bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler73
- kolye24
- bileklik11
- kaplan11
- aslan9
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- zürafa13
- kalp14
- kartal5
- queen ravenna büyücülük okulu20
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen35
- timsah5
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- nervio adlı yazara uyarı7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- türkiye15
- sözlüğün tat vermemesi12
- amin güzelmiş diyen tip9
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- içine cin giren insan nasıl kurtulur4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- yılmaz güney adamlığı12
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- 850 000 000 000 tl3
- sözlükteki bölücüler16
- exlerle arkadaş kalmak8
- birilerinden sevgi beklemek4
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- amazon com tr5
- ağlıyorum sözlük20
- akp döneminde gerçekleşmiştir2
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- tutmayınca entry silmek4
- güçlü kadın3
- beşiktaş12
- opera tarayıcı2
- bibik uyumuş olmalı4
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı21
- romanya11
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- sözlük kapatılsın9
- arap adam olsaydı6
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- cips cola3
hayata kayıtsız kalan, bu tercihini kendince bir mantıkla yoğuran ve buna mantığa göre yaşayan bir adamın hayatındaki akışa karşı durağanlığını anlatan bir zeki demirkubuz filmi.
filmin yönetmeninin demirkubuz olduğunu bilmeseydim, başlarda "ahh işte bu nuri bilge ceylan filmi" diyebilirdim. bazı öğelerden benzerlik gösteren film, ilerleyen dakikalarda etkili replik ve görüntülerle demirkubuz'a çıkarıyor düşünceleri.
filmin başrolünde musa (serdar orçin) karakteri, hani şu hayatın anlamını çözmüş adamlar gibi davranıyor. her insanın hayali olan (evet hayal, başaranı görmedim) hayatın anlamını çözme işini çok önceleri yapmış gibi. olaylara ve insanlara karşı kayıtsız kalmak, gereksiz saçmalıkların üstünüzde bi etkisinin olmaması, aynı zamanda sizinle bir ilgisinin olmamasını kabul etmektir. tabi toplumun kabullenişleri böyle değil. her birey, bir başkasının olanı eleştirme, alma, onun üstünde hakimlik kurma uğraşında olduğunda kayıtsızlık kabul edilmemekte. ve musa'nın sıkıntısının sebebi de buydu.
musa'nın 3 kişiyi öldürmek suçundan tutuklanmasına karşı savunma yapmaması karşısında avukatı ile arasında geçen diyalog çok ilginçtir. avukat, annesinin ölümüne üzülmemesinin, davanın sonucunu etkileyeceğini söyler. aralarında geçen konuşmadan;
- bütün sanıklar yaptıkları eylemlerden dolayı suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar.
+ benim de anlamadığım bu. ben annemin ölümüne üzülmediğim için mi yoksa üç kişiyi öldürmekten mi yargılanacağım?
toplumsal yargılar böyledir işte. size bir şeyi sevmenizi, üzülmenizi, sevinmenizi, nefret etmenizi ya da onu öldürebileceğinizi emreder. evet ölüm emrini toplumun verdiği olur bazı durumlarda. toplumun istediği gibi yaşarken, yine onun istediği duyguları hissetmek zorundasınızdır. uymamak ceza gerektirir. kanunlar ceza amaçlıdır ama avukatın da dediği gibi, toplumsal olarak kabul edilmiş bir suç işlediğinizde masum olduğunuzu arkadanızdaki büyük kitleyle ispatlarsınız. örnek verelim; küçük yaşta bir kızınız var ve onu evlendirdiriyorsunuz. yasa der ki, 18 yaşından küçük çocuklar evlenemez. çünkü çocuk sınıfındadır. işledikleri suçlar yaşa göre cezalandırılır. ama toplumumuzda küçük yaşta evlenmenin bir sakıncası yok. işte bu durumda yasa uygulayıcıları (hakim-savcı) toplumun kabul ettiğini baz alır ve cezai yaptırama gitmez. filmde bunun tersi var işte. bir adam annesinin ölümüne üzülmedi diye cinayet işleme olasılığının yüksek olduğunu değerlendiriliyor. tabi bu da toplumsal bir emir olduğundan, yapılmak zorunda gibi davranılıyor.
musa karakterinin sabit duruşu ve gözlerini kıpırdatmadan bir noktaya olan bakışları, filmi izlerken dikkat çeken detaylardan. karakteri canlandıran oyuncuyu bu konuda tebrik etmek gerek. karakterin kayıtsızlığını, umursamazlığını yüzünde görülmeyen mimiksizlikle (bu da nasıl bi kelimeyse) öyle iyi yansıtıyor ki, böyle bir adam karşınızda olsa ona neler yapacağınızı düşünüyorsunuz.
film boyunca sıkça duyulan ve filmin konusunun tek cümlelik özeti şöyle:
(bkz: benim için fark etmez)
(8/10)
filmin yönetmeninin demirkubuz olduğunu bilmeseydim, başlarda "ahh işte bu nuri bilge ceylan filmi" diyebilirdim. bazı öğelerden benzerlik gösteren film, ilerleyen dakikalarda etkili replik ve görüntülerle demirkubuz'a çıkarıyor düşünceleri.
filmin başrolünde musa (serdar orçin) karakteri, hani şu hayatın anlamını çözmüş adamlar gibi davranıyor. her insanın hayali olan (evet hayal, başaranı görmedim) hayatın anlamını çözme işini çok önceleri yapmış gibi. olaylara ve insanlara karşı kayıtsız kalmak, gereksiz saçmalıkların üstünüzde bi etkisinin olmaması, aynı zamanda sizinle bir ilgisinin olmamasını kabul etmektir. tabi toplumun kabullenişleri böyle değil. her birey, bir başkasının olanı eleştirme, alma, onun üstünde hakimlik kurma uğraşında olduğunda kayıtsızlık kabul edilmemekte. ve musa'nın sıkıntısının sebebi de buydu.
musa'nın 3 kişiyi öldürmek suçundan tutuklanmasına karşı savunma yapmaması karşısında avukatı ile arasında geçen diyalog çok ilginçtir. avukat, annesinin ölümüne üzülmemesinin, davanın sonucunu etkileyeceğini söyler. aralarında geçen konuşmadan;
- bütün sanıklar yaptıkları eylemlerden dolayı suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar.
+ benim de anlamadığım bu. ben annemin ölümüne üzülmediğim için mi yoksa üç kişiyi öldürmekten mi yargılanacağım?
toplumsal yargılar böyledir işte. size bir şeyi sevmenizi, üzülmenizi, sevinmenizi, nefret etmenizi ya da onu öldürebileceğinizi emreder. evet ölüm emrini toplumun verdiği olur bazı durumlarda. toplumun istediği gibi yaşarken, yine onun istediği duyguları hissetmek zorundasınızdır. uymamak ceza gerektirir. kanunlar ceza amaçlıdır ama avukatın da dediği gibi, toplumsal olarak kabul edilmiş bir suç işlediğinizde masum olduğunuzu arkadanızdaki büyük kitleyle ispatlarsınız. örnek verelim; küçük yaşta bir kızınız var ve onu evlendirdiriyorsunuz. yasa der ki, 18 yaşından küçük çocuklar evlenemez. çünkü çocuk sınıfındadır. işledikleri suçlar yaşa göre cezalandırılır. ama toplumumuzda küçük yaşta evlenmenin bir sakıncası yok. işte bu durumda yasa uygulayıcıları (hakim-savcı) toplumun kabul ettiğini baz alır ve cezai yaptırama gitmez. filmde bunun tersi var işte. bir adam annesinin ölümüne üzülmedi diye cinayet işleme olasılığının yüksek olduğunu değerlendiriliyor. tabi bu da toplumsal bir emir olduğundan, yapılmak zorunda gibi davranılıyor.
musa karakterinin sabit duruşu ve gözlerini kıpırdatmadan bir noktaya olan bakışları, filmi izlerken dikkat çeken detaylardan. karakteri canlandıran oyuncuyu bu konuda tebrik etmek gerek. karakterin kayıtsızlığını, umursamazlığını yüzünde görülmeyen mimiksizlikle (bu da nasıl bi kelimeyse) öyle iyi yansıtıyor ki, böyle bir adam karşınızda olsa ona neler yapacağınızı düşünüyorsunuz.
film boyunca sıkça duyulan ve filmin konusunun tek cümlelik özeti şöyle:
(bkz: benim için fark etmez)
(8/10)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar