bugün
- canımın yubari kavunu çekmesi7
- sözlük yazarlarının kombinleri5
- ibadethanelerin ürkünç olması7
- dünya asla vazgeçme günü5
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- adana kebap10
- burası instagram değil sözlük2
- eyvah karakollara düştük2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- ilk öpüştüğüm kız2
- insanın ilkel olduğunu kanıtlayan hede2
- ince memed2
- eczacının sağlıklı günler demesi2
- kimi yahudiler2
- osuruktan şiirler41
- başa dönüp aynı hataları yine ama daha iyi yapmak2
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı2
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek3
- irfan can kahveci4
- erdoğan ve trump'ın kritik görüşmesi2
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- hp omnibook 5 flip 143
- kanal ayarlama 1500 lira11
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- devletin temeli adalettir9
- herşeye x projesi diyip rahatlıyoruz2
- açılım5
- iyi parti17
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- alttaki yazara motto ver15
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- 777 diyen erkolar8
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- çerçeve yasa29
- marmara denizi ne yapay ay yıldızlı iki ada2
- amedspor14
- küçük sürprizler yapmak5
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- akrep burcu kini8
kimse kızmasın kendimi yazdım adlı kitaptan :
mülkiye birdeki öğrenciyi 1961'de derinden etkilemişti bu bakış açısı. kapitalizme niye karşı olduğumu, türkiye'nin neden merkezi planlamaya dayalı komuta ekonomisiyle kalkınacağını, sosyalizme niçin inandığımı bu basit şemaya dayanarak anlatmıştım yıllar yılı ...
aradan 35 yıl geçmiş.
ben bu satırları 1996 yılında yazıyorum. 1961'de 17 yaşındaydım. şimdi 52. sadun hoca'nın o görüşlerini veya benim o zamanlar bütün kalbimle benimsediğim sosyalizmi hayat doğrulamadı. yalnız türkiye'de değil, bütün dünyada çöktü, merkezi ekonomiye dayalı komuta ekonomileri. siyesette olduğu gibi ekonomide de rekabetçi yapıların, yani pazar ekonomisinin, ekonomik ve siyasal liberalizmin üstünlüğü ortaya çıktı.
ancak, sadun hoca'nın da savunduğu bu devletçi görüşler, 27 mayıs sonrası türkiye'sinin ekonomi politikalarına damgasını vurdu. karma ekonomi olarak 1961 anayasası'na da girdi. devlet planlama teşkilatı kuruldu. " ithal ikamesine dayalı " sanayileşme politikasıyla, bugünlere kadar ekonomik gelişmenin en büyük kösteği ve yapısal hastalığı haline gelen bazı büyük kit'lerin temeli 1960'lı yıllarda atıldı.
bugün geriye bakıldığında, türk ekonomisinin yönetiminden sorumlu olanların belki de yaptıkları en stratejik hatalardan birinin bu olduğu görülür. yani ithal ikamesine yönelmek ...
1995'in ilkbaharında güney kore'ye gittiğim zaman bu konuyu yeniden düşünmüştüm. g.kore örneği ile türkiye'yi karşılaştırmak, ithal ikamesinin, yani 1960'lardaki devletçi model tercihinin niçin stratejik bir hata olduğunu bana bir kez daha göstermişti.
türkiye, 27 mayıs sonrası ekonomide dışa kapalı, ithal ikamesine dayalı kalkınma modelini benimserken, g.kore tam tersini yaptı. ihracata ağırlık veren, dışa açık büyüme stratejisini benimsedi. her iki ülkede de devlet devrede oldu. ancak bizde devlet fabrikalar kurarak bizzat üretime girdi. buna karşılık g.kore'de devlet, pazar ekonomisi çerçevesinde yönlendirici rol oynadı. doğrudan üretime bilinçli olarak girmedi.
türkiye'yi yönetenler 1960larda kendilerine " neyin ithalatını engeller veya ikame eder de döviz tasarruf ederiz ? " sorusunu sordular. bu yanlış soruydu. buna karşılık g.kore'nin yöneticileri " neyi ihraç edip ekonomiye lazım olan dövizi kazanırız ? " sorusunu ortaya attılar. doğru soru buydu.
can alıcı bir soruydu bu. g.kore ekonomisi 1960 yılında her bakımdan türkiye'den gerideydi.1962'de g.kore'de kişi başına düşen milli gelir 87 dolarken, bizimki 200 doların üzerindeydi. 1994'te g.kore 8.384'e çıktı, bizimki ancak 2000'di. g.kore'nin dış ticaret hacmi 1994'te 199 milyar dolara yükseldi. yani türkiye'nin o yılki dış ticaret hacmini 4 misli geçti.
üstelik g.kore doğal kaynaklar açısından bize göre daha yoksuldu.
sayfa 115, 116.
mülkiye birdeki öğrenciyi 1961'de derinden etkilemişti bu bakış açısı. kapitalizme niye karşı olduğumu, türkiye'nin neden merkezi planlamaya dayalı komuta ekonomisiyle kalkınacağını, sosyalizme niçin inandığımı bu basit şemaya dayanarak anlatmıştım yıllar yılı ...
aradan 35 yıl geçmiş.
ben bu satırları 1996 yılında yazıyorum. 1961'de 17 yaşındaydım. şimdi 52. sadun hoca'nın o görüşlerini veya benim o zamanlar bütün kalbimle benimsediğim sosyalizmi hayat doğrulamadı. yalnız türkiye'de değil, bütün dünyada çöktü, merkezi ekonomiye dayalı komuta ekonomileri. siyesette olduğu gibi ekonomide de rekabetçi yapıların, yani pazar ekonomisinin, ekonomik ve siyasal liberalizmin üstünlüğü ortaya çıktı.
ancak, sadun hoca'nın da savunduğu bu devletçi görüşler, 27 mayıs sonrası türkiye'sinin ekonomi politikalarına damgasını vurdu. karma ekonomi olarak 1961 anayasası'na da girdi. devlet planlama teşkilatı kuruldu. " ithal ikamesine dayalı " sanayileşme politikasıyla, bugünlere kadar ekonomik gelişmenin en büyük kösteği ve yapısal hastalığı haline gelen bazı büyük kit'lerin temeli 1960'lı yıllarda atıldı.
bugün geriye bakıldığında, türk ekonomisinin yönetiminden sorumlu olanların belki de yaptıkları en stratejik hatalardan birinin bu olduğu görülür. yani ithal ikamesine yönelmek ...
1995'in ilkbaharında güney kore'ye gittiğim zaman bu konuyu yeniden düşünmüştüm. g.kore örneği ile türkiye'yi karşılaştırmak, ithal ikamesinin, yani 1960'lardaki devletçi model tercihinin niçin stratejik bir hata olduğunu bana bir kez daha göstermişti.
türkiye, 27 mayıs sonrası ekonomide dışa kapalı, ithal ikamesine dayalı kalkınma modelini benimserken, g.kore tam tersini yaptı. ihracata ağırlık veren, dışa açık büyüme stratejisini benimsedi. her iki ülkede de devlet devrede oldu. ancak bizde devlet fabrikalar kurarak bizzat üretime girdi. buna karşılık g.kore'de devlet, pazar ekonomisi çerçevesinde yönlendirici rol oynadı. doğrudan üretime bilinçli olarak girmedi.
türkiye'yi yönetenler 1960larda kendilerine " neyin ithalatını engeller veya ikame eder de döviz tasarruf ederiz ? " sorusunu sordular. bu yanlış soruydu. buna karşılık g.kore'nin yöneticileri " neyi ihraç edip ekonomiye lazım olan dövizi kazanırız ? " sorusunu ortaya attılar. doğru soru buydu.
can alıcı bir soruydu bu. g.kore ekonomisi 1960 yılında her bakımdan türkiye'den gerideydi.1962'de g.kore'de kişi başına düşen milli gelir 87 dolarken, bizimki 200 doların üzerindeydi. 1994'te g.kore 8.384'e çıktı, bizimki ancak 2000'di. g.kore'nin dış ticaret hacmi 1994'te 199 milyar dolara yükseldi. yani türkiye'nin o yılki dış ticaret hacmini 4 misli geçti.
üstelik g.kore doğal kaynaklar açısından bize göre daha yoksuldu.
sayfa 115, 116.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar