bugün
- meme gerdirme operasyonu8
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- sabah yürüyüşü5
- ahmet baran yazgan6
- meczubun peşinden gitmek3
- rahatın hiç uğramadığı kalp3
- toprağı öpen gözyaşları3
- yaratılmışların en üstünü3
- resimler3
- çırılçılgın sözlüğe gelmek3
- biranın üstüne rakı içmek6
- anın görüntüsü32
- şarkının son notası2
- üst başın kedi sidiği kokması3
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı21
- damacanayla çay içmek3
- z kuşağı4
- sözlüğe gelip hazır bilgiler bulmak2
- kutsal yalnızlık2
- uludağ itiraf2
- kadıköy2
- babaların acayip huyları4
- okan buruk9
- adana rakı festivali3
- alevi kızların alev alev yanması9
- jason arday2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- sözlükteki galatasaraylılar4
- bir şeyler söyle4
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- cover nedir ve neden vardır2
- iremga32
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- tugrulkut2
- ona bir şey söyle3
- hp omnibook 5 flip 142
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar9
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı5
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorum fk maçı6
- velvet15
- sözlükte marka olmak11
- kedi tekmelemek11
kişinin sahip olduğu somut şey, görünüş. et parçası, et.
küçükken hiç sevmezdim, esmer olduğum için bir de nedense "kıro sanacaklar" korkusu vardı. şimdi bakıyorum da, "kıroluk" dediğimiz şey yüzle falan olmuyormuş zaten, ne bok olduğunu davranışınla belli ediyormuşsun. inançlı bir ailede büyüdüğüm halde tanrı'yı hiç sevmezdim beni çirkin yaratmış diye. şimdi yine bakıyorum da, "ulan ne şanslı adammışım ha" diyorum. rahatsızlığım yine var, kimde yok ki... sağlam bir bedene sahip olmak yine de harika bir şey ama.
ha ne diyecektim... gerçekten muhteşem çalışıyor bu beden, işleyişine hayran kaldım ben. geçenlerde çok pis kapaklandım yere. elim ve kolum yarıldı. "ay mikrobu gitsin" yardım safhasının ardından habire bir temizlik, habire bir "mikrop kapmasın, iltihaplanmasın, meisterler ölmez kollar bölünmez" tripleri... bir süre, dayanılmaz ağrıyla geçti.
sonra bu yaralar kabuk bağladılar. kendi kendilerine küçülüp yok oldular ve bana eskisi kadar sağlam bir deri bıraktılar. gerzek değilim, ilk defa görmüyorum tabi bu olayı. ama ilk defa bu kadar muhteşem göründü gözüme. her şeyi tanrı'ya bağlayan, "sübhanallah kardeş ibretlik bir tedavi" diyen biri değilim. evrimci de değilim. tanrı'ya ve her şeyi açıklanabilecek şekilde yarattığına inanırım. dolayısıyla, yarattığı vücuda, bu sahip olduğumuz bedene, bedenlere hayran kaldım ben. sadece basit bir düşüştü. beni düşürdüğü için teşekkür ederim kendisine, düştüğüm zamanki gibi "koşarak" yaşadığım hayatımda güzel şeylerin farkına vardım. onca hastalığa rağmen "abi şimdi iki kabuk atalım bunun üzerine, alttan biz deriyi halledelim sonra kabuğu kaldıralım tamam mı?" deyip, kepleriyle işe koyulan hücrelerimi sevdim, kendimle barıştım.
mitoz bölünmeyi ortaokulda gördüm en son, pek hatırlamıyorum. lise 1'de biyolojide işlemiştik sanırım, o derslerden de hep kaçtım. kaçmadığımı da dinlemedim. zaten biyolojiden de zorla geçmiştim. ama ben bu mitoz bölünmeyi, yaranın kapanmasını acayip sevdim.
öyle ki, gelişim aşamasını görmek için bir taraflarımı kesmek istiyorum. ne güzel şeymişsin lan sen beden. bir daha seni gereksiz yoran, gereksiz yerlere düşüp kendini yaralayan top olsun e mi?
küçükken hiç sevmezdim, esmer olduğum için bir de nedense "kıro sanacaklar" korkusu vardı. şimdi bakıyorum da, "kıroluk" dediğimiz şey yüzle falan olmuyormuş zaten, ne bok olduğunu davranışınla belli ediyormuşsun. inançlı bir ailede büyüdüğüm halde tanrı'yı hiç sevmezdim beni çirkin yaratmış diye. şimdi yine bakıyorum da, "ulan ne şanslı adammışım ha" diyorum. rahatsızlığım yine var, kimde yok ki... sağlam bir bedene sahip olmak yine de harika bir şey ama.
ha ne diyecektim... gerçekten muhteşem çalışıyor bu beden, işleyişine hayran kaldım ben. geçenlerde çok pis kapaklandım yere. elim ve kolum yarıldı. "ay mikrobu gitsin" yardım safhasının ardından habire bir temizlik, habire bir "mikrop kapmasın, iltihaplanmasın, meisterler ölmez kollar bölünmez" tripleri... bir süre, dayanılmaz ağrıyla geçti.
sonra bu yaralar kabuk bağladılar. kendi kendilerine küçülüp yok oldular ve bana eskisi kadar sağlam bir deri bıraktılar. gerzek değilim, ilk defa görmüyorum tabi bu olayı. ama ilk defa bu kadar muhteşem göründü gözüme. her şeyi tanrı'ya bağlayan, "sübhanallah kardeş ibretlik bir tedavi" diyen biri değilim. evrimci de değilim. tanrı'ya ve her şeyi açıklanabilecek şekilde yarattığına inanırım. dolayısıyla, yarattığı vücuda, bu sahip olduğumuz bedene, bedenlere hayran kaldım ben. sadece basit bir düşüştü. beni düşürdüğü için teşekkür ederim kendisine, düştüğüm zamanki gibi "koşarak" yaşadığım hayatımda güzel şeylerin farkına vardım. onca hastalığa rağmen "abi şimdi iki kabuk atalım bunun üzerine, alttan biz deriyi halledelim sonra kabuğu kaldıralım tamam mı?" deyip, kepleriyle işe koyulan hücrelerimi sevdim, kendimle barıştım.
mitoz bölünmeyi ortaokulda gördüm en son, pek hatırlamıyorum. lise 1'de biyolojide işlemiştik sanırım, o derslerden de hep kaçtım. kaçmadığımı da dinlemedim. zaten biyolojiden de zorla geçmiştim. ama ben bu mitoz bölünmeyi, yaranın kapanmasını acayip sevdim.
öyle ki, gelişim aşamasını görmek için bir taraflarımı kesmek istiyorum. ne güzel şeymişsin lan sen beden. bir daha seni gereksiz yoran, gereksiz yerlere düşüp kendini yaralayan top olsun e mi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar