bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi10
- 3 kere üst üste 31 çekmek15
- true'nın iran açıklaması3
- uludede'nin cenaze eventi10
- trump'ın iran açıklaması4
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı9
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak13
- göz kanlanması8
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması10
- kömbe7
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın3
- kuyu tipi cezaevleri2
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- birbirine iyi gelmek2
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- sarma4
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- game of thrones taki kerhaneci5
- kant'ın yalan söyleme yasağı2
- ekim3
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- recep tahrik erdoğan4
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- tinder'ın eşleşme algoritması2
- pick me girl6
- napolyon vs atatürk2
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- yunan adalarına gitmek20
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- dinci ahlaksızlığı19
- fatma betül sayan kaya64
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
- uludede'yi karıya götürmek7
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- ekmeğe çikolata sürmek7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- yunan aşığı tip15
- gece uyurken bacağa kramp girmesi6
- fiziği güzel sözlük kızları47
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
göktürk tiginidir. adındaki "kür", ok manasına geldiği gibi, "şad" eki de ûnvanıdır. kür şad'ı özel yapan ise, yüzlerce yıl sonra bile bağımsızlığı temsil ediyor oluşudur. yüksek ruhunun hikâyesini merak edenler, o'nu bir de hüseyin nihâl atsız'dan okumadan geçmemeliler. kısa bir kesit için sizleri şöyle alalım:
*
türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. tanrının türk tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insanoğullarının yalnız türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu...
şimdi büyük adını saygı ile andığımız kür şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük türk kahramanıdır.
millî ıstırapların şahlandığı ve şahsî ıstıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayâlen çok dolaştım. yarı masallaşmış çehresiyle alp er tuna'dan, kahraman kadın tomris'ten başlayarak pilevne kahramanı gazi osman paşa'ya, edirne kahramanı şükrü paşa'ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. eskiden olduğu gibi yine kür şad'ı hepsinden büyük buldum. çünkü o birçok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rastlanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış hareketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.
kür şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların yanında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük hakikati görebilecek fırsatı vermiştir. bu hakikat ezeli ve ebedi kahramanlıktır.
tarih acayip bir ihtiyardır. bazılarına tam hakkını verir. bazı değersizlerden çok bahseder. bazı büyükleri hiç anmaz. bazılarından da yalnız birkaç kelime söyler. kür şad bu sonuncularındandır. onun hakkında bütün bildiğimiz: türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.
bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlardı? kaç yaşlarında idiler? hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? anaları, babaları yaşıyor mu idi? çocukları var mıydı? seviyorlar mıydı? karıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? yazık, hiçbirini bilmiyoruz.
bildiğimiz yalnız şu:
yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman kür şad... bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak türk milletini diriltmek için kılıca sarılan kür şad... bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten kür şad... başarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet salarak ırkı mahvolmaktan kurtaran kür şad... sonra onun 40 şanlı arkadaşı...
bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa kür şad'ın hareketi türklüğü yok olmaktan kurtardığı için kür şad büyüktür. yapanın fedakârlığı ve kahramanlığı ile ölçülürse kür şad yine büyüktür. velhasıl o çok büyüktür. hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük...
biz, bugünün türkçüleri, bu "kaybolmuş güneş"imizi 13 asrın karanlıklarından çekip çıkararak başımıza taç ettik. şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatıyor. onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın selamlarını getiriyor. ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.
1300 yıl önce dökülen kür şad'ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimekten kurtarmıştı. bugün de onun hatırası türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler "daha ne kadar bekleyeceğiz?" diye sorarken bizim yayladan "yakında geleceğiz" diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor...
sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarınki türkeli'nde kür şad için ulu bir anıt düşünüyorum. gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt... o anıtın önünde kür şad'a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan kür şad'la arkadaşlarının da yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selam aldıklarını görür gibi oluyorum...
*
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
ne de yıldız gibi parlayıp sönmektir.
ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
koşar adım gitmeli onların arkasından.
kahramanlık: içerek acı ölüm tasından
ileriye atılmak ve sonra dönmemektir.
yırtıcılar az yaşar... uzun sürmez doğanlık...
her ışığın altında gizlidir bir karanlık;
adsız şansız olsa da, en büyük kahramanlık;
göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
ne de güneşler gibi parlayıp sönmektir.
bunun için ölüme bir atılış gerekir.
atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
*
türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. tanrının türk tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insanoğullarının yalnız türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu...
şimdi büyük adını saygı ile andığımız kür şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük türk kahramanıdır.
millî ıstırapların şahlandığı ve şahsî ıstıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayâlen çok dolaştım. yarı masallaşmış çehresiyle alp er tuna'dan, kahraman kadın tomris'ten başlayarak pilevne kahramanı gazi osman paşa'ya, edirne kahramanı şükrü paşa'ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. eskiden olduğu gibi yine kür şad'ı hepsinden büyük buldum. çünkü o birçok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rastlanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış hareketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.
kür şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların yanında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük hakikati görebilecek fırsatı vermiştir. bu hakikat ezeli ve ebedi kahramanlıktır.
tarih acayip bir ihtiyardır. bazılarına tam hakkını verir. bazı değersizlerden çok bahseder. bazı büyükleri hiç anmaz. bazılarından da yalnız birkaç kelime söyler. kür şad bu sonuncularındandır. onun hakkında bütün bildiğimiz: türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.
bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlardı? kaç yaşlarında idiler? hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? anaları, babaları yaşıyor mu idi? çocukları var mıydı? seviyorlar mıydı? karıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? yazık, hiçbirini bilmiyoruz.
bildiğimiz yalnız şu:
yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman kür şad... bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak türk milletini diriltmek için kılıca sarılan kür şad... bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten kür şad... başarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet salarak ırkı mahvolmaktan kurtaran kür şad... sonra onun 40 şanlı arkadaşı...
bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa kür şad'ın hareketi türklüğü yok olmaktan kurtardığı için kür şad büyüktür. yapanın fedakârlığı ve kahramanlığı ile ölçülürse kür şad yine büyüktür. velhasıl o çok büyüktür. hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük...
biz, bugünün türkçüleri, bu "kaybolmuş güneş"imizi 13 asrın karanlıklarından çekip çıkararak başımıza taç ettik. şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatıyor. onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın selamlarını getiriyor. ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.
1300 yıl önce dökülen kür şad'ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimekten kurtarmıştı. bugün de onun hatırası türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler "daha ne kadar bekleyeceğiz?" diye sorarken bizim yayladan "yakında geleceğiz" diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor...
sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarınki türkeli'nde kür şad için ulu bir anıt düşünüyorum. gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt... o anıtın önünde kür şad'a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan kür şad'la arkadaşlarının da yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selam aldıklarını görür gibi oluyorum...
*
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
ne de yıldız gibi parlayıp sönmektir.
ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
koşar adım gitmeli onların arkasından.
kahramanlık: içerek acı ölüm tasından
ileriye atılmak ve sonra dönmemektir.
yırtıcılar az yaşar... uzun sürmez doğanlık...
her ışığın altında gizlidir bir karanlık;
adsız şansız olsa da, en büyük kahramanlık;
göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
ne de güneşler gibi parlayıp sönmektir.
bunun için ölüme bir atılış gerekir.
atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar