bugün
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- burun karıştırmak4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz22
- terhis oluyorum sözlük25
- çay koydum sen anlat diyen psikolog3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah soğuğu3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- felsefe öğretmenin ironisi2
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü3
- flörtün ilkesel reddi5
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- yazarların işlediği günahlar14
- cimbom baba2
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
- yüzü siyaha boyayıp gezmek3
- cem karaca dinleyip dusuncelere dalmak2
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- amedspor31
- kim beğeniyor sorunsalı2
- the odyssey2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- ipkis3
- günlük tutmak7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- korkudan patır patır altına yapmak6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- yazarların fotoğrafları9
- aleksey batrakov29
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu2
- caminin yolunda öleyim2
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bu ne hal yahu9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- akşama ne yemek yapsam10
- sözlüğün yeni tasarımı23
- şimdi ne yapsam acaba7
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
ümit yaşar oğuzcan şiirinin ismidir.
Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.
Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .
Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .
Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.
Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.
Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.
Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .
Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.
Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .
Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .
Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.
Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.
Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.
Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com