bugün
- manifest dinleyen erkek9
- aşk acısı çekiyorum sözlük19
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- nirmal purja2
- yaz yemekleri5
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- scooter'a 6 kişi binmek5
- ismet gürbüz mehdi mi mesih mi sorunsalı2
- 7 ağustos 20012
- taksici muhabbeti5
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- spiderman mi döver batman mi5
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- gocu bay bey birader3
- gammazların çok kötü insanlar olması3
- can kolukısa4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- petrol4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- elalem ne der4
- stres yönetimi6
- solcu dövmek2
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- türkiye5
- yüz yaşından büyük binada yaşamak3
- doğuda yaşayan yazarlar5
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- gulmekicinyaratilmis11
- stres3
- gram altın3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- david bowie yi tanımayan insan2
- bu saatte bu kadar sıcak mı olur lan2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- taksim delisi cenk2
- aylık 449 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung9
- rüşvet5
- fenerbahçe6
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- kuran ı kerim meali6
- yeni parti tüzüğü2
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- 26000 entry2
- mekke ortak savunma anlaşması2
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
kendimi tekrar etmek istemediğim için bu mektubumda hitap kısmında hiçbirşey yazmayacağım. kendimi tekrar dışında bütün hitap kelimelerini deneyip seni anlatmakta eksik kaldığımı hissetmem de bunda büyük bir etken tabi.
üç adıma dört adım, duvarları krem rengi ve yumuşak daha önceden bilmediğim bir malzeme ile kaplı, biraz nemli, her daim basık, aynı yönde en fazla beş adım atabildiğim, insanın yalnızlığını görmek istemediği ve güldüğü geçtiği halde hatırlatan, sağlam insanı delirmeye iten loş ışıklı romantik bir akşam yemeğinde olduğu gibi bir odada; düğmeleri arkasında, kollarından küçük yılanlar gibi süzülen ince ama sağlam ipler sarkan ve gerektiğinde insanın hareket etme özgürlüğünü dahi elinden alacak kadar zalim, bu zalimliğini örtmek istercesine kar beyazı bir gömlek; hafif kafasının çatlak olduğunu bilen lakin zararsız, belki yüz bulunca biraz arsız, haftada bir açık havaya çıkıp dışardaki insanlar kadar saçma ama onlardan daha iyi kalpli, en azından isteyerek kimseye zarar vermeyen insanlarla birlikte saçmalayan, bulunduğu şartlar yüzünden artık delirmeye yüz tutmuş, bu aralar dilini yutmuş bir bünye.
işte güzel; yazdıklarım, benim özel. bundan ibaret işte. o yolladığım mektuplar ise belki yalnızlığıma isyan, belki son günlerdeki eğlencem belki de cidden delirdiğimin kanıtıdır. daha uzun uzun şeyler yazmak istiyorum ama kelimeleri yanlış dizmekten korktuğum için, -kime göre yanlış olduğunu bilmeden- yazmıyorum. ayrıca seni de sıkmak, kızdırmak, küstürmek, üzmek istemiyorum. zaten dışarda hayat çok zor ve ağır ve komik yani komik olacak kadar acı... bu nedenle sana daha yazmayacağım. eğer yazdıklarımı beğendiysen beni ziyarete gel olur mu? sigarada getir. burda bahçeye çıktığımızda okuldan kaçan çocuklar gelip bizi izliyor. onlardan istiyoruz ama onlar bizle dalga geçiyor sanırım. çok zalimler çook... ama onlara kızmıyorum, hayat zalim çünkü. belki başka bir gezegende doğsalardı böyle olmazlardı. herkesin bir ikinci şansı vardır değil mi? o zaman hala düzelme imkanları var yani ne kadar güzel. peki benim düzelme imkanım var mı? doktor yok dedi. hademe bu lafa o kadar inandıki ölse de kurtulsak mantığı ile bakıyor bunun için günde iki saat yaş odun ya da bahçe sulama hortumu ile dövüyor. belki benim kurtulmam için gerekli olan şansım sensindir. sen gelirsen ben düzelirim belki ama sen gelecek misin bilmiyorum bu yüzden bir şairin dediği gibi boş odalarda ölümü bekliyorum.
kamuran kadayıf
yayıncı notu: brshh'de şizofreni tedavisi gören kamuran kadayıf isimli hastanın son mektudubur. şizofreni hastası olduğu için yazdıklarının doğruluğuna şüpheli bakıyorum. belki her şeyi, hayallerinde yaşıyordur. her ne kadar son mektubu akla mantığa yatkın olsa da hastanın yazdıklarının salt gerçek olduğuna inanmak reel dünyada bilime sırt çevirip hurafelere sığınmakla aynı statüde olduğu için ve bu yüzden "aydın kesimin" ve "büyük insanların" tepkisini çekmemek için biz bu hastaya inanmıyoruz. adı üstünde hasta diyip geçiyoruz.
üç adıma dört adım, duvarları krem rengi ve yumuşak daha önceden bilmediğim bir malzeme ile kaplı, biraz nemli, her daim basık, aynı yönde en fazla beş adım atabildiğim, insanın yalnızlığını görmek istemediği ve güldüğü geçtiği halde hatırlatan, sağlam insanı delirmeye iten loş ışıklı romantik bir akşam yemeğinde olduğu gibi bir odada; düğmeleri arkasında, kollarından küçük yılanlar gibi süzülen ince ama sağlam ipler sarkan ve gerektiğinde insanın hareket etme özgürlüğünü dahi elinden alacak kadar zalim, bu zalimliğini örtmek istercesine kar beyazı bir gömlek; hafif kafasının çatlak olduğunu bilen lakin zararsız, belki yüz bulunca biraz arsız, haftada bir açık havaya çıkıp dışardaki insanlar kadar saçma ama onlardan daha iyi kalpli, en azından isteyerek kimseye zarar vermeyen insanlarla birlikte saçmalayan, bulunduğu şartlar yüzünden artık delirmeye yüz tutmuş, bu aralar dilini yutmuş bir bünye.
işte güzel; yazdıklarım, benim özel. bundan ibaret işte. o yolladığım mektuplar ise belki yalnızlığıma isyan, belki son günlerdeki eğlencem belki de cidden delirdiğimin kanıtıdır. daha uzun uzun şeyler yazmak istiyorum ama kelimeleri yanlış dizmekten korktuğum için, -kime göre yanlış olduğunu bilmeden- yazmıyorum. ayrıca seni de sıkmak, kızdırmak, küstürmek, üzmek istemiyorum. zaten dışarda hayat çok zor ve ağır ve komik yani komik olacak kadar acı... bu nedenle sana daha yazmayacağım. eğer yazdıklarımı beğendiysen beni ziyarete gel olur mu? sigarada getir. burda bahçeye çıktığımızda okuldan kaçan çocuklar gelip bizi izliyor. onlardan istiyoruz ama onlar bizle dalga geçiyor sanırım. çok zalimler çook... ama onlara kızmıyorum, hayat zalim çünkü. belki başka bir gezegende doğsalardı böyle olmazlardı. herkesin bir ikinci şansı vardır değil mi? o zaman hala düzelme imkanları var yani ne kadar güzel. peki benim düzelme imkanım var mı? doktor yok dedi. hademe bu lafa o kadar inandıki ölse de kurtulsak mantığı ile bakıyor bunun için günde iki saat yaş odun ya da bahçe sulama hortumu ile dövüyor. belki benim kurtulmam için gerekli olan şansım sensindir. sen gelirsen ben düzelirim belki ama sen gelecek misin bilmiyorum bu yüzden bir şairin dediği gibi boş odalarda ölümü bekliyorum.
kamuran kadayıf
yayıncı notu: brshh'de şizofreni tedavisi gören kamuran kadayıf isimli hastanın son mektudubur. şizofreni hastası olduğu için yazdıklarının doğruluğuna şüpheli bakıyorum. belki her şeyi, hayallerinde yaşıyordur. her ne kadar son mektubu akla mantığa yatkın olsa da hastanın yazdıklarının salt gerçek olduğuna inanmak reel dünyada bilime sırt çevirip hurafelere sığınmakla aynı statüde olduğu için ve bu yüzden "aydın kesimin" ve "büyük insanların" tepkisini çekmemek için biz bu hastaya inanmıyoruz. adı üstünde hasta diyip geçiyoruz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar