bugün
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri6
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- kolye142
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- fransa11
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- hayrına karpuz dağıtmak3
- doğu türkistan4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- bik bik'in kraliçe olması10
- sarı tekerin yazar olamaması9
- erkek aslan3
- usualsuspects'in ayağı6
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- misafir gelince odaya kacmak4
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması3
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- türk esnafı3
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- columbia3
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- 1 yıl sonraki kendine not2
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- usualsuspects aslan parçası4
- cep telefonu22
- akdeniz akşamları gitaristi2
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- futbol20
- peynir dolgulu jalapeno5
- hacker saldırısı gazileri8
- nokia20
- arkadaşınızın sizi övmesi4
- hoşlanılan kızın annesi ile muhabbet etmek2
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi5
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
- süper lig9
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu7
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- kostas mitroglou nun akhisarspor a attığı gol2
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız7
- samsunspor4
- 18 ekim 2026 ktc plakalı araç görmem2
'Ruhum Onlara Başkaldırmam Gerektiğini Söylemişti'
Akıl almaz yalanlarla oluşturulan rejimin yeni gerçekleri, sıkıyönetim uygulamalarının ilk kurbanı olan doğduğum yörelerdeki ilk kurbanını da çok bilinçli biçimde seçti; dil, söz ve anlatı.
Tüm o geniş nüfusun içinde sadece üç beş memurun ve subayın konuştuğu Türkçe, resmi dil ilan edildi, Kürtçe yasaklandı, daha sonraları bölgedeki görevlerine ilişkin anılarını yazan müfettişlerin anlattığı gibi, insanların
Kürtçe konuşmaması için askere, jandarmaya, polise, bekçiye, gizli muhabir ve ajanlara ilaveten, bir de kamu hayatının her yanını gözetleyen kontrol memurları tayin edildi, Kürtçeden başka dil bilmeyen ve bu dille konuşmak zorunda olan insanlar bu memurlar tarafından tespit edildiğinde, onlardan her
Kürtçe bir söz için, dönemin parasıyla yüklü bir miktar olan beş kuruş ceza kesildi, bir dizelik kâğıt parçası, bir dua, duvara işlenmiş bir sözcük,
mezar taşına yazılmış bir laf da dâhil olmak üzere Kürtçe yazılmış her şey yasaklandı, yakıldı, yok edildi,
‘Vatandaş Türkçe konuş!’ gibi herkesi kışlanın neferi olarak gören fermanlarla kampanyalar açıldı, resmi tarih tezleri, ansiklopedi, ders kitapları ve sözlüklerde
Kürtler ve dilleri 'çoğu dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret, bozuk bir farsça konuşan kimseler,' diye tanımlandı ve direnişlerin kırılmasından sonra da hayatın her alanını kapsayacak biçimde, zorla uygulanan şiddetli topyekûn bir asimilasyon siyasetine başlandı.
Rejim, dünyadaki öteki örneklerden de biliyordu; yalana dair yeni bir gerçeği yerleştirmenin tek yolu, var olan dili, sözü ve anlatıyı yok etmekti.
Yeni bir dil, kültür, edebiyat, tarih ve hafıza yaratabilmek için Osmanlıların kullandığı Arapça alfabeyi değiştiren, yeni bir Türkçe için Osmanlıcayı yok eden, toplumun geleceği için önemli olan o kültür mirasıyla tüm ilişkileri koparan, yeni bir dil-kültür-edebiyat-tarih bilinci yaratmak için resmi dil, kültür, edebiyat tarih kurumları oluşturan, bu kurumların kongrelerinde,mübalağayla, dünyadaki birçok şeyin Türk ve Türkçeden doğduğunu iddia edecek kadar abartılı tezler üretilmesini teşvik eden rejim, bir başka dil, kültür, edebiyat, tarih ve hafızanın yok edilmesi için de aynı çılgınlıkla her şeyi yaptı.
Askeri başkaldırıları, halktaki memnuniyetsizliği, yaygın pasif direnişi kırmanın daha kolay olduğunu ancak tüm bunların kaynağı olan dil, söz ve anlatının, bireysel öykünün, iyi edebiyatın bir güç olarak yeşerebileceği her yere, her şeye saldırdı ve yok etmek için her şeyi yaptı.
Gözlerimi dünyaya açtığımda ve toplumla, hayatla ilişki kurmaya başladığımda kendimi bu ortamda buldum işte.
Mehmed Uzun, Ruhun Gökkuşağı, ithaki Yayınları, sf. 171-172.
Akıl almaz yalanlarla oluşturulan rejimin yeni gerçekleri, sıkıyönetim uygulamalarının ilk kurbanı olan doğduğum yörelerdeki ilk kurbanını da çok bilinçli biçimde seçti; dil, söz ve anlatı.
Tüm o geniş nüfusun içinde sadece üç beş memurun ve subayın konuştuğu Türkçe, resmi dil ilan edildi, Kürtçe yasaklandı, daha sonraları bölgedeki görevlerine ilişkin anılarını yazan müfettişlerin anlattığı gibi, insanların
Kürtçe konuşmaması için askere, jandarmaya, polise, bekçiye, gizli muhabir ve ajanlara ilaveten, bir de kamu hayatının her yanını gözetleyen kontrol memurları tayin edildi, Kürtçeden başka dil bilmeyen ve bu dille konuşmak zorunda olan insanlar bu memurlar tarafından tespit edildiğinde, onlardan her
Kürtçe bir söz için, dönemin parasıyla yüklü bir miktar olan beş kuruş ceza kesildi, bir dizelik kâğıt parçası, bir dua, duvara işlenmiş bir sözcük,
mezar taşına yazılmış bir laf da dâhil olmak üzere Kürtçe yazılmış her şey yasaklandı, yakıldı, yok edildi,
‘Vatandaş Türkçe konuş!’ gibi herkesi kışlanın neferi olarak gören fermanlarla kampanyalar açıldı, resmi tarih tezleri, ansiklopedi, ders kitapları ve sözlüklerde
Kürtler ve dilleri 'çoğu dillerini değiştirmiş Türklerden ibaret, bozuk bir farsça konuşan kimseler,' diye tanımlandı ve direnişlerin kırılmasından sonra da hayatın her alanını kapsayacak biçimde, zorla uygulanan şiddetli topyekûn bir asimilasyon siyasetine başlandı.
Rejim, dünyadaki öteki örneklerden de biliyordu; yalana dair yeni bir gerçeği yerleştirmenin tek yolu, var olan dili, sözü ve anlatıyı yok etmekti.
Yeni bir dil, kültür, edebiyat, tarih ve hafıza yaratabilmek için Osmanlıların kullandığı Arapça alfabeyi değiştiren, yeni bir Türkçe için Osmanlıcayı yok eden, toplumun geleceği için önemli olan o kültür mirasıyla tüm ilişkileri koparan, yeni bir dil-kültür-edebiyat-tarih bilinci yaratmak için resmi dil, kültür, edebiyat tarih kurumları oluşturan, bu kurumların kongrelerinde,mübalağayla, dünyadaki birçok şeyin Türk ve Türkçeden doğduğunu iddia edecek kadar abartılı tezler üretilmesini teşvik eden rejim, bir başka dil, kültür, edebiyat, tarih ve hafızanın yok edilmesi için de aynı çılgınlıkla her şeyi yaptı.
Askeri başkaldırıları, halktaki memnuniyetsizliği, yaygın pasif direnişi kırmanın daha kolay olduğunu ancak tüm bunların kaynağı olan dil, söz ve anlatının, bireysel öykünün, iyi edebiyatın bir güç olarak yeşerebileceği her yere, her şeye saldırdı ve yok etmek için her şeyi yaptı.
Gözlerimi dünyaya açtığımda ve toplumla, hayatla ilişki kurmaya başladığımda kendimi bu ortamda buldum işte.
Mehmed Uzun, Ruhun Gökkuşağı, ithaki Yayınları, sf. 171-172.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar