bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri35
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar10
- sözlük erkeklerinin adonisleri10
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- fon vurgunu41
- fiziği güzel sözlük kızları3
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek3
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir3
- memeleri ile gündeme oturan yazar4
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- izmirbeyfendisi5
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- götü en güzel manifestci3
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- from gold from dust10
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- kaslı sözlük erkekleri2
- kale3112 ile kız tavlamak2
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı9
- kale kardeşimizin objeleştirilmesi3
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- arkadaşlar3
- fatma betül sayan kaya10
- kale'nin bicepsleri4
- nohut köftesi6
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları2
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- abur cuburu tamamen bırakmak3
- bicepsleri ile gündeme oturan yazar2
- sergen yalçın9
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- özelden gelen saçma mesajlar12
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- boşalırken anıran erkek5
- tofasla 200 basma2
- kale3112 buraya üçlü çektir tayfaya2
- acı soslu süs domuzu7
- clemence baptista16
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- kolye140
- kim bu erzincanlı9
- kurallara neden uyduğumuz sorusu2
- anın görüntüsü18
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
--spoiler--
off lost off. gene yaptın yapacağını ulan. bitişin bile dumur etti. akşam uykumu kaçırdın. sinir oldum. bütün arşivi silmek geldi içimden. 3-5 saatlik dumurluğun ardından aydınlandım. kafamda bir kıvılcım çaktı. "tabii yaa" dedim. bütün teorilerimi tabir-i caize "siktin attın" bi kenara. helal olsun. fakat uyanmak için geç kaldık.
halbuki 120 küsür bölüm boyunca siyahın üzerine beyaz lost yazısı düşmüştü onca zaman. sadece ama sadece tek bir bölümde beyazın üzerine siyah lost yazısı düştü. beyaz tabi ya. film klişelerinde diğer tarafı anlatmak adına kullanılan renk. sırlar dünyasından çok öğrenmiştik, beyazlar diğer taraf diye. o sıra anlamak gerekirdi paralel evren kısmının diğer taraf olduğunu. ama nasıl anlayacaksın ki? bu beyazın üstüne siyah lost yazısı nerede düştü diye sorarsanız hatırlayalım 5. sezonun final bölümü;
juliet bombayı taşla vurur, arkasından beyaza bürünür ortalık ve lost yazısı belirir. işte incecik bir ipucu. akabinde juliet, "it worked" dediğinde ikinci ince ipucu. tabi lost klasiği olarak son bölümü izlediğimizde herşeyi anladığımız diğer sezonlar boyuncada bu sezonda aynısı oldu.
sonunda anladık 6. sezonun olayını. ölen insanların mevzusuymuş. iş böyle olunca herşey yerine oturuyor.
tabi herşeyin yerine oturmadığı kısmında kalan sorulardan bazıları;
- jack'in arabası dizel miydi?
- hurley kemiksiz kaç kilo?
vb. gibisinden sorular.
tatmin olup olmama kısmı kişiden kişiye değişir. ne beklediğine bağlı. yapımcıları frengi vb. diğer dizilerden takip edip yaptıklarını görünce onların getirisi olarak farklı bir son beklemek doğal oluyor. benim fikrim olması gereken bu muydu? değil miydi? dediğimde. olur. bana uyar. şöyle bi süzgeçten geçirdikten sonra esasında olay buymuş. ee haliyle bu ise mevzu, çerçevesinde bakıldığında anca bu kadar olur.
dizide geçen sık cümleleri şimdi daha iyi anlıyor insan. "seçim senin" "olan oldu" cümlelerini. olan oldu yapabileceğimiz bişey yok. final bu arkadaş. tatmin olmayan komple tekrar izlediğinde fikri değişir. finalde jack ile babası arasında geçen konuşma gayet açıklayıcı ve 6. sezonda bahsettiğimiz paralel evren gibisinden teorileride cevaplıyor. birde o sahnede kendimi parçalayıcı sinir oluşum vardı ki, arkadaş zoruyla izlemeye başladığım bu diziyi ilk sahnesini gördüğümde dediğim cümle aklıma geldim. "ulan verilmiş sadakaları varmış uçak düştü yaşıyorlar a.q" taa ki charlie "traffic" diyene kadar hadi oradan diye izlemiştim. ah charlie tek sözle bağladın beni şu losta sonrasında bendede fena bir heyecan merak sardı.
hepimiz biliriz ki, adanın tıpa olduğunu şarabı hatta ters çevirip alpert abimize gösterdiği sahnedeki olayda finalde tam yerine göre hazırlanmış. desmond tıpayı çekti yada sifonu herşey değişti. sonra jack yerine koydu. jacobun anlatmak istediği sanırım buydu.
yalnız finalde gözüme çarpan* olay charles wildmore hiç gözükmedi. yoksa benmi kaçırdım. insan onuda katardı araya.
anladığım kadarıyla olay şu;
paralel evren diye bahsettiğimiz kısım esasında herkesin öldükten sonraki kısmı. bir yerde mi okumuştum birisi mi değişti tam hatırlamıyorum ama insan ölünce herşey devam ediyormuş gibi geliyormuş ve kimse senin dediğini duymuyor vs. gibisinden bişeylerdi. "nerden bilecen yaw ölüylemi konuştun nasıl tespit ettin bunu" diye sarmıştım bende kendi içimde. bilmiyorum belki doğrudur belki yanlıştır. cahilim bu konuda ama losta 6. sezon gerçekleşen olaylar bu yönde. bir bakıma *'e benzer bi olay.
dahada özetlemek gerekirse şöyle oluyor;
lost başladığı gibi bitiyor. lost'un hayatı jack'in gözünü açmasıyla başlıyor ve jack'in gözünü kapamasıyla bitiyor. tabi izlediğimiz bu esasında. şu kısımda ölmemiş olanlar nasıl öldü diye sorular çıkacaktır ki esasında soru böyle sorulmaması gerekir. çünkü zaten bunu kapsamıyor. anlatılmak istenen kişilerin nasıl öldüğünden çok sonundaki farkındalık ve hayatta yapılan seçimlerinin sonunu hazırlaması. jack öldüğünde hurley yaşıyor esasında hatta adanın lideri olarak, benjamin'de aynı şekilde. uçakla adadan çıkanlarda aynı şekilde. sadece kimisi önce ölmüş, kimisi sonra ölmüş. hep dile getirdiğimiz paralel olarak isimlendirdiğimiz kısım ise bizi yanıltan durummuş. biz onu o konuma koyduk bize öyle geldi bir bakıma. halbusem orada zaman kavramı yok. diğer taraf olduğundan dolayı. yani illaki bir zaman çizgisine koymak gerekiyorsa,
en son kim öldüyse gerçekte, -hurley jacop gibi bişey oldu ardından benjamin oldu onları var sayarak atıyorum 250 yıl sonra- o andan itibaren koyabiliriz. benjaminin jacop olduğunu nereden çıkardın derseniz, varsayım ve hurley ile aralarında geçen en iyi birinci sendin sende ikinciydin muhabbetinden dolayı ki orası esasında biraz lost dışı kalıyor. çünkü diziye göre öyle devam eden bir saltanatlık sistemi varmış meğersek. bence hurley jacobluğu bırakmıştır benjamine.-kendi yorumum- yada aynı anda ölmüşlerdir. farketmez zaten o kısmı. diğer tarafta birbirleriyle
aydınlama kısmını izledik işte.
faraday abimin dediği sabit, sabitim, sabitin, sabiti olayınıda anlamış olduk. diğer tarafta öncekini hatırlama olayıymış.
benjamin bile aydınlandıktan sonra gerçekte yaptıklarını hatırladığından dolayı içi rahat etmedi ve gidemedi beyaz sırlar dünyası kapısından içeri. baya kafalar karışık şu sıralar esasında. ama çerçeveyi "sonuçta dizi, dizinin gözünden bakmak gerek" diye bakarsak eğer rahatlıkla anlaşılıyor.
unutmayacağım bir bölüm var ise favori karakterlerimden sayid'in bombayı alıp kaçması. sanki o sahnede "kırmızı" deyip alıp kaçsada olurdu.
esasında yazmak, dile getirmek, isyan etmek kısımlarıda var uzun uzun ama olan oldu işte. yapabilecek bişey yok.
hiç yoktan şunu yazıp kısa keseyim;
1- onca zaman beyin fırtınası yaptırıp üzerinde düşündürdüğü için teşekkür ederim. beynim zaman zaman büyük teorilere gebe kaldı.
2- benim gibi kas kafalıya bile antalya inferno'da rus kaldırabilecek derecede ingilizce öğrettiği için büyük teşekkür ederim.
--spoiler--
off lost off. gene yaptın yapacağını ulan. bitişin bile dumur etti. akşam uykumu kaçırdın. sinir oldum. bütün arşivi silmek geldi içimden. 3-5 saatlik dumurluğun ardından aydınlandım. kafamda bir kıvılcım çaktı. "tabii yaa" dedim. bütün teorilerimi tabir-i caize "siktin attın" bi kenara. helal olsun. fakat uyanmak için geç kaldık.
halbuki 120 küsür bölüm boyunca siyahın üzerine beyaz lost yazısı düşmüştü onca zaman. sadece ama sadece tek bir bölümde beyazın üzerine siyah lost yazısı düştü. beyaz tabi ya. film klişelerinde diğer tarafı anlatmak adına kullanılan renk. sırlar dünyasından çok öğrenmiştik, beyazlar diğer taraf diye. o sıra anlamak gerekirdi paralel evren kısmının diğer taraf olduğunu. ama nasıl anlayacaksın ki? bu beyazın üstüne siyah lost yazısı nerede düştü diye sorarsanız hatırlayalım 5. sezonun final bölümü;
juliet bombayı taşla vurur, arkasından beyaza bürünür ortalık ve lost yazısı belirir. işte incecik bir ipucu. akabinde juliet, "it worked" dediğinde ikinci ince ipucu. tabi lost klasiği olarak son bölümü izlediğimizde herşeyi anladığımız diğer sezonlar boyuncada bu sezonda aynısı oldu.
sonunda anladık 6. sezonun olayını. ölen insanların mevzusuymuş. iş böyle olunca herşey yerine oturuyor.
tabi herşeyin yerine oturmadığı kısmında kalan sorulardan bazıları;
- jack'in arabası dizel miydi?
- hurley kemiksiz kaç kilo?
vb. gibisinden sorular.
tatmin olup olmama kısmı kişiden kişiye değişir. ne beklediğine bağlı. yapımcıları frengi vb. diğer dizilerden takip edip yaptıklarını görünce onların getirisi olarak farklı bir son beklemek doğal oluyor. benim fikrim olması gereken bu muydu? değil miydi? dediğimde. olur. bana uyar. şöyle bi süzgeçten geçirdikten sonra esasında olay buymuş. ee haliyle bu ise mevzu, çerçevesinde bakıldığında anca bu kadar olur.
dizide geçen sık cümleleri şimdi daha iyi anlıyor insan. "seçim senin" "olan oldu" cümlelerini. olan oldu yapabileceğimiz bişey yok. final bu arkadaş. tatmin olmayan komple tekrar izlediğinde fikri değişir. finalde jack ile babası arasında geçen konuşma gayet açıklayıcı ve 6. sezonda bahsettiğimiz paralel evren gibisinden teorileride cevaplıyor. birde o sahnede kendimi parçalayıcı sinir oluşum vardı ki, arkadaş zoruyla izlemeye başladığım bu diziyi ilk sahnesini gördüğümde dediğim cümle aklıma geldim. "ulan verilmiş sadakaları varmış uçak düştü yaşıyorlar a.q" taa ki charlie "traffic" diyene kadar hadi oradan diye izlemiştim. ah charlie tek sözle bağladın beni şu losta sonrasında bendede fena bir heyecan merak sardı.
hepimiz biliriz ki, adanın tıpa olduğunu şarabı hatta ters çevirip alpert abimize gösterdiği sahnedeki olayda finalde tam yerine göre hazırlanmış. desmond tıpayı çekti yada sifonu herşey değişti. sonra jack yerine koydu. jacobun anlatmak istediği sanırım buydu.
yalnız finalde gözüme çarpan* olay charles wildmore hiç gözükmedi. yoksa benmi kaçırdım. insan onuda katardı araya.
anladığım kadarıyla olay şu;
paralel evren diye bahsettiğimiz kısım esasında herkesin öldükten sonraki kısmı. bir yerde mi okumuştum birisi mi değişti tam hatırlamıyorum ama insan ölünce herşey devam ediyormuş gibi geliyormuş ve kimse senin dediğini duymuyor vs. gibisinden bişeylerdi. "nerden bilecen yaw ölüylemi konuştun nasıl tespit ettin bunu" diye sarmıştım bende kendi içimde. bilmiyorum belki doğrudur belki yanlıştır. cahilim bu konuda ama losta 6. sezon gerçekleşen olaylar bu yönde. bir bakıma *'e benzer bi olay.
dahada özetlemek gerekirse şöyle oluyor;
lost başladığı gibi bitiyor. lost'un hayatı jack'in gözünü açmasıyla başlıyor ve jack'in gözünü kapamasıyla bitiyor. tabi izlediğimiz bu esasında. şu kısımda ölmemiş olanlar nasıl öldü diye sorular çıkacaktır ki esasında soru böyle sorulmaması gerekir. çünkü zaten bunu kapsamıyor. anlatılmak istenen kişilerin nasıl öldüğünden çok sonundaki farkındalık ve hayatta yapılan seçimlerinin sonunu hazırlaması. jack öldüğünde hurley yaşıyor esasında hatta adanın lideri olarak, benjamin'de aynı şekilde. uçakla adadan çıkanlarda aynı şekilde. sadece kimisi önce ölmüş, kimisi sonra ölmüş. hep dile getirdiğimiz paralel olarak isimlendirdiğimiz kısım ise bizi yanıltan durummuş. biz onu o konuma koyduk bize öyle geldi bir bakıma. halbusem orada zaman kavramı yok. diğer taraf olduğundan dolayı. yani illaki bir zaman çizgisine koymak gerekiyorsa,
en son kim öldüyse gerçekte, -hurley jacop gibi bişey oldu ardından benjamin oldu onları var sayarak atıyorum 250 yıl sonra- o andan itibaren koyabiliriz. benjaminin jacop olduğunu nereden çıkardın derseniz, varsayım ve hurley ile aralarında geçen en iyi birinci sendin sende ikinciydin muhabbetinden dolayı ki orası esasında biraz lost dışı kalıyor. çünkü diziye göre öyle devam eden bir saltanatlık sistemi varmış meğersek. bence hurley jacobluğu bırakmıştır benjamine.-kendi yorumum- yada aynı anda ölmüşlerdir. farketmez zaten o kısmı. diğer tarafta birbirleriyle
aydınlama kısmını izledik işte.
faraday abimin dediği sabit, sabitim, sabitin, sabiti olayınıda anlamış olduk. diğer tarafta öncekini hatırlama olayıymış.
benjamin bile aydınlandıktan sonra gerçekte yaptıklarını hatırladığından dolayı içi rahat etmedi ve gidemedi beyaz sırlar dünyası kapısından içeri. baya kafalar karışık şu sıralar esasında. ama çerçeveyi "sonuçta dizi, dizinin gözünden bakmak gerek" diye bakarsak eğer rahatlıkla anlaşılıyor.
unutmayacağım bir bölüm var ise favori karakterlerimden sayid'in bombayı alıp kaçması. sanki o sahnede "kırmızı" deyip alıp kaçsada olurdu.
esasında yazmak, dile getirmek, isyan etmek kısımlarıda var uzun uzun ama olan oldu işte. yapabilecek bişey yok.
hiç yoktan şunu yazıp kısa keseyim;
1- onca zaman beyin fırtınası yaptırıp üzerinde düşündürdüğü için teşekkür ederim. beynim zaman zaman büyük teorilere gebe kaldı.
2- benim gibi kas kafalıya bile antalya inferno'da rus kaldırabilecek derecede ingilizce öğrettiği için büyük teşekkür ederim.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar