bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- tekerlek toplayan cocuk14
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- kız troller6
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- brad pitt2
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- çocuklar niye sünnet edilir7
- yazarların anlık durumları9
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- avokado yiyen insan8
- mafya kızı olma isteği6
- kız kankanızı banyoda yıkar mısınız3
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- boğaz ağrısı7
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- feminen erkek davranışları6
- eurovision song contest asia4
- tayt vs mini etek5
- mersin de yolsuzluk soruşturmasında döviz ve altın2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- feminizm2
- özel sektör de çalışmak11
- uludağ sözlük görükle ofisi3
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- pontiac firebird2
- gece gece 600 e yakın online insanın yaptıkları3
- şeker hastalığı9
- kalabalığı seviyor musunuz5
- galatasaray büyüklüğü14
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- arkadaşlar bakar mısınız14
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- venüs retrosu4
bir çok kişinin ısrarla belirttiği, ki son derece haklı olduğu, üzere; can çekişen bir düşün sistemidir. bu düşün sistemini özetlemek iki motto ile gayet mümkündür, bunlar için lütfen:
(bkz: tam istiklal)
(bkz: ya istiklal ya ölüm)
peki nedir bu tam istiklal;
tam istiklal, devlet toprakları üzerinde ki bağımsızlığı salt askeri olarak sınırlandırmak değil, aynı zamanda ve eşit olarak hukuki, iktisadi ve kültürel bağımsızlıktır. kurtuluş savaşımızdan sonrasında kazanılan askeri bağımsızlık pek tabii ki kesindi, ki zaten lozan'da en büyük tartışmalar yeni kurulacak* devletimizin sınırları üzerine değil, iktisadi ve ekonomik bağımsızlığımızı boğacak olan kapitülasyonlar üzerine olmuştur. o tartışmalar sonucunda, o düşün sistemini temelleri ve kazanımları ile tamamı ile yerli bir sanayi, tarım ve hayvancılık ile emparyalizmin korkunç zincirlerinden kendimizi kurtararak modern dünyada aklı hür, vicadanı hür ve emeği hür bir toplum olarak yer almayı başarabildik.
bugün ise kemalizm tam anlamı ile can çekişiyor, bu su götürmez bir gerçektir maalesef. zira ordumuz amerikanın gölsesinde hareket kabiliyei ve sınırlarımızı korumakta aciz bırakılmıştır. daha da acısı, artık kendimize yetecek en temel ihtiyaçlarımızı üretemez hale getirilmemizdir. eti dışardan alıyoruz, domates bile ihraç ediyoruz, yarın öbür gün süt ihraacatı gündemde. bir kaç yıl sonra tahılı, buğdayı ihraç edeceğiz. ekmek yahu, ekmek yapamayacağız. ekmek bile yapmasını beceremeyen, bırakın bir ulusu, bir mahalleden ne istiklali ne bağımsızlığı düşünülebilir ki?
kemlizm kan ağlıyor, vatan kan ağlıyor. etini bile üretemeyen bir toplumun haykırışı bu, yemeğindeki salatasının bile mamüllerini dışarıdan almak zorunda olan bir düşün sisteminin var ettiği bir toplumun haykırışı bu. radyosu, televizyonu, gazı, elektiriği ecnebinin elinde olan, yarın öbür gün sofrasındaki ekmek için emeğini satmak için çırpınan bir toplumun acılı türküsü kemalizm.
ha peki öyle kolay biter mi, bak orası meçhul. elli yılı aşkındır kemaliz durmadan türlü hükümetlerce, cemaatlerce, örgütlerce saldırı altında olmasına rağmen hala bir şekilde hayatta ve o son yakarışını yapıyor. ya istiklal ya ölüm. belki beli incinmiş, gözü bozulmuş biraz, ama hala yaşıyor, hala o yolda başını ortaya koyanlar var. çok defa katledildiler belki arabalarına konan bombalar ile, veyahut düşürülen helikopterleri ile, ya da çapraz ateşte delik deşik edilen bedenleri, ya da bir cahilin bir kaç el ateşleri ile, ama asla düşünceleri yok edilemedi. düşünceleri o kadar saftı ki kemalistlerin başedemediler. o yüzden paramparça oldu uğur ile ahmet hocanın bedenleri, aynı sebepten delindi abdi ipekçi'nin kafatası. nereden vuracaklarını hep iyi bildiler, o yüzden bahriye üçok'un ölümüne sebep olacak bombayı bir kitabın içerisine yerleştirdiler. fikirleri, özlemleri, haklı istek ve talepleri saf güç ve baskı ile susturabileceklerini düşündüler. 1920'de yunanları kullandılar, 90da işkence odalarını kullandılar, 90da bombaları kullandılar, ama işte biz hala burdayız. tek amacı aklı hür, vicdanı hür bir toplum olarak yaşamak.
ve işte bugün buradayız. kemalistler darbe yanlısı, kemalistler faşist, kemalistler kıstlayıcı. 70de idam edilenler ulu önder diye bahsederken mustafa kemal'den, 80de işkence görenler işkence altında tam bağımsız türkiye diye gözlerinden akan kanlar ve yaşlar ile bağırırken, 90da arabalarında, kitaplarında bombalar eşliğinde ölüme koşarken, 2010'da varlığı meçhul bir örgütün potansiyel üyesi olmaktan suçlanarak hapishanelerde çürürken, biz buradayız. avuçlarımızda kendi kanımız, bileklerimizde bir kaç sözüm ona elitin geçirdiği kelepçeler ile ağlamaktayız ve son haykırışımız ile yakarıyoruz. 1919'da, haziranın 22'sinde bağırdığında gibi yine haykıracağız, ya istiklal ya ölüm!
(bkz: tam istiklal)
(bkz: ya istiklal ya ölüm)
peki nedir bu tam istiklal;
tam istiklal, devlet toprakları üzerinde ki bağımsızlığı salt askeri olarak sınırlandırmak değil, aynı zamanda ve eşit olarak hukuki, iktisadi ve kültürel bağımsızlıktır. kurtuluş savaşımızdan sonrasında kazanılan askeri bağımsızlık pek tabii ki kesindi, ki zaten lozan'da en büyük tartışmalar yeni kurulacak* devletimizin sınırları üzerine değil, iktisadi ve ekonomik bağımsızlığımızı boğacak olan kapitülasyonlar üzerine olmuştur. o tartışmalar sonucunda, o düşün sistemini temelleri ve kazanımları ile tamamı ile yerli bir sanayi, tarım ve hayvancılık ile emparyalizmin korkunç zincirlerinden kendimizi kurtararak modern dünyada aklı hür, vicadanı hür ve emeği hür bir toplum olarak yer almayı başarabildik.
bugün ise kemalizm tam anlamı ile can çekişiyor, bu su götürmez bir gerçektir maalesef. zira ordumuz amerikanın gölsesinde hareket kabiliyei ve sınırlarımızı korumakta aciz bırakılmıştır. daha da acısı, artık kendimize yetecek en temel ihtiyaçlarımızı üretemez hale getirilmemizdir. eti dışardan alıyoruz, domates bile ihraç ediyoruz, yarın öbür gün süt ihraacatı gündemde. bir kaç yıl sonra tahılı, buğdayı ihraç edeceğiz. ekmek yahu, ekmek yapamayacağız. ekmek bile yapmasını beceremeyen, bırakın bir ulusu, bir mahalleden ne istiklali ne bağımsızlığı düşünülebilir ki?
kemlizm kan ağlıyor, vatan kan ağlıyor. etini bile üretemeyen bir toplumun haykırışı bu, yemeğindeki salatasının bile mamüllerini dışarıdan almak zorunda olan bir düşün sisteminin var ettiği bir toplumun haykırışı bu. radyosu, televizyonu, gazı, elektiriği ecnebinin elinde olan, yarın öbür gün sofrasındaki ekmek için emeğini satmak için çırpınan bir toplumun acılı türküsü kemalizm.
ha peki öyle kolay biter mi, bak orası meçhul. elli yılı aşkındır kemaliz durmadan türlü hükümetlerce, cemaatlerce, örgütlerce saldırı altında olmasına rağmen hala bir şekilde hayatta ve o son yakarışını yapıyor. ya istiklal ya ölüm. belki beli incinmiş, gözü bozulmuş biraz, ama hala yaşıyor, hala o yolda başını ortaya koyanlar var. çok defa katledildiler belki arabalarına konan bombalar ile, veyahut düşürülen helikopterleri ile, ya da çapraz ateşte delik deşik edilen bedenleri, ya da bir cahilin bir kaç el ateşleri ile, ama asla düşünceleri yok edilemedi. düşünceleri o kadar saftı ki kemalistlerin başedemediler. o yüzden paramparça oldu uğur ile ahmet hocanın bedenleri, aynı sebepten delindi abdi ipekçi'nin kafatası. nereden vuracaklarını hep iyi bildiler, o yüzden bahriye üçok'un ölümüne sebep olacak bombayı bir kitabın içerisine yerleştirdiler. fikirleri, özlemleri, haklı istek ve talepleri saf güç ve baskı ile susturabileceklerini düşündüler. 1920'de yunanları kullandılar, 90da işkence odalarını kullandılar, 90da bombaları kullandılar, ama işte biz hala burdayız. tek amacı aklı hür, vicdanı hür bir toplum olarak yaşamak.
ve işte bugün buradayız. kemalistler darbe yanlısı, kemalistler faşist, kemalistler kıstlayıcı. 70de idam edilenler ulu önder diye bahsederken mustafa kemal'den, 80de işkence görenler işkence altında tam bağımsız türkiye diye gözlerinden akan kanlar ve yaşlar ile bağırırken, 90da arabalarında, kitaplarında bombalar eşliğinde ölüme koşarken, 2010'da varlığı meçhul bir örgütün potansiyel üyesi olmaktan suçlanarak hapishanelerde çürürken, biz buradayız. avuçlarımızda kendi kanımız, bileklerimizde bir kaç sözüm ona elitin geçirdiği kelepçeler ile ağlamaktayız ve son haykırışımız ile yakarıyoruz. 1919'da, haziranın 22'sinde bağırdığında gibi yine haykıracağız, ya istiklal ya ölüm!
Gündemdeki Haberler