bugün
- osuruktan şiirler59
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- abdullah öcalan13
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- migros'a sorulacak tek soru3
- her şeyi hatırlayan insan9
- yılmaz güney büyüklüğü4
- yılmaz güney filmleri6
- tarhana çorbası7
- avanosun nevşehirde olması5
- bik bik kız kaçırdı9
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız5
- sözlüğün boktanlaşması4
- düşmanın üzerine işemek2
- babo dünyayı düzdün doymadın3
- farah zeynep abdullah'ın yılmaz güney tweetleri3
- astral seyahate çıkış harcı4
- türk kızı3
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği3
- sabah alarmı yapılacak şarkı4
- alparslan kuytul13
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- yasakçı zihniyet15
- şah hatayi'nin hataylı olmaması4
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- ekşi sözlük21
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- muslettin amca6
- gammazın gammazlanması4
- reels izleme bağımlılığı6
- yoruldum beni kucağına al diyen 75 kiloluk kız2
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- mezeler eşliğinde rakı içip söyleşmek2
- türkiyenin tüm derdinin kürtler olması2
- koala hesabını silmesin kampanyası2
- ismail kartal16
- etimek tatlısı4
- kavga yok mu ya6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- müsavat dervişoğlu8
- sevri imzalayanların vatan haini ilan edilmesi3
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi4
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- gazisini zulüm eden savaşta asker bulamaz5
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- sigarayı azaltmak3
- fashion tv izleyip 31 çeken tip3
- bugün ne yapsam9
attila
doğum tarihi 395 veya 404 olarak değişik kaynaklarda yer alan, tanrının kırbacı olarak anılan, avrupa hun devletinin hakanıdır. italya da bugün bile çeşitli vesilelerle söylenen anneciğim türkler sözü o döneme dayanır. 434 te amcası rua ölünce ülkeyi kardeşi bleda ile yönetmeye başladı. 445 yılında bleda ölünce ülkeyi tek başına devraldı.
gençliğinde roma ile barış için amcası tarafından romaya yollanmış; bir süre orada kalmıştır. bu ikameti esnasında latince ve politik oyunları öğrenmiştir. attila nın amacı doğu roma(bizans) ve batı romayı yıkıp bütün avrupa ya egemen olmaktı. önceleri batı roma ile iyi geçinip doğu romayı(bizans) baskı altına almış, vergiye bağlamıştır.
sayıları 45 i bulan milletin oluşturduğu imparatorlukta başlıca şu topluluklar yer almışlardı:
a. Germenler (doğudan batıya): Doğu Got, Gepid, Turciling, Sueb, Markoman, Kuad, Herul, Rugi, Skir.
b. islavlar (Orta ve Batı Rusya'da): Veneda, Ant, Sklaven.
c. iranlılar (Kafkaslar'dan Tuna'ya kadar, dağınık halde): Alan, Sarmat, Baştarna, Neur, Roxolan.
d. Fin-Ugorlar (Ural'dan Baltık'a kadar): Çeremis, Mordvin, Merya, Veşi, Çud, Est, Vidivari.
e. Türkler: imparatorluğun her tarafına yayılmış olarak Hunlar, Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Volga'ya kadar Beş- ogur, Altı-ogur, On-ogur, Şaragur, Azak'ın batısında Akatir, Volga'nın doğusunda Sabar ve başka Türk kütlelerdi
436'yı takip eden yıllarda, şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Burgondlar, Bayavurlar, Yuthanglar, aşağı Ren sahasındaki Franklar, Türingler, Longobardlar. Hun hakimiyetinin, "Okyanus adaları"na, yani Kuzey Denizi ve Manş kıyılarına ulaştığı, hadiselere çağdaş tarihçi Priskos tarafından bildirilmiştir.
bizansı kuşatmış, ama alamamıştır. batı romaya yönelmiş ve 451 ile 452 yıllarında roma ya iki büyük sefer düzenlemşitir.
451 başlarında, Orta Macaristan'dan batıya harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu, 80-100 bini Türk, bir o kadarı da yardımcı Germen ve islav olmak üzere 200 bin kişi civarında idi. Hun orduları, Mart ayı ortalarına doğru Ren nehrini üç noktadan aşarak Galya'ya girdiği sırada, italya'dan yola çıktıktan sonra, Hun düşmanı "barbar"ların sağladığı takviyelerle, sayısı yine 200 bine yükselen Aetius kumandasındaki Roma ordusu, Galya'da kuzeye doğru hızla ilerliyor; Hun orduları, Mettis'i (Metz) (7 Nisan) ve Durocortorum'u (Rheims) zaptederek, Paris yakınındaki Aurelianum (Orleans) şehrine ulaştığı zaman, Aetius da oraya yetişmiş bulunuyordu. Fakat karşılaşma, Attila'nın Türk taktiğine daha uygun gördüğü, Katalaunum'da (veya Campus Mauriacus sahası, Troyes şehrinin batısında Champagne ovasına doğru) oldu (20 Haziran 451). Batı dünyasının iki yarısının birbiri üzerine yüklendiği, nihayet 24 saat süren ve iki tarafın çok ağır kayıplar verdiği (Jordanes'e göre 165 bin ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kimin galip geldiği, hâlâ münakaşa edilmektedir.
452 yılında ise 100 bin kişilik ordusu ile tekrara romanın kapısını çalmıştır. roma karşısına bir ordu çıkaramayınca papa attila nın ayağına gelip yalvarmış, roma yı yağmalamaması için rica etmiştir. attila da roma nın teslim olduğuna kanaat getirdiğinden şehre girmemiştir. batılıların anlattığı gibi bir barbar olsa idi, hem bizans kuşatmasında hem de roma seferinde şehirleri talan ederdi. ama attila medeniyete saygılı bir hükümdar idi.
italya seferinden dönüşte, rivayete göre, zifaf gecesinde, herhangi bir iç kanama neticesi ağzından, burnundan kan boşanmak suretiyle öldü (453). Yaşı 60 civarında id
Attilâ yalnız büyük bir istilâcı ve yaman bir komutan değil, mükemmel bir hükümdardı. Tarih onu, milletine medenî bir düzen veren ve dünyada posta teşkilatını kuran ilk kişi olarak tanır.
sofrasında kendisi tahta kaşık ve tabaktan yemek yer iken, davetlilerine en özel gümüş tabaklarını ve altın şamdanlarını sunacak kadar mütevazı bir hayat sürmüştür.
Cenazesi, ölümünün ertesi günü yapılan çok büyük bir törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabut, önce gümüş, sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti.Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî uykusunu uyumak isterdi. Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarını kazıp kendisini toprağa verenler okla vurulmak suretiyle hemen oracıkta öldürüldü. Sonra mezarının yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular başta tarafa, muhtemel olarak mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına akıtıldı. Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu. bugün mezarının yeri dahi bilinmez
Attila, milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış, tarihin nadir simalarından biridir. Hatırası etrafında italya'da, Galya'da, Germen memleketlerinde, Britanya'da, iskandinavya'da ve bütün Orta Avrupa'da, asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş , romancılara, ressamlara, heykeltıraşlara konu olmuş, hakkında en çok kitap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş, tiyatro yazarlarına, kompozitörlere ilham vermiş, adına bir düzineye yakın opera bestelenmiştir. Son yarım asırda yapılan tarafsız tarih araştırmaları, onun, Hıristiyan Orta-çağının taassup kokulu uydurmaları ile ilgisi bulunmadığını; Nibelungen destanları başta olmak üzere, çağdaşı kayıtların, onu, iyilik sever, babacan, çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur.
Attila'nın ölümünden sonra, hatunu Arıgkan'dan doğan üç oğlu; sırasıyla ilek, Dengizik, irnek, babalarının yerini tutamadılar. imparator olan ilek, ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Nedao (Avusturya'da) savaşında hayatını kaybetti (454). Çok cesur, fakat siyasî zekâdan mahrum Dengizik, imparatorluk birliğini yeniden kurmak için, neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına, nihayet bir Bizanslı'nın kılıcı ile can verdi (469). irnek ise, büyük kardeşlerinin ölümünden sonra, artık Orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak, savaşlarda yorgun düşen Hunların büyük kısmı ile Karadeniz'in batı kıyılarına döndü.
kaynaklar: prof dr ibrahim kafesoğlu
ve nacizane, bendeniz.
doğum tarihi 395 veya 404 olarak değişik kaynaklarda yer alan, tanrının kırbacı olarak anılan, avrupa hun devletinin hakanıdır. italya da bugün bile çeşitli vesilelerle söylenen anneciğim türkler sözü o döneme dayanır. 434 te amcası rua ölünce ülkeyi kardeşi bleda ile yönetmeye başladı. 445 yılında bleda ölünce ülkeyi tek başına devraldı.
gençliğinde roma ile barış için amcası tarafından romaya yollanmış; bir süre orada kalmıştır. bu ikameti esnasında latince ve politik oyunları öğrenmiştir. attila nın amacı doğu roma(bizans) ve batı romayı yıkıp bütün avrupa ya egemen olmaktı. önceleri batı roma ile iyi geçinip doğu romayı(bizans) baskı altına almış, vergiye bağlamıştır.
sayıları 45 i bulan milletin oluşturduğu imparatorlukta başlıca şu topluluklar yer almışlardı:
a. Germenler (doğudan batıya): Doğu Got, Gepid, Turciling, Sueb, Markoman, Kuad, Herul, Rugi, Skir.
b. islavlar (Orta ve Batı Rusya'da): Veneda, Ant, Sklaven.
c. iranlılar (Kafkaslar'dan Tuna'ya kadar, dağınık halde): Alan, Sarmat, Baştarna, Neur, Roxolan.
d. Fin-Ugorlar (Ural'dan Baltık'a kadar): Çeremis, Mordvin, Merya, Veşi, Çud, Est, Vidivari.
e. Türkler: imparatorluğun her tarafına yayılmış olarak Hunlar, Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Volga'ya kadar Beş- ogur, Altı-ogur, On-ogur, Şaragur, Azak'ın batısında Akatir, Volga'nın doğusunda Sabar ve başka Türk kütlelerdi
436'yı takip eden yıllarda, şu kavimlerin de Türk idaresine alındığı anlaşılmaktadır: Burgondlar, Bayavurlar, Yuthanglar, aşağı Ren sahasındaki Franklar, Türingler, Longobardlar. Hun hakimiyetinin, "Okyanus adaları"na, yani Kuzey Denizi ve Manş kıyılarına ulaştığı, hadiselere çağdaş tarihçi Priskos tarafından bildirilmiştir.
bizansı kuşatmış, ama alamamıştır. batı romaya yönelmiş ve 451 ile 452 yıllarında roma ya iki büyük sefer düzenlemşitir.
451 başlarında, Orta Macaristan'dan batıya harekete geçen Hun kuvvetlerinin mevcudu, 80-100 bini Türk, bir o kadarı da yardımcı Germen ve islav olmak üzere 200 bin kişi civarında idi. Hun orduları, Mart ayı ortalarına doğru Ren nehrini üç noktadan aşarak Galya'ya girdiği sırada, italya'dan yola çıktıktan sonra, Hun düşmanı "barbar"ların sağladığı takviyelerle, sayısı yine 200 bine yükselen Aetius kumandasındaki Roma ordusu, Galya'da kuzeye doğru hızla ilerliyor; Hun orduları, Mettis'i (Metz) (7 Nisan) ve Durocortorum'u (Rheims) zaptederek, Paris yakınındaki Aurelianum (Orleans) şehrine ulaştığı zaman, Aetius da oraya yetişmiş bulunuyordu. Fakat karşılaşma, Attila'nın Türk taktiğine daha uygun gördüğü, Katalaunum'da (veya Campus Mauriacus sahası, Troyes şehrinin batısında Champagne ovasına doğru) oldu (20 Haziran 451). Batı dünyasının iki yarısının birbiri üzerine yüklendiği, nihayet 24 saat süren ve iki tarafın çok ağır kayıplar verdiği (Jordanes'e göre 165 bin ölü) muhakkak olan bu büyük savaşta kimin galip geldiği, hâlâ münakaşa edilmektedir.
452 yılında ise 100 bin kişilik ordusu ile tekrara romanın kapısını çalmıştır. roma karşısına bir ordu çıkaramayınca papa attila nın ayağına gelip yalvarmış, roma yı yağmalamaması için rica etmiştir. attila da roma nın teslim olduğuna kanaat getirdiğinden şehre girmemiştir. batılıların anlattığı gibi bir barbar olsa idi, hem bizans kuşatmasında hem de roma seferinde şehirleri talan ederdi. ama attila medeniyete saygılı bir hükümdar idi.
italya seferinden dönüşte, rivayete göre, zifaf gecesinde, herhangi bir iç kanama neticesi ağzından, burnundan kan boşanmak suretiyle öldü (453). Yaşı 60 civarında id
Attilâ yalnız büyük bir istilâcı ve yaman bir komutan değil, mükemmel bir hükümdardı. Tarih onu, milletine medenî bir düzen veren ve dünyada posta teşkilatını kuran ilk kişi olarak tanır.
sofrasında kendisi tahta kaşık ve tabaktan yemek yer iken, davetlilerine en özel gümüş tabaklarını ve altın şamdanlarını sunacak kadar mütevazı bir hayat sürmüştür.
Cenazesi, ölümünün ertesi günü yapılan çok büyük bir törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabut, önce gümüş, sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti.Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî uykusunu uyumak isterdi. Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarını kazıp kendisini toprağa verenler okla vurulmak suretiyle hemen oracıkta öldürüldü. Sonra mezarının yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular başta tarafa, muhtemel olarak mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına akıtıldı. Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu. bugün mezarının yeri dahi bilinmez
Attila, milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış, tarihin nadir simalarından biridir. Hatırası etrafında italya'da, Galya'da, Germen memleketlerinde, Britanya'da, iskandinavya'da ve bütün Orta Avrupa'da, asırlarca ağızdan ağıza dolaşan efsaneler türemiş , romancılara, ressamlara, heykeltıraşlara konu olmuş, hakkında en çok kitap yazılan şahsiyetlerden biri durumuna yükselmiş, tiyatro yazarlarına, kompozitörlere ilham vermiş, adına bir düzineye yakın opera bestelenmiştir. Son yarım asırda yapılan tarafsız tarih araştırmaları, onun, Hıristiyan Orta-çağının taassup kokulu uydurmaları ile ilgisi bulunmadığını; Nibelungen destanları başta olmak üzere, çağdaşı kayıtların, onu, iyilik sever, babacan, çok yüksek vasıfta bir hükümdar olarak tanıdığını ortaya koymuştur.
Attila'nın ölümünden sonra, hatunu Arıgkan'dan doğan üç oğlu; sırasıyla ilek, Dengizik, irnek, babalarının yerini tutamadılar. imparator olan ilek, ayaklanan Germen kavimleri ile yaptığı Nedao (Avusturya'da) savaşında hayatını kaybetti (454). Çok cesur, fakat siyasî zekâdan mahrum Dengizik, imparatorluk birliğini yeniden kurmak için, neticesiz mücadeleler içinde çırpına çırpına, nihayet bir Bizanslı'nın kılıcı ile can verdi (469). irnek ise, büyük kardeşlerinin ölümünden sonra, artık Orta Avrupa'da tutunmanın zorluğunu anlayarak, savaşlarda yorgun düşen Hunların büyük kısmı ile Karadeniz'in batı kıyılarına döndü.
kaynaklar: prof dr ibrahim kafesoğlu
ve nacizane, bendeniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar