bugün

aşk

kalbinizin fazla attığı, her dakika onu düşündüğünüz, dünya bir yana o bir yana dediğiniz, ismini her hatırladığınızda yüzünüzde tebessümün oluştuğunu farkettiğiniz, güveninizin tam olduğu ve hayallerinizde olan tek kişidir.

derlerse inanmayın.

inanmamak için çok sebep vardır. evet kalbi başta fazla attırır, ama bilinmez ki bu geçici bi sıradışılık sezgisindendir. her dakika düşünmek ya mutluluğa olan özlemdendir, ya da değerli kılınmanın verdiği hazdandır. dünyadan ayırdığınız kişinin gün gelip dünyanın en değersiz şeyine sizi değişmeyeceğinin garantisini size kimse veremez, ilerde hatırladığınızda yüzünüzdeki tebessümün yerini üzüntülü mimiklerin almayacağını veya güveninizin kırılmayacağını da.

güzel değil midir hayır çok güzeldir, lakin bitene kadar. bitmeyecek üzüntü veya acı olmadığı gibi bitmeyecek aşk da yoktur. aşk nedir onun da tanımı adam gibi yapılmaz zaten.

"o kadar güzeldir ki anlatılmaz yaşanır."
"insanın başına gelen en güzel şeydir."
"çok mutlu eder."
"insanı yaşamın soğukluğundan uzaklaştırır."
"hayallerin gerçekleşmesini sağlar."

bunlar hayatını aşka endeksleyen insanların sözleridir. hayatlarının merkezlerine koyarlar aşık oldukları kişiyi, ve bu duygunun çemberinde hareket ederler sürekli. bir süre sonra duyguları olmadan yaşayamaz hale gelir insan. mantığını tamamen yitirince hayal kırıklıkları gün geçtikçe artar.

tartışmak, uyuşmak kadar doğal bir şeydir her cinsin yapısında vardır. en ufak tartışmada mantığını duygularına yem eden insan, aşık olduğu kişinin tek tavrından iki çift sözünden yıkılacak duruma çok rahat gelebilir, getirilebilir. bu 15 yaşındaki lisede okuyan ergen için de böyledir, 35 yaşındaki saffet abi için de.

insanın başına gelen en güzel şey tanımını alması için, o şeyin insanın hormonlarını etkileyen bi duygu değil yaşam tarzı olması gerekir. aşk bir yaşam tarzı edinilemez zaten. sen onu yaptıkça mutlu olursun. o zaman sürekli aşık olman gerekir. aşık olunan kişiyle vakit geçirmek sürekli aşık olmak anlamına gelmez. çünkü kimse birinin elini ilk günkü heyecanla tutmaz. ki insanoğlu açtır, daha fazlasını da isteyebilir. karşıdakinin kuralları varsa anlaşmazlık olur, eğer yoksa müthiş anlaşılır gibi gelir. bir süre sonra yıkılan kuralların ardından alışkanlıklar çıkar, yapılanlar alışkanlık halini alır, ihtiyaçtan bile çıkar. çenen kaşınır kaşır geçersin. tekrar kaşımaya gerek yoktur.

insanı yaşamın soğukluğundan uzaklaştıran tek şey olabilmesi, diğer sahip olunan maddi manevi herşeye haksızlık etmek demektir. aile, arkadaşlar, sahip olduğun başarıların, yaptıkların ve en önemlisi yapacakların. hayallerin içinde yalnızca birini mutlu etmek veya sadece onunla olmak doğal bir istek olabilir. bunu abartıp tek amaca indirgemek kişiyi zamanla tüketir. elde ettiğin kişisel başarınla övünmek, herkes tarafından takdir edilmek kadar mutluluk verebilir mi bir insana, bu da görecelidir.

en ufak mevzuda kimin omzunda ağlayacaksın, dostunun. kim tarafından destek bulacaksın, belki de ailen. insanın yanına kaldığı şeyler her zaman bellidir. aşık olunan kişi illa hayal kırıklığı yaratacak diye bi kural da yoktur. sadece bunun garantisini almış gibi yaşayıp, o insana kendi hayatından ödün verecek kadar değerli kılmak yapılan en büyük hatalardan biri olacaktır.

kimse vazgeçilmez de değildir. "sensiz yapamam, yaşayamam, olmazsan olmam" sözleri samimiyetsizlikten başka birşey değildir. insanoğlu ölüm acısını bile 3 günde azaltmışken, "aşk" denilen hormonal dengesizliği mi unutamayacaktır.

insan her zaman her duyguyu bağımlılık yaratmayaacak şekilde yaşarsa, mutluluğu daim olur. zira değer verdikçe değerin azaldığı zamanlarda yaşadığımıza göre mantığını bunlarda yitiren saffet, aptallığına doymasındır.
© copyright 2005 - 2026