönü'deki ibb maçı ile değişti(!). arkamıza atılan 3-4 toptan ikisi gol olunca spor medyamız oynadığımız süper oyunu tamamen es geçerek 180 derecelik değişişimine başlamıştı. ardından gelen sakatlıklar ile birlikte kaybettiğimiz 4 maç da tahmin edebileceğimiz gibi onları tamamen anti-schuster'ci yapmıştı. oynanan futbola kimse bakmıyor, herkes alabildiğine vuruyordu takıma, schuster'e. kimse iyi yanları yazmaz olmuştu. 3 kulvarda yolumuza devam ettiğimizi, 10 kişiyi geçik bir sakatlık sorunumuz olduğunu unutmuştu hepsi. *
yarın öbür gün beşiktaş iyi giderse aynı 180 derecelik dönüşü yine göreceğiz. tüm yazarlar schuster'ci olacak bir anda. bundan adım gibi eminim.
bu şekilde yazı yazmak o kadar kolay ki... bende skor tabelasına bakıp yazı yazabilirim. çok zor birşey olduğunu zannetmiyorum. önemli olan kötü sonuca rağmen tam bir takım analizi yapabilmek. düşene vurmak kadar kolay birşey var mı? bu insanların bu yazıları yazarak, televizyonda bu yorumları yaparak milyarlar kazandığına inanamıyorum gerçekten. 3-5 yazar-yorumcu harici hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. yaptıkları iş dünyanın en kolay işi.
çok samimiyim ki; burada yazan birçok yazar onlardan çok daha iyi yazılar yazabilir.
mesela beşiktaş'ı destekleyen bir futbolsever olarak kendi takımım ile ilgili örnekler verebilirim bu konuda; *
biliyorsunuz ki yönetimimiz teknik direktör bernd schuster'i takımın başına getirerek aslında, bilerek veya bilmeyerek, şu an oynamaya çalıştığımız sistemi futbol takımımıza getirmişti. yani schuster'i getiriyorsan bir yandan oynadığımız bu dominant oyunun keyfini çıkarır, diğer yandan da kalene gelen her atakta ecel terleri dökersin. schuster bu yüzden vardır, stili budur. bu sistemin artılarını-eksilerini ayrıca konuşabiliriz. kimisi bu sistemi çok riskli bulur, yani bardağın boş kısmına bakar, kimi de oynadığımız "büyük takım" oyunundan keyif alır ve bardağın dolu kısmına bakmış olur.
sezon ilk açıldığında oynanan bu dominant oyun bütün spor medyasını etkilemiş, beşiktaş favori olarak gösterilmişti. ancak herşey inönü'deki ibb maçı ile değişti(!). arkamıza atılan 3-4 toptan ikisi gol olunca spor medyamız oynadığımız süper oyunu tamamen es geçerek 180 derecelik değişişimine başlamıştı. ardından gelen sakatlıklar ile birlikte kaybettiğimiz 4 maç da tahmin edebileceğimiz gibi onları tamamen anti-schuster'ci yapmıştı. oynanan futbola kimse bakmıyor, herkes alabildiğine vuruyordu takıma, schuster'e. kimse iyi yanları yazmaz olmuştu. 3 kulvarda yolumuza devam ettiğimizi, 10 kişiyi geçik bir sakatlık sorunumuz olduğunu unutmuştu hepsi. *
yarın öbür gün beşiktaş iyi giderse aynı 180 derecelik dönüşü yine göreceğiz. tüm yazarlar schuster'ci olacak bir anda. bundan adım gibi eminim.
bu şekilde yazı yazmak o kadar kolay ki... bende skor tabelasına bakıp yazı yazabilirim. çok zor birşey olduğunu zannetmiyorum. önemli olan kötü sonuca rağmen tam bir takım analizi yapabilmek. düşene vurmak kadar kolay birşey var mı? bu insanların bu yazıları yazarak, televizyonda bu yorumları yaparak milyarlar kazandığına inanamıyorum gerçekten. 3-5 yazar-yorumcu harici hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. yaptıkları iş dünyanın en kolay işi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar