bugün
- son 20 yılın en gıcık lafı3
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- evlenmeyi başaramamış erkek4
- true'ya arkadan sahip olmak14
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- bizim düşündüğümüz de bizi düşünüyor mudur sorgusu2
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- varoşluk göstergesi küçük detaylar4
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını5
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- haksızlığa uğrayanın hakkını alması3
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- ece irtem9
- tanga neden giyilir11
- yazilimcilarin flort hayati üzerine veri analizi2
- amerika birleşik devletleri4
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- namus takıntısı olan erkek17
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- iran3
- nesrin cavadzade9
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- senegal3
- forma3
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- kemal kılıçdaroğlu14
- puma2
- avusturya2
- dünya2
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- hayatın renginin kalmaması7
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı3
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet5
- futbol10
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- yalnız yaşamak6
- en son ne aldınız3
- maxi araujo2
- regl dönemi çirkinliği8
erkek hegemonyasının devamlılığı için süregelmiş, kadın üzerine dayatılan baskıların ve kadının 2.sınıf yakıştırılmalarının başka bir iç burkan tarafıdır.
toplum olarak en büyük problemimiz, ya da evrensel olarak en büyük problemin, yetişme ve yetiştirme süreçleri olduğu farklılaşmış mezheplerden ya da şiddet onaylı zıt kutuplardan görülebilmektedir. türban da bu ilişki gibi, genellikle takılan değil, taktırılan bir semboldür. birey'in saf dışı edildiği özgür iradesi bir yana, bu ve benzeri fiziksel görünüş dayatmaları, kişiyi hem sağlık, hem vicdan'en rahatsız etmektedir. aslında sorun kadının gerçekten kadın haklarını isteyip istemediğidir. zaten geçmiş geleneklerin getirdiği 2.sınıf kadın modelleri, bu ve benzeri korku tabanlı inanç yaftalamaları ile boyut değiştirmekte, kadın-erkek eşitliğine açık ara fark attırmaktadır.
işin sağlık boyutu şu şekilde olmakla beraber;
"Muayeneye gelen tesettürlü kızlarımız ve kadınlarımız soyununca, dayanılmaz bir ter kokusu yayılır. Memelerinin altı kırmızı ve kokulu bir sıvı ile kaplıdır. Din uğruna eliniz ıslanır, mideniz bulanır. Türbanları yumurta gibi sert olsun ve dik dursun diye, eski röntgen filmlerini kesip, iki kat eşarbın altına koyuyor bazıları. Başlarını açtıklarında, baş derileri, havasızlıktan suları akan, cılk yaradır. Ve bizden, yani hekimlerden, tam da bu yaralar için tedavi isterler. Dünyada bu kadar iğrenç bir manzara ile karşılaşmamışsınızdır Mine Hanım. D vitamini eksikliğinden geçtim, fındık kadar beyni olan erkek zihniyetinin marifeti bu işte! Yeryüzünde kadınlarına bunu reva görürken, öbür dünyada açık saçık hurilerin hayali ile yaşamak yetiyor o zihniyete!.."
sosyal yaşam alanıda türkiyenin bazı kesimlerinde ve islami rejimlerde alt seviyelere çekilmektedir. dini olarakta farklı ilahiyatçılar arasında bile "vardır-yoktur" yorumlamasının olduğu bu sembol, kime ve neye göre -günah-sevap- içeriyor, onun farkındalığına varmak sanırım en büyük cevap olacaktır düşünen insan için. bu kural ve itaat mekanizmasının aile ve yaşanılan toplum olması aşikar değil midir. neye ve kime göre yorumlandığı bilinmeden, başkasının inancı yaşanmakta, yaşatılmaktadır.
toplum olarak en büyük problemimiz, ya da evrensel olarak en büyük problemin, yetişme ve yetiştirme süreçleri olduğu farklılaşmış mezheplerden ya da şiddet onaylı zıt kutuplardan görülebilmektedir. türban da bu ilişki gibi, genellikle takılan değil, taktırılan bir semboldür. birey'in saf dışı edildiği özgür iradesi bir yana, bu ve benzeri fiziksel görünüş dayatmaları, kişiyi hem sağlık, hem vicdan'en rahatsız etmektedir. aslında sorun kadının gerçekten kadın haklarını isteyip istemediğidir. zaten geçmiş geleneklerin getirdiği 2.sınıf kadın modelleri, bu ve benzeri korku tabanlı inanç yaftalamaları ile boyut değiştirmekte, kadın-erkek eşitliğine açık ara fark attırmaktadır.
işin sağlık boyutu şu şekilde olmakla beraber;
"Muayeneye gelen tesettürlü kızlarımız ve kadınlarımız soyununca, dayanılmaz bir ter kokusu yayılır. Memelerinin altı kırmızı ve kokulu bir sıvı ile kaplıdır. Din uğruna eliniz ıslanır, mideniz bulanır. Türbanları yumurta gibi sert olsun ve dik dursun diye, eski röntgen filmlerini kesip, iki kat eşarbın altına koyuyor bazıları. Başlarını açtıklarında, baş derileri, havasızlıktan suları akan, cılk yaradır. Ve bizden, yani hekimlerden, tam da bu yaralar için tedavi isterler. Dünyada bu kadar iğrenç bir manzara ile karşılaşmamışsınızdır Mine Hanım. D vitamini eksikliğinden geçtim, fındık kadar beyni olan erkek zihniyetinin marifeti bu işte! Yeryüzünde kadınlarına bunu reva görürken, öbür dünyada açık saçık hurilerin hayali ile yaşamak yetiyor o zihniyete!.."
sosyal yaşam alanıda türkiyenin bazı kesimlerinde ve islami rejimlerde alt seviyelere çekilmektedir. dini olarakta farklı ilahiyatçılar arasında bile "vardır-yoktur" yorumlamasının olduğu bu sembol, kime ve neye göre -günah-sevap- içeriyor, onun farkındalığına varmak sanırım en büyük cevap olacaktır düşünen insan için. bu kural ve itaat mekanizmasının aile ve yaşanılan toplum olması aşikar değil midir. neye ve kime göre yorumlandığı bilinmeden, başkasının inancı yaşanmakta, yaşatılmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar