bugün
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- evlenecek kız kalmaması11
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı24
- anya4
- bu saatte uyanan insanın amacı2
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- kadınınızı çalıştırır mısınız8
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması18
- sarapci koala75
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- türk kızı9
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- seri eksici ezik11
- kocasını seven külotsuz yatar4
- gocu31
- sikerim siyasetini deyip aşk konuşmak6
- pozitif karmaya sahip olanların biraz şey olması7
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı5
- koşun koşun havadis var7
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması3
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak6
- seri eksici ibne4
- geceye bir kadın yalanı bırak4
- müzik eşliğinde sevişmek2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası14
- türk seküler devrimi11
- açık oy5
- sevgili varken sarışın bir rus kızıyla karşılaşmak2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- simko38
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek10
- sırrı süreyya önder7
- renault 9 broadway6
- bu koyden olsam ne olacak20
- s'i l v'e r m'i s t13
- çanakkale savaşındaki dervişler4
- zorunlu eğitim19
- anın görüntüsü19
- cin görmüş yazarlar8
- erkekler için mutlu evliliğin sırları7
- tarık akan4
- kürtler8
- dinlerin yalan olması17
- isveçin coca cola yerine uludağa geçmesi3
- kürt faşisti5
- karması 2000 den çok olanların biraz şey olması3
- yılmaz güney11
- hoşlanılan kızı çayı kıtlama içerken görmek5
--spoiler--
04.10.2007
hiç düşünmemiştim böyle bir durumu o ana kadar. ne kadar da dünyayla kopuk hayatlar yaşıyoruz. 70 milyonluk ülkede 7 milyon özürlü insanın farkında değilken yaşam çok daha mı kolay yoksa farkında olup onlara yardım etmek mi daha kolay bilmiyorum. ancak oradalar ve özürlüler. biz gibi yürüyemiyorlar belki bazıları, belki konuşamıyorlar, düşünemiyorlar, göremiyorlar. ancak hepsi bizim çocuklarımız, bizim kardeşlerimiz, annelerimiz, babalarımız...
dünyaya görmeyen bir çocuk geldi dört ay önce. benim çocuğum. oğlum canım. çok güzel bir çocuk doğumhaneden çıkan eşimin kucağında. gözleri o zaman da kapalıydı, tıpkı şimdi açık olmasına rağmen kapalı olması gibi. farkında değildik doktorların bazı testler yapıp sonuçlarını bizlere söyleyene kadar. sadece o vardı. küçücük elleri ve küçücük kalbiyle.
öğrendim gerçeği. önce kendimden nefret ettim. suçu kendimde aradım. utandım. bir an olsa da içimden geçen utanç duygusu için şu an kahroluyorum. evet utanmıştım. şimdiye kadar kimseyi umursamadan geçen hayatımdan uzaklaşmış ve insanların düşündüklerini mi önemsemeye mi başlamıştım ki? uzak bir ihtimal bir bebeğin özürlü olarak doğması. evet uzak bir ihtimal ama olmayacak değil. ihtimaller gerçekleşmek için değiller mi zaten. benim başıma gelmişti. çok da inançlı olmamama rağmen ilk defa suçlamak için tanrının adını almıştım dilime. ona lanetler yağdırıyordum.
ancak sonraları farkına varabildim. bu özel bir durumdu. belki de bana bir ödüldü. nasıl bir baba olabileceğimi gösterebilmek adına bir ödül. bütün sevgimi ona geçirebilmek adına her şeyimi ona vermeye adadım bir süre sonra. her şeyi kendim öğreteceğim. onun görmeyen gözü olacağım. uzun bir süre duyduğum üzüntüyü atlatalı çok oldu. bununla yaşamayı öğrendim. eğer ki özürlülük belli bir zamanda ya da belli bir sayıyla gerçekleşmekteyse, başka bir aileye gidecek özürlü bir çocuk umarım bize nasip olur. çünkü benden daha iyi bir baba olamaz özürlü bir çocuğa.
--spoiler--
not:engelli bir çocuğa sahip bir yazardan alıntı...
04.10.2007
hiç düşünmemiştim böyle bir durumu o ana kadar. ne kadar da dünyayla kopuk hayatlar yaşıyoruz. 70 milyonluk ülkede 7 milyon özürlü insanın farkında değilken yaşam çok daha mı kolay yoksa farkında olup onlara yardım etmek mi daha kolay bilmiyorum. ancak oradalar ve özürlüler. biz gibi yürüyemiyorlar belki bazıları, belki konuşamıyorlar, düşünemiyorlar, göremiyorlar. ancak hepsi bizim çocuklarımız, bizim kardeşlerimiz, annelerimiz, babalarımız...
dünyaya görmeyen bir çocuk geldi dört ay önce. benim çocuğum. oğlum canım. çok güzel bir çocuk doğumhaneden çıkan eşimin kucağında. gözleri o zaman da kapalıydı, tıpkı şimdi açık olmasına rağmen kapalı olması gibi. farkında değildik doktorların bazı testler yapıp sonuçlarını bizlere söyleyene kadar. sadece o vardı. küçücük elleri ve küçücük kalbiyle.
öğrendim gerçeği. önce kendimden nefret ettim. suçu kendimde aradım. utandım. bir an olsa da içimden geçen utanç duygusu için şu an kahroluyorum. evet utanmıştım. şimdiye kadar kimseyi umursamadan geçen hayatımdan uzaklaşmış ve insanların düşündüklerini mi önemsemeye mi başlamıştım ki? uzak bir ihtimal bir bebeğin özürlü olarak doğması. evet uzak bir ihtimal ama olmayacak değil. ihtimaller gerçekleşmek için değiller mi zaten. benim başıma gelmişti. çok da inançlı olmamama rağmen ilk defa suçlamak için tanrının adını almıştım dilime. ona lanetler yağdırıyordum.
ancak sonraları farkına varabildim. bu özel bir durumdu. belki de bana bir ödüldü. nasıl bir baba olabileceğimi gösterebilmek adına bir ödül. bütün sevgimi ona geçirebilmek adına her şeyimi ona vermeye adadım bir süre sonra. her şeyi kendim öğreteceğim. onun görmeyen gözü olacağım. uzun bir süre duyduğum üzüntüyü atlatalı çok oldu. bununla yaşamayı öğrendim. eğer ki özürlülük belli bir zamanda ya da belli bir sayıyla gerçekleşmekteyse, başka bir aileye gidecek özürlü bir çocuk umarım bize nasip olur. çünkü benden daha iyi bir baba olamaz özürlü bir çocuğa.
--spoiler--
not:engelli bir çocuğa sahip bir yazardan alıntı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar