bugün
- enayimiknatisi ile kavga etmek9
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- silver ile evlenecek erkek40
- sözlüğün toplam zekası6
- imparatorice olmak ister miydiniz5
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri4
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- silik yemek4
- avukat sevgili6
- uludağ sözlükte günü kavga etmeden bitirmek3
- katatespizartmasi16
- motordan düşmek6
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- ellerim bos gonlum hos24
- tuzlu kahve dizisi7
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- eksi karmalı kadın yazar3
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- sıkılınca ay sıkıldım ayol diyen erkek2
- yüzüklerin efendisi4
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- özel mesaj ifşası5
- nervio hamferdi8
- pitbull2
- korkunçlu cinli roman yazmak4
- masonların kurduğu abd4
- sevgiliniz eksi karmaya düşse ne yaparsınız2
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı3
- çift göz kapağı ameliyatı2
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- gocu giderse sözlüğün abisi kim olacak3
- ansızın gelen benim ulusözlük te ne işim var hissi2
- kuzey kore de bim olmaması4
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- ortama girince herkesin susması11
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- gecenin şarkısı9
- hoşlanılan kızın size sevdiği erkeği anlatması5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak2
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- sarapci koala62
- ağlayarak 31 çekmek4
- parayla saadet olması18
- hani hiç kavga falan çıkmaması2
- kebap yiyen kız6
- seri kalça koklayıcısı4
- kale3112'ye üstün hizmet madalyası verilmesi4
öncelikle bu kavramın akaidde tam karşılığına bakacak olursak kader; ezelden ebede kadar olmuş ve olacak şeylerin hepsinin zamanının, yerinin ve nasıl olacaklarının allah tarafından bilinmesi ve bu bilgiye uygun olarak takdir edilmesidir. yani kader bir çeşit ilimdir, ilim nev'indendir.
buradaki ihtilaf; kulların kendi fiilllerini yaratma esasından doğar.herşey ezelde takdir edilip, levh-i mahfuzda yazılmış olduğuna ve zamanı gelince de kaza olarak icat edileceğine ve kazada hata olmayacağına göre,insan yapmış olduğu şeylerden nasıl sorumlu tutulur? bu soruya iki perspektiften bakmaya çalışak:
1- herşeyden önce "bilmek" bilinen şeylere ve hadiseye tabidir ve onlara tesiri yoktur. mesela biz güneşin ne zaman ve nerede doğacağını biliriz. söylediğimiz zamanda doğması ,bizim bilgimizden dolayı değildir.ya da meteorolojinin yağmurun yağacağını söyledi diye yağmur yağmış değildir.yağmur yağacağı ve rüzgar eseceği için onlar bilmiş ve yazmıştır. bu ve bunun gibi örnekleri din kültürü kitaplarının hepsinde bulmak mümkündür şimdi bu örneklerden yola çıkarak şöyle temel bir çıkarım yapabiliriz : allah herşeyi kapsayan ilmi ie dünyaya gelmiş ve gelecek olan bütün insanların irade ve kudretlerini nasıl kullanacaklarını,iyiyi mi,kötüyü mü seçeceklerini,neticelerin ne olacağını eksiksiz bir ilimle bilir ve bu bilgisi üzerine de, ezelde insanların her fiilini takdir eder,levh-i mahfuza yazdırır.
ikinci perspektife geçmeden önce, ikinci perspektifi iki önermenin ışığında değerlendikmek lazımdır:
önermeler :
a) tanrı sonsuz ilim ve bilgi sahibiyse, tanrı dışındakilerin özgür iradesi denen birşey olamaz!!!
b) tanrı, sonsuz ilim ve bilgi sahibiyse, -zerrelerine kadar yaratmış dahi olsa- mahlukatına bir 'özgür irade payı' bırakmaya da gücü yetecektir.
tanrinin varsaydigimiz sinirsiz iradesiyle insanin her halukarda sinirli iradesini karsilastirmayi denemek sorunun temelini teşkil eder. boyle bir karsilastirmada insanin sinirli ama ozgur iradesinin sonsuz irade yaninda sifira indirgenecegi asikardir(matematik, limit konusu). ama buradan insanin iradesi olmadigi sonucunu cikaramayiz. sadece tanrinin iradesi yaninda insan iradesinin cok kucuk kaldigini soyleyebiliriz.
çelişkilerin varlığı için pls refer to: dr quantum.
ikinci perspektif *
"bu iki alternatifin ikisi de rasyonel ama buradaki kilit nokta olayın hep 'benim algılarıma göre' anlaşılabiliyor olması ya da olmaması sorunudur"
kanımca bazı şeylerin bizim algılarımıza göre anlaşılamaz olması imtihanı yaşanabilir kılan şeydir zaten. işte güzel ve olması gereken de budur. haşa ya anlayabilseydik. o zaman tüm bu yaptıklarımız boşa olacak ve tanrı diye bir şeyden bahsedemiyor olacaktık. o bizi yarattıysa müsaade edelim de bazı şeyler algılarımız dışında olsun.
sonuç :
kaza ve kader'e iman, imanın diğer 5 şartı gibi rasyonel bir zemine oturtulması mümkün olan bir kabullenmedir, teslimiyettir. ama akli boyutunun zemini açısından ilk 5 beşinin zemini sağlamlaştırıldıktan sonra ele alınmalıdır.
buradaki ihtilaf; kulların kendi fiilllerini yaratma esasından doğar.herşey ezelde takdir edilip, levh-i mahfuzda yazılmış olduğuna ve zamanı gelince de kaza olarak icat edileceğine ve kazada hata olmayacağına göre,insan yapmış olduğu şeylerden nasıl sorumlu tutulur? bu soruya iki perspektiften bakmaya çalışak:
1- herşeyden önce "bilmek" bilinen şeylere ve hadiseye tabidir ve onlara tesiri yoktur. mesela biz güneşin ne zaman ve nerede doğacağını biliriz. söylediğimiz zamanda doğması ,bizim bilgimizden dolayı değildir.ya da meteorolojinin yağmurun yağacağını söyledi diye yağmur yağmış değildir.yağmur yağacağı ve rüzgar eseceği için onlar bilmiş ve yazmıştır. bu ve bunun gibi örnekleri din kültürü kitaplarının hepsinde bulmak mümkündür şimdi bu örneklerden yola çıkarak şöyle temel bir çıkarım yapabiliriz : allah herşeyi kapsayan ilmi ie dünyaya gelmiş ve gelecek olan bütün insanların irade ve kudretlerini nasıl kullanacaklarını,iyiyi mi,kötüyü mü seçeceklerini,neticelerin ne olacağını eksiksiz bir ilimle bilir ve bu bilgisi üzerine de, ezelde insanların her fiilini takdir eder,levh-i mahfuza yazdırır.
ikinci perspektife geçmeden önce, ikinci perspektifi iki önermenin ışığında değerlendikmek lazımdır:
önermeler :
a) tanrı sonsuz ilim ve bilgi sahibiyse, tanrı dışındakilerin özgür iradesi denen birşey olamaz!!!
b) tanrı, sonsuz ilim ve bilgi sahibiyse, -zerrelerine kadar yaratmış dahi olsa- mahlukatına bir 'özgür irade payı' bırakmaya da gücü yetecektir.
tanrinin varsaydigimiz sinirsiz iradesiyle insanin her halukarda sinirli iradesini karsilastirmayi denemek sorunun temelini teşkil eder. boyle bir karsilastirmada insanin sinirli ama ozgur iradesinin sonsuz irade yaninda sifira indirgenecegi asikardir(matematik, limit konusu). ama buradan insanin iradesi olmadigi sonucunu cikaramayiz. sadece tanrinin iradesi yaninda insan iradesinin cok kucuk kaldigini soyleyebiliriz.
çelişkilerin varlığı için pls refer to: dr quantum.
ikinci perspektif *
"bu iki alternatifin ikisi de rasyonel ama buradaki kilit nokta olayın hep 'benim algılarıma göre' anlaşılabiliyor olması ya da olmaması sorunudur"
kanımca bazı şeylerin bizim algılarımıza göre anlaşılamaz olması imtihanı yaşanabilir kılan şeydir zaten. işte güzel ve olması gereken de budur. haşa ya anlayabilseydik. o zaman tüm bu yaptıklarımız boşa olacak ve tanrı diye bir şeyden bahsedemiyor olacaktık. o bizi yarattıysa müsaade edelim de bazı şeyler algılarımız dışında olsun.
sonuç :
kaza ve kader'e iman, imanın diğer 5 şartı gibi rasyonel bir zemine oturtulması mümkün olan bir kabullenmedir, teslimiyettir. ama akli boyutunun zemini açısından ilk 5 beşinin zemini sağlamlaştırıldıktan sonra ele alınmalıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar