bugün
- kiraz cicegi kolonyasi38
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması9
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın5
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- sardalya4
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız3
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- ilk buluşmada falafel yemek4
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- özgürlük nedir sorunsalı7
- moda olan yılan ejderha dövmeleri2
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız3
- platon un mağara alegorisi15
- güne bir şiir dizesi bırak2
- allah'ın insanı kendi suretinde yaratması ne demek2
- true silik olsun10
- iskender6
- martin eden3
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- tek kasa açan kalabalık market4
- ibrahim tatlıses'in oynadığı filmdeki ilginç sahne3
- sabahtan beri aç olmak5
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- tavuk döner4
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- fenerbahçe18
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- kapitalizm3
- cebren ve hileyle bütün kalelerin işgal edilmesi4
- ismail kartal30
- aç karnına markete girmek3
- sucuk döner5
- etli ekmek abartılmış balon bir yiyecektir5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- haşlanmış yumurta9
- kıyamet yaklaştığı için eski zamanlara gitmek2
- akepeli olmak karakter meselesidir6
- karınız için boş senete imza atar mısınız5
- 10 eylül 2026 ismail kartalın istifası18
- bıçak arası3
lars von trier'in başyapıtı. emily watson'ın ne kadar önemli bir oyuncu olduğunun belgesi niteliğindeki film. trier'in diğer filmlerinden de aşina olduğumuz -kadrolu- oyuncularından stellan skarsgard, jean-marc barr ve udo kier de çok iyi performanslarla yerlerini alırlar bu başyapıtta. katrin cartlidge ise, filme ayrı bir tad katar. trier, yönetmenlikle sınırlı kalmaz, senaryosuna da el atar filmin.
--spoiler--
emily watson'ın canlandırdığı gelgit akıllı, saf bess'in tanrıyla konuşmaları ve sesini kalınlaştırarak tanrı ona karşılık veriyormuş gibi kendi kendine yarattığı tek kişilik diyaloglar, stellan skarsgard'ın emily watson'dan aşağı kalmayan performansı, trier'in omuz kamerası taktiğiyle adeta karakterlerin içine girerek filme muazzam bir samimiyet ve inandırıcılık katması, puslu görüntüler, breaking the waves'i unutulmazlar arasına sokar.
filmin kurgusu da çok ilgi çekicidir. bölümlere* ayrılan filmde, her bölümün başında, son derece çarpıcı parçalar eşliğinde, harika tablolara benzeyen fotoğrafımsı, ancak yine de hareketli ve estetik görüntüler sunar bize, trier. bu arada, bu birbirinden güzel parçalardan oluşan muhteşem de bir soundtrack'i bulunur filmin. üç saate yakın bir süre içinde, bir bölümden diğerine geçerken, suzanne'den, child in time'a, in a broken dream'e kadar birbirinden güzel şarkıları dinleme fırsatı buluruz.
lars von trier, yine her zamanki karamsarlığıyla bunalıma girmemizi sağlar. depresif bir ilerlemeyle sürüklediği filmi, kabus gibi bir sonla bitirir, ancak sanki o da bu kadar acıklı olmasına dayanamaz ve gökyüzünden çalan 'ilahi' çanları gösterir filmin sonunda.
genel anlamda filme baktığımızda, bence filme en büyük katkı, emily watson'ın dört dörtlük -hatta daha da fazlası- oyunculuğu tarafından yapılır. filmde en dikkat edilmesi gereken de, emily watson'ın muhteşem performansıdır. onun bu olağanüstü performansı, trier de başta olmak üzere, filmde yer alan herkesin -oldukça iyi olan performansını- gölgede bırakır.
kanımca, en etkileyici sahne; bess'in*, tek başına, yağmur altında, sırılsıklam, kayaların üzerinden, denize doğru son gücüyle çığlıklar attığı sahnedir.
--spoiler--
emily watson'ın canlandırdığı gelgit akıllı, saf bess'in tanrıyla konuşmaları ve sesini kalınlaştırarak tanrı ona karşılık veriyormuş gibi kendi kendine yarattığı tek kişilik diyaloglar, stellan skarsgard'ın emily watson'dan aşağı kalmayan performansı, trier'in omuz kamerası taktiğiyle adeta karakterlerin içine girerek filme muazzam bir samimiyet ve inandırıcılık katması, puslu görüntüler, breaking the waves'i unutulmazlar arasına sokar.
filmin kurgusu da çok ilgi çekicidir. bölümlere* ayrılan filmde, her bölümün başında, son derece çarpıcı parçalar eşliğinde, harika tablolara benzeyen fotoğrafımsı, ancak yine de hareketli ve estetik görüntüler sunar bize, trier. bu arada, bu birbirinden güzel parçalardan oluşan muhteşem de bir soundtrack'i bulunur filmin. üç saate yakın bir süre içinde, bir bölümden diğerine geçerken, suzanne'den, child in time'a, in a broken dream'e kadar birbirinden güzel şarkıları dinleme fırsatı buluruz.
lars von trier, yine her zamanki karamsarlığıyla bunalıma girmemizi sağlar. depresif bir ilerlemeyle sürüklediği filmi, kabus gibi bir sonla bitirir, ancak sanki o da bu kadar acıklı olmasına dayanamaz ve gökyüzünden çalan 'ilahi' çanları gösterir filmin sonunda.
genel anlamda filme baktığımızda, bence filme en büyük katkı, emily watson'ın dört dörtlük -hatta daha da fazlası- oyunculuğu tarafından yapılır. filmde en dikkat edilmesi gereken de, emily watson'ın muhteşem performansıdır. onun bu olağanüstü performansı, trier de başta olmak üzere, filmde yer alan herkesin -oldukça iyi olan performansını- gölgede bırakır.
kanımca, en etkileyici sahne; bess'in*, tek başına, yağmur altında, sırılsıklam, kayaların üzerinden, denize doğru son gücüyle çığlıklar attığı sahnedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar