bugün
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- recep tayyip erdoğan7
- türkiye10
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- eşitlik mi özgürlük mü8
- ekonomi8
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- kainattaki değişim2
- sonradan olma2
- çerçeve yasa10
- emekliler2
- emeklilik2
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- müzik dinlemek5
- mekke anlaşması20
- dağ evi olmayan erkek5
- tarım3
- sözlük yazarlarının kekleri5
- kartoncu birader vs erecto bey3
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- sözlüğün çok durgun olması6
- asosyal ve çirkin olmak4
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- evlenmeme nedenleri5
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- allah3
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- namaz5
- almanya11
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- kedi3
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- eva mendes2
- ulu parti5
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- cansever19
- 11 ağustos 20262
öldürüldüğünde sadece 22 yaşında bir türk genciydi. evin tek erkek çocuğuydu. aynı ülkede birlikte büyüdüğü, kardeşleri tarafından öldürülmüş binlerce türk gencinden sadece biri.
bunu hiçbir ideoloji açıklayamaz. dursun önkuzu'nun, mezara konulduğunda bile akan kanının hesabına hiçbir gerekçe olamaz. olmamalı. sağ-sol davası yüzünden öldürülmüş binlerce gencin hikayesi yılanla, adamın hikayesine benziyor.
vakti zamanında yaşlı bir adam varmış. çok fakirmiş. o kadar fakirmiş ki ekmek alacak parası bile yokmuş.
birgün karşısına alim bir zat çıkmış ve ondan yardım istemiş. alim kişi, ona filanca yerde bir yılan olduğunu ve bu yılanın durduğu yerde hazine olduğunu söylemiş; "yılana benim adımı söylersen sana her gün bir altın verir. bu da sana yeter." demiş.
yaşlı adam, alim zat'a teşekkür ederek yılanın bulunduğu yere gitmiş. yılan, tıpkı alimin dediği gibi yaşlı adama altın vermiş. yaşlı adam, böylece gündelik geçimini, her gün yılandan almış olduğu altınla sağlamış aylarca.
gel zaman git zaman yaşlı adam hastalanmış. yanına, oğlunu çağırmış: "oğlum, filanca yerde bir yılan var. bana hergün altın veriyordu. ben ölürsem sen gidersin, benim adımı ve oğlum olduğunu söylersin. böylece sıkıntı çekmezsin." demiş. oğlu "tamam baba merak etme, tıpkı dediğin gibi yaparım." demiş ve yılanın yanına gitmek için hazırlanmaya başlamış.
adamın oğlu, yılanın bir hazine üzerinde olduğunu öğrendiği için "madem bir hazine üstünde duruyor. ben bu yılanı öldürür ve tüm hazineyi alırım. neden her gün ondan altın dileneceğim?" diye düşünmüş ve yanına bir bıçak alarak yılanın bulunduğu yere gitmiş.
ani bir hareketle yılanın kafasını, bıçakla kesecek iken yılan ondan daha hızlı davranmış ve onu sokarak öldürmüş fakat bu sırada yılanın kuyruğu da gelen bir bıçak darbesiyle kopmuş.
yaşlı adam ise birkaç gün boyunca hasta yatağında ne olup bittiğini anlayamamış. hastalığı geçince de oğlunu ve yılanı merak ederek, yılanın yanına gitmiş. yılanın oraya gittiğinde yaşlı adam, oğlunun ölmüş olduğunu görünce çok üzülmüş ve yılana ne olup bittiğini sormuş. yılan "senin oğlun açgözlülük etti. beni öldürmeye kalkıştı. ben de onu soktum ve öldürdüm." demiş.
bunun üzerine yaşlı adam utanarak ve üzülerek "oğlum yapmış bir hata. seninle kaç yıllık dostluğumuz var yılan. gel biz bu olayı unutalım, sen gene bana her gün bir altın ver yine eskisi gibi. yoksa ben ne yaparım? gel tekrar dost olalım" demiş.
yılan, bir süre durduktan sonra şöyle söylemiş; "sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra var git yoluna biz seninle tekrar dost olamayız."
bunu hiçbir ideoloji açıklayamaz. dursun önkuzu'nun, mezara konulduğunda bile akan kanının hesabına hiçbir gerekçe olamaz. olmamalı. sağ-sol davası yüzünden öldürülmüş binlerce gencin hikayesi yılanla, adamın hikayesine benziyor.
vakti zamanında yaşlı bir adam varmış. çok fakirmiş. o kadar fakirmiş ki ekmek alacak parası bile yokmuş.
birgün karşısına alim bir zat çıkmış ve ondan yardım istemiş. alim kişi, ona filanca yerde bir yılan olduğunu ve bu yılanın durduğu yerde hazine olduğunu söylemiş; "yılana benim adımı söylersen sana her gün bir altın verir. bu da sana yeter." demiş.
yaşlı adam, alim zat'a teşekkür ederek yılanın bulunduğu yere gitmiş. yılan, tıpkı alimin dediği gibi yaşlı adama altın vermiş. yaşlı adam, böylece gündelik geçimini, her gün yılandan almış olduğu altınla sağlamış aylarca.
gel zaman git zaman yaşlı adam hastalanmış. yanına, oğlunu çağırmış: "oğlum, filanca yerde bir yılan var. bana hergün altın veriyordu. ben ölürsem sen gidersin, benim adımı ve oğlum olduğunu söylersin. böylece sıkıntı çekmezsin." demiş. oğlu "tamam baba merak etme, tıpkı dediğin gibi yaparım." demiş ve yılanın yanına gitmek için hazırlanmaya başlamış.
adamın oğlu, yılanın bir hazine üzerinde olduğunu öğrendiği için "madem bir hazine üstünde duruyor. ben bu yılanı öldürür ve tüm hazineyi alırım. neden her gün ondan altın dileneceğim?" diye düşünmüş ve yanına bir bıçak alarak yılanın bulunduğu yere gitmiş.
ani bir hareketle yılanın kafasını, bıçakla kesecek iken yılan ondan daha hızlı davranmış ve onu sokarak öldürmüş fakat bu sırada yılanın kuyruğu da gelen bir bıçak darbesiyle kopmuş.
yaşlı adam ise birkaç gün boyunca hasta yatağında ne olup bittiğini anlayamamış. hastalığı geçince de oğlunu ve yılanı merak ederek, yılanın yanına gitmiş. yılanın oraya gittiğinde yaşlı adam, oğlunun ölmüş olduğunu görünce çok üzülmüş ve yılana ne olup bittiğini sormuş. yılan "senin oğlun açgözlülük etti. beni öldürmeye kalkıştı. ben de onu soktum ve öldürdüm." demiş.
bunun üzerine yaşlı adam utanarak ve üzülerek "oğlum yapmış bir hata. seninle kaç yıllık dostluğumuz var yılan. gel biz bu olayı unutalım, sen gene bana her gün bir altın ver yine eskisi gibi. yoksa ben ne yaparım? gel tekrar dost olalım" demiş.
yılan, bir süre durduktan sonra şöyle söylemiş; "sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra var git yoluna biz seninle tekrar dost olamayız."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar