bugün
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı33
- evde pide yapmak3
- giysi fiyatlarının uçması12
- ismail kartal ne zaman kovulur sorunsalı3
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem4
- osuruktan şiirler42
- arkadaşlar hoşçakalın3
- vedat muriqi5
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek6
- yenilgisiz tek şampiyon5
- fenerbahçe17
- şoförün yan koltuğu4
- archie brown2
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- ismail kartal ın kovulması3
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- sevgilinin sensiz de mutlu olmasını ister misin4
- kafasına havan mermisi yiyen teröristler3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- yar deyince kalem elden neden düşer3
- anne pizzası10
- dinci ve müslüman kavramları8
- zorunlu eğitim12
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- babülmendep boğazı3
- akp yeni parti'nin lacivertidir3
- game of thrones taki kerhaneci4
- sözlüğün bugün pek bir sıkıcı olması2
- porno seyrederken kıyametin gerçekleşmesi2
- putin türkmüş11
- porno yıldızlarını alfabetik sırayla sayan kız2
- hiçbir kadının sevgisine ihtiyaç duymayan erkek5
- temel reis3
- trileçe7
- şakirtlerin özgün müzik dinlemesi2
- sebahattin şirin9
- popkek yiyen erkeğin namusu5
- melih meriç2
- makyaj yapmadan dışarı çıkan türk kızı2
- cedidacer2
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- türk vatandaşları türktür9
- nervio hamferdi12
- atın zenginlik göstergesi olması2
- true'nin acile kaldırılması9
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- motoru olan kaslı çocuk3
- true'nin libidosu neden yüksek7
Polanyi'ye göre "hayali metaların" yaratılmasını gerektiren, Marx'a göre ise insanları "insanlıklarından" uzaklaştıran bir "yabancılaşma" ve "meta fetişizmi" yaratacağını ileri sürdüğü, piyasa toplumu bağlamında ele alınacaktır Meta üreten insan emeğinin özgül, toplumsal, soyut niteliğinden kaynaklanan bu "fetişizm" altında, soyut bir kategori olarak emek(Marx 1976: s.165),.
Geçmişin yeniden üretilmesi kavramı geçmişin de tüketilecek bir nesne oluşu düşüncesine dönüşmektedir; üretilmiş olanın gelecek öngörüsü şu andaki aktüel yaşanış biçimiyle nasıl allak bullak olmuşsa aynı biçimde günümüzde üretilenin de gelecek -ki çoğunun öngörü sorunu da yoktur- görüntüleri sözü edilen genel düşünceyi; gelenekle geleceği birleştirmeyi işlevi olmayan bir genel doğru bayağılığına dönüştürme eğiliminde görünmektedir. Bu konuda seksenlerde keşfedilen birey, matbaa'nın yazgısı- yanlış yerinden tutulmuştur; piyasa onun karanlık iç dünyasından kazancı kışkırttığı için atlanılan kuyunun diplerinde fazla eşelenilmiş bireyi dış dünyası ile birlikte aydınlatan ışığın önü kesilmiştir. Meta ve onun değeri yukarıda sözünü ettiğim çeşitlilik içinde kendine yeni bir düzenek hazırlanmasını yüzyıldır beklemektedir ve bu bekleyiş şu anda neyin ya da kimin meta olduğu fluğlaşması içinde beden bulan bir yaratık gibi görünmektedir. Meta-Nesne paradigması Meta-Özne paradigmasına üstyapısını ikna olunmuş bir özgürlük belitiyle çatılayarak dönüşümünü tamamlamaktadır. Bu dönüşüm artık sarayı, tanrıyı, kralı güzelleyen sanatçı naifliğinden çıkıp doğrudan homo sapiens'in varoluş algısını değiştiren bir yıkıma dönüşmüştür.
Meta değeri tüm değerlerin dışarıdan indirgenmesini temsil ve aynı zamanda burjuva anlayışının da kimi zaman üstü örtülen kimi zaman sakınmasızca kendini açığa vuran kaçınılmaz ve acımasız yüzünü ifade eder(WALLERSTEIN, Immanuel;2006,28).
Öznenin metalaşması sınıflar savaşımının ve aslında tarihin süreçsel bir olgusudur. evreninin bir yeniden üretim alanı olduğu düşünülürse bu yeniden üretimden öznenin meta olarak çıkışı her ne kadar belirsiz bir niteleme olarak algılansa da, küresel insani bir sorundur.
yabancılaşma süreci, bir bütün olarak bireyin kendisini insan yapan özelliklerini yitirdiği bir "insanlıktan çıkma" sürecidir. Bununla birlikte, bu sürecin Marx için üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetle birlikte başlayan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Özel mülkiyet, insanın özündeki bütünlüğü parçalayacak, onu tek yönlü bir duruma indirgeyecektir: özel mülkiyet bizi öylesine aptal ve tek yanlı hale getirdi ki, bir nesnenin, ancak bizim için bir sermaye olarak varolduğunda, ya da ona doğrudan sahip olduğumuzda, yediğimizde, içtiğimizde, giydiğimizde, içinde yaşadığımızda vs. kısacası onu kullandığımızda onun bizim olduğunu düşünürüz (Marx 1973: 351-52).
Öznenin yeri meta'nın piyasa-borsa içindeki duruşuna bağlanmaktadır. Meta piyasasının kapitalizmin özü olduğu düşünülürse şu anki toplumsal konumlanış da bu ilişkilere göre biçimlenmektedir. O halde toplumun tikeli olarak özne, meta değeri belirleme standartlarının bir parçası haline gelmektedir, gelmiştir. özne artık meta değeri kadar toplumun bir parçasıdır. Teknoloji katkılı yüksek estetik öğeler barındıran tüketim ürünleri dünyasında öznenin metalaşması arasında bir doğru orantı bulunuyor. Küresel köyün arka bahçelerindeki halk cephesindeki gelişmeler, kendi yönetimlerini oluşturma eğilimleri, hatta takas usulü kendi pazarlarını oluşturmaları halkın muhalif bir güç olarak bir yeniden kurumsallaşmasına dönebilecek nüveleri taşımaktadır. kapitalist piyasa ilişkilerinin farkındalığının ve ortak kavram haline getirilmesinin bilinçli bir kurumsallaşmaya dönüştürülmesi kadar "gönüllü kirlenmenin reddi" bireylerin, grupların sorumluluğudur (Öztürk, 2001, 6).
Geçmişin yeniden üretilmesi kavramı geçmişin de tüketilecek bir nesne oluşu düşüncesine dönüşmektedir; üretilmiş olanın gelecek öngörüsü şu andaki aktüel yaşanış biçimiyle nasıl allak bullak olmuşsa aynı biçimde günümüzde üretilenin de gelecek -ki çoğunun öngörü sorunu da yoktur- görüntüleri sözü edilen genel düşünceyi; gelenekle geleceği birleştirmeyi işlevi olmayan bir genel doğru bayağılığına dönüştürme eğiliminde görünmektedir. Bu konuda seksenlerde keşfedilen birey, matbaa'nın yazgısı- yanlış yerinden tutulmuştur; piyasa onun karanlık iç dünyasından kazancı kışkırttığı için atlanılan kuyunun diplerinde fazla eşelenilmiş bireyi dış dünyası ile birlikte aydınlatan ışığın önü kesilmiştir. Meta ve onun değeri yukarıda sözünü ettiğim çeşitlilik içinde kendine yeni bir düzenek hazırlanmasını yüzyıldır beklemektedir ve bu bekleyiş şu anda neyin ya da kimin meta olduğu fluğlaşması içinde beden bulan bir yaratık gibi görünmektedir. Meta-Nesne paradigması Meta-Özne paradigmasına üstyapısını ikna olunmuş bir özgürlük belitiyle çatılayarak dönüşümünü tamamlamaktadır. Bu dönüşüm artık sarayı, tanrıyı, kralı güzelleyen sanatçı naifliğinden çıkıp doğrudan homo sapiens'in varoluş algısını değiştiren bir yıkıma dönüşmüştür.
Meta değeri tüm değerlerin dışarıdan indirgenmesini temsil ve aynı zamanda burjuva anlayışının da kimi zaman üstü örtülen kimi zaman sakınmasızca kendini açığa vuran kaçınılmaz ve acımasız yüzünü ifade eder(WALLERSTEIN, Immanuel;2006,28).
Öznenin metalaşması sınıflar savaşımının ve aslında tarihin süreçsel bir olgusudur. evreninin bir yeniden üretim alanı olduğu düşünülürse bu yeniden üretimden öznenin meta olarak çıkışı her ne kadar belirsiz bir niteleme olarak algılansa da, küresel insani bir sorundur.
yabancılaşma süreci, bir bütün olarak bireyin kendisini insan yapan özelliklerini yitirdiği bir "insanlıktan çıkma" sürecidir. Bununla birlikte, bu sürecin Marx için üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetle birlikte başlayan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Özel mülkiyet, insanın özündeki bütünlüğü parçalayacak, onu tek yönlü bir duruma indirgeyecektir: özel mülkiyet bizi öylesine aptal ve tek yanlı hale getirdi ki, bir nesnenin, ancak bizim için bir sermaye olarak varolduğunda, ya da ona doğrudan sahip olduğumuzda, yediğimizde, içtiğimizde, giydiğimizde, içinde yaşadığımızda vs. kısacası onu kullandığımızda onun bizim olduğunu düşünürüz (Marx 1973: 351-52).
Öznenin yeri meta'nın piyasa-borsa içindeki duruşuna bağlanmaktadır. Meta piyasasının kapitalizmin özü olduğu düşünülürse şu anki toplumsal konumlanış da bu ilişkilere göre biçimlenmektedir. O halde toplumun tikeli olarak özne, meta değeri belirleme standartlarının bir parçası haline gelmektedir, gelmiştir. özne artık meta değeri kadar toplumun bir parçasıdır. Teknoloji katkılı yüksek estetik öğeler barındıran tüketim ürünleri dünyasında öznenin metalaşması arasında bir doğru orantı bulunuyor. Küresel köyün arka bahçelerindeki halk cephesindeki gelişmeler, kendi yönetimlerini oluşturma eğilimleri, hatta takas usulü kendi pazarlarını oluşturmaları halkın muhalif bir güç olarak bir yeniden kurumsallaşmasına dönebilecek nüveleri taşımaktadır. kapitalist piyasa ilişkilerinin farkındalığının ve ortak kavram haline getirilmesinin bilinçli bir kurumsallaşmaya dönüştürülmesi kadar "gönüllü kirlenmenin reddi" bireylerin, grupların sorumluluğudur (Öztürk, 2001, 6).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar