bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle20
- iş kadını yazarlar6
- kadın motorcunun yol kesip sürücüye saldırması4
- yetersizim diyerek istifa etmek3
- meloş nerede sorunsalı4
- artık ulu sözlüğümüze fotoğraf atılabilmesi4
- krista allen2
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi5
- beyaz otomobil satın almak9
- ikinci el elbise giymek2
- ideal sevgilinin en önemli özelliği6
- ege waw2
- çok tanrılı dinlerde somut delil yokluğu6
- düşün ki o bunu okuyor4
- sevgiliye en güzel hitap şekli4
- hoşgeldin pazartesi7
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- ilişkilerde yapılan en büyük hatalar6
- pazar günü aktiviteleri4
- nervio'nun memleketi3
- ibrahim hacıosmanoğlu5
- ilk buluşmada sevgilisine mangal yakan erkek4
- paris te son tango5
- park etmek sanatı4
- 2026 dünya kupasında tutulan takım5
- sol tarafın inzal olması3
- bugün de meme atan olmaması8
- 2026 dünya kupası17
- amy adams2
- haksızsam haksızsın deyin2
- idolün ünlünün bokunu yer misin4
- göğsüne dilan polat yazdıran başörtülü bacı8
- ulan orospu seni rüyamda bile görmedim3
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı5
- kulak arkasını keselemek3
- babalar günü hediyesi2
- entelektüelin teorisiyle pratiğinin çelişmesi2
- neredesin2
- yer çekimine küsmek3
- yedi bela hüsnü'deki cemal2
- senle sevişmedi diye birine küsmek3
- kız ismet2
- lahmacunu elle yiyen kız18
- engellediğim yuzır başlığıma yazmasın2
- ayağında terlikle ülke yönetmek2
- ev kredisi çeken asgari ücretli2
- netflix yasaklanmalıdır4
- aylık 294 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini
yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış
ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce
kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga
gibi üstüme geldi. Bir ...suçlu gibi yatağının başucuna geldim....
Neler
mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken
seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin.
Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı
eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.
Kahvaltı ederken bir
sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını
çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun
oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın
elini salladın ve Güle güle babacığım; dedin. Ben ise kaşlarımı çattım
ve Dik dur!; dedim sana.
Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve
gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum.
Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve
kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek
istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban
söylüyordu!
Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde
incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an
için çıkmaya yeltendin. ;Ne istiyorsun?; diye bağırdım sana.
Hiç bir
şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir
sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın.
Kağıdım elimden düştü. Bana
neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle
ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey
beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre
değerlendiriyorum çünkü.
Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var.
Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu
gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında
diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları sana uyanıkken anlatsam da
anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle
oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim.
Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime
sürekli, O bir çocuk; diyeceğim.
Ben seni büyük bir adam gibi
gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları
arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim
oğlum, çok şey bekledim.
insanları eleştirmek yerine onları anlamaya
çalışalım. Ne yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve
nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır. ;Bilmek affetmektir.; Dr.
Johnson&ın da söylediği gibi, ;Tanrı bile insanı son gününe kadar
yargılamaz.; O halde neden biz yargılayalım?
Eleştirmeyin, kınamayın
ve şikayet etmeyin!
yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış
ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce
kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga
gibi üstüme geldi. Bir ...suçlu gibi yatağının başucuna geldim....
Neler
mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken
seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine silivermiştin.
Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları temizlettim. Bazı
eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.
Kahvaltı ederken bir
sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına saçıyordun, lokmalarını
çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla tereyağı sürmüştün. Sen oyun
oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın
elini salladın ve Güle güle babacığım; dedin. Ben ise kaşlarımı çattım
ve Dik dur!; dedim sana.
Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve
gelirken seni yere çömelmiş arkadaşlarınla bilye oynarken buldum.
Çorapların yırtılmıştı. Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve
kolundan tutup eve götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek
istiyorsan dikkatli olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban
söylüyordu!
Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde
incinmiş bir ifade vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an
için çıkmaya yeltendin. ;Ne istiyorsun?; diye bağırdım sana.
Hiç bir
şey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir
sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın.
Kağıdım elimden düştü. Bana
neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni böyle
ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok şey
beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre
değerlendiriyorum çünkü.
Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var.
Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu kanıtlıyor.Bu
gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta, yatağının yanında
diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları sana uyanıkken anlatsam da
anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba olacağım. Seninle
oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen güldüğünde güleceğim.
Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi ısıracağım. Kendi kendime
sürekli, O bir çocuk; diyeceğim.
Ben seni büyük bir adam gibi
gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha dün annenin kolları
arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah, senden çok şey bekledim
oğlum, çok şey bekledim.
insanları eleştirmek yerine onları anlamaya
çalışalım. Ne yapmak istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve
nezaket eleştiriden çok daha yararlıdır. ;Bilmek affetmektir.; Dr.
Johnson&ın da söylediği gibi, ;Tanrı bile insanı son gününe kadar
yargılamaz.; O halde neden biz yargılayalım?
Eleştirmeyin, kınamayın
ve şikayet etmeyin!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar