bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- recep tayyip erdoğan27
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali3
- leonidas7
- fiziği güzel sözlük kızları47
- vexillarius the slayer6
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- liberalizm2
- nervio14
- hz mevlana2
- uludağ sözlük kekosu2
- sibel kekilli6
- iltica7
- türbanlı erkeklerin çok itici olması2
- nefse uyup 2 milyar tl tokatlamak3
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- muhammed peygambere ilk vahiy nasıl geliyor2
- akp denince akla ilk gelenler6
- evlenme teklifi bekleyen erkek7
- türkler balık hafızalıdır6
- ups boobs'un yeni nicki7
- ibne11
- elma yiyen erkek4
- sizde hiç utanma yok mu4
- insanların sürekli aynı fikirleri tekrarlaması2
- cemal enginyurt4
- süresiz nafaka8
- kadın ayağı vs memesi6
- yazarların akşama dair planları2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- arap aksanı7
- ormanda çıplak ayakla yürümek3
- simko314
- maldiv rufiyası2
- günaydın aşk çiçeğim mesajı atmayan erkek6
- sözlüğün kızgınlık dönemine girmesi5
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması3
- en havalı isim soyisim kombonizasyonları2
- memeleri kafam kadar kız21
- ai otomatik silme ayet silmesin2
- sözlük erkeklerinin memeleri5
- birinin sizi ilk hatanızda hayatından çıkarması4
- bir akp liyi ciddiye almak3
- ispanya da maricarmen isyanı5
- gürcistan4
tanım: güzel bir reha erdem filmi.
uyarı: filmle ilgili yorumların olduğu bu yazıda filmden alıntılar vardır.
KOSMOS ve EVREN
Reha Erdem'i bilenler bilir. Kendisi hayatın içinden alınmış kartpostallar tadında sıradışı filmler çeken bir yönetmendir. Onun filmlerini izlerken kendisinin her daim dağda bayırda, bir ağaç altında yaşamakta olan biri olduğu hissiyatına kapılabilirsiniz. Ben de daha önce filmlerini severek izlediğim bu yönetmenin son filmi Kosmos'a bir gazete köşesinde okuduğum yazıya istinaden gittim. Yazıda sosyalist mi, anarşist mi yoksa mesih mi diye soruyordu Kosmos için. Sırf Kosmos'un ne olduğunu anlamak için bile izlenir demiştim.
Filmden çıktığımda tek kelimeyle tuhaf hissediyordum. Çünkü Kosmos ne sosyalist ne anarşist ne de mesihti, o insanı rahatsız eden doğa üstü bir şeydi. Sıfat arasak epey buluruz onun için: hırsız, ağaçlara tırmanan bir kuş, mucizevi, yabancı, kahraman, acıkmayan, eren ve en önemlisi bugünün insanını irkilten bir şekilde aşk arayan...
Korkuyla kaçtığı bilinmez bir yerden bir sınır şehrine yolu düşen Kosmos'un hikayesi kendisi gibi doğa üstü özelliklere sahip Neptün'le kesişiyor filmin başında. Elindeki bir tomar parayı bilinmez bir telaşla taş altına saklamaya çalışırken nehirde boğulan Neptün'ün kardeşine yeniden can vererek şehrin gönlünü kazanıyor asıl adı Battal olan Kosmos. insanlar onu sıradışı bir yabancı olarak görse de çocuğa yeniden can verdiği için ona eren muamelesi yapıyorlar. Ona iş ve kalacak yer temin ediyorlar. Fakat herkesin ölümünün aynı anlama geldiğini düşünen Kosmos'un çalışıp para kazanmakla bir derdi yoktur. Tanrının herkesi düzgün yarattığını ama insanoğlunun kendisini bu hale getirdiğini söyleyen Kosmos para ile kurduğu ilişki yoluyla kapitalizmin eleştirisini yapıyor. Para kazanmak derdi olmadığı gibi paranın insanlara saçtığı kini toplarcasına dükkanlardaki paraları çalarak topluyor. Para ile bir işi olmadığı için elinde biriken tomarlar böyle düzen dışı bir varlık için paranın anlamsızlığını temsil ediyor.
Bir hırsız olmasının yanı sıra Kosmos'un bir vakit sonra hastalara, düşkünlere, sakatlara şifa dağıtan bir özelliği olduğu ortaya çıkıyor. Hal böyle olunca kapısında kuyruklar oluşmaya başlıyor. Fakat kendi içinde bir sürü karmaşayı da içeren Kosmos insanlara ulaşmak istediği gibi bu kalabalıktan kaçmayı tercih edebiliyor. insanlara yardım etmeyi bir görev olarak görmediğinden irkiltiyor kuyruktaki insanlar onu belki de. Çünkü film boyunca onun insanlara yardım etmekte ne denli cömert olduğunu görebiliyoruz. Bunu insanlar kendisine tapsın, kendisini sevdin diye de yapmıyor; onun için 'normal' bu. Bu yüzden ürküyor kendisine tapmaya hazır insanlardan ve zaten kaçarak geldiği bu yerden kaçarak uzaklaşıyor filmin sonunda.
Kosmos'da insanları en çok etkileyeceğini düşündüğüm iki sahne var. Kendisi gibi doğa üstü güçlere sahip Neptün ile ağaçların tepelerine çıkıp değişik sesler çıkararak anlaşan Kosmos'un adeta seviştiği sahneler bunlar. Tabi bahsettiğim sevişme durumu bizim anladığımız tabiriyle gerçekleşmiyor. Biraraya geldiklerinde dünyadan soyutlanıp mutluluktan insanın tansiyonunu yükselten seslerle sevişiyorlar. Kuş olup uçuyorlar; özgürleşerek sevişiyorlar adeta. Açıkça aşk aradığını söyleyen Kosmos'un en mutlu olduğu anlar bunlardı bence filmde. Bu arada Kosmos başka bir mutsuz kadına da aşk vermekten hoşlanıyor. Kadın daha sonra utancından Kosmos'u 'utanmaz' diye bağırarak kovarken Kosmos'un şaşkınlık içinde söylediği şu söz de çok etkileyici bir yerde duruyor: "Bedeninizin istekleri neden ruhunuzun istekleri olmasın efendim?"
Film boyunca arkadan savaş sesleri geliyor. Yerini ve zamanını kestiremediğimiz filmin bir sınır şehrinde çekildiğini anlayabiliyoruz bu yüzden. insanların sınırın açılıp açılmaması konusunda ikiye bölündüğü şehirde ırkçılığın mikro tezahürlerini görmemiz mümkün. Savaş ortamının tam bir yabancı fobisi oluşturduğunu insanların Kosmos'a yaklaşımından anlayabiliyoruz zaten.
Dediğim gibi insanı rahatsız eden bir film Kosmos. Replikleriyle, sesleriyle, görüntüleriyle insanın beynini çağrışım bombardımanına sokuyor. Aralarda sürekli insanların acı çektirdiği hayvanların görüntüleriyle insan ırkının hayvanlar üzerindeki egemenliğini idrak ederken esasen dünya üzerinde kurduğu egemenlik yüzünden kendisi acılar içinde olan zavallı resmini görüyoruz. Savaşın görüntüsü olmadan bile insanları kendilerine ne kadar yabancılaştırdığını izliyoruz. Tek derdi aşk aramak olan bir kişiyi ne kadar garipsediğimizi ve söz yerindeyse tecrit ettiğimizi idrak ediyoruz. Aşkın tek bir dilinin olmadığını görünce irkiliyoruz. Herkesin ölümünün aynı olduğunu duyunca ölümü tepemizde hissedip rahatsız oluyoruz. insan ırkına övgüler, sevgiler, bir takım öneriler sunmayan ve evrenin büyüklüğü içinde insanın dar algısını gözler önüne seren bir film izlemiş oluyoruz.
uyarı: filmle ilgili yorumların olduğu bu yazıda filmden alıntılar vardır.
KOSMOS ve EVREN
Reha Erdem'i bilenler bilir. Kendisi hayatın içinden alınmış kartpostallar tadında sıradışı filmler çeken bir yönetmendir. Onun filmlerini izlerken kendisinin her daim dağda bayırda, bir ağaç altında yaşamakta olan biri olduğu hissiyatına kapılabilirsiniz. Ben de daha önce filmlerini severek izlediğim bu yönetmenin son filmi Kosmos'a bir gazete köşesinde okuduğum yazıya istinaden gittim. Yazıda sosyalist mi, anarşist mi yoksa mesih mi diye soruyordu Kosmos için. Sırf Kosmos'un ne olduğunu anlamak için bile izlenir demiştim.
Filmden çıktığımda tek kelimeyle tuhaf hissediyordum. Çünkü Kosmos ne sosyalist ne anarşist ne de mesihti, o insanı rahatsız eden doğa üstü bir şeydi. Sıfat arasak epey buluruz onun için: hırsız, ağaçlara tırmanan bir kuş, mucizevi, yabancı, kahraman, acıkmayan, eren ve en önemlisi bugünün insanını irkilten bir şekilde aşk arayan...
Korkuyla kaçtığı bilinmez bir yerden bir sınır şehrine yolu düşen Kosmos'un hikayesi kendisi gibi doğa üstü özelliklere sahip Neptün'le kesişiyor filmin başında. Elindeki bir tomar parayı bilinmez bir telaşla taş altına saklamaya çalışırken nehirde boğulan Neptün'ün kardeşine yeniden can vererek şehrin gönlünü kazanıyor asıl adı Battal olan Kosmos. insanlar onu sıradışı bir yabancı olarak görse de çocuğa yeniden can verdiği için ona eren muamelesi yapıyorlar. Ona iş ve kalacak yer temin ediyorlar. Fakat herkesin ölümünün aynı anlama geldiğini düşünen Kosmos'un çalışıp para kazanmakla bir derdi yoktur. Tanrının herkesi düzgün yarattığını ama insanoğlunun kendisini bu hale getirdiğini söyleyen Kosmos para ile kurduğu ilişki yoluyla kapitalizmin eleştirisini yapıyor. Para kazanmak derdi olmadığı gibi paranın insanlara saçtığı kini toplarcasına dükkanlardaki paraları çalarak topluyor. Para ile bir işi olmadığı için elinde biriken tomarlar böyle düzen dışı bir varlık için paranın anlamsızlığını temsil ediyor.
Bir hırsız olmasının yanı sıra Kosmos'un bir vakit sonra hastalara, düşkünlere, sakatlara şifa dağıtan bir özelliği olduğu ortaya çıkıyor. Hal böyle olunca kapısında kuyruklar oluşmaya başlıyor. Fakat kendi içinde bir sürü karmaşayı da içeren Kosmos insanlara ulaşmak istediği gibi bu kalabalıktan kaçmayı tercih edebiliyor. insanlara yardım etmeyi bir görev olarak görmediğinden irkiltiyor kuyruktaki insanlar onu belki de. Çünkü film boyunca onun insanlara yardım etmekte ne denli cömert olduğunu görebiliyoruz. Bunu insanlar kendisine tapsın, kendisini sevdin diye de yapmıyor; onun için 'normal' bu. Bu yüzden ürküyor kendisine tapmaya hazır insanlardan ve zaten kaçarak geldiği bu yerden kaçarak uzaklaşıyor filmin sonunda.
Kosmos'da insanları en çok etkileyeceğini düşündüğüm iki sahne var. Kendisi gibi doğa üstü güçlere sahip Neptün ile ağaçların tepelerine çıkıp değişik sesler çıkararak anlaşan Kosmos'un adeta seviştiği sahneler bunlar. Tabi bahsettiğim sevişme durumu bizim anladığımız tabiriyle gerçekleşmiyor. Biraraya geldiklerinde dünyadan soyutlanıp mutluluktan insanın tansiyonunu yükselten seslerle sevişiyorlar. Kuş olup uçuyorlar; özgürleşerek sevişiyorlar adeta. Açıkça aşk aradığını söyleyen Kosmos'un en mutlu olduğu anlar bunlardı bence filmde. Bu arada Kosmos başka bir mutsuz kadına da aşk vermekten hoşlanıyor. Kadın daha sonra utancından Kosmos'u 'utanmaz' diye bağırarak kovarken Kosmos'un şaşkınlık içinde söylediği şu söz de çok etkileyici bir yerde duruyor: "Bedeninizin istekleri neden ruhunuzun istekleri olmasın efendim?"
Film boyunca arkadan savaş sesleri geliyor. Yerini ve zamanını kestiremediğimiz filmin bir sınır şehrinde çekildiğini anlayabiliyoruz bu yüzden. insanların sınırın açılıp açılmaması konusunda ikiye bölündüğü şehirde ırkçılığın mikro tezahürlerini görmemiz mümkün. Savaş ortamının tam bir yabancı fobisi oluşturduğunu insanların Kosmos'a yaklaşımından anlayabiliyoruz zaten.
Dediğim gibi insanı rahatsız eden bir film Kosmos. Replikleriyle, sesleriyle, görüntüleriyle insanın beynini çağrışım bombardımanına sokuyor. Aralarda sürekli insanların acı çektirdiği hayvanların görüntüleriyle insan ırkının hayvanlar üzerindeki egemenliğini idrak ederken esasen dünya üzerinde kurduğu egemenlik yüzünden kendisi acılar içinde olan zavallı resmini görüyoruz. Savaşın görüntüsü olmadan bile insanları kendilerine ne kadar yabancılaştırdığını izliyoruz. Tek derdi aşk aramak olan bir kişiyi ne kadar garipsediğimizi ve söz yerindeyse tecrit ettiğimizi idrak ediyoruz. Aşkın tek bir dilinin olmadığını görünce irkiliyoruz. Herkesin ölümünün aynı olduğunu duyunca ölümü tepemizde hissedip rahatsız oluyoruz. insan ırkına övgüler, sevgiler, bir takım öneriler sunmayan ve evrenin büyüklüğü içinde insanın dar algısını gözler önüne seren bir film izlemiş oluyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar