bugün
- yeni parti55
- tekne turu8
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur6
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- muz yiyen erkek4
- askeri ücretle evlenebilir mi5
- yeni parti için isim önerisi5
- ordu merkez3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- tiramisu yiyen erkek3
- hayden panettiere2
- aykirikadin7
- 64 yıl ilişki yaşayıp evlenmeyi kabul eden kadın4
- 2002 yılını özlemek3
- nickten isim tahmini yapmak72
- galericiler taksiciler emlakçılar ve telefoncular2
- kel erkeklerin karizması3
- herkesin birbirini fake hesapla suçlaması5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak5
- dhkp c'li ev arkadaşı2
- ucuza geliyor diye zinaya yönelen erkek2
- aynı bokun laciverti2
- yeni partinin amblemi2
- fakir erkeğin karımı çalıştırmam demesi2
- atm den para yollayanlar3
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- atatürk'ün alevi dedelerine de karşı olması5
- eski kitaplar3
- çocuk kanallarının çok çocuksu olması2
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- mehdinin pforzheim da olması3
- şeriatsız dünya2
- islam medeniyetinin varlığı2
- keki kabarmayan sözlük kızı3
- kel erkekler çirkinse johnny sins ne o zaman2
- kova dolunayı4
- ben gerizekalıyım demenin en kolay yolu2
- 24 tane fake hesabı olan yazar6
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- açım diyen insana verikecek cevaplar2
- bir erkeğin aşko demesi5
- çikolata soslu ıslak kek2
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- batum da ki türkler2
- çağımızın hastalığı8
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması6
- biraz şımardım6
- domuz etli hamburger2
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
* *"recm", kelime anlamı olarak "racim" ile aynı köktendir ve uzaklaştırma, kovma anlamlarına gelmektedir. fıkıh litaratüründe ise "evli kişilerin, zina etmesi ve bu zinanın şahitler yordamıyla ya da zanilerin itirafı yordamıyla ispat edilmesi halinde, bu kişilerin taşlanarak öldürülmesi" anlamına gelmektedir.
islam'dan önceki ilahî dinlerde de var olan bir uygulamadır.
yahudilerin şeriatı kitabı olan talmut'ta recm açıkça şu şekilde geçmektedir:
22: 22 eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. israil'den kötülüğü atacaksınız.
22: 23 eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,
22: 24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. (tesniye, 22/22-24)
incil'de de recm cezası vardrı ve şu şekilde geçmektedir:
yahudiler, isa peygambere zina ederken yakalanmış bir kadın getirmişler ve musa peygamberin bu gibilere recm cezası verdiğini ileri sürerek buna ne diyeceğini sormuşlardır. isa peygamber onlara, "içinizde günahsız olan önce taş atsın" deyince de kadını recmetmekten vazgeçmişlerdir. isa bunun üzerine git kadın bende seni taşlamayacağım der. (yuhanna 8/3-11).
aynı olay barnabas incilinde de geçer (bab:201)
islam kanunlarına göre recm cezasının kimlere, nasıl ve ne şekilde uygulanacağı konusunu araştırmayı seven diğer yazarlarımıza bırakıp, farklı bir konu üzerinde durmak istiyorum.
recm cezası, gerek islam dışı insanlar tarafından, gerekse bir kısım müslümanlar tarafından kerih görülmekte ve hatta reddedilmektedir. lütfen yazının devamını dikkatlice okuyun:
allah'ın var ettiği bu kainat, belirli bir düzen ve intizam içerisinde varlığını sürdürmektedir. sebepler sonuçları doğurmakta; sonuçlar ise yeni sebeplere tesir etmektedir. bu kainatın içinde yaşayan ve kainat üzerinde tasarruf hakkına sahip olan insan, tüm canlıların en tehlikelisidir ve üzerinde dünyanın en tehlikeli silahı olan "akıl" silahını bulundurmaktadır.
böyle bir tasarruf hakkına sahip olan ve böylesine tehlikeli bir silahı üzerinde her daim taşıyan insanı terbiye etmenin tek yolu, "ikna, ödül ve ceza" üçlüsünün dengeli bir şekilde kullanılması ile gerçekleşebilir.
kur'an-ı kerim'e bakıldığı vakit bu üç sistem en yoğun şekilde kullanılmaktadır... burada bu meselenin ayrıntısına fazla girmeden "ödül ve ceza" konusuna geçiş yapalım.
ödül ve ceza olgularının her ikisi de, hem teşvik edici ve hem de caydırıcı özelliğe sahiptir. ödülü kazanma hevesi teşviğin kapısını aralarken, ödülü kaybetme korkusu caydırıcılık rolünü üstlenir; ceza alma korkusu caydırıcıyken, cezadan kurtulma duygusu teşvik edici durumdadır. ve hem ceza hem de ödül toplumun ve bireyin huzuru, mutluluğu için uygulanan yaptırım unsurlarıdır.
recm cezası, görüntü olarak çirkin bir ceza olabilir. zaten "ceza" olgusunun mantığında da olması gereken bu değil midir? hangi tatlı ceza insanı yıldırır ve caydırır ki?
eğer siz, cezanın yalnızca suçluya bakan yönünü değerlendiriyorsanız, işte tam da orada yanılır ve recm cezası gibi bir çok cezayı kerih görürsünüz. oysa, her cezanın iki yönü vardır. birisi suçluya bakarken; diğeri, her insanın içinde yaratılıştan var olan suç işleme eğilimine bakar.
dolayısıyla, recm cezasının çirkin olması, işleyen kişi için değil, insanın içindeki suç işleme eğilimi için önemlidir.
şimdi lütfen bir kere daha düşünün.... eğer recm cezası hakkı verilerek türkiye'de uygulansaydı,
1. hapishaneleri dolduran bunca tecavüz suçlusu olur muydu?
2. namus meselesinde hapis damlarında çürüyen bunca insan olur muydu?
3. çocukları kaçırıp tecavüz eden pedofililer bu derece artar mıydı?
günümüz insanın kaybettiği değerlerden biri de, "empati" yani "kendisini karşısındakinin yerine koyabilme" özelliğidir. eğer o özellik hala vicdanınızda duruyorsa kendinizi tecavüze uğramış bir kadının ya da gencecik bir kızın yerine koyun! bir küçük çocuk olan tecavüze uğramış! henüz evliyken, güvendiği ve sevdiği eşi tarafından aldatılmış olan birisinin yerine koyun kendinizi!
bunların yerine koyun ve düşünün... recm cezasının çirkin olup olmaması gerektiğini...
islam'dan önceki ilahî dinlerde de var olan bir uygulamadır.
yahudilerin şeriatı kitabı olan talmut'ta recm açıkça şu şekilde geçmektedir:
22: 22 eğer bir adam başka birinin karısıyla yatarken yakalanırsa, hem kadınla yatan adam, hem kadın, ikisi de öldürülecek. israil'den kötülüğü atacaksınız.
22: 23 eğer bir adam kentte başka biriyle nişanlı ergen bir kızla karşılaşır ve onunla yatarsa,
22: 24 ikisini de kentin kapısına götürecek, taşlayarak öldüreceksiniz. çünkü kız kentte olduğu halde yardım istemek için bağırmadı; adam da komşusunun karısıyla ilişki kurdu. aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. (tesniye, 22/22-24)
incil'de de recm cezası vardrı ve şu şekilde geçmektedir:
yahudiler, isa peygambere zina ederken yakalanmış bir kadın getirmişler ve musa peygamberin bu gibilere recm cezası verdiğini ileri sürerek buna ne diyeceğini sormuşlardır. isa peygamber onlara, "içinizde günahsız olan önce taş atsın" deyince de kadını recmetmekten vazgeçmişlerdir. isa bunun üzerine git kadın bende seni taşlamayacağım der. (yuhanna 8/3-11).
aynı olay barnabas incilinde de geçer (bab:201)
islam kanunlarına göre recm cezasının kimlere, nasıl ve ne şekilde uygulanacağı konusunu araştırmayı seven diğer yazarlarımıza bırakıp, farklı bir konu üzerinde durmak istiyorum.
recm cezası, gerek islam dışı insanlar tarafından, gerekse bir kısım müslümanlar tarafından kerih görülmekte ve hatta reddedilmektedir. lütfen yazının devamını dikkatlice okuyun:
allah'ın var ettiği bu kainat, belirli bir düzen ve intizam içerisinde varlığını sürdürmektedir. sebepler sonuçları doğurmakta; sonuçlar ise yeni sebeplere tesir etmektedir. bu kainatın içinde yaşayan ve kainat üzerinde tasarruf hakkına sahip olan insan, tüm canlıların en tehlikelisidir ve üzerinde dünyanın en tehlikeli silahı olan "akıl" silahını bulundurmaktadır.
böyle bir tasarruf hakkına sahip olan ve böylesine tehlikeli bir silahı üzerinde her daim taşıyan insanı terbiye etmenin tek yolu, "ikna, ödül ve ceza" üçlüsünün dengeli bir şekilde kullanılması ile gerçekleşebilir.
kur'an-ı kerim'e bakıldığı vakit bu üç sistem en yoğun şekilde kullanılmaktadır... burada bu meselenin ayrıntısına fazla girmeden "ödül ve ceza" konusuna geçiş yapalım.
ödül ve ceza olgularının her ikisi de, hem teşvik edici ve hem de caydırıcı özelliğe sahiptir. ödülü kazanma hevesi teşviğin kapısını aralarken, ödülü kaybetme korkusu caydırıcılık rolünü üstlenir; ceza alma korkusu caydırıcıyken, cezadan kurtulma duygusu teşvik edici durumdadır. ve hem ceza hem de ödül toplumun ve bireyin huzuru, mutluluğu için uygulanan yaptırım unsurlarıdır.
recm cezası, görüntü olarak çirkin bir ceza olabilir. zaten "ceza" olgusunun mantığında da olması gereken bu değil midir? hangi tatlı ceza insanı yıldırır ve caydırır ki?
eğer siz, cezanın yalnızca suçluya bakan yönünü değerlendiriyorsanız, işte tam da orada yanılır ve recm cezası gibi bir çok cezayı kerih görürsünüz. oysa, her cezanın iki yönü vardır. birisi suçluya bakarken; diğeri, her insanın içinde yaratılıştan var olan suç işleme eğilimine bakar.
dolayısıyla, recm cezasının çirkin olması, işleyen kişi için değil, insanın içindeki suç işleme eğilimi için önemlidir.
şimdi lütfen bir kere daha düşünün.... eğer recm cezası hakkı verilerek türkiye'de uygulansaydı,
1. hapishaneleri dolduran bunca tecavüz suçlusu olur muydu?
2. namus meselesinde hapis damlarında çürüyen bunca insan olur muydu?
3. çocukları kaçırıp tecavüz eden pedofililer bu derece artar mıydı?
günümüz insanın kaybettiği değerlerden biri de, "empati" yani "kendisini karşısındakinin yerine koyabilme" özelliğidir. eğer o özellik hala vicdanınızda duruyorsa kendinizi tecavüze uğramış bir kadının ya da gencecik bir kızın yerine koyun! bir küçük çocuk olan tecavüze uğramış! henüz evliyken, güvendiği ve sevdiği eşi tarafından aldatılmış olan birisinin yerine koyun kendinizi!
bunların yerine koyun ve düşünün... recm cezasının çirkin olup olmaması gerektiğini...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar