bugün
- türk erkeği egosu4
- imdat arkadaşlar4
- türk kızı egosu6
- evlenmeden önce karıyı ekspertize sokmak3
- m uludagsozluk com da görsel yüklenmeme sorunu4
- zaman baba zaman anne zaman çocuk3
- hızlı para kazanmanın yolları12
- güzel huylu kezo4
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor7
- türkiye abd maçını izleyecek misiniz8
- tramer kaydı olan kız4
- futbol fanatiklerinin birer aptal olması4
- saygıdeğer birader yazarlar5
- mehdi hayatta ama herkes tanımıyor7
- al kardeşim elimi verdim sana2
- erkekler neden az yaşar10
- yazarların imza parfümleri14
- halil ergün2
- yobazla muhafazakar arasındaki fark3
- biat kültürü3
- akp'ye katılan belediye başkanları11
- artık sevmeyeceğim2
- toz yumrususun unutma2
- pkk nasıl biter5
- kemal kılıçdaroğlu19
- yargıcı3
- 2026 dünya kupası23
- bir insanı sevmek12
- wowturkey3
- dünya11
- yaratıcı çıkma teklifleri4
- türkiye'deki suriyeli sayısı 2 milyon 265 bin3
- çırılçıplak şekilde ağlayarak ana haber seyretmek5
- 24 haziran 2026 venezuela depremi7
- mutluluğun fark edilmemesi9
- magnum yemenin lüks sayıldığı yıllar5
- bidat2
- futbol17
- türk kızıyla konuşmak vs rus kızıyla konuşmak2
- amerika birleşik devletleri5
- ilk buluşmada müzeye götüren erkek2
- lise5
- kıskanmak7
- akp aslında yok her şey dekor5
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler8
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- pasportta kürt ve suriyeli etniğini belirtmek4
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- psikiyatrın evini ziyaret etmesi3
- evlenince sözlüğü bırakan erkek3
Klasik Kuzey Hint Müziği.
Kuzey Hindistan, Pakistan ve hatta Afganistan'da icra edilen klasik müziktir. Kayıtlara göre kuzeyin müziği güneyinkinden 16.yy'da Moğol imparatoru Ekber zamanında ayrılmaya başlamıştır. Bu müziği güneydekinden ayıran en belirgin noktalar doğaçlama olması, daha rezonatif olması ve Türk ve Fars kültürlerinin de özelliklerini yansıtmasıdır.
Ekber'in divanından Mian Tansen bilinen ilk Hindustani müzisyenidir. Bugün bu müziği icra eden ülkenin dörtbir yanındaki çeşitli ekollerden ustaların pekçoğu ailevi köklerini Mian Tansen'e dayandırır.
"Raga" denen belli bir makamın notaları dahilinde doğaçlama olarak icra edilir. Raganın notalarının dışına çıkmamak esastır, fakat bunu yaparken tekrara kaçmadan değişik ve güzel kombinasyonları bulabilmesi gerekir iyi bir müzisyenin. işte bunu yapabilmek çok büyük bir yeteneğin yanında, ömür boyu sıkı bir eğitim ve çalışma gerektirir.
Yazılı nota kullanımı Hindistan'da batıdakinden daha eski olduğu halde, Hindustani'de kabataslak bir rehber olması dışında dışında kasıtlı olarak kullanılmaz. Bu dünyadan gelip geçen herbir müzisyenden ne daha önce, ne şimdi, ne de daha sonra hiçkimseye benzemeyen, sadece ve sadece kendine ait sadaya sahip olması beklenir. Aslına bakarsanız doğaçlama olması sebebiyle, aynı müzisyenin aynı ragayı her seferinde biraz daha farklı çalması beklenir. Bu sebeple bu gelenek birebir hoca-öğrenci (guru-shishya) ilişkisiyle, yani hocanın öğrenciye elvermesiyle yaşatılır. Yukarıda bahsi geçen doğaçlama yeteneğinin kazanmak ciddi bir ruh terbiyesi istediğinden, hoca ile öğrenci arasındaki ilişki mekanik olmaktan uzak, ruhani boyuttadır ve ömürboyu sürer.
Yazılı nota kullanılmaması, belki de Hindustani'yi Klasik Batı Müziği'nden ayıran en temel özelliktir. Belli bir zamanın sanatını daima birebir aynı şekilde muhafaza yani konserve etmek için yazılı nota kullanan ve "konservutuar"laşan bir yapıdan çok farklıdır Hindustani'nin yaklaşımı. Bu aşamada Klasik Batı Müziğiseverler'in pek beğendikleri Tous les Matins du Monde filminden bir alıntı yapmadan edemeyeceğim : "Dünyanın hiçbir sabahı bir daha geri gelmez" yani dünyanın hiçbir sabahı bir diğerinin aynı değildir. Kayıt kuyut, sayım suyum meraklısı batı ile kaderci doğu felsefeleri arasındaki fark kendini müzikte de gösteriyor.
Günümüzde yorumların büyük çoğunluğu enstrumanla icra edilmekle beraber, esas olan insan sesi olduğu için enstrumanlar insan sesine en yakın tınıyı verecek şekilde çalınır. Bu yaklaşımın sonucu, çağlar boyunca müzik temelde aynı kalmakla beraber, insan sesi kıvamında ses verebilen her türlü enstrüman bu müziğe adapte olabilmiştir.(örnek: perdesiz gitar) Yine aynı şekilde bir enstrümanda belli bir yeterliliğe ulaşan bir müzisyen, o enstrumanı hiç çalmamış bir hocadan ders alabilir, çünkü temel olan enstruman değil müziktir.
En sık kullanılan enstrumanlar : Vokal, sitar, sarod , bansuri, keman, vina, sarangi, şehnay, surbahar.
Hindustani'de ritim olmazsa olmazdır. Vurmalı sazları icra etmek aynı şekilde ustalık gerektirir. Hindustani'de kullanılan vurmalı sazlar batıda alışık olunduğu gibi tek sesli değildir, vuruş şekline göre değişik notalar çıkarabilir, çalınacak ragaya göre akor edilmeleri gerekir. Vurmalı sazlar da aynı prensiplerle çalındığı için, onda da doğaçlama yapabilmek önemlidir, bazı ustalar solo konserler verebilirler.
En sık kullanılan vurmalı sazlar : Tabla ve pakhawaj.
Bu müziği merak edenler, bilgi edinmeye Baba Allauddin Khan'ı (1881? - 1972) [http://en.wikipedia.org/wiki/Allauddin_Khan] araştırarak başlayabilirler. Bu müziğin 20.yy'daki en önemli figürü, hocaların hocasıdır kendileri.
Kuzey Hindistan, Pakistan ve hatta Afganistan'da icra edilen klasik müziktir. Kayıtlara göre kuzeyin müziği güneyinkinden 16.yy'da Moğol imparatoru Ekber zamanında ayrılmaya başlamıştır. Bu müziği güneydekinden ayıran en belirgin noktalar doğaçlama olması, daha rezonatif olması ve Türk ve Fars kültürlerinin de özelliklerini yansıtmasıdır.
Ekber'in divanından Mian Tansen bilinen ilk Hindustani müzisyenidir. Bugün bu müziği icra eden ülkenin dörtbir yanındaki çeşitli ekollerden ustaların pekçoğu ailevi köklerini Mian Tansen'e dayandırır.
"Raga" denen belli bir makamın notaları dahilinde doğaçlama olarak icra edilir. Raganın notalarının dışına çıkmamak esastır, fakat bunu yaparken tekrara kaçmadan değişik ve güzel kombinasyonları bulabilmesi gerekir iyi bir müzisyenin. işte bunu yapabilmek çok büyük bir yeteneğin yanında, ömür boyu sıkı bir eğitim ve çalışma gerektirir.
Yazılı nota kullanımı Hindistan'da batıdakinden daha eski olduğu halde, Hindustani'de kabataslak bir rehber olması dışında dışında kasıtlı olarak kullanılmaz. Bu dünyadan gelip geçen herbir müzisyenden ne daha önce, ne şimdi, ne de daha sonra hiçkimseye benzemeyen, sadece ve sadece kendine ait sadaya sahip olması beklenir. Aslına bakarsanız doğaçlama olması sebebiyle, aynı müzisyenin aynı ragayı her seferinde biraz daha farklı çalması beklenir. Bu sebeple bu gelenek birebir hoca-öğrenci (guru-shishya) ilişkisiyle, yani hocanın öğrenciye elvermesiyle yaşatılır. Yukarıda bahsi geçen doğaçlama yeteneğinin kazanmak ciddi bir ruh terbiyesi istediğinden, hoca ile öğrenci arasındaki ilişki mekanik olmaktan uzak, ruhani boyuttadır ve ömürboyu sürer.
Yazılı nota kullanılmaması, belki de Hindustani'yi Klasik Batı Müziği'nden ayıran en temel özelliktir. Belli bir zamanın sanatını daima birebir aynı şekilde muhafaza yani konserve etmek için yazılı nota kullanan ve "konservutuar"laşan bir yapıdan çok farklıdır Hindustani'nin yaklaşımı. Bu aşamada Klasik Batı Müziğiseverler'in pek beğendikleri Tous les Matins du Monde filminden bir alıntı yapmadan edemeyeceğim : "Dünyanın hiçbir sabahı bir daha geri gelmez" yani dünyanın hiçbir sabahı bir diğerinin aynı değildir. Kayıt kuyut, sayım suyum meraklısı batı ile kaderci doğu felsefeleri arasındaki fark kendini müzikte de gösteriyor.
Günümüzde yorumların büyük çoğunluğu enstrumanla icra edilmekle beraber, esas olan insan sesi olduğu için enstrumanlar insan sesine en yakın tınıyı verecek şekilde çalınır. Bu yaklaşımın sonucu, çağlar boyunca müzik temelde aynı kalmakla beraber, insan sesi kıvamında ses verebilen her türlü enstrüman bu müziğe adapte olabilmiştir.(örnek: perdesiz gitar) Yine aynı şekilde bir enstrümanda belli bir yeterliliğe ulaşan bir müzisyen, o enstrumanı hiç çalmamış bir hocadan ders alabilir, çünkü temel olan enstruman değil müziktir.
En sık kullanılan enstrumanlar : Vokal, sitar, sarod , bansuri, keman, vina, sarangi, şehnay, surbahar.
Hindustani'de ritim olmazsa olmazdır. Vurmalı sazları icra etmek aynı şekilde ustalık gerektirir. Hindustani'de kullanılan vurmalı sazlar batıda alışık olunduğu gibi tek sesli değildir, vuruş şekline göre değişik notalar çıkarabilir, çalınacak ragaya göre akor edilmeleri gerekir. Vurmalı sazlar da aynı prensiplerle çalındığı için, onda da doğaçlama yapabilmek önemlidir, bazı ustalar solo konserler verebilirler.
En sık kullanılan vurmalı sazlar : Tabla ve pakhawaj.
Bu müziği merak edenler, bilgi edinmeye Baba Allauddin Khan'ı (1881? - 1972) [http://en.wikipedia.org/wiki/Allauddin_Khan] araştırarak başlayabilirler. Bu müziğin 20.yy'daki en önemli figürü, hocaların hocasıdır kendileri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar