bugün
- sözlükten soğuma nedenleri10
- sözlük ırkçıları8
- simko316
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- iyi parti13
- cinler musallat istatistiği7
- pizza yemek5
- claudian clouds17
- eski sevgili nerede ne yapıyor5
- çerçeve yasa35
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- burçlara inanan insanlar oy kullanmalı mı2
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler31
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi3
- aleksey batrakov9
- erkek dediğin içinde gezdirir mutlu eder3
- amedspor14
- where is my mind vs creep3
- 25 kare teknigi2
- flört uygulamalarının yalan dolan olması4
- alttaki yazara motto ver16
- deniz zeyrek3
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- hoppili gillini ve sincan bebeleri3
- azize sibel gönül3
- bebek katili öcalan11
- kendini değersizleştiren insan8
- dünya güneş'in etrafında keyfinden dönmüyor2
- pareidolia2
- içimizdeki canavar4
- cehennemin yedi prensi2
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- şizofreni diye bi hastalık yok cin musallatı var2
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- aslan gibi adam10
- osuruktan şiirler22
- özgür özel'in ne mutlu türküm diyene diyememesi3
- amedsporun türkiye ligi nde lider olması3
- vladimir putin2
- sihirli annem taci'ye yapılan haksızlık3
- yahudiler neden hindistan'ı seviyor3
- nervio çaylak olmadı kalbimizde yaşıyor2
- halk cafe2
- porno entelektüelliği8
- çaylak olanalara ahahaha çaylak olmuş yazmamız2
- avanos2
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor4
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği4
- seri gizli artı oy veren melek9
Yanılgılarımız hakkında
insanların yanıldıklarını kabullenmemeleri gibi bir durum söz konusu değildir. Böyle olduğu düşünülen kimselerin esas kaygısı yanıldıklarına dair olan düşüncelerinin başkaları tarafından sezilmesidir.
Sorumluluk hakkında...
Herkesin sorumluluk dediği şeyin içgüdüsel yanı üzerinde düşünmeyi bırak. Eline bir kalem al ve yazmaya başla; tercihlerinden ötürü pişmanlık duymanın sendeki sorumluluk hissini pekiştirdiğini mi sanıyorsun? Eylemin sorumluluk doğurduğu çağlarda sen bir düşüncenin objesiydin, ama bir eylemin öznesi değildin. Şimdi Tanrı kendi sorumluluğunu bizler arasında paylaştırmaya çalışıyor. Doğumunu geciktiren sebepler arasında senden öncekilerin yanılgılarından kaynaklanan kazalara bakmak düşüncelerinin yargılanabilir olmadığını ortaya koyacak tek yöntem olabilirdi, ama sen kendine yer aramaya başladığın andan itibaren sorumluluk sahibi oldun. Ricacı olmadığın bir yaşama dâhil olmanda tercihlerinin sahip olduğu paydan daha fazlası senin kendi varlığını anlamlı hale getirebilmek için yaptığın hatalarda mevcut. Söylediklerim seni yürümekten alıkoyacak bir korkuya kapılmana sebep olmasın; eğer kendi başlarına şahsiyet sahibi olabilselerdi adımların seni suçlama hakkına sahip olurlardı ancak sen karşıma geldikten sonra sadece ben seni gitmediğin yerlerden ötürü suçlayabilirim.
Sevginin karanlığı üzerine...
Bir ideal halinde sevginin yüceltilmesi, insanoğlunun hakikati kavramaktaki yetkinliğinin ölçüsü olarak değil, kendi zaafını sevimli yollardan ifade etmenin bir görüntüsü olmak bakımından anlamlıdır. Kuşkusuz, bu yanılgının temelinde, benliğinde sevgiye yer verenin diğerlerince onaylanıp aynı hislerle karşılanacağı şeklindeki halis dangalakça bir aldanış bulunur. Hakikat ise bambaşkadır; kişi benliğini ister sevgiyle, ister nefretle doldursun, bu durumlardan ilkinin ardındaki hakikat güvende hissetmenin verdiği rahatlık, ikincisinin ardındaki hakikat ise güven duygusundan yoksun oluşun yarattığı huzursuzluktur. Buradan hareketle, sevginin de nefret kadar karanlık ve bencilce bir olgu olduğunu iddia etmekten bizleri kim alıkoyabilir
yalnızlık ve yozlaşma
Gerçek denilen dünyanın verileriyle çatışan düşünce örgülerinden oluşmuş dikenli tellerin kanattığı beyninizin kıvrımlarına hisli bir dokunuşla temas edecek şefkatli parmaklardan mahrumsanız eğer, kendi düşünce dünyanız içinde yalıtılmış olduğunuzu düşünmenize her zaman izin verilir. Yalıtılmış biri için kaçınılmaz olan yozlaşma, bu aşamada, düşünürün yargı ve muhakeme gücünü en üst düzeye çıkarır.- Bu durum aynı zamanda şairler için de geçerlidir. Şu farkla ki onların bu anlamda algı merkezleri kalpleridir ve bir filozofla aralarındaki gerçek farklılık bundan öteye geçmez.- Bu şekilde acılar içinde kıvranan, dehşetle parlayan gözlerini kırpmadan kafatası içinde taşıdığı kişisel hücresinin dışında kendisini çılgına çeviren verilere aç bir hayvanın azgınlığıyla saldıran bu kuduz köpek kendisini anlayacak birine ne kadar da muhtaçtır!
Tereddüt ve devinim...
Birkaç günlük kendini unutuş ve dağılan parçaların yörüngesini tayin etmek için harcanan enerji, nihayet o güne dek kendisinden gizli kalmış bir yerlerde bir değer yarattı. Giderek özgülleşen sorunlar yumağının ortasında süren bir yaşamın getirisi olarak bundan başkası da düşünülemezdi.
Şimdi kendi meselesini sedyeye yatırıp kayışlarla bağlamanın öncesinde emin olduğu bir tek şey vardı: en genel kavramlarla kendi meselesini evcilleştirmenin imkânsızlığı.
Durağanlığını kararlılık olarak onaylayabilseydi bulunduğu yerde dikilip durması daha az rahatsız edici olurdu. Atacağı her adım bir sonrakinin sebebi ve tetikleyicisi olamazdı çünkü. O, burada bir oluşa katılmıyor, sadece bir oluşu kapsıyor. Islanmış olduğu yüzmekte olduğu anlamına gelmez, bu yüzden oyunun dışında kaldığını da biliyor.
Yaşamın gerekçeleri üzerine...
Öyle sert bir darbeydi ki ancak umursamayarak korunabildi. Güçlükle duyulabilen kısa süreli iniltisi bir tepki olarak değil ama bir onay olarak anlamlıydı. Şimdi tekrar ayağa kalkabilecek, olan bitenden kimsenin haberi olmamış gibi derin bir nefes alacak ve yoluna öylece devam edebilecekti. Aralarından iltihap ve kan sızan kaburgalarının manzarası türdeşleri için hazin, sırtında siyah bir bulut izlenimini veren sinekler içinse iştah kabartıcıydı. Ne var ki bu durum ne kendisinin, ne türdeşlerinin, ne yarasının ve ne de sineklerin kıymeti hakkında bir şey ifade ediyordu-. Nihayet görünüşün aldanıştan başka bir şey olmadığını kavramış olmak onun ve kaburgalarında taşıdığı bu kötü kokulu iltihap çanağı yarasının arasında bir uzlaşma doğuruyor ve kendisi yorgun, sessiz, yarası bezgin, sessiz, yaşamlarına devam etmeleri için yeterli gerekçeyi sağlıyordu.
edit: 2006 yılına ait notlarım.
"Kötü tecrübelerin cömertliğinden yararlanan bazı güçlü adamlar zaaflarıyla mücadele etmeyi öğrenirler. Daha güçlü olma ayrıcalığına erişenlerse zaaflarıyla barışma inceliği gösterebilirler. Ve nihayet o seçilmiş olanlar ki, erdemi utandıracak saflıkta bir zaafın kendisi olarak modern zaman soytarısını oynarlar ve bundan bir sanat yaratırlar. Amin."
"Hayatı boyunca şikayet etmeden taşıdığı cesedini getirip içimize gömdü ve acısını kıskanarak öldü. Böylece bizlere utanmayı öğretti."
"Hayatın belli evrelerini görüp geçirdikten sonra bile yaşamının neye hizmet ettiğini bilmemek, onunla ne yapacağın konusunda hiçbir fikre sahip olmamak, bunca kusuruna rağmen bunlardan belli belirsiz bir rahatsızlık dahi duymamak... Bundan sonraki ödevim bu durumun utancını kanıksamak olacak. Son olarak bunu da unutmak. Ve nihayet unutmak. Ve bunu da. Ve bunu da..."
"Ayaklarımızın ucunda uzanan geniş vadi; Topuklarımıza neşe veren tatlı yokuşlarında gizlediği derin uçurumlarla her an birini aramızdan alan bu doyumsuz "Valhalla" hala aç ve bizler yön ve eylem kargaşası içinde sadece ıslıklarımızın yankısını duymayı umarak bekliyoruz."
insanların yanıldıklarını kabullenmemeleri gibi bir durum söz konusu değildir. Böyle olduğu düşünülen kimselerin esas kaygısı yanıldıklarına dair olan düşüncelerinin başkaları tarafından sezilmesidir.
Sorumluluk hakkında...
Herkesin sorumluluk dediği şeyin içgüdüsel yanı üzerinde düşünmeyi bırak. Eline bir kalem al ve yazmaya başla; tercihlerinden ötürü pişmanlık duymanın sendeki sorumluluk hissini pekiştirdiğini mi sanıyorsun? Eylemin sorumluluk doğurduğu çağlarda sen bir düşüncenin objesiydin, ama bir eylemin öznesi değildin. Şimdi Tanrı kendi sorumluluğunu bizler arasında paylaştırmaya çalışıyor. Doğumunu geciktiren sebepler arasında senden öncekilerin yanılgılarından kaynaklanan kazalara bakmak düşüncelerinin yargılanabilir olmadığını ortaya koyacak tek yöntem olabilirdi, ama sen kendine yer aramaya başladığın andan itibaren sorumluluk sahibi oldun. Ricacı olmadığın bir yaşama dâhil olmanda tercihlerinin sahip olduğu paydan daha fazlası senin kendi varlığını anlamlı hale getirebilmek için yaptığın hatalarda mevcut. Söylediklerim seni yürümekten alıkoyacak bir korkuya kapılmana sebep olmasın; eğer kendi başlarına şahsiyet sahibi olabilselerdi adımların seni suçlama hakkına sahip olurlardı ancak sen karşıma geldikten sonra sadece ben seni gitmediğin yerlerden ötürü suçlayabilirim.
Sevginin karanlığı üzerine...
Bir ideal halinde sevginin yüceltilmesi, insanoğlunun hakikati kavramaktaki yetkinliğinin ölçüsü olarak değil, kendi zaafını sevimli yollardan ifade etmenin bir görüntüsü olmak bakımından anlamlıdır. Kuşkusuz, bu yanılgının temelinde, benliğinde sevgiye yer verenin diğerlerince onaylanıp aynı hislerle karşılanacağı şeklindeki halis dangalakça bir aldanış bulunur. Hakikat ise bambaşkadır; kişi benliğini ister sevgiyle, ister nefretle doldursun, bu durumlardan ilkinin ardındaki hakikat güvende hissetmenin verdiği rahatlık, ikincisinin ardındaki hakikat ise güven duygusundan yoksun oluşun yarattığı huzursuzluktur. Buradan hareketle, sevginin de nefret kadar karanlık ve bencilce bir olgu olduğunu iddia etmekten bizleri kim alıkoyabilir
yalnızlık ve yozlaşma
Gerçek denilen dünyanın verileriyle çatışan düşünce örgülerinden oluşmuş dikenli tellerin kanattığı beyninizin kıvrımlarına hisli bir dokunuşla temas edecek şefkatli parmaklardan mahrumsanız eğer, kendi düşünce dünyanız içinde yalıtılmış olduğunuzu düşünmenize her zaman izin verilir. Yalıtılmış biri için kaçınılmaz olan yozlaşma, bu aşamada, düşünürün yargı ve muhakeme gücünü en üst düzeye çıkarır.- Bu durum aynı zamanda şairler için de geçerlidir. Şu farkla ki onların bu anlamda algı merkezleri kalpleridir ve bir filozofla aralarındaki gerçek farklılık bundan öteye geçmez.- Bu şekilde acılar içinde kıvranan, dehşetle parlayan gözlerini kırpmadan kafatası içinde taşıdığı kişisel hücresinin dışında kendisini çılgına çeviren verilere aç bir hayvanın azgınlığıyla saldıran bu kuduz köpek kendisini anlayacak birine ne kadar da muhtaçtır!
Tereddüt ve devinim...
Birkaç günlük kendini unutuş ve dağılan parçaların yörüngesini tayin etmek için harcanan enerji, nihayet o güne dek kendisinden gizli kalmış bir yerlerde bir değer yarattı. Giderek özgülleşen sorunlar yumağının ortasında süren bir yaşamın getirisi olarak bundan başkası da düşünülemezdi.
Şimdi kendi meselesini sedyeye yatırıp kayışlarla bağlamanın öncesinde emin olduğu bir tek şey vardı: en genel kavramlarla kendi meselesini evcilleştirmenin imkânsızlığı.
Durağanlığını kararlılık olarak onaylayabilseydi bulunduğu yerde dikilip durması daha az rahatsız edici olurdu. Atacağı her adım bir sonrakinin sebebi ve tetikleyicisi olamazdı çünkü. O, burada bir oluşa katılmıyor, sadece bir oluşu kapsıyor. Islanmış olduğu yüzmekte olduğu anlamına gelmez, bu yüzden oyunun dışında kaldığını da biliyor.
Yaşamın gerekçeleri üzerine...
Öyle sert bir darbeydi ki ancak umursamayarak korunabildi. Güçlükle duyulabilen kısa süreli iniltisi bir tepki olarak değil ama bir onay olarak anlamlıydı. Şimdi tekrar ayağa kalkabilecek, olan bitenden kimsenin haberi olmamış gibi derin bir nefes alacak ve yoluna öylece devam edebilecekti. Aralarından iltihap ve kan sızan kaburgalarının manzarası türdeşleri için hazin, sırtında siyah bir bulut izlenimini veren sinekler içinse iştah kabartıcıydı. Ne var ki bu durum ne kendisinin, ne türdeşlerinin, ne yarasının ve ne de sineklerin kıymeti hakkında bir şey ifade ediyordu-. Nihayet görünüşün aldanıştan başka bir şey olmadığını kavramış olmak onun ve kaburgalarında taşıdığı bu kötü kokulu iltihap çanağı yarasının arasında bir uzlaşma doğuruyor ve kendisi yorgun, sessiz, yarası bezgin, sessiz, yaşamlarına devam etmeleri için yeterli gerekçeyi sağlıyordu.
edit: 2006 yılına ait notlarım.
"Kötü tecrübelerin cömertliğinden yararlanan bazı güçlü adamlar zaaflarıyla mücadele etmeyi öğrenirler. Daha güçlü olma ayrıcalığına erişenlerse zaaflarıyla barışma inceliği gösterebilirler. Ve nihayet o seçilmiş olanlar ki, erdemi utandıracak saflıkta bir zaafın kendisi olarak modern zaman soytarısını oynarlar ve bundan bir sanat yaratırlar. Amin."
"Hayatı boyunca şikayet etmeden taşıdığı cesedini getirip içimize gömdü ve acısını kıskanarak öldü. Böylece bizlere utanmayı öğretti."
"Hayatın belli evrelerini görüp geçirdikten sonra bile yaşamının neye hizmet ettiğini bilmemek, onunla ne yapacağın konusunda hiçbir fikre sahip olmamak, bunca kusuruna rağmen bunlardan belli belirsiz bir rahatsızlık dahi duymamak... Bundan sonraki ödevim bu durumun utancını kanıksamak olacak. Son olarak bunu da unutmak. Ve nihayet unutmak. Ve bunu da. Ve bunu da..."
"Ayaklarımızın ucunda uzanan geniş vadi; Topuklarımıza neşe veren tatlı yokuşlarında gizlediği derin uçurumlarla her an birini aramızdan alan bu doyumsuz "Valhalla" hala aç ve bizler yön ve eylem kargaşası içinde sadece ıslıklarımızın yankısını duymayı umarak bekliyoruz."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar