bugün
- dinsize inanır mısın12
- chatgptye penis fotoğrafını atmak17
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- alkol alıp hoşlanılan kıza açılmak5
- yaz günü çay içme saçmalığı8
- diyetteyken bira içmek3
- kalori hesaplama deliliği2
- devletten başkasına güvenilmez11
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması5
- m kemal'in 1922 de suikast sonucu öldüğü iddiası2
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- 18 temmuz 2026 malatya depremi4
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- elalemin derdi true olmuş3
- oğlak burcu kadını18
- izmirliyken iş yerinden aranmak2
- futbol4
- sinema salonlarının yoğun bakımda olması2
- kuran da neden namaz yok2
- saç boyama perileri4
- haluk levent23
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak3
- hindistan başbakanı modi'nin temizlik açıklaması2
- slavko vincic3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- sinema bileti2
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- aykolikle site havuzuna girmek4
- zenginlere 1 den fazla eş verilmesi gerektiği2
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- en çok sevdiğiniz yazar19
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- telegram kullanan erkek3
- chatgpt ile sohbet etmek9
- aptalları hipnotize etmek6
- tango dersi alan urfalı teyze3
- leopar olan sözlük yazarları2
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- hayatın güzel olması10
- koç burcu kadını uyuzluğu3
- sevdam karadeniz dizisi2
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- web tasarım4
hayata kayıtsız kalan, bu tercihini kendince bir mantıkla yoğuran ve buna mantığa göre yaşayan bir adamın hayatındaki akışa karşı durağanlığını anlatan bir zeki demirkubuz filmi.
filmin yönetmeninin demirkubuz olduğunu bilmeseydim, başlarda "ahh işte bu nuri bilge ceylan filmi" diyebilirdim. bazı öğelerden benzerlik gösteren film, ilerleyen dakikalarda etkili replik ve görüntülerle demirkubuz'a çıkarıyor düşünceleri.
filmin başrolünde musa (serdar orçin) karakteri, hani şu hayatın anlamını çözmüş adamlar gibi davranıyor. her insanın hayali olan (evet hayal, başaranı görmedim) hayatın anlamını çözme işini çok önceleri yapmış gibi. olaylara ve insanlara karşı kayıtsız kalmak, gereksiz saçmalıkların üstünüzde bi etkisinin olmaması, aynı zamanda sizinle bir ilgisinin olmamasını kabul etmektir. tabi toplumun kabullenişleri böyle değil. her birey, bir başkasının olanı eleştirme, alma, onun üstünde hakimlik kurma uğraşında olduğunda kayıtsızlık kabul edilmemekte. ve musa'nın sıkıntısının sebebi de buydu.
musa'nın 3 kişiyi öldürmek suçundan tutuklanmasına karşı savunma yapmaması karşısında avukatı ile arasında geçen diyalog çok ilginçtir. avukat, annesinin ölümüne üzülmemesinin, davanın sonucunu etkileyeceğini söyler. aralarında geçen konuşmadan;
- bütün sanıklar yaptıkları eylemlerden dolayı suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar.
+ benim de anlamadığım bu. ben annemin ölümüne üzülmediğim için mi yoksa üç kişiyi öldürmekten mi yargılanacağım?
toplumsal yargılar böyledir işte. size bir şeyi sevmenizi, üzülmenizi, sevinmenizi, nefret etmenizi ya da onu öldürebileceğinizi emreder. evet ölüm emrini toplumun verdiği olur bazı durumlarda. toplumun istediği gibi yaşarken, yine onun istediği duyguları hissetmek zorundasınızdır. uymamak ceza gerektirir. kanunlar ceza amaçlıdır ama avukatın da dediği gibi, toplumsal olarak kabul edilmiş bir suç işlediğinizde masum olduğunuzu arkadanızdaki büyük kitleyle ispatlarsınız. örnek verelim; küçük yaşta bir kızınız var ve onu evlendirdiriyorsunuz. yasa der ki, 18 yaşından küçük çocuklar evlenemez. çünkü çocuk sınıfındadır. işledikleri suçlar yaşa göre cezalandırılır. ama toplumumuzda küçük yaşta evlenmenin bir sakıncası yok. işte bu durumda yasa uygulayıcıları (hakim-savcı) toplumun kabul ettiğini baz alır ve cezai yaptırama gitmez. filmde bunun tersi var işte. bir adam annesinin ölümüne üzülmedi diye cinayet işleme olasılığının yüksek olduğunu değerlendiriliyor. tabi bu da toplumsal bir emir olduğundan, yapılmak zorunda gibi davranılıyor.
musa karakterinin sabit duruşu ve gözlerini kıpırdatmadan bir noktaya olan bakışları, filmi izlerken dikkat çeken detaylardan. karakteri canlandıran oyuncuyu bu konuda tebrik etmek gerek. karakterin kayıtsızlığını, umursamazlığını yüzünde görülmeyen mimiksizlikle (bu da nasıl bi kelimeyse) öyle iyi yansıtıyor ki, böyle bir adam karşınızda olsa ona neler yapacağınızı düşünüyorsunuz.
film boyunca sıkça duyulan ve filmin konusunun tek cümlelik özeti şöyle:
(bkz: benim için fark etmez)
(8/10)
filmin yönetmeninin demirkubuz olduğunu bilmeseydim, başlarda "ahh işte bu nuri bilge ceylan filmi" diyebilirdim. bazı öğelerden benzerlik gösteren film, ilerleyen dakikalarda etkili replik ve görüntülerle demirkubuz'a çıkarıyor düşünceleri.
filmin başrolünde musa (serdar orçin) karakteri, hani şu hayatın anlamını çözmüş adamlar gibi davranıyor. her insanın hayali olan (evet hayal, başaranı görmedim) hayatın anlamını çözme işini çok önceleri yapmış gibi. olaylara ve insanlara karşı kayıtsız kalmak, gereksiz saçmalıkların üstünüzde bi etkisinin olmaması, aynı zamanda sizinle bir ilgisinin olmamasını kabul etmektir. tabi toplumun kabullenişleri böyle değil. her birey, bir başkasının olanı eleştirme, alma, onun üstünde hakimlik kurma uğraşında olduğunda kayıtsızlık kabul edilmemekte. ve musa'nın sıkıntısının sebebi de buydu.
musa'nın 3 kişiyi öldürmek suçundan tutuklanmasına karşı savunma yapmaması karşısında avukatı ile arasında geçen diyalog çok ilginçtir. avukat, annesinin ölümüne üzülmemesinin, davanın sonucunu etkileyeceğini söyler. aralarında geçen konuşmadan;
- bütün sanıklar yaptıkları eylemlerden dolayı suçlanırlar. ancak yaptıkları eylemlerin toplumsal ve ahlaki anlamları yüzünden cezalandırılırlar.
+ benim de anlamadığım bu. ben annemin ölümüne üzülmediğim için mi yoksa üç kişiyi öldürmekten mi yargılanacağım?
toplumsal yargılar böyledir işte. size bir şeyi sevmenizi, üzülmenizi, sevinmenizi, nefret etmenizi ya da onu öldürebileceğinizi emreder. evet ölüm emrini toplumun verdiği olur bazı durumlarda. toplumun istediği gibi yaşarken, yine onun istediği duyguları hissetmek zorundasınızdır. uymamak ceza gerektirir. kanunlar ceza amaçlıdır ama avukatın da dediği gibi, toplumsal olarak kabul edilmiş bir suç işlediğinizde masum olduğunuzu arkadanızdaki büyük kitleyle ispatlarsınız. örnek verelim; küçük yaşta bir kızınız var ve onu evlendirdiriyorsunuz. yasa der ki, 18 yaşından küçük çocuklar evlenemez. çünkü çocuk sınıfındadır. işledikleri suçlar yaşa göre cezalandırılır. ama toplumumuzda küçük yaşta evlenmenin bir sakıncası yok. işte bu durumda yasa uygulayıcıları (hakim-savcı) toplumun kabul ettiğini baz alır ve cezai yaptırama gitmez. filmde bunun tersi var işte. bir adam annesinin ölümüne üzülmedi diye cinayet işleme olasılığının yüksek olduğunu değerlendiriliyor. tabi bu da toplumsal bir emir olduğundan, yapılmak zorunda gibi davranılıyor.
musa karakterinin sabit duruşu ve gözlerini kıpırdatmadan bir noktaya olan bakışları, filmi izlerken dikkat çeken detaylardan. karakteri canlandıran oyuncuyu bu konuda tebrik etmek gerek. karakterin kayıtsızlığını, umursamazlığını yüzünde görülmeyen mimiksizlikle (bu da nasıl bi kelimeyse) öyle iyi yansıtıyor ki, böyle bir adam karşınızda olsa ona neler yapacağınızı düşünüyorsunuz.
film boyunca sıkça duyulan ve filmin konusunun tek cümlelik özeti şöyle:
(bkz: benim için fark etmez)
(8/10)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar