bugün
- atatürk'ü sevmemek8
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- birazdan temmuza giriyoruz15
- yazarların akıl hocaları9
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası6
- hür iradenin bir yanılsama olması3
- pandela19
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- siyonizm yahudilik değildir5
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- fransa8
- isveç6
- boyalı da saçların6
- sevişirken yapılması gerekenler8
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak5
- türkçülük3
- beyler bik bik erkek8
- sözlüğün kepenklerinin kapanması2
- nickini değiştiren yazarlar2
- iyi futbol oynar mısınız5
- gerizekalı yazarlar zirvesi4
- futbol33
- en sevilen gavur adı soyadı4
- dünya16
- 2026 dünya kupası38
- tai lung17
- en son seviştiğin zaman3
- arkadaşlar bakar mısınız lütfen7
- lp3
- hiç kız olmayan sözlük5
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- ben geldim naneler7
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- bazı yazarların mal olduğu gerçeği3
- ferdi özbeğen dinleyen erkek5
- devlet bahçeli3
- askerde en sevdiğiniz komutan4
- paraguaylı kaleci orlando gill'in hikayesi2
- hoşgörü dini islam12
- meme uçlarım kaşınıyor emsene diyen kız4
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı9
- adananın normal bir şehir olmaması4
- iremga6
- kadınların sevişirken sertlikten hoşlanması4
- nöbette uyuyan askeri öperek uyandırmak4
- şeyhin götüne priz sokmak8
- velvet52
kişinin sahip olduğu somut şey, görünüş. et parçası, et.
küçükken hiç sevmezdim, esmer olduğum için bir de nedense "kıro sanacaklar" korkusu vardı. şimdi bakıyorum da, "kıroluk" dediğimiz şey yüzle falan olmuyormuş zaten, ne bok olduğunu davranışınla belli ediyormuşsun. inançlı bir ailede büyüdüğüm halde tanrı'yı hiç sevmezdim beni çirkin yaratmış diye. şimdi yine bakıyorum da, "ulan ne şanslı adammışım ha" diyorum. rahatsızlığım yine var, kimde yok ki... sağlam bir bedene sahip olmak yine de harika bir şey ama.
ha ne diyecektim... gerçekten muhteşem çalışıyor bu beden, işleyişine hayran kaldım ben. geçenlerde çok pis kapaklandım yere. elim ve kolum yarıldı. "ay mikrobu gitsin" yardım safhasının ardından habire bir temizlik, habire bir "mikrop kapmasın, iltihaplanmasın, meisterler ölmez kollar bölünmez" tripleri... bir süre, dayanılmaz ağrıyla geçti.
sonra bu yaralar kabuk bağladılar. kendi kendilerine küçülüp yok oldular ve bana eskisi kadar sağlam bir deri bıraktılar. gerzek değilim, ilk defa görmüyorum tabi bu olayı. ama ilk defa bu kadar muhteşem göründü gözüme. her şeyi tanrı'ya bağlayan, "sübhanallah kardeş ibretlik bir tedavi" diyen biri değilim. evrimci de değilim. tanrı'ya ve her şeyi açıklanabilecek şekilde yarattığına inanırım. dolayısıyla, yarattığı vücuda, bu sahip olduğumuz bedene, bedenlere hayran kaldım ben. sadece basit bir düşüştü. beni düşürdüğü için teşekkür ederim kendisine, düştüğüm zamanki gibi "koşarak" yaşadığım hayatımda güzel şeylerin farkına vardım. onca hastalığa rağmen "abi şimdi iki kabuk atalım bunun üzerine, alttan biz deriyi halledelim sonra kabuğu kaldıralım tamam mı?" deyip, kepleriyle işe koyulan hücrelerimi sevdim, kendimle barıştım.
mitoz bölünmeyi ortaokulda gördüm en son, pek hatırlamıyorum. lise 1'de biyolojide işlemiştik sanırım, o derslerden de hep kaçtım. kaçmadığımı da dinlemedim. zaten biyolojiden de zorla geçmiştim. ama ben bu mitoz bölünmeyi, yaranın kapanmasını acayip sevdim.
öyle ki, gelişim aşamasını görmek için bir taraflarımı kesmek istiyorum. ne güzel şeymişsin lan sen beden. bir daha seni gereksiz yoran, gereksiz yerlere düşüp kendini yaralayan top olsun e mi?
küçükken hiç sevmezdim, esmer olduğum için bir de nedense "kıro sanacaklar" korkusu vardı. şimdi bakıyorum da, "kıroluk" dediğimiz şey yüzle falan olmuyormuş zaten, ne bok olduğunu davranışınla belli ediyormuşsun. inançlı bir ailede büyüdüğüm halde tanrı'yı hiç sevmezdim beni çirkin yaratmış diye. şimdi yine bakıyorum da, "ulan ne şanslı adammışım ha" diyorum. rahatsızlığım yine var, kimde yok ki... sağlam bir bedene sahip olmak yine de harika bir şey ama.
ha ne diyecektim... gerçekten muhteşem çalışıyor bu beden, işleyişine hayran kaldım ben. geçenlerde çok pis kapaklandım yere. elim ve kolum yarıldı. "ay mikrobu gitsin" yardım safhasının ardından habire bir temizlik, habire bir "mikrop kapmasın, iltihaplanmasın, meisterler ölmez kollar bölünmez" tripleri... bir süre, dayanılmaz ağrıyla geçti.
sonra bu yaralar kabuk bağladılar. kendi kendilerine küçülüp yok oldular ve bana eskisi kadar sağlam bir deri bıraktılar. gerzek değilim, ilk defa görmüyorum tabi bu olayı. ama ilk defa bu kadar muhteşem göründü gözüme. her şeyi tanrı'ya bağlayan, "sübhanallah kardeş ibretlik bir tedavi" diyen biri değilim. evrimci de değilim. tanrı'ya ve her şeyi açıklanabilecek şekilde yarattığına inanırım. dolayısıyla, yarattığı vücuda, bu sahip olduğumuz bedene, bedenlere hayran kaldım ben. sadece basit bir düşüştü. beni düşürdüğü için teşekkür ederim kendisine, düştüğüm zamanki gibi "koşarak" yaşadığım hayatımda güzel şeylerin farkına vardım. onca hastalığa rağmen "abi şimdi iki kabuk atalım bunun üzerine, alttan biz deriyi halledelim sonra kabuğu kaldıralım tamam mı?" deyip, kepleriyle işe koyulan hücrelerimi sevdim, kendimle barıştım.
mitoz bölünmeyi ortaokulda gördüm en son, pek hatırlamıyorum. lise 1'de biyolojide işlemiştik sanırım, o derslerden de hep kaçtım. kaçmadığımı da dinlemedim. zaten biyolojiden de zorla geçmiştim. ama ben bu mitoz bölünmeyi, yaranın kapanmasını acayip sevdim.
öyle ki, gelişim aşamasını görmek için bir taraflarımı kesmek istiyorum. ne güzel şeymişsin lan sen beden. bir daha seni gereksiz yoran, gereksiz yerlere düşüp kendini yaralayan top olsun e mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar