bugün
- ben geldim kerkenezler18
- 777 diyen erkolar8
- yapay zekaya entry yazdıran yazar6
- claudian clouds22
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin3
- itlik serserilik2
- hoppili gillini ve ömer yıldırım4
- maddi dünya zihinden dışarı taşarak ortaya çıkar2
- uyuşma2
- iyi parti17
- iyi bir insan olmak2
- tekken tag tournament3
- gollumun gözü yüzükte6
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları7
- cep telefonu kılıfı3
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- sözlükten soğuma nedenleri13
- saçını pembeye boyayan erkek6
- simko315
- üniversite mezunu işsiz4
- enes kanter2
- mehdi aleyhisselam6
- fenerbahçe küme düşer mi2
- kısır7
- güne bir şarkı bırak3
- evde boxer ile dolaşmak2
- yırtık boxer giyen erkek3
- gün tabağı5
- beşiktaş7
- akrep burcu kini7
- hoppili gillini ve sincan bebeleri4
- elazığ eti gümüş maden işçilerinin direnişi3
- en son alınan iltifat3
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- kendi sorumluluğunu almak4
- sevgiliye sorulan ilginç sorular4
- yazılı olmayan kurallar2
- artık neden savaşlar çıkmıyor2
- pizza yemek8
- hamburger date6
- insanın en büyük ilham kaynağı iblis tir4
- aleksey batrakov12
- hınç3
- sözlük ırkçıları8
- alttaki yazara motto ver16
- halife mehdi ismet4
- çerçeve yasa35
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- amedspor14
- ince telli saç3
göktürk tiginidir. adındaki "kür", ok manasına geldiği gibi, "şad" eki de ûnvanıdır. kür şad'ı özel yapan ise, yüzlerce yıl sonra bile bağımsızlığı temsil ediyor oluşudur. yüksek ruhunun hikâyesini merak edenler, o'nu bir de hüseyin nihâl atsız'dan okumadan geçmemeliler. kısa bir kesit için sizleri şöyle alalım:
*
türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. tanrının türk tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insanoğullarının yalnız türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu...
şimdi büyük adını saygı ile andığımız kür şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük türk kahramanıdır.
millî ıstırapların şahlandığı ve şahsî ıstıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayâlen çok dolaştım. yarı masallaşmış çehresiyle alp er tuna'dan, kahraman kadın tomris'ten başlayarak pilevne kahramanı gazi osman paşa'ya, edirne kahramanı şükrü paşa'ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. eskiden olduğu gibi yine kür şad'ı hepsinden büyük buldum. çünkü o birçok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rastlanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış hareketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.
kür şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların yanında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük hakikati görebilecek fırsatı vermiştir. bu hakikat ezeli ve ebedi kahramanlıktır.
tarih acayip bir ihtiyardır. bazılarına tam hakkını verir. bazı değersizlerden çok bahseder. bazı büyükleri hiç anmaz. bazılarından da yalnız birkaç kelime söyler. kür şad bu sonuncularındandır. onun hakkında bütün bildiğimiz: türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.
bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlardı? kaç yaşlarında idiler? hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? anaları, babaları yaşıyor mu idi? çocukları var mıydı? seviyorlar mıydı? karıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? yazık, hiçbirini bilmiyoruz.
bildiğimiz yalnız şu:
yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman kür şad... bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak türk milletini diriltmek için kılıca sarılan kür şad... bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten kür şad... başarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet salarak ırkı mahvolmaktan kurtaran kür şad... sonra onun 40 şanlı arkadaşı...
bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa kür şad'ın hareketi türklüğü yok olmaktan kurtardığı için kür şad büyüktür. yapanın fedakârlığı ve kahramanlığı ile ölçülürse kür şad yine büyüktür. velhasıl o çok büyüktür. hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük...
biz, bugünün türkçüleri, bu "kaybolmuş güneş"imizi 13 asrın karanlıklarından çekip çıkararak başımıza taç ettik. şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatıyor. onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın selamlarını getiriyor. ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.
1300 yıl önce dökülen kür şad'ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimekten kurtarmıştı. bugün de onun hatırası türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler "daha ne kadar bekleyeceğiz?" diye sorarken bizim yayladan "yakında geleceğiz" diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor...
sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarınki türkeli'nde kür şad için ulu bir anıt düşünüyorum. gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt... o anıtın önünde kür şad'a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan kür şad'la arkadaşlarının da yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selam aldıklarını görür gibi oluyorum...
*
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
ne de yıldız gibi parlayıp sönmektir.
ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
koşar adım gitmeli onların arkasından.
kahramanlık: içerek acı ölüm tasından
ileriye atılmak ve sonra dönmemektir.
yırtıcılar az yaşar... uzun sürmez doğanlık...
her ışığın altında gizlidir bir karanlık;
adsız şansız olsa da, en büyük kahramanlık;
göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
ne de güneşler gibi parlayıp sönmektir.
bunun için ölüme bir atılış gerekir.
atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
*
türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. tanrının türk tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insanoğullarının yalnız türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu...
şimdi büyük adını saygı ile andığımız kür şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük türk kahramanıdır.
millî ıstırapların şahlandığı ve şahsî ıstıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayâlen çok dolaştım. yarı masallaşmış çehresiyle alp er tuna'dan, kahraman kadın tomris'ten başlayarak pilevne kahramanı gazi osman paşa'ya, edirne kahramanı şükrü paşa'ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. eskiden olduğu gibi yine kür şad'ı hepsinden büyük buldum. çünkü o birçok büyüklerde görülen bazı küçüklüklerden uzak, birçok büyüklerde rastlanan menfaat duygusundan sıyrılmış, bazı büyüklerde bulunan yanlış hareketlerden beride kalmış kaya gibi aşılmaz bir devdi.
kür şad, tarihimizde alevlerin, ışıkların, mehtapların ve yanardağların yanında gerçi parlamasıyla sönmesi bir olmuş geçici bir şahap gibidir. fakat o geçici ışık tarihin gidişini değiştirmiş, kısa aydınlığında bize en büyük hakikati görebilecek fırsatı vermiştir. bu hakikat ezeli ve ebedi kahramanlıktır.
tarih acayip bir ihtiyardır. bazılarına tam hakkını verir. bazı değersizlerden çok bahseder. bazı büyükleri hiç anmaz. bazılarından da yalnız birkaç kelime söyler. kür şad bu sonuncularındandır. onun hakkında bütün bildiğimiz: türk milletini kurtarmak ve esir olan yeğenini türk kağanı yapmak için kendisi gibi esir 40 arkadaşıyla birlikte çin imparatorunun sarayına saldırdığı, fakat pek nispetsiz bir savaştan sonra can ve baş verdiğidir.
bu muhteşem saldırışın muhteşem kahramanlarını bilip tanısaydık ne hoş olurdu! adlarını bile bilmediğimiz bu örneksiz fedailer acaba nasıl insanlardı? kaç yaşlarında idiler? hangileri hangi savaşlardan arta kalmışlardı? anaları, babaları yaşıyor mu idi? çocukları var mıydı? seviyorlar mıydı? karıları, sevgilileriyle son defa neler konuşmuşlar, neler düşünmüşlerdi? yazık, hiçbirini bilmiyoruz.
bildiğimiz yalnız şu:
yanardağ ruhlu, çelik iradeli kahraman kür şad... bozkurt hanedânından yani kağanlar soyundan olduğu halde yeğenini tahta çıkararak türk milletini diriltmek için kılıca sarılan kür şad... bu nispetsiz çarpışmada zaferi sağlayacak tek yola giderek, yani düşmanın kalbine saldırarak ruh ve irade kuvveti kadar muhakeme gücüne de sahip olduğunu belirten kür şad... başarılamayan bir ihtilâle rağmen düşmanın yüreğine korku ve dehşet salarak ırkı mahvolmaktan kurtaran kür şad... sonra onun 40 şanlı arkadaşı...
bir hareketin değeri, verdiği sonuca göre ele alınırsa kür şad'ın hareketi türklüğü yok olmaktan kurtardığı için kür şad büyüktür. yapanın fedakârlığı ve kahramanlığı ile ölçülürse kür şad yine büyüktür. velhasıl o çok büyüktür. hiçbir kıskançlığın erişemeyeceği kadar büyük...
biz, bugünün türkçüleri, bu "kaybolmuş güneş"imizi 13 asrın karanlıklarından çekip çıkararak başımıza taç ettik. şimdi o, büyük yarınımızı aydınlatıyor. onun boşa gitmemiş okları 13 asrın ötesinden bize 41 kahramanın selamlarını getiriyor. ve onların ruhları kendilerine doğru çelik ve kan tufanlarıyla yapılacak büyük bir yürüyüşü bekliyor.
1300 yıl önce dökülen kür şad'ın kanı ırkımızı yabancılar arasında erimekten kurtarmıştı. bugün de onun hatırası türklük ruhunu eriyip sönmekten kurtaracaktır. vaktiyle onun at koşturduğu yerlerdeki meçhul mezarlardan bize gelen sesler "daha ne kadar bekleyeceğiz?" diye sorarken bizim yayladan "yakında geleceğiz" diye yükselen haykırışlar onlara karşılık veriyor...
sefil ihtirasların ve baykuş seslerinin söndüğü yarınki türkeli'nde kür şad için ulu bir anıt düşünüyorum. gösterişsiz, sade fakat metin, kayadan bir anıt... o anıtın önünde kür şad'a ve arkadaşlarına saygı olarak börk ve çizme giymiş, kılıç ve sadak takmış türk gençlerinin, birbirine perçinlenmiş sarp bir yığın gibi dik adımlarla geçit resmi yaptığını düşünüyor ve 1300 yıllık gençler olan kür şad'la arkadaşlarının da yaralarından hâlâ dinmeyen kanlar sızdığı halde, kendilerine çevrilen başlara gülümseyerek selam aldıklarını görür gibi oluyorum...
*
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
ne de yıldız gibi parlayıp sönmektir.
ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.
sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
koşar adım gitmeli onların arkasından.
kahramanlık: içerek acı ölüm tasından
ileriye atılmak ve sonra dönmemektir.
yırtıcılar az yaşar... uzun sürmez doğanlık...
her ışığın altında gizlidir bir karanlık;
adsız şansız olsa da, en büyük kahramanlık;
göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir
kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
ne de güneşler gibi parlayıp sönmektir.
bunun için ölüme bir atılış gerekir.
atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
(bkz: hüseyin nihal atsız)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar