bugün
- en merak ettiğin ulu yazarı29
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- nervionun merak ettiği yazar19
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı12
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- ahlaksız başlık açan çaresizler5
- sevgilinin giyimine karışmak9
- sinirli kadını sakinleştirmek15
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- komşuları itici yapan detaylar7
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi7
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- zengin bacanak5
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- ekonomi3
- olgunlaştıkça duygusuz ve acımasız olmak3
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- arabalı kadın arabasız erkek ilişkisi yürür mü5
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- ciguli vs velvet9
- sapıkça başlık açan yazarlar7
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- erecto biraderin roman olması2
- atatürk peygamber mi sorunsalı4
- sevilen kızın ağzımıza vermesi6
- starbucks vs kahve dünyası4
- yalnizca deli yalnizca sair21
- ton balığını kim yiyor sorunsalı10
- dikkatleri çeken sözlük kızı7
- transfer dönemi3
- yapay zeka kontrolden çıktığında olacaklar7
- merak edilen erkeğin patates çıkması7
- sünnetten akılda kalanlar6
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- kötü insana iyi davranarak iyi olmasını beklemek3
- türkiye çağ atlarken chp ne yapıyordu5
- arkadaşlar bakar mısınız21
- nervionun kedisi3
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek18
- sözlüğün en sıkıcı yazarı3
- bana kezban dediler4
- katatespizartmasi17
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması8
- bakkal taşağı gibi asık suratlı kezo2
- merak edilen sözlük erkeği6
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler10
- erkekler neden aglar2
- kürdistan hava kuvvetleri4
genel tanım itibariyle sapkın bir cinsel birleşme, cinsel istek türüdür. sapkın, normal olandan sapmış, dolayısiyle normal olmayan demek olduğuna göre ensest üzerine merak ettiğim mevzu onun özü itibariyle mi sapkın bir davranış olduğu yoksa bunun şeklen mi böyle olduğudur. öncelikle şunu söyleyeyim, benim için ensest çekirdek aile içi cinsel arzudur.
ensesti yasaklayanın ne olduğunu düşündüğümde aklıma ilk olarak kutsal dinler geliyor. islam dininde ensestin yasak olmasının nedeni şu şekilde açıklanır, örneğin baba hem karısıyıla hem kızıyla ilişkide bulunuyor. burada belirecek sıkıntı, anne ile kız arasında oluşacak olan rekabettir ve bu rekabet aile düzenine zarar verecektir. islamda ensesti yasak eden budur ve bu nedenin içeriğine bakıldığında olayın sosyal yönü dolayısıyla yasak edildiği görülür. yani yasak, sosyal bir yapı olan ailenin düzenini korumak üzere vardır ve sakınca ancak şeklendir. hem zaten öz itibariyle bunu yasaklayamazdı, her kutsal din gibi islamda yaratılış destanını kabul eder ve adem ile havva'dan var olduğumuz fikri kendi içinde ensesti barındırmaktadır. eğer herhangi bir kutsal din, ensestin sosyal yönünü göz ardı ederek bizzat 'eylem'in özünden dolayı yasak etmiş olsa kendisiyle çelişmiş olacak, daha da ötesi, allah'ın eylemini sorgulanır hale getirecektir. dolayısiyle allah tarafından indirildiği var sayılan hicbir din ensesti sadece ve sadece eylemin kendisinden dolayı yasak etmemiştir, edemez.
biraz daha eskiye gidelim. antik yunan medeniyetinde ensestin nasıl karşılandığını anlamak için yine inaçlara bakmak gerek. zeus, 3. tanrı kuşağındandır kronos ile rheia'nın oğlu. hera ve demeter'de onların kızıdır, yani bu üç tanrı aynı anne babadandır. zeus hera ile evlidir ve bu evliliğin dışında demeter ile de ilişkisi vardır. yine bu kuşak tanrılardan olan poseidon kardeşi hestia(vesta) ile beraber olmak ister ancak hestia bekaret yemini etmiştir. mitolojide çok fazla böyle hikaye var. kendi tanrılarına dahi bu çesit bir ilişkiyi yakıştırabilen antik yunan medeniyetinin enseste nasıl baktığını anlamak çok zor değil. konu temelde bizim bugün sapkın dediğimiz istekler olduğundan şunu da söylemek gerek, bu dönemde erkek erkeğe ilişkilerde çok yaygındır. yunan mitolojisinin mısır mitolojisinden yoğun biçimde etkilendiğini düşünürsek antik mısır medeniyetinin de yunanlardan pek farklı düşmediği ortaya çıkar bu konuda.
daha elle tutulur örnekler vermek gerekirse, pers imapartoru kambis kendi kız kardeşiyle evlenmiştir ve hemen bütün kız kardeşleriyle de birlikte olmuştur. bir çok roma imparatorunun da kız kardeşlerine aşık oldukları ya da onlarla birlikte oldukları tarihte bilinen bişeydir.
pers ve mısır uygarlıklarında da öteye gidersek, insanların henüz bizim bugünkü manada anladığımız sosyal yapıyı kuramadıkları ilk çağ dönemlerinde zaten herkesin kendi ana, baba ve kardeşleriyle ilişkide bulunduğu açıktır.
biraz daha yakınlara gelelim. doktor breuer nevrozlu bir hastasının tedavisinde bir takım sıradışı noktalar bulur ve konuyu freud'a açar. iki doktor hasta olan kıza ilk kez psikanaliz yöntemini uygularlar ve ortaya çıkan bazı sonuçlar üzerine freud oedipus kompleksi diye bilinen tezi üzerine çalışmaya başlar. oedipus'un mitolojik hikayesinin bilindiğini varsayarak o kısmı atlıyorum. tezi kısaca bir kaç cümle ile özetlemek gerekirse, çocuğun hemcins ebeveyne beslediği düşmanlık ve karşı-cins ebeveyne duyduğu sevgidir. yani kız çocukları babalarına erkek çocukları ise annelerine cinsel ilgi gösterirler. bu durum freud'un fallus dönemi dediği 3-5 yaşları arasında gerçekleşir. daha sonra cinsellik uykuya geçer ta ki bluğ çağına kadar. bluğ çağına ermiş kişi dışarıdan bir cinsel obje seçer kendisine ve fallus dönemindeki cinsel arzuyu dışlaştırır ancak her zaman bu süreç sağlıklı şekilde yürümeyebilir.
konuyu baştan biraz daha derli toplu almak gerekirse eğer, insan hoşa gitmeyen içgüdüsel taleplerini bastırır, bastırır ki o insanın davranışlarını etkilemesin. bu bastırılmış duygular bilindışına yönelir. bu istekler bilinmeden kalır artık ve (hasta) kişinin bilincine gelmek istediklerinde bir direnç ile karşılaşırlar ve bu direnç sürekli devam eder. bu şekilde insanın bastırmaya çalıştığı bir ilkel benliği ve onu bastırmakta kullandığı üst benliği oluşur. bastırılan ilkel benliğin içine çok şey sığar ancak konu ensest olduğu için oraya dönelim. fallik döneminde oluşan karşı cins ebeveyne duyulan cinsel istek şimdi bilinçdışına yollanmış, ilkel benliğe ait bir istektir. çocuğun çözümlemek zorunda kaldığı en önemli çatışma oedipus kompleksidir. çok net bir ifade kullanıyor freud 'ileride nevroza yakalananlar, bu ödevin üstesinden gelemeyen kimselerdir' şimdi, bluğ çağına erip cinsel arzusunu sağlıklı bir biçimde dışlaştıramamış birey psikoza uğrar, yani çocukluk istek ve fantazilerinin yetişkin beni'i boğması üzerine bu iki dünya arasında sıkışıp kalmış ve artık çözümlenemeyen bir hastalık oluşmuştur.
en nihayetinde ensest ilgi gösteren birey özetle bu şekilde meydana gelir. asıl sorun buradan sonrasında başlamakta. bu birey bizim normal diye tabir ettiğimiz cinsellikten zevk almaz. aslında tüm 'sapkın' yönelimlerin benzer bir oluşum süreci vardır. cinsel içgüdüler genital bölgelerin egemenliğine girene kadar karmaşık bir gelişim yolu izlerler ve bu süreç boyunca libido herhangi bir pregenital bölgeye takılıp kalabilir ve bu takılıp kalma ilerdeki hastalık türünü belirler. yani pregenital bölge olarak ayaklara takılmış kişi ileride ayaklardan cinsel haz alacaktır. ve işte bu insanlar gibi ensest birey de yalnızca o tür bir birleşimde tatmin olabilmektedir. ancak üst-benlik sosyal hayata ayak uydurabilmek için durmaksızın bu isteği bastırır ve bunun sonucunda hem içsel hem de toplumsal hayatında sağlıksız ve mutsuz bir birey haline dönüşür. en nihayetinde bu dönüşüm uzun uzun irdelenebilecek bambaşka bir konu olan yabancılaşma kavramını ortaya çıkarır.
doğada insanı diğer tüm canlılardan ayıran şey bilinçtir. bilincin ancak sosyal yapı içinde var olabileceğini ve gelişebileceğini düşünürsek, ensestte yalnızca bu sosyal yapı içinde var olmuş bilincin yasaklayabileceği bişeydir. çünkü insan, bilinciyle ayrılmış bile olsa doğaya aittir ve doğada ensest ilişkide bulunan bir çok canlı çeşidi vardır. bilince sahip insan bir takım ön kabuller bulmuştur, ancak bunların hiçbirinin doğal yasalar olmadığı açık. bu ön kabullerin tarihsel süreç içinde oluşturduğu bazı normlar var ve bu normlara uyan herşey normal ve uymayanlarıda sapkın olarak adlandırılıyor. bu durumda ensest sapkın birşeydir ancak sadece insanlar buna sapkın dediği için öyledir, yani şeklen sapkındır ama öz itibariyle doğaya aittir, ve insan da doğaya aittir ve dolayısiyle ensestte insana aittir. ensest kötüdür, ayıptır, günahdır vs. bişeydir demek onu insana yabancı kılmaz. çünkü insan, kendine ait hiçbir şeye yabancı olamaz, olamayacaktır.*
ensesti yasaklayanın ne olduğunu düşündüğümde aklıma ilk olarak kutsal dinler geliyor. islam dininde ensestin yasak olmasının nedeni şu şekilde açıklanır, örneğin baba hem karısıyıla hem kızıyla ilişkide bulunuyor. burada belirecek sıkıntı, anne ile kız arasında oluşacak olan rekabettir ve bu rekabet aile düzenine zarar verecektir. islamda ensesti yasak eden budur ve bu nedenin içeriğine bakıldığında olayın sosyal yönü dolayısıyla yasak edildiği görülür. yani yasak, sosyal bir yapı olan ailenin düzenini korumak üzere vardır ve sakınca ancak şeklendir. hem zaten öz itibariyle bunu yasaklayamazdı, her kutsal din gibi islamda yaratılış destanını kabul eder ve adem ile havva'dan var olduğumuz fikri kendi içinde ensesti barındırmaktadır. eğer herhangi bir kutsal din, ensestin sosyal yönünü göz ardı ederek bizzat 'eylem'in özünden dolayı yasak etmiş olsa kendisiyle çelişmiş olacak, daha da ötesi, allah'ın eylemini sorgulanır hale getirecektir. dolayısiyle allah tarafından indirildiği var sayılan hicbir din ensesti sadece ve sadece eylemin kendisinden dolayı yasak etmemiştir, edemez.
biraz daha eskiye gidelim. antik yunan medeniyetinde ensestin nasıl karşılandığını anlamak için yine inaçlara bakmak gerek. zeus, 3. tanrı kuşağındandır kronos ile rheia'nın oğlu. hera ve demeter'de onların kızıdır, yani bu üç tanrı aynı anne babadandır. zeus hera ile evlidir ve bu evliliğin dışında demeter ile de ilişkisi vardır. yine bu kuşak tanrılardan olan poseidon kardeşi hestia(vesta) ile beraber olmak ister ancak hestia bekaret yemini etmiştir. mitolojide çok fazla böyle hikaye var. kendi tanrılarına dahi bu çesit bir ilişkiyi yakıştırabilen antik yunan medeniyetinin enseste nasıl baktığını anlamak çok zor değil. konu temelde bizim bugün sapkın dediğimiz istekler olduğundan şunu da söylemek gerek, bu dönemde erkek erkeğe ilişkilerde çok yaygındır. yunan mitolojisinin mısır mitolojisinden yoğun biçimde etkilendiğini düşünürsek antik mısır medeniyetinin de yunanlardan pek farklı düşmediği ortaya çıkar bu konuda.
daha elle tutulur örnekler vermek gerekirse, pers imapartoru kambis kendi kız kardeşiyle evlenmiştir ve hemen bütün kız kardeşleriyle de birlikte olmuştur. bir çok roma imparatorunun da kız kardeşlerine aşık oldukları ya da onlarla birlikte oldukları tarihte bilinen bişeydir.
pers ve mısır uygarlıklarında da öteye gidersek, insanların henüz bizim bugünkü manada anladığımız sosyal yapıyı kuramadıkları ilk çağ dönemlerinde zaten herkesin kendi ana, baba ve kardeşleriyle ilişkide bulunduğu açıktır.
biraz daha yakınlara gelelim. doktor breuer nevrozlu bir hastasının tedavisinde bir takım sıradışı noktalar bulur ve konuyu freud'a açar. iki doktor hasta olan kıza ilk kez psikanaliz yöntemini uygularlar ve ortaya çıkan bazı sonuçlar üzerine freud oedipus kompleksi diye bilinen tezi üzerine çalışmaya başlar. oedipus'un mitolojik hikayesinin bilindiğini varsayarak o kısmı atlıyorum. tezi kısaca bir kaç cümle ile özetlemek gerekirse, çocuğun hemcins ebeveyne beslediği düşmanlık ve karşı-cins ebeveyne duyduğu sevgidir. yani kız çocukları babalarına erkek çocukları ise annelerine cinsel ilgi gösterirler. bu durum freud'un fallus dönemi dediği 3-5 yaşları arasında gerçekleşir. daha sonra cinsellik uykuya geçer ta ki bluğ çağına kadar. bluğ çağına ermiş kişi dışarıdan bir cinsel obje seçer kendisine ve fallus dönemindeki cinsel arzuyu dışlaştırır ancak her zaman bu süreç sağlıklı şekilde yürümeyebilir.
konuyu baştan biraz daha derli toplu almak gerekirse eğer, insan hoşa gitmeyen içgüdüsel taleplerini bastırır, bastırır ki o insanın davranışlarını etkilemesin. bu bastırılmış duygular bilindışına yönelir. bu istekler bilinmeden kalır artık ve (hasta) kişinin bilincine gelmek istediklerinde bir direnç ile karşılaşırlar ve bu direnç sürekli devam eder. bu şekilde insanın bastırmaya çalıştığı bir ilkel benliği ve onu bastırmakta kullandığı üst benliği oluşur. bastırılan ilkel benliğin içine çok şey sığar ancak konu ensest olduğu için oraya dönelim. fallik döneminde oluşan karşı cins ebeveyne duyulan cinsel istek şimdi bilinçdışına yollanmış, ilkel benliğe ait bir istektir. çocuğun çözümlemek zorunda kaldığı en önemli çatışma oedipus kompleksidir. çok net bir ifade kullanıyor freud 'ileride nevroza yakalananlar, bu ödevin üstesinden gelemeyen kimselerdir' şimdi, bluğ çağına erip cinsel arzusunu sağlıklı bir biçimde dışlaştıramamış birey psikoza uğrar, yani çocukluk istek ve fantazilerinin yetişkin beni'i boğması üzerine bu iki dünya arasında sıkışıp kalmış ve artık çözümlenemeyen bir hastalık oluşmuştur.
en nihayetinde ensest ilgi gösteren birey özetle bu şekilde meydana gelir. asıl sorun buradan sonrasında başlamakta. bu birey bizim normal diye tabir ettiğimiz cinsellikten zevk almaz. aslında tüm 'sapkın' yönelimlerin benzer bir oluşum süreci vardır. cinsel içgüdüler genital bölgelerin egemenliğine girene kadar karmaşık bir gelişim yolu izlerler ve bu süreç boyunca libido herhangi bir pregenital bölgeye takılıp kalabilir ve bu takılıp kalma ilerdeki hastalık türünü belirler. yani pregenital bölge olarak ayaklara takılmış kişi ileride ayaklardan cinsel haz alacaktır. ve işte bu insanlar gibi ensest birey de yalnızca o tür bir birleşimde tatmin olabilmektedir. ancak üst-benlik sosyal hayata ayak uydurabilmek için durmaksızın bu isteği bastırır ve bunun sonucunda hem içsel hem de toplumsal hayatında sağlıksız ve mutsuz bir birey haline dönüşür. en nihayetinde bu dönüşüm uzun uzun irdelenebilecek bambaşka bir konu olan yabancılaşma kavramını ortaya çıkarır.
doğada insanı diğer tüm canlılardan ayıran şey bilinçtir. bilincin ancak sosyal yapı içinde var olabileceğini ve gelişebileceğini düşünürsek, ensestte yalnızca bu sosyal yapı içinde var olmuş bilincin yasaklayabileceği bişeydir. çünkü insan, bilinciyle ayrılmış bile olsa doğaya aittir ve doğada ensest ilişkide bulunan bir çok canlı çeşidi vardır. bilince sahip insan bir takım ön kabuller bulmuştur, ancak bunların hiçbirinin doğal yasalar olmadığı açık. bu ön kabullerin tarihsel süreç içinde oluşturduğu bazı normlar var ve bu normlara uyan herşey normal ve uymayanlarıda sapkın olarak adlandırılıyor. bu durumda ensest sapkın birşeydir ancak sadece insanlar buna sapkın dediği için öyledir, yani şeklen sapkındır ama öz itibariyle doğaya aittir, ve insan da doğaya aittir ve dolayısiyle ensestte insana aittir. ensest kötüdür, ayıptır, günahdır vs. bişeydir demek onu insana yabancı kılmaz. çünkü insan, kendine ait hiçbir şeye yabancı olamaz, olamayacaktır.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar