bugün
- dünüşü4
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım3
- bezaz'a gidip bir top basma ve pazen alan kezo2
- zengin yuzırlar2
- dünüşüyle evlenen adam2
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek2
- yunanistan29
- tekne turu14
- şimdi mokv olacaktı2
- ismet efendi'nin yurdumuza ziyareti3
- eğitimin anlamsızlığı3
- en son aldığınız iltifat14
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- sevişirken video çekmek11
- türk ateisti3
- sözlük yazarı dövmek3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- 53 bin düzensiz göçmenin geri dönüşü2
- nureddin mahmud zengi2
- dekolteye bakar mısınız15
- sabahın köründe denize girmek2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- gebze2
- irmik helvası vs un helvası18
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- japonya23
- abd ve israil'in iran'ı vurma planı2
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- balıkesir vs eskişehir2
- cem küçük10
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- gürcistan26
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükten birinden hoşlanmak3
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- üşüyen erkek12
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- sözlüğün bitmesi3
- sözlük kızları nerede3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ctrlx22
- gelecek partisi'nin kapanması12
- anın görüntüsü12
- adanalı ateist10
- nebiye salat ve resule itaat4
- ketçap aromalı ruffles10
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- hırvatistan2
sarhoş gemi
ölü sularından iniyordum nehirlerin
baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış;
cırlak kızılderililer, nişan atmak için
hepsini soyup alaca direklere çakmış.
bana ne tayfalardan; umurumda değildi
pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve ingiltere;
bordamda gürültüler, patırtılar kesildi;
sular aldı gitti beni can attığım yere.
med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde,
koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış
adaların karalardan çözüldüğü günde.
yeryüzü böylesine allak bullak olmamış.
denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
bir mantardan hafif, tam on gece, hora teptim:
bakmadım fenerlerin budala gözlerine.
çocukların bayıldığı mayhoş elmalardan
tatlıydı çam tekneme işleyen yeşil sular;
ne şarap lekesi kaldı, ne kusmuk, yıkanan
güvertemde; demir, dümen ne varsa tarumar.
o zaman gömüldüm artık denizin şi'rine,
içim dışım süt beyaz köpükten, yıldızlardan;
yardığım yeşil maviliğin derinlerine
bazen bir ölü süzülürdü, dalgın ve hayran.
sonra birden mavilikleri kaplar meneviş
ışık çağıltısında, çılgın ve perde perde,
içkilerden sert, bütün musikilerden geniş
arzu, buruk ve kızıl, kabarır denizlerde.
gördüm şimşekle çatlayıp yarılan gökleri,
girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri.
insana sır olanı, gördüğüm demler oldu.
güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir âyinde;
sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
ürperip uzaklaşan dalgalar, sıra sıra.
yeşil geceyi gördüm, ışıl ışıl karları;
beyaz öpüşler çıkar denizin gözlerine;
uyanır çın çın öter fosforlar, mavi, sarı;
görülmedik usareler geçer döne döne.
azgın boğalar gibi kayalara saldıran
dalgalar aylarca sürükledi durdu beni;
beklemedim Meryem'in nurlu topuklarından
kudurmuş denizlerin imana gelmesini.
ülkeler gördüm görülmedik, çiçeklerine
gözler karışmış, insan yüzlü panter gözleri
büyük ebemkuşakları gerilmiş engine,
morarmış sürüleri çeken dizginler gibi.
bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
sazlar içinde çürür koskoca bir ejderha,
durgun havada birdenbire yarılır sular,
enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara.
gümüş güneşler, sedef dalgalar, mercan gökler;
iğrenç leş yığınları boz, bulanık koylarda;
böceklerin kemirdiği dev yılanlar düşer,
eğrilmiş ağaçlardan simsiyah kokularla.
çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda
o altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları.
yürüdüm, beyaz köpükler üstünde, uykuda;
zaman zaman kanadımda bir cennet rüzgârı.
bazen doyardım artık kutbuna, kıtasına;
deniz şıpır şıpır kuşatır sallardı beni;
garip sarı çiçekler sererdi dört yanıma;
duraklar kalırdım diz çökmüş bir kadın gibi.
sallanan bir ada, üstünde vahşi kuşların
bal rengi gözleri, çığlıkları, pislikleri;
akşamları, çürük iplerimden akın akın
ölüler inerdi uykuya gerisin geri.
işte ben, o yosunlu koylarda yatan gemi
bir kasırgayla atıldım kuş uçmaz engine;
sızmışken kıyıda, sularla sarhoş; gövdemi
hanza kadırgaları takamazken peşine.
büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
güvertemde cins şaire mahsus yiyecekler:
güneş yosunları, mavilik meduzaları.
koştum, benek benek ışıkla sarılı teknem,
çılgın teknem, ardımda yağız deniz atları;
temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken
kızgın hunilere koyu mavi gök katları.
titrerdim uzaklardan geldikçe iniltisi
azgın Behemotların, korkunç Maelstromların.
ama ben, o mavi dünyaların serserisi
özledim eski hisarlarını Avrupa'nın.
yıldız yıldız adalar, kıtalar gördüm; coşkun
göklerinde gez gezebildiğin kadar, serbest.
o sonsuz gecelerde mi saklanmış uyursun
milyonlarla altın kuş, sen ey Gelecek Kudret.
yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum
fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz,
aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.
gönlüm Avrupa'nın bir suyunda, siyah, soğuk,
bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
başında çömelmiş yüzdürür mahzun bir çocuk.
mayıs kelebeği gibi kağıt gemisini.
ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum, dalgalar,
pamuk yüklü gemilerin ardında gezemem;
doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
mahkûm gemilerinin sularında yüzemem
çeviri: sabahattin eyüboğlu
okura not: şiirin arif dino çevirisi eyüboğlu'nu hayran bırakmıştır. lakin arif dino çevirisi hiç bi' zaman gün yüzüne çıkmadığından daha doğrusu arif dino yazmayı, yayınlamayı sevmediğinden sabahattin eyüboğlu'na adapte olduğu rivayet edilir.
ölü sularından iniyordum nehirlerin
baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış;
cırlak kızılderililer, nişan atmak için
hepsini soyup alaca direklere çakmış.
bana ne tayfalardan; umurumda değildi
pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve ingiltere;
bordamda gürültüler, patırtılar kesildi;
sular aldı gitti beni can attığım yere.
med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde,
koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış
adaların karalardan çözüldüğü günde.
yeryüzü böylesine allak bullak olmamış.
denize bir kasırgayla açıldı gözlerim;
ölüm kervanı dalgaları kattım önüme;
bir mantardan hafif, tam on gece, hora teptim:
bakmadım fenerlerin budala gözlerine.
çocukların bayıldığı mayhoş elmalardan
tatlıydı çam tekneme işleyen yeşil sular;
ne şarap lekesi kaldı, ne kusmuk, yıkanan
güvertemde; demir, dümen ne varsa tarumar.
o zaman gömüldüm artık denizin şi'rine,
içim dışım süt beyaz köpükten, yıldızlardan;
yardığım yeşil maviliğin derinlerine
bazen bir ölü süzülürdü, dalgın ve hayran.
sonra birden mavilikleri kaplar meneviş
ışık çağıltısında, çılgın ve perde perde,
içkilerden sert, bütün musikilerden geniş
arzu, buruk ve kızıl, kabarır denizlerde.
gördüm şimşekle çatlayıp yarılan gökleri,
girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri.
insana sır olanı, gördüğüm demler oldu.
güneşi gördüm, alçakta, kanlı bir âyinde;
sermiş parıltısını uzun, mor pıhtılara.
eski bir dram oynuyor gibiydi, enginde,
ürperip uzaklaşan dalgalar, sıra sıra.
yeşil geceyi gördüm, ışıl ışıl karları;
beyaz öpüşler çıkar denizin gözlerine;
uyanır çın çın öter fosforlar, mavi, sarı;
görülmedik usareler geçer döne döne.
azgın boğalar gibi kayalara saldıran
dalgalar aylarca sürükledi durdu beni;
beklemedim Meryem'in nurlu topuklarından
kudurmuş denizlerin imana gelmesini.
ülkeler gördüm görülmedik, çiçeklerine
gözler karışmış, insan yüzlü panter gözleri
büyük ebemkuşakları gerilmiş engine,
morarmış sürüleri çeken dizginler gibi.
bataklıklar gördüm, geniş, fıkır fıkır kaynar;
sazlar içinde çürür koskoca bir ejderha,
durgun havada birdenbire yarılır sular,
enginler şarıl şarıl dökülür girdaplara.
gümüş güneşler, sedef dalgalar, mercan gökler;
iğrenç leş yığınları boz, bulanık koylarda;
böceklerin kemirdiği dev yılanlar düşer,
eğrilmiş ağaçlardan simsiyah kokularla.
çıldırırdı çocuklar görseler mavi suda
o altın, o gümüş, cıvıl cıvıl balıkları.
yürüdüm, beyaz köpükler üstünde, uykuda;
zaman zaman kanadımda bir cennet rüzgârı.
bazen doyardım artık kutbuna, kıtasına;
deniz şıpır şıpır kuşatır sallardı beni;
garip sarı çiçekler sererdi dört yanıma;
duraklar kalırdım diz çökmüş bir kadın gibi.
sallanan bir ada, üstünde vahşi kuşların
bal rengi gözleri, çığlıkları, pislikleri;
akşamları, çürük iplerimden akın akın
ölüler inerdi uykuya gerisin geri.
işte ben, o yosunlu koylarda yatan gemi
bir kasırgayla atıldım kuş uçmaz engine;
sızmışken kıyıda, sularla sarhoş; gövdemi
hanza kadırgaları takamazken peşine.
büründüm mor dumanlara, başıboş, derbeder,
delip geçtim karşımdaki kızıl semaları;
güvertemde cins şaire mahsus yiyecekler:
güneş yosunları, mavilik meduzaları.
koştum, benek benek ışıkla sarılı teknem,
çılgın teknem, ardımda yağız deniz atları;
temmuz güneşinde sapır sapır dökülürken
kızgın hunilere koyu mavi gök katları.
titrerdim uzaklardan geldikçe iniltisi
azgın Behemotların, korkunç Maelstromların.
ama ben, o mavi dünyaların serserisi
özledim eski hisarlarını Avrupa'nın.
yıldız yıldız adalar, kıtalar gördüm; coşkun
göklerinde gez gezebildiğin kadar, serbest.
o sonsuz gecelerde mi saklanmış uyursun
milyonlarla altın kuş, sen ey Gelecek Kudret.
yeter, yeter ağladıklarım; artık doymuşum
fecre, aya, güneşe; hepsi acı, boş, dipsiz,
aşkın acılığı dolmuş içime, sarhoşum;
yarılsın artık bu tekne, alsın beni deniz.
gönlüm Avrupa'nın bir suyunda, siyah, soğuk,
bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;
başında çömelmiş yüzdürür mahzun bir çocuk.
mayıs kelebeği gibi kağıt gemisini.
ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum, dalgalar,
pamuk yüklü gemilerin ardında gezemem;
doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
mahkûm gemilerinin sularında yüzemem
çeviri: sabahattin eyüboğlu
okura not: şiirin arif dino çevirisi eyüboğlu'nu hayran bırakmıştır. lakin arif dino çevirisi hiç bi' zaman gün yüzüne çıkmadığından daha doğrusu arif dino yazmayı, yayınlamayı sevmediğinden sabahattin eyüboğlu'na adapte olduğu rivayet edilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar