bugün
- şiir yazan erkek16
- çağla idi19
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı8
- aynı anda iki kişiye aşık olmak12
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler8
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması18
- sarapci koala hatayi29
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz10
- traveler vs iock6
- arkadaşlar özür dilerim11
- beni linç ettiler abi6
- sözlükteki linç kültürü5
- sevişmek istenen ünlüler6
- köfteci yusuf5
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- kanka ayağı gt ayağı gibi takılan sözlük yazarı3
- doblolu enişte4
- politize olmuş sözlük erkeği5
- beybi leydi seksiliği6
- fusya semsiyeli yabanci7
- çok bekar olan sözlük kızı3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri21
- kadınları susturmanın en iyi yolu7
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- konyalıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- karşı cinse sorulan sorular8
- özelden alet fotosu atan erkek yazar3
- ölmeden önce kimlerle beraberseniz6
- gocu abi7
- sözlüğe kız erkek tavlamak için gelen tipler3
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- bulgur pilavı ve yoğurt3
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- bu başlık altında saçmalıyoruz7
- şaka yapıyorum ama kızmıyorsun di mi3
- viski kola15
- politize politize bakmak3
- sürekli sözlük içi başlıklara yazıp forum yapmak2
- kurtuluş savaşı2
- orman meyveli içecek içen erkek7
- hava soğudu ulan11
- uludağ sözlüğe darbe4
- gece aynaya bakmak2
- arkadaşlar ben size eziyet mi ediyorum5
- sosyalleşmenin zorlaşması12
- mazotun 100 lira olacağı tarih14
- aleyna tilki nin ayakları3
ümit yaşar oğuzcan şiirinin ismidir.
Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.
Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .
Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .
Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.
Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.
Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.
Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .
Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.
Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .
Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .
Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.
Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.
Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.
Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar