bugün
- çocukların şımarık olması5
- velvet hanım günaydın6
- ilk buluşmada ne getirilmeli8
- sizin adınız yanınca doktorun yanına giren tip5
- kabak yemeği vs hamburger13
- norveç futbolu5
- izmirli kızlar7
- ideal erkek boyunun 1 84 olması6
- en büyük korkunuz7
- put3
- yazarların lahmacun yeme rekorları4
- ben ahbap derneğine güveniyorum6
- doktor bey vizitte3
- truevesti2
- orduspor çocukları3
- neden iyi kızlarla tanışamıyoruz4
- yeni parti için alternatifli hazırlık4
- fatma soydaş6
- 186 boyundaki erkek19
- ahmet sezer bey11
- velvet48
- gemici çakmağı3
- kemaliste dokundum ne yapmalıyım3
- ekonomi3
- sözlük yönetimine bir teşekkür3
- ilk buluşmaya smokin ile gitmek2
- doların düşmesi4
- bana kezban dediler5
- sabahın 6 sında uyanmak4
- erdoğan ın dünya lideri olması4
- topçu miralay ahmet sezer bey2
- diktatörlükle yönetilen ülkeler2
- solculuğun bir virüs olması2
- google'ın üç yeni yapay zeka modeli2
- ahmet sezer bey köprü üstüne tamam2
- alevi erkek8
- bursalı erkekler9
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- dem parti7
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır10
- 32 yaşına girmek12
- nervionun merak ettiği yazar19
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- erzincanlı erkekler6
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- tavuk döner ısmarlayan erkek6
- rest apilerde state yönetimi sorunsalı2
- istanbullu erkekler5
- yalnizca deli yalnizca sair21
aklımda milyonlarca düşünce var şu anda, bildiğim ve bilmediğim ne varsa hayatımda olup biten, hepsi tozlu bir rafta şimdi.
hayatımı silip attığım şu günlerde, delirircesine kafamı duvarlara vurmak istiyorum ama yapamıyorum.
acizlik derecesinde aşkın değerini yüreğimde yitirdiğim bir an ve sayısız göz yaşı, başımı koyduğum yastıkla, içine gireceğim iki metre karelik bir mezar.. üzerime tahtalar dizilmiş ve dualar edilmiş, hakırmak istediğim ne varsa, yerin altında bir yerlerde çığılıklarla ölülerin seslerine karışıyor hissedebiliyorum.
hayatım boyunca kendimden nefret etmeme sebep olacak karar verdiğimin farkında olmamla, beynimdeki uyuşmanın farkında olmamam arasında bu dünyadaki değer verdiğim ne varsa kaybolup gitmesi hiçbir şeymiş gibi geliyor.
gidiyorum, yollar uzun geliyor, durup duraklayacağım yerde bir su verenim olur mu onu bile bilmiyorum, ama ben hep kalıyorum onun olmadığı yerde, ve onun olmadığı her yer sessiz şimdi.
sessizlik içerisinde kaybolmak, karanlığın ardında gizlenen bir çocuk gibi, ve şimdi o çocuk düştü, dizlerinin üzerinde..
onu yerden kaldıracak bir eli olmadığını bile bile, umutsuzca gökyüzüne bakıyor.. gökyüzü aydınken yıldızları görebildiğini farketti, ve aydınlık olan günde, kayan yıldızın bile farkında..
her yıldızın hayatımda bir şey ifade ettiğini anlıyorum, ama kaymalarına engel olabilecek kadar gücüm yok, gelecekte üzülmektense, geçmişteki acıların üzerini örtmek şimdi daha doğru geliyor..
evet, sakat başlayan bir ilişkiden piç bir çocuk meydana geldi..
aşkı manasız kılan ne varsa şu an bedenimde ve bedeninde, ben ruhumla savaşırken, şeytan kanımı istemekte.. kesip atabileceğimi bilsem kalbimi, şu an o andır biliyorum..
ciğerime çektiğim şu sigaranın dumanı, ne kadar zehirlerse beni o kadar kar sayıyorum, içtiğim içki ne kadar beynimi uyuşturursa o kadar özgürüm, düşünceler beynimi yerken, bedenim zehirlenmiş çok mu diyorum kendi kendime..
yok oğlu yok..
geçeceği yok, geçmişte kalacağı da.. gelecekse muamma..
ve ben, rüzgar estikçe boynundan öpecek, yağmur yağdıkça saçlarını ıslatacak, yazın hava ısındıkça bedenine işleyeceğim.. ilkbaharlar hep bizim için gelecek, ama sonbahar hüznü yüreğimizde hep olacak.
arada kalan yaz ve kış, mevsimden ibaret sayılacak, ve bedenimizin her kirlenişinde, arınmak için birbirimizi anacağız.
anılarda kalan ne varsa, ve anılarda kalmaya mahkum, senin yüreğindekiler benim bedenimde, benim yüreğimdekiler senin elinde olacak, ama susup kanamaya devam edeceğiz..
şimdi karaladığım sayfaları yırtmak zamanı ya da yakmak, ateş arıyorum, kalbimden daha yakıcı bir şey bulamıyorum..
kalbim hep yanacak mı böyle?..
ya çık git bedenimden, yada söndür ateşimi, sus, yada bağır çağır..
bu kez gitme demeyeceğim, git.. kendini savur, ve beni unut..
aklında sadece sana hoşçakal deyişim kalsın..
unutulacak ne varsa.. unutulsun..
ve bitsin!..
hayatımı silip attığım şu günlerde, delirircesine kafamı duvarlara vurmak istiyorum ama yapamıyorum.
acizlik derecesinde aşkın değerini yüreğimde yitirdiğim bir an ve sayısız göz yaşı, başımı koyduğum yastıkla, içine gireceğim iki metre karelik bir mezar.. üzerime tahtalar dizilmiş ve dualar edilmiş, hakırmak istediğim ne varsa, yerin altında bir yerlerde çığılıklarla ölülerin seslerine karışıyor hissedebiliyorum.
hayatım boyunca kendimden nefret etmeme sebep olacak karar verdiğimin farkında olmamla, beynimdeki uyuşmanın farkında olmamam arasında bu dünyadaki değer verdiğim ne varsa kaybolup gitmesi hiçbir şeymiş gibi geliyor.
gidiyorum, yollar uzun geliyor, durup duraklayacağım yerde bir su verenim olur mu onu bile bilmiyorum, ama ben hep kalıyorum onun olmadığı yerde, ve onun olmadığı her yer sessiz şimdi.
sessizlik içerisinde kaybolmak, karanlığın ardında gizlenen bir çocuk gibi, ve şimdi o çocuk düştü, dizlerinin üzerinde..
onu yerden kaldıracak bir eli olmadığını bile bile, umutsuzca gökyüzüne bakıyor.. gökyüzü aydınken yıldızları görebildiğini farketti, ve aydınlık olan günde, kayan yıldızın bile farkında..
her yıldızın hayatımda bir şey ifade ettiğini anlıyorum, ama kaymalarına engel olabilecek kadar gücüm yok, gelecekte üzülmektense, geçmişteki acıların üzerini örtmek şimdi daha doğru geliyor..
evet, sakat başlayan bir ilişkiden piç bir çocuk meydana geldi..
aşkı manasız kılan ne varsa şu an bedenimde ve bedeninde, ben ruhumla savaşırken, şeytan kanımı istemekte.. kesip atabileceğimi bilsem kalbimi, şu an o andır biliyorum..
ciğerime çektiğim şu sigaranın dumanı, ne kadar zehirlerse beni o kadar kar sayıyorum, içtiğim içki ne kadar beynimi uyuşturursa o kadar özgürüm, düşünceler beynimi yerken, bedenim zehirlenmiş çok mu diyorum kendi kendime..
yok oğlu yok..
geçeceği yok, geçmişte kalacağı da.. gelecekse muamma..
ve ben, rüzgar estikçe boynundan öpecek, yağmur yağdıkça saçlarını ıslatacak, yazın hava ısındıkça bedenine işleyeceğim.. ilkbaharlar hep bizim için gelecek, ama sonbahar hüznü yüreğimizde hep olacak.
arada kalan yaz ve kış, mevsimden ibaret sayılacak, ve bedenimizin her kirlenişinde, arınmak için birbirimizi anacağız.
anılarda kalan ne varsa, ve anılarda kalmaya mahkum, senin yüreğindekiler benim bedenimde, benim yüreğimdekiler senin elinde olacak, ama susup kanamaya devam edeceğiz..
şimdi karaladığım sayfaları yırtmak zamanı ya da yakmak, ateş arıyorum, kalbimden daha yakıcı bir şey bulamıyorum..
kalbim hep yanacak mı böyle?..
ya çık git bedenimden, yada söndür ateşimi, sus, yada bağır çağır..
bu kez gitme demeyeceğim, git.. kendini savur, ve beni unut..
aklında sadece sana hoşçakal deyişim kalsın..
unutulacak ne varsa.. unutulsun..
ve bitsin!..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar