bugün
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması13
- yazarların mezun olduğu okullar17
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır15
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı8
- arjantin mısır maçı13
- bir kadına verilecek en güzel çiçek9
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- ankara da nato zirvesi13
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- ölümün en iyi tanımı6
- ctrlx'in ayakları11
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız4
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- bakire kadını gözünden tanımak6
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- döl bankası4
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- günün şiiri25
- dünyayı kezbanlardan temizleme planım3
- aleyna tilki nin ayakları4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler4
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- sürekli vurduran kadın nasıl anlaşılır2
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- saraca finch house21
- murat yakın3
- 23 yaş7
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- yoğurt11
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- adana sokak lezzetleri5
- milliyetçi olacakken faşist olmak4
- dövmesi olan erkek9
- 7 temmuz 2026 abd belçika maçı16
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması27
- 2026 dünya kupası25
- tek başına5
- messi uzaylı abi5
- donald trumpun geceyi kızı neclada geçirmemesi3
- sevişmek istenen ünlüler2
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı7
- lionel messi7
- en ilginç fetişler2
- sevilen kadının topuklarını öpüp ısırmak8
hukuk nedir diye düşününce aklımıza güçlü karşısında zayıfın hakkının yenmesinin önüne geçilmesi gelir. bu yolla haksızlıklar önlenir. devlet ise en güçlü kurum olduğundan yargının tarafsız olması için devlet gücünü elinde bulunduranlardan bağımsız olması gereği vardır. kanunlar insanların uymayı kabul ettiği toplumsal sözleşmelerdir. bir insan bir kanuna niçin uyar? o kanunu çiğnediği zaman aynı şeyin başkaları tarafından da çiğnenerek kendi haklarını koruyamayacağı için kendini kanunlara uymaya zorunlu görür.
ülkemizde çeşitli yüksek yargı mekanizmaları var. bunların asli görevi devletin uygulamalarından vatandaş aleyhine(zararına) sonuçlar çıkmasını kanunlar çerçevesinde engellemek. aslında yabancı ülkelerde bu çok farklı uygulanıyor. bizden ileri götürüp yazılı bir kanun olmasa bile yargı halkın yanında yer alarak vatandaşları korumayı tercih ediyor. bizim danıştay gibi yüksek mahkemelerimiz ise görev ve sorumlulukları farklı olduğu halde halkı devletten korumayı değil, devleti halktan korumayı amaç edinmiş ve halkın yanında değil devletin yanında yer alıyor.
bizim ülkemizdeki danıştayın görevi nedir, tanımlayalım. yukarıda da dediğim gibi "asli görevi devletin uygulamalarından vatandaş aleyhine(zararına) sonuçlar çıkmasını kanunlar çerçevesinde engellemek". literatüre uygun bir tanım yaparsak;
"Yürütme ve idarenin hukuka aykırı işlemlerini iptal etmek; idari işlem ve eylemlerden zarar görenlerin zararlarının tazminini sağlamakla görevli yargı düzeni idari yargıdır. idare ve vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri idari yargı merciileridirler.
idari yargı düzeninin yüksek mahkemesi ise Danıştay'dır. Danıştay, idari mahkemelerce (idare ve vergi mahkemeleri) verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Danıştay'ın idari görevleri de vardır. Danıştay, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirir; tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini inceler; Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından gönderilen işler hakkında görüş bildirir;yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisi kullanır ve yasalarla verilen diğer görevleri yerine getirir."
pekala bizim danıştay'ımız bu görevi yerine getiriyor mu? "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" deyişinden yola çıkarak verdiği kararlara bakmamız gerekiyor. benim vatandaş olarak kararlara bakarken siyasi düşüncemi bir kenara bırakmam şart değildir, yine de adalet duygusu ve haksızlıklara karşı bir yapım olmasından gerekli durumlarda rahatça bırakabiliyorum, fakat yargıçların ideolojilerini bir kenara bırakarak kanunlar çerçevesinde çalışması gerekir.
danıştay daha önce katsayı kararına "yök yetkilidir, kanunen katsayı belirlemeye hakkı vardır" demiştir. bu en büyük hatasıydı. çünkü zaten kurumlar yetkili, fakat bu uygulamadan vatandaş memnun değilse danıştay bunu düzeltecekti. vatandaş başvurularına rağmen, danıştay bu haksızlığa izin vererek ideolojik bir karara imza attı. devran döndü, idare yapılan yanlışlığı danıştay olmadan kendi kendine düzeltti. fakat zamanında "yök yetkilidir" diyen danıştay, şimdi kendini yetkili ilan etti ve getirilen düzenlemelere karşı zarar gören hiçbir vatandaş başvurusu olmadığı halde düzenlemeyi görüşmeye ve kaldırmaya karar veriyor. danıştay zarar gören kim olduğunu ve nasıl bir zarar gördüğünü açıklamak zorundadır.
hukukun temel ilkesi vatandaşların haklarını korumaktır. vatandaşların uymaya razı olmadığı uygulamaları ortadan kaldırmaktır. bunları çiğnemek bile en büyük hukuksuzluktur. her ülkede bunun gibi hukuksuzlukları çiğnemeyi önleyici mekanizmalar vardır. mesela danıştayın yetkileri sınırlandırılır ve bazı uygulamalara müdahalesi "zarar gören birinin başvuru yapması şartıyla" kısıtlanır. bizde herşey mevcut. ne anayasamız ne kanunlarımız aslında oldukça yeterli. ancak uygulamayı yapacak hukukçular kanunlarda açık arayıp halk aleyhine yorumladıklarından kanunlarımız oldukça fazla ve uzun açıklamalar yaparak düzenlenmek zorunda kalıyor. yani kanunlar değil, kafalar değişse herşey yeterli...
edit: danıştay gibi bir yüksek mahkeme olan anayasa mahkememiz'de aynı hatayı defalarca yaptı. parti kapatma davalarında anayasadan hiç yetkisi olmadığı halde(bir iptal başvurusu olmadan) kanunları iptal etti ve kapatmayı kendi kendine kolaylaştırdı, aihm kapatmalar nedeniyle türkiye'yi mahkum etti ve anayasa mahkememiz "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" diye uluslararası bir gerçek varken bunu görmezden gelmeye devam ederek kapatmalara devam etti. anayasa değiştirildi ve gerek olmadığı halde "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" diye anayasamıza eklendi. anayasa mahkememiz yine partileri kapattı ve "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" kanunu parti kapatmaların dışında uygulanır diyerek çiğnemekte mahsur görmedi. anayasamızı bir kez daha değiştirip. parti kapatma kanunlarında da bu geçerlidir diye eklemek zorunda kaldık. hala bir şekilde parti kapatabiliyorlar. açık bulmakta üstlerine yok. ama kanunlardaki açıkları kullanarak kanunları çiğnemek eşkiyalıktır, dolandırıcılıktır. bunu devletin bir kurumu yapıyorsa zorbalıktır.
ülkemizde çeşitli yüksek yargı mekanizmaları var. bunların asli görevi devletin uygulamalarından vatandaş aleyhine(zararına) sonuçlar çıkmasını kanunlar çerçevesinde engellemek. aslında yabancı ülkelerde bu çok farklı uygulanıyor. bizden ileri götürüp yazılı bir kanun olmasa bile yargı halkın yanında yer alarak vatandaşları korumayı tercih ediyor. bizim danıştay gibi yüksek mahkemelerimiz ise görev ve sorumlulukları farklı olduğu halde halkı devletten korumayı değil, devleti halktan korumayı amaç edinmiş ve halkın yanında değil devletin yanında yer alıyor.
bizim ülkemizdeki danıştayın görevi nedir, tanımlayalım. yukarıda da dediğim gibi "asli görevi devletin uygulamalarından vatandaş aleyhine(zararına) sonuçlar çıkmasını kanunlar çerçevesinde engellemek". literatüre uygun bir tanım yaparsak;
"Yürütme ve idarenin hukuka aykırı işlemlerini iptal etmek; idari işlem ve eylemlerden zarar görenlerin zararlarının tazminini sağlamakla görevli yargı düzeni idari yargıdır. idare ve vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri idari yargı merciileridirler.
idari yargı düzeninin yüksek mahkemesi ise Danıştay'dır. Danıştay, idari mahkemelerce (idare ve vergi mahkemeleri) verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. Danıştay'ın idari görevleri de vardır. Danıştay, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirir; tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini inceler; Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından gönderilen işler hakkında görüş bildirir;yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisi kullanır ve yasalarla verilen diğer görevleri yerine getirir."
pekala bizim danıştay'ımız bu görevi yerine getiriyor mu? "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" deyişinden yola çıkarak verdiği kararlara bakmamız gerekiyor. benim vatandaş olarak kararlara bakarken siyasi düşüncemi bir kenara bırakmam şart değildir, yine de adalet duygusu ve haksızlıklara karşı bir yapım olmasından gerekli durumlarda rahatça bırakabiliyorum, fakat yargıçların ideolojilerini bir kenara bırakarak kanunlar çerçevesinde çalışması gerekir.
danıştay daha önce katsayı kararına "yök yetkilidir, kanunen katsayı belirlemeye hakkı vardır" demiştir. bu en büyük hatasıydı. çünkü zaten kurumlar yetkili, fakat bu uygulamadan vatandaş memnun değilse danıştay bunu düzeltecekti. vatandaş başvurularına rağmen, danıştay bu haksızlığa izin vererek ideolojik bir karara imza attı. devran döndü, idare yapılan yanlışlığı danıştay olmadan kendi kendine düzeltti. fakat zamanında "yök yetkilidir" diyen danıştay, şimdi kendini yetkili ilan etti ve getirilen düzenlemelere karşı zarar gören hiçbir vatandaş başvurusu olmadığı halde düzenlemeyi görüşmeye ve kaldırmaya karar veriyor. danıştay zarar gören kim olduğunu ve nasıl bir zarar gördüğünü açıklamak zorundadır.
hukukun temel ilkesi vatandaşların haklarını korumaktır. vatandaşların uymaya razı olmadığı uygulamaları ortadan kaldırmaktır. bunları çiğnemek bile en büyük hukuksuzluktur. her ülkede bunun gibi hukuksuzlukları çiğnemeyi önleyici mekanizmalar vardır. mesela danıştayın yetkileri sınırlandırılır ve bazı uygulamalara müdahalesi "zarar gören birinin başvuru yapması şartıyla" kısıtlanır. bizde herşey mevcut. ne anayasamız ne kanunlarımız aslında oldukça yeterli. ancak uygulamayı yapacak hukukçular kanunlarda açık arayıp halk aleyhine yorumladıklarından kanunlarımız oldukça fazla ve uzun açıklamalar yaparak düzenlenmek zorunda kalıyor. yani kanunlar değil, kafalar değişse herşey yeterli...
edit: danıştay gibi bir yüksek mahkeme olan anayasa mahkememiz'de aynı hatayı defalarca yaptı. parti kapatma davalarında anayasadan hiç yetkisi olmadığı halde(bir iptal başvurusu olmadan) kanunları iptal etti ve kapatmayı kendi kendine kolaylaştırdı, aihm kapatmalar nedeniyle türkiye'yi mahkum etti ve anayasa mahkememiz "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" diye uluslararası bir gerçek varken bunu görmezden gelmeye devam ederek kapatmalara devam etti. anayasa değiştirildi ve gerek olmadığı halde "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" diye anayasamıza eklendi. anayasa mahkememiz yine partileri kapattı ve "uluslararası anlaşmalar anayasa maddelerinden üstündür" kanunu parti kapatmaların dışında uygulanır diyerek çiğnemekte mahsur görmedi. anayasamızı bir kez daha değiştirip. parti kapatma kanunlarında da bu geçerlidir diye eklemek zorunda kaldık. hala bir şekilde parti kapatabiliyorlar. açık bulmakta üstlerine yok. ama kanunlardaki açıkları kullanarak kanunları çiğnemek eşkiyalıktır, dolandırıcılıktır. bunu devletin bir kurumu yapıyorsa zorbalıktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar