bugün
- hikayeyi devam ettir54
- mezoterapi12
- sokakta kavga teknikleri16
- nickten isim tahmini yapmak72
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak9
- yeni parti49
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- arkadaşlar bakar mısınız28
- geceleri uyutmayan dertler3
- sözlük yazarlarının saatleri10
- çekirge7
- kaos show4
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- 31 yaş sendromu5
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- tai lung26
- üç harflilerden korkmak5
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- arkadaşlar iyi geceler4
- tekne turu11
- abaddon2
- geceye bir şarkı bırak14
- uysaljakoben17
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- 32 yaş sendromu3
- türklerin islama göre yaşamaması5
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- pişi olsa da yesek3
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- evreşe yollarını dar olmaması4
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- habire12 adamdır37
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- hayattan zevk alamamak17
Birtakım insanlar var ki, belirli kelimelere alerjileri vardır. Neyin ne olduğu önemli değildir, amaç sadece kara çalmaktır. Ateizm üzerine söylenmiş her söz fikir ve düşünce gerektirir halbuki.
''Ben bir ateistim, hepsi bu. Ben birbirimize karşı iyi olmaktan, başkalarına yardım etmekten başka bir şeye inanmıyorum'' diyordu bütün zamanların en büyük kadın oyuncusu seçilen Katharine Hepburn. Bu konuyu işte böyle özetliyordu.
Ben bir ateistim, hepsi bu. işte tüm mevzu burada. Ateistler hiçbir kesin yargıyı kabul etmezler. Dolayısıyla hiçbir fanatiklikleri yoktur. Birtakım duygularının sömürülme ihtimali sıfırdır. Hiçbir rahip, imam ya da haham onların vicdanlarını söküp insanlıklarından uzaklaştıramazlar. Dindarlar, kendilerinden olmayanları bir düşman olarak bellerken ateistler dindarlara savaş açmazlar. Kitleler halinde insanlıktan çıkıp ötekileştireni asmazlar, kesmezler, yakmazlar! Cemaate, millete bakmadan insana, nasıl bir insan olduğuna göre muamele yaparlar. Hepsi bu!
Bukowski'nin Kitlelerin Dehası isimli şiiri şöyle başlar :
"Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler
Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir
VE Nefreti En iyi Becerenler
Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
VE-SON OLARAK-
SAVAŞI EN iYi BECERENLER
BARIŞ VAAZI
VERENLERDiR."
öldürmek büyük günahlardandır her dinde. Fakat kılıfına uydurulunca kahramanlık olabiliyor bu büyük günah. Din adamları vaazlar verirler, insanlar günah işlemesin diye. Çalmayacaksın, iftira etmeyeceksin, öldürmeyeceksin...
Fakat, bir papa çığırtkanlığı ile toplanan büyük Haçlı orduları var. Yol boyunca karşısına kim çıktıysa ezip geçen, yağmalayan, tecavüz eden insanlar... Vaadedilmiş toprakları var yahudilerin ve bu uğurda kıydıkları binlerce can. Arap dünyasının Cihadları... Kanlı Sivas ili var bizim elimizde bir de maraş var. Bir de, bir de, bir de... Neyin ne olduğunu sorgulamadan gözünü kan bürümüş bir yığın canavara dönüştürülmüş insanların eserleri hepsi! Din savaşları, mezhep uyuşmazlıkları, yok yere ölen insanlara, yok yere katil olanlar...
sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben asla tüm bunların suçlusu dindir demiyorum. Fakat din bu kitleleri bir araya getirip kötü amellere hizmet ettirmek için kullanılan bir araçtır. Kapitalist sistem piramidinde, din adamlarının görevi insanları kandırmaktır. insanların düşünmesini engelleyip, diledikleri gibi yönlendirme olanağı sunar birtakım hainlere. ateizmin temelinde düşünce, dinde inanç vardır. işte bu aracı öyle bir kullanırlar ki, tek bir sözle hemencecik bir katliam yaptırabilirler. Oysa, hiçbir ateiste hiçbir güç bunu yaptıramaz.
Şair Yılmaz Odabaşı hayat bilgisi notları isimli kitabında, insanları olağan ve olağanüstü insanlar diye ikiye ayırır : '' Olağan insanlar, yaşamlarında hiçbir riske yer açmadıkları için ne uzar ne kısalırlar... Sanki görünmez bir el onları bir atlı karıncaya bindirmiştir ve güzergahı da: tuvalet, mutfak, yatak odası, iş yeri, stadyum, cami, mahalle kahvesi vb.'dir; hep aynı terlere gider döner, gider ve dönerler. Genellikle mangalar, düzineler halinde yaşar, birlikte düşünürler. Üremek, en önemli maharetleridir. Kendilerinin yerine hep başkalarının düşündüğüne inandırılmışlardır. Genellikle milliyet, din, futbol takımı taraftarlığı gibi hazır, paket servis aidiyetlerle kendi aralarında, ama sadece kendi aralarında anlaşırlar. Doğruları yoktur; çıkarlarına ve güdülerine göre cemaatler halinde yaşarlar.''
Oysa ateistler genellikle kendi halinde, toplum içinde de olsalar yalnızdırlar. Kimsesiz değil yalnızdırlar! Ömür boyu cevaplar ararlar, insanlıktan başka hiçbir şeye ait değildirler. Hiçbir ilahi beklentileri ya da korkuları olmaksızın yaşarlar. Bir dindarın tüm iyi niyetli hislerine sahip olabilirler tek farkı öteki dünyada iyi muamele beklememesidir. Ateisttir, hepsi bu. insandır, kendini ve hayatı çözmeye çalışıp yorgun düşen belki de başaran. Hiçbir kanlı fantezisi olmayan, gönlü sadece yaşamaktan ve yaşatmaktan yana olan. Adam seçmeyen, kraldan çok kralcı olmayan. Kendisine gösterilmeyen iyi niyeti göstermeye çalışan. Hepsi bu.
''Ben bir ateistim, hepsi bu. Ben birbirimize karşı iyi olmaktan, başkalarına yardım etmekten başka bir şeye inanmıyorum'' diyordu bütün zamanların en büyük kadın oyuncusu seçilen Katharine Hepburn. Bu konuyu işte böyle özetliyordu.
Ben bir ateistim, hepsi bu. işte tüm mevzu burada. Ateistler hiçbir kesin yargıyı kabul etmezler. Dolayısıyla hiçbir fanatiklikleri yoktur. Birtakım duygularının sömürülme ihtimali sıfırdır. Hiçbir rahip, imam ya da haham onların vicdanlarını söküp insanlıklarından uzaklaştıramazlar. Dindarlar, kendilerinden olmayanları bir düşman olarak bellerken ateistler dindarlara savaş açmazlar. Kitleler halinde insanlıktan çıkıp ötekileştireni asmazlar, kesmezler, yakmazlar! Cemaate, millete bakmadan insana, nasıl bir insan olduğuna göre muamele yaparlar. Hepsi bu!
Bukowski'nin Kitlelerin Dehası isimli şiiri şöyle başlar :
"Ortalama insanda
Herhangi bir günde herhangi bir orduya
yetecek kadar ihanet,
nefret, şiddet
ve saçmalık vardır.
Ve cinayet konusunda en becerikliler
Cinayet Karşıtı vaaz verenlerdir
VE Nefreti En iyi Becerenler
Sevmeyi Vaaz Edenlerdir
VE-SON OLARAK-
SAVAŞI EN iYi BECERENLER
BARIŞ VAAZI
VERENLERDiR."
öldürmek büyük günahlardandır her dinde. Fakat kılıfına uydurulunca kahramanlık olabiliyor bu büyük günah. Din adamları vaazlar verirler, insanlar günah işlemesin diye. Çalmayacaksın, iftira etmeyeceksin, öldürmeyeceksin...
Fakat, bir papa çığırtkanlığı ile toplanan büyük Haçlı orduları var. Yol boyunca karşısına kim çıktıysa ezip geçen, yağmalayan, tecavüz eden insanlar... Vaadedilmiş toprakları var yahudilerin ve bu uğurda kıydıkları binlerce can. Arap dünyasının Cihadları... Kanlı Sivas ili var bizim elimizde bir de maraş var. Bir de, bir de, bir de... Neyin ne olduğunu sorgulamadan gözünü kan bürümüş bir yığın canavara dönüştürülmüş insanların eserleri hepsi! Din savaşları, mezhep uyuşmazlıkları, yok yere ölen insanlara, yok yere katil olanlar...
sözlerim yanlış anlaşılmasın. Ben asla tüm bunların suçlusu dindir demiyorum. Fakat din bu kitleleri bir araya getirip kötü amellere hizmet ettirmek için kullanılan bir araçtır. Kapitalist sistem piramidinde, din adamlarının görevi insanları kandırmaktır. insanların düşünmesini engelleyip, diledikleri gibi yönlendirme olanağı sunar birtakım hainlere. ateizmin temelinde düşünce, dinde inanç vardır. işte bu aracı öyle bir kullanırlar ki, tek bir sözle hemencecik bir katliam yaptırabilirler. Oysa, hiçbir ateiste hiçbir güç bunu yaptıramaz.
Şair Yılmaz Odabaşı hayat bilgisi notları isimli kitabında, insanları olağan ve olağanüstü insanlar diye ikiye ayırır : '' Olağan insanlar, yaşamlarında hiçbir riske yer açmadıkları için ne uzar ne kısalırlar... Sanki görünmez bir el onları bir atlı karıncaya bindirmiştir ve güzergahı da: tuvalet, mutfak, yatak odası, iş yeri, stadyum, cami, mahalle kahvesi vb.'dir; hep aynı terlere gider döner, gider ve dönerler. Genellikle mangalar, düzineler halinde yaşar, birlikte düşünürler. Üremek, en önemli maharetleridir. Kendilerinin yerine hep başkalarının düşündüğüne inandırılmışlardır. Genellikle milliyet, din, futbol takımı taraftarlığı gibi hazır, paket servis aidiyetlerle kendi aralarında, ama sadece kendi aralarında anlaşırlar. Doğruları yoktur; çıkarlarına ve güdülerine göre cemaatler halinde yaşarlar.''
Oysa ateistler genellikle kendi halinde, toplum içinde de olsalar yalnızdırlar. Kimsesiz değil yalnızdırlar! Ömür boyu cevaplar ararlar, insanlıktan başka hiçbir şeye ait değildirler. Hiçbir ilahi beklentileri ya da korkuları olmaksızın yaşarlar. Bir dindarın tüm iyi niyetli hislerine sahip olabilirler tek farkı öteki dünyada iyi muamele beklememesidir. Ateisttir, hepsi bu. insandır, kendini ve hayatı çözmeye çalışıp yorgun düşen belki de başaran. Hiçbir kanlı fantezisi olmayan, gönlü sadece yaşamaktan ve yaşatmaktan yana olan. Adam seçmeyen, kraldan çok kralcı olmayan. Kendisine gösterilmeyen iyi niyeti göstermeye çalışan. Hepsi bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar