bugün
- cehennem korkusu11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği23
- filmlerdeki mantık hataları3
- ezan sesinden rahatsız olmak3
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi22
- mohamed salah ghaly2
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak8
- benlik davasından vazgeçmek4
- nietszche'nin ahlak anlayışı3
- çocukluk arkadaşının mezarına toprak atmak2
- karışık kızartma6
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- patates kızartması yeme zevki4
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek4
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam14
- hardcore ne demek sorunsalı6
- çok çişi gelen insan9
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun4
- alevilerde muhammed ismi3
- özgürlük ve güvenlik paradoksu4
- big black dick'in türkçesi2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı10
- ölü balık eli4
- deniz göktaş25
- biraderikos2
- uzun adam6
- severus snape2
- hınç asabiyet ve kronik uykusuzluk4
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi7
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke5
- arkadaşlar bir şey soracağım7
- mutsuz insan kendisine zarar verir2
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- sözlükte flörtleşmek22
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- tulumba tatlısı8
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin5
- sözlüğün zıvanadan çıkması7
- adnan menderesin yıktırdığı tarihi eserler4
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- okunan kitap2
- kardeş6
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı7
- arap sabunu4
- hiç kıyamet kopmayacakmış gibi yaşamak2
- insanlığın yüzkarası5
- lastik patlaması4
- mozaik pasta4
- fakire sucuk vermişler bu yamuk demiş4
Polanyi'ye göre "hayali metaların" yaratılmasını gerektiren, Marx'a göre ise insanları "insanlıklarından" uzaklaştıran bir "yabancılaşma" ve "meta fetişizmi" yaratacağını ileri sürdüğü, piyasa toplumu bağlamında ele alınacaktır Meta üreten insan emeğinin özgül, toplumsal, soyut niteliğinden kaynaklanan bu "fetişizm" altında, soyut bir kategori olarak emek(Marx 1976: s.165),.
Geçmişin yeniden üretilmesi kavramı geçmişin de tüketilecek bir nesne oluşu düşüncesine dönüşmektedir; üretilmiş olanın gelecek öngörüsü şu andaki aktüel yaşanış biçimiyle nasıl allak bullak olmuşsa aynı biçimde günümüzde üretilenin de gelecek -ki çoğunun öngörü sorunu da yoktur- görüntüleri sözü edilen genel düşünceyi; gelenekle geleceği birleştirmeyi işlevi olmayan bir genel doğru bayağılığına dönüştürme eğiliminde görünmektedir. Bu konuda seksenlerde keşfedilen birey, matbaa'nın yazgısı- yanlış yerinden tutulmuştur; piyasa onun karanlık iç dünyasından kazancı kışkırttığı için atlanılan kuyunun diplerinde fazla eşelenilmiş bireyi dış dünyası ile birlikte aydınlatan ışığın önü kesilmiştir. Meta ve onun değeri yukarıda sözünü ettiğim çeşitlilik içinde kendine yeni bir düzenek hazırlanmasını yüzyıldır beklemektedir ve bu bekleyiş şu anda neyin ya da kimin meta olduğu fluğlaşması içinde beden bulan bir yaratık gibi görünmektedir. Meta-Nesne paradigması Meta-Özne paradigmasına üstyapısını ikna olunmuş bir özgürlük belitiyle çatılayarak dönüşümünü tamamlamaktadır. Bu dönüşüm artık sarayı, tanrıyı, kralı güzelleyen sanatçı naifliğinden çıkıp doğrudan homo sapiens'in varoluş algısını değiştiren bir yıkıma dönüşmüştür.
Meta değeri tüm değerlerin dışarıdan indirgenmesini temsil ve aynı zamanda burjuva anlayışının da kimi zaman üstü örtülen kimi zaman sakınmasızca kendini açığa vuran kaçınılmaz ve acımasız yüzünü ifade eder(WALLERSTEIN, Immanuel;2006,28).
Öznenin metalaşması sınıflar savaşımının ve aslında tarihin süreçsel bir olgusudur. evreninin bir yeniden üretim alanı olduğu düşünülürse bu yeniden üretimden öznenin meta olarak çıkışı her ne kadar belirsiz bir niteleme olarak algılansa da, küresel insani bir sorundur.
yabancılaşma süreci, bir bütün olarak bireyin kendisini insan yapan özelliklerini yitirdiği bir "insanlıktan çıkma" sürecidir. Bununla birlikte, bu sürecin Marx için üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetle birlikte başlayan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Özel mülkiyet, insanın özündeki bütünlüğü parçalayacak, onu tek yönlü bir duruma indirgeyecektir: özel mülkiyet bizi öylesine aptal ve tek yanlı hale getirdi ki, bir nesnenin, ancak bizim için bir sermaye olarak varolduğunda, ya da ona doğrudan sahip olduğumuzda, yediğimizde, içtiğimizde, giydiğimizde, içinde yaşadığımızda vs. kısacası onu kullandığımızda onun bizim olduğunu düşünürüz (Marx 1973: 351-52).
Öznenin yeri meta'nın piyasa-borsa içindeki duruşuna bağlanmaktadır. Meta piyasasının kapitalizmin özü olduğu düşünülürse şu anki toplumsal konumlanış da bu ilişkilere göre biçimlenmektedir. O halde toplumun tikeli olarak özne, meta değeri belirleme standartlarının bir parçası haline gelmektedir, gelmiştir. özne artık meta değeri kadar toplumun bir parçasıdır. Teknoloji katkılı yüksek estetik öğeler barındıran tüketim ürünleri dünyasında öznenin metalaşması arasında bir doğru orantı bulunuyor. Küresel köyün arka bahçelerindeki halk cephesindeki gelişmeler, kendi yönetimlerini oluşturma eğilimleri, hatta takas usulü kendi pazarlarını oluşturmaları halkın muhalif bir güç olarak bir yeniden kurumsallaşmasına dönebilecek nüveleri taşımaktadır. kapitalist piyasa ilişkilerinin farkındalığının ve ortak kavram haline getirilmesinin bilinçli bir kurumsallaşmaya dönüştürülmesi kadar "gönüllü kirlenmenin reddi" bireylerin, grupların sorumluluğudur (Öztürk, 2001, 6).
Geçmişin yeniden üretilmesi kavramı geçmişin de tüketilecek bir nesne oluşu düşüncesine dönüşmektedir; üretilmiş olanın gelecek öngörüsü şu andaki aktüel yaşanış biçimiyle nasıl allak bullak olmuşsa aynı biçimde günümüzde üretilenin de gelecek -ki çoğunun öngörü sorunu da yoktur- görüntüleri sözü edilen genel düşünceyi; gelenekle geleceği birleştirmeyi işlevi olmayan bir genel doğru bayağılığına dönüştürme eğiliminde görünmektedir. Bu konuda seksenlerde keşfedilen birey, matbaa'nın yazgısı- yanlış yerinden tutulmuştur; piyasa onun karanlık iç dünyasından kazancı kışkırttığı için atlanılan kuyunun diplerinde fazla eşelenilmiş bireyi dış dünyası ile birlikte aydınlatan ışığın önü kesilmiştir. Meta ve onun değeri yukarıda sözünü ettiğim çeşitlilik içinde kendine yeni bir düzenek hazırlanmasını yüzyıldır beklemektedir ve bu bekleyiş şu anda neyin ya da kimin meta olduğu fluğlaşması içinde beden bulan bir yaratık gibi görünmektedir. Meta-Nesne paradigması Meta-Özne paradigmasına üstyapısını ikna olunmuş bir özgürlük belitiyle çatılayarak dönüşümünü tamamlamaktadır. Bu dönüşüm artık sarayı, tanrıyı, kralı güzelleyen sanatçı naifliğinden çıkıp doğrudan homo sapiens'in varoluş algısını değiştiren bir yıkıma dönüşmüştür.
Meta değeri tüm değerlerin dışarıdan indirgenmesini temsil ve aynı zamanda burjuva anlayışının da kimi zaman üstü örtülen kimi zaman sakınmasızca kendini açığa vuran kaçınılmaz ve acımasız yüzünü ifade eder(WALLERSTEIN, Immanuel;2006,28).
Öznenin metalaşması sınıflar savaşımının ve aslında tarihin süreçsel bir olgusudur. evreninin bir yeniden üretim alanı olduğu düşünülürse bu yeniden üretimden öznenin meta olarak çıkışı her ne kadar belirsiz bir niteleme olarak algılansa da, küresel insani bir sorundur.
yabancılaşma süreci, bir bütün olarak bireyin kendisini insan yapan özelliklerini yitirdiği bir "insanlıktan çıkma" sürecidir. Bununla birlikte, bu sürecin Marx için üretim araçları üzerindeki özel mülkiyetle birlikte başlayan bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Özel mülkiyet, insanın özündeki bütünlüğü parçalayacak, onu tek yönlü bir duruma indirgeyecektir: özel mülkiyet bizi öylesine aptal ve tek yanlı hale getirdi ki, bir nesnenin, ancak bizim için bir sermaye olarak varolduğunda, ya da ona doğrudan sahip olduğumuzda, yediğimizde, içtiğimizde, giydiğimizde, içinde yaşadığımızda vs. kısacası onu kullandığımızda onun bizim olduğunu düşünürüz (Marx 1973: 351-52).
Öznenin yeri meta'nın piyasa-borsa içindeki duruşuna bağlanmaktadır. Meta piyasasının kapitalizmin özü olduğu düşünülürse şu anki toplumsal konumlanış da bu ilişkilere göre biçimlenmektedir. O halde toplumun tikeli olarak özne, meta değeri belirleme standartlarının bir parçası haline gelmektedir, gelmiştir. özne artık meta değeri kadar toplumun bir parçasıdır. Teknoloji katkılı yüksek estetik öğeler barındıran tüketim ürünleri dünyasında öznenin metalaşması arasında bir doğru orantı bulunuyor. Küresel köyün arka bahçelerindeki halk cephesindeki gelişmeler, kendi yönetimlerini oluşturma eğilimleri, hatta takas usulü kendi pazarlarını oluşturmaları halkın muhalif bir güç olarak bir yeniden kurumsallaşmasına dönebilecek nüveleri taşımaktadır. kapitalist piyasa ilişkilerinin farkındalığının ve ortak kavram haline getirilmesinin bilinçli bir kurumsallaşmaya dönüştürülmesi kadar "gönüllü kirlenmenin reddi" bireylerin, grupların sorumluluğudur (Öztürk, 2001, 6).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar