bugün
- 19 yaşında kızla yatmak5
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi4
- versuch2
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması2
- ona bir şey söyle10
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- genç görünmeye çalışmak7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- kadir inanır22
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- içtim şarabı13
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- gitme diye yalvarmak6
- anın görüntüsü22
- genç olmanın en güzel yanı5
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- eski işyerine tekrar başlamak4
- sözlükteki gizli düşmanım10
- sabaha kadar okunacak kitap4
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- kemalist dünya24
- eski eşle tekrar evlenmek4
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- kadınlar2
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- öldükten sonra bana ne olacak5
- amerika birleşik devletleri7
- her insanın bir cini olması8
- portekiz5
- x in memeleri3
- true'nun çaylak olması16
- velvet28
- kolombiya4
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- dünya12
- 28 haziran 2026 kolombiya portekiz maçı2
- uludağ sözlüğün boşalması3
- şarapçı bey koala birader3
- üniversitelerin gereksiz olması16
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- rakı sevmemek7
- opel frontera2
bir çok kişinin ısrarla belirttiği, ki son derece haklı olduğu, üzere; can çekişen bir düşün sistemidir. bu düşün sistemini özetlemek iki motto ile gayet mümkündür, bunlar için lütfen:
(bkz: tam istiklal)
(bkz: ya istiklal ya ölüm)
peki nedir bu tam istiklal;
tam istiklal, devlet toprakları üzerinde ki bağımsızlığı salt askeri olarak sınırlandırmak değil, aynı zamanda ve eşit olarak hukuki, iktisadi ve kültürel bağımsızlıktır. kurtuluş savaşımızdan sonrasında kazanılan askeri bağımsızlık pek tabii ki kesindi, ki zaten lozan'da en büyük tartışmalar yeni kurulacak* devletimizin sınırları üzerine değil, iktisadi ve ekonomik bağımsızlığımızı boğacak olan kapitülasyonlar üzerine olmuştur. o tartışmalar sonucunda, o düşün sistemini temelleri ve kazanımları ile tamamı ile yerli bir sanayi, tarım ve hayvancılık ile emparyalizmin korkunç zincirlerinden kendimizi kurtararak modern dünyada aklı hür, vicadanı hür ve emeği hür bir toplum olarak yer almayı başarabildik.
bugün ise kemalizm tam anlamı ile can çekişiyor, bu su götürmez bir gerçektir maalesef. zira ordumuz amerikanın gölsesinde hareket kabiliyei ve sınırlarımızı korumakta aciz bırakılmıştır. daha da acısı, artık kendimize yetecek en temel ihtiyaçlarımızı üretemez hale getirilmemizdir. eti dışardan alıyoruz, domates bile ihraç ediyoruz, yarın öbür gün süt ihraacatı gündemde. bir kaç yıl sonra tahılı, buğdayı ihraç edeceğiz. ekmek yahu, ekmek yapamayacağız. ekmek bile yapmasını beceremeyen, bırakın bir ulusu, bir mahalleden ne istiklali ne bağımsızlığı düşünülebilir ki?
kemlizm kan ağlıyor, vatan kan ağlıyor. etini bile üretemeyen bir toplumun haykırışı bu, yemeğindeki salatasının bile mamüllerini dışarıdan almak zorunda olan bir düşün sisteminin var ettiği bir toplumun haykırışı bu. radyosu, televizyonu, gazı, elektiriği ecnebinin elinde olan, yarın öbür gün sofrasındaki ekmek için emeğini satmak için çırpınan bir toplumun acılı türküsü kemalizm.
ha peki öyle kolay biter mi, bak orası meçhul. elli yılı aşkındır kemaliz durmadan türlü hükümetlerce, cemaatlerce, örgütlerce saldırı altında olmasına rağmen hala bir şekilde hayatta ve o son yakarışını yapıyor. ya istiklal ya ölüm. belki beli incinmiş, gözü bozulmuş biraz, ama hala yaşıyor, hala o yolda başını ortaya koyanlar var. çok defa katledildiler belki arabalarına konan bombalar ile, veyahut düşürülen helikopterleri ile, ya da çapraz ateşte delik deşik edilen bedenleri, ya da bir cahilin bir kaç el ateşleri ile, ama asla düşünceleri yok edilemedi. düşünceleri o kadar saftı ki kemalistlerin başedemediler. o yüzden paramparça oldu uğur ile ahmet hocanın bedenleri, aynı sebepten delindi abdi ipekçi'nin kafatası. nereden vuracaklarını hep iyi bildiler, o yüzden bahriye üçok'un ölümüne sebep olacak bombayı bir kitabın içerisine yerleştirdiler. fikirleri, özlemleri, haklı istek ve talepleri saf güç ve baskı ile susturabileceklerini düşündüler. 1920'de yunanları kullandılar, 90da işkence odalarını kullandılar, 90da bombaları kullandılar, ama işte biz hala burdayız. tek amacı aklı hür, vicdanı hür bir toplum olarak yaşamak.
ve işte bugün buradayız. kemalistler darbe yanlısı, kemalistler faşist, kemalistler kıstlayıcı. 70de idam edilenler ulu önder diye bahsederken mustafa kemal'den, 80de işkence görenler işkence altında tam bağımsız türkiye diye gözlerinden akan kanlar ve yaşlar ile bağırırken, 90da arabalarında, kitaplarında bombalar eşliğinde ölüme koşarken, 2010'da varlığı meçhul bir örgütün potansiyel üyesi olmaktan suçlanarak hapishanelerde çürürken, biz buradayız. avuçlarımızda kendi kanımız, bileklerimizde bir kaç sözüm ona elitin geçirdiği kelepçeler ile ağlamaktayız ve son haykırışımız ile yakarıyoruz. 1919'da, haziranın 22'sinde bağırdığında gibi yine haykıracağız, ya istiklal ya ölüm!
(bkz: tam istiklal)
(bkz: ya istiklal ya ölüm)
peki nedir bu tam istiklal;
tam istiklal, devlet toprakları üzerinde ki bağımsızlığı salt askeri olarak sınırlandırmak değil, aynı zamanda ve eşit olarak hukuki, iktisadi ve kültürel bağımsızlıktır. kurtuluş savaşımızdan sonrasında kazanılan askeri bağımsızlık pek tabii ki kesindi, ki zaten lozan'da en büyük tartışmalar yeni kurulacak* devletimizin sınırları üzerine değil, iktisadi ve ekonomik bağımsızlığımızı boğacak olan kapitülasyonlar üzerine olmuştur. o tartışmalar sonucunda, o düşün sistemini temelleri ve kazanımları ile tamamı ile yerli bir sanayi, tarım ve hayvancılık ile emparyalizmin korkunç zincirlerinden kendimizi kurtararak modern dünyada aklı hür, vicadanı hür ve emeği hür bir toplum olarak yer almayı başarabildik.
bugün ise kemalizm tam anlamı ile can çekişiyor, bu su götürmez bir gerçektir maalesef. zira ordumuz amerikanın gölsesinde hareket kabiliyei ve sınırlarımızı korumakta aciz bırakılmıştır. daha da acısı, artık kendimize yetecek en temel ihtiyaçlarımızı üretemez hale getirilmemizdir. eti dışardan alıyoruz, domates bile ihraç ediyoruz, yarın öbür gün süt ihraacatı gündemde. bir kaç yıl sonra tahılı, buğdayı ihraç edeceğiz. ekmek yahu, ekmek yapamayacağız. ekmek bile yapmasını beceremeyen, bırakın bir ulusu, bir mahalleden ne istiklali ne bağımsızlığı düşünülebilir ki?
kemlizm kan ağlıyor, vatan kan ağlıyor. etini bile üretemeyen bir toplumun haykırışı bu, yemeğindeki salatasının bile mamüllerini dışarıdan almak zorunda olan bir düşün sisteminin var ettiği bir toplumun haykırışı bu. radyosu, televizyonu, gazı, elektiriği ecnebinin elinde olan, yarın öbür gün sofrasındaki ekmek için emeğini satmak için çırpınan bir toplumun acılı türküsü kemalizm.
ha peki öyle kolay biter mi, bak orası meçhul. elli yılı aşkındır kemaliz durmadan türlü hükümetlerce, cemaatlerce, örgütlerce saldırı altında olmasına rağmen hala bir şekilde hayatta ve o son yakarışını yapıyor. ya istiklal ya ölüm. belki beli incinmiş, gözü bozulmuş biraz, ama hala yaşıyor, hala o yolda başını ortaya koyanlar var. çok defa katledildiler belki arabalarına konan bombalar ile, veyahut düşürülen helikopterleri ile, ya da çapraz ateşte delik deşik edilen bedenleri, ya da bir cahilin bir kaç el ateşleri ile, ama asla düşünceleri yok edilemedi. düşünceleri o kadar saftı ki kemalistlerin başedemediler. o yüzden paramparça oldu uğur ile ahmet hocanın bedenleri, aynı sebepten delindi abdi ipekçi'nin kafatası. nereden vuracaklarını hep iyi bildiler, o yüzden bahriye üçok'un ölümüne sebep olacak bombayı bir kitabın içerisine yerleştirdiler. fikirleri, özlemleri, haklı istek ve talepleri saf güç ve baskı ile susturabileceklerini düşündüler. 1920'de yunanları kullandılar, 90da işkence odalarını kullandılar, 90da bombaları kullandılar, ama işte biz hala burdayız. tek amacı aklı hür, vicdanı hür bir toplum olarak yaşamak.
ve işte bugün buradayız. kemalistler darbe yanlısı, kemalistler faşist, kemalistler kıstlayıcı. 70de idam edilenler ulu önder diye bahsederken mustafa kemal'den, 80de işkence görenler işkence altında tam bağımsız türkiye diye gözlerinden akan kanlar ve yaşlar ile bağırırken, 90da arabalarında, kitaplarında bombalar eşliğinde ölüme koşarken, 2010'da varlığı meçhul bir örgütün potansiyel üyesi olmaktan suçlanarak hapishanelerde çürürken, biz buradayız. avuçlarımızda kendi kanımız, bileklerimizde bir kaç sözüm ona elitin geçirdiği kelepçeler ile ağlamaktayız ve son haykırışımız ile yakarıyoruz. 1919'da, haziranın 22'sinde bağırdığında gibi yine haykıracağız, ya istiklal ya ölüm!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar