bugün
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- velvet36
- habire1233
- ben geldim kerkenezler13
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız8
- basit bir hayat istemek9
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri9
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- yeni parti13
- mısır3
- aklın fikrin sekse çalışması6
- çekirgeleri kim gönderdi9
- endidufrenz2
- yazarların özledikleri şeyler8
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- kabataş olayı görüntüleri27
- istanbul un çok pahalı olması27
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler3
- her yazdığı artı oy alan yazar4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- sabahlara kadar sexting yapmak3
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- insan sevmeyen insan5
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- g'i l d'e d l'i l y4
- escorta giden erkek3
- hangi manifest kızısın12
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- dişçiye gitmek3
- nasreddinhoca4
- en sevilmeyen ev işleri14
- muslettin amca6
- kürdüm5
- bilgi içerikli başlığa gerek yok4
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler7
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj8
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi7
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz7
- hiç sevgilisi olmamış insan3
- kartlı işlem yapmayan esnaf8
- en son alınan hediye9
Yukarıda sıraladığımız bütün bu kaynaklar, Hahambaşı Haim Naum'un Lozan görüşmeleri münasebetiyle Türkiye üzerinden yürütmüş olduğu hainane lobi faaliyetlerinden, doğrudan veya dolaylı şekilde bahsediyor.
Kaynaklar, Lozan'da Türkiye'nin bazı isteklerinin (mülkî tamamiyet gibi) kabul edilmesi karşılığında, Türk milletinin din ve mukaddesatı adına ne varsa yıkılması, terk edilmesi ve din dışı reformların bir an evvel yapılması şartının ileri sürüldüğünü ve bilâhare bunların tatbik sahasına konulduğunu açıkça iddia ediyor.
işin garip bir diğer yönü, bu kaynaklarda böyle âşikâre bir sûrette dile getirilen o korkunç iddiaları şimdiye kadar hiçkimse ortaya çıkıp da yalanlamadı, yalanlamaya cesaret dahi edemedi. Bundan sonra da edemez. Zira, mızrak çuvala sığmıyor.
iddialar cevapsız kaldı gerçi, ancak iddia sahiplerinin başına ise gelmeyen kalmadı.
Lozan'daki görüşmeyi beğenmeyen ve bunu tenkit etmekten çekinmeyen Trabzon mebusu Ali Şükrü Beyin, Erzurum mebusu Hüseyin Avni Beyin, Başvekillik de yapmış olan Rauf Orbay'ın, Kadir Mısıroğlu'nun, Necip Fazıl'ın ve bilhassa Bediüzzaman Said Nursî'nin başına gelenleri hatırlayın, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır.
Ve, iddialar
Lozan görüşmelerinin bütün hararetiyle devam ettiği ve tartışıldığı günlerde Ankara'da bulunan Bediüzzaman Said Nursî, o zamana dair dehşet uyandıran bir tesbitini şu sözlerle ifade eder: "1338'de (1923) Ankara'ya gittim. islâm ordusunun Yunan'a galebesinden neş'e alan ehl-i imanın kuvvetli efkârı içinde, gayet müdhiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessasane çalıştığını gördüm. Eyvah dedim, bu ejderha imanın erkânına ilişecek! ... Maatteessüf, o dinsizlik fikri hem inkişaf etti, hem kuvvet buldu." (Yirmiüçüncü Lem'a, ihtar bölümü)
işte, o dessasane çalışmanın içinde bulunanlardan biri de, Yahudi lobisinin katalizörü Hahambaşı Haim Naum'dan (1873-1960) başkası değildir.
Kezâ, Üstad Bediüzzaman'dan Ankara'da baskı yoluyla bazı fetvâların (heykel, içki ve kadınların açılmasına dair) istenmesinin arkasındaki gizli odağın baş mümessili, yine aynı kişi ve aynı zihniyet mensupları olduğu muhakkaktır.
Nitekim, Üstad Bediüzzaman, yıllar sonra (1959) Büyük Doğu mecmuasında çıkan "Lozan'ın iç yüzü" isimli makalede o zamanın (1923'ün) hadiselerine dair teferruatlı bilgilerin aktarıldığını öğrendiğinde, aynı bilgileri kendi eserinde de iktibasen neşrettirmekten çekinmez.
işte o bilgilerden maksadı izaha yetecek kısacık bir bölüm:
"Türklere dinlerini ve din temsilciliğini (Hilâfet makamı) feda ettirmek şartıyla, sun'î istiklâl işinde gizli anlaşmanın müessiri tek kelime ile Yahudiliktir.
Buna memur–u müşahhas kimse de, şimdi Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum'dur.
Naum, Amerika'da önemli faaliyetler içinde bulunduktan sonra Yahudi kökenli ingiliz Lord Gürzon ile çok yakın münasebetleri olup, şu teklifte bulundu:
'Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben islâmiyeti ve islâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum.' Naum, dışarıda bu faaliyetleri sürdürürken, Ankara'ya da gelerek, ...dostluk kurdu." (Emirdağ Lâhikası, s. 277)
"Lozan Konferansının ikinci sayfası: Artık her şey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dini terk ile her şey yapılacak. Yeni hizbin bundan böyle, bu millette, islâmiyeti katletmek prensibiyle hareket etmekte, hasım dünyanın kumandanlarından, yani düşman ehl-i salip kumandanlarından, dini vurmakta daha hevesli olduğu ve örnekler vereceği ve bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irade yaftası altında çalışacağı şüpheden varestedir."
"Nihaî Vesika:
Lozan Muahedesinden sonra, ingiltere Avam Kamarasında, 'Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?' diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon'un verdiği cevap:
'işte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira, biz onları mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz." (Age, s. 278)
* * *
Üzerinden 84 yıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Lozan Konferansının ve bununla bağlantılı gelişmelerin birçok yönü hâlâ karanlıkta ve sisler arasında bulunuyor.
Ümit ederiz ki, şu âlemde hiçbir hakikat gizli ve nihan kalmasın.
Latif Salihoğlu'n dan alıntıdır. istifade etmeniz dileğiyle. lozan'da ki hainleri tanımamız dileğiyle.
Kaynaklar, Lozan'da Türkiye'nin bazı isteklerinin (mülkî tamamiyet gibi) kabul edilmesi karşılığında, Türk milletinin din ve mukaddesatı adına ne varsa yıkılması, terk edilmesi ve din dışı reformların bir an evvel yapılması şartının ileri sürüldüğünü ve bilâhare bunların tatbik sahasına konulduğunu açıkça iddia ediyor.
işin garip bir diğer yönü, bu kaynaklarda böyle âşikâre bir sûrette dile getirilen o korkunç iddiaları şimdiye kadar hiçkimse ortaya çıkıp da yalanlamadı, yalanlamaya cesaret dahi edemedi. Bundan sonra da edemez. Zira, mızrak çuvala sığmıyor.
iddialar cevapsız kaldı gerçi, ancak iddia sahiplerinin başına ise gelmeyen kalmadı.
Lozan'daki görüşmeyi beğenmeyen ve bunu tenkit etmekten çekinmeyen Trabzon mebusu Ali Şükrü Beyin, Erzurum mebusu Hüseyin Avni Beyin, Başvekillik de yapmış olan Rauf Orbay'ın, Kadir Mısıroğlu'nun, Necip Fazıl'ın ve bilhassa Bediüzzaman Said Nursî'nin başına gelenleri hatırlayın, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır.
Ve, iddialar
Lozan görüşmelerinin bütün hararetiyle devam ettiği ve tartışıldığı günlerde Ankara'da bulunan Bediüzzaman Said Nursî, o zamana dair dehşet uyandıran bir tesbitini şu sözlerle ifade eder: "1338'de (1923) Ankara'ya gittim. islâm ordusunun Yunan'a galebesinden neş'e alan ehl-i imanın kuvvetli efkârı içinde, gayet müdhiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için dessasane çalıştığını gördüm. Eyvah dedim, bu ejderha imanın erkânına ilişecek! ... Maatteessüf, o dinsizlik fikri hem inkişaf etti, hem kuvvet buldu." (Yirmiüçüncü Lem'a, ihtar bölümü)
işte, o dessasane çalışmanın içinde bulunanlardan biri de, Yahudi lobisinin katalizörü Hahambaşı Haim Naum'dan (1873-1960) başkası değildir.
Kezâ, Üstad Bediüzzaman'dan Ankara'da baskı yoluyla bazı fetvâların (heykel, içki ve kadınların açılmasına dair) istenmesinin arkasındaki gizli odağın baş mümessili, yine aynı kişi ve aynı zihniyet mensupları olduğu muhakkaktır.
Nitekim, Üstad Bediüzzaman, yıllar sonra (1959) Büyük Doğu mecmuasında çıkan "Lozan'ın iç yüzü" isimli makalede o zamanın (1923'ün) hadiselerine dair teferruatlı bilgilerin aktarıldığını öğrendiğinde, aynı bilgileri kendi eserinde de iktibasen neşrettirmekten çekinmez.
işte o bilgilerden maksadı izaha yetecek kısacık bir bölüm:
"Türklere dinlerini ve din temsilciliğini (Hilâfet makamı) feda ettirmek şartıyla, sun'î istiklâl işinde gizli anlaşmanın müessiri tek kelime ile Yahudiliktir.
Buna memur–u müşahhas kimse de, şimdi Mısır Hahambaşısı bulunan Hayim Naum'dur.
Naum, Amerika'da önemli faaliyetler içinde bulunduktan sonra Yahudi kökenli ingiliz Lord Gürzon ile çok yakın münasebetleri olup, şu teklifte bulundu:
'Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben islâmiyeti ve islâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüd ediyorum.' Naum, dışarıda bu faaliyetleri sürdürürken, Ankara'ya da gelerek, ...dostluk kurdu." (Emirdağ Lâhikası, s. 277)
"Lozan Konferansının ikinci sayfası: Artık her şey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dini terk ile her şey yapılacak. Yeni hizbin bundan böyle, bu millette, islâmiyeti katletmek prensibiyle hareket etmekte, hasım dünyanın kumandanlarından, yani düşman ehl-i salip kumandanlarından, dini vurmakta daha hevesli olduğu ve örnekler vereceği ve bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irade yaftası altında çalışacağı şüpheden varestedir."
"Nihaî Vesika:
Lozan Muahedesinden sonra, ingiltere Avam Kamarasında, 'Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?' diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon'un verdiği cevap:
'işte asıl bundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerine kavuşamayacaklardır. Zira, biz onları mâneviyat ve ruh cephelerinden öldürmüş bulunuyoruz." (Age, s. 278)
* * *
Üzerinden 84 yıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Lozan Konferansının ve bununla bağlantılı gelişmelerin birçok yönü hâlâ karanlıkta ve sisler arasında bulunuyor.
Ümit ederiz ki, şu âlemde hiçbir hakikat gizli ve nihan kalmasın.
Latif Salihoğlu'n dan alıntıdır. istifade etmeniz dileğiyle. lozan'da ki hainleri tanımamız dileğiyle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar