bugün
- kolye54
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı16
- bileklik19
- galatasaray18
- beşiktaş17
- kedi9
- fenerbahçe16
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- anadolu çomarları3
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip3
- beko2
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- saat4
- irfan can eğribayat2
- timsah7
- tır şoförü olmayı istemek12
- kim kimi neden sevmiyor14
- türkiye17
- zebra4
- yogartiksen40
- papağan4
- 6 ayda bir yıkanmak5
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- ona bir şey söyle7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- bursaspor3
- evi ev yapan şeyler5
- osmanlı6
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı3
- fil2
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
- azerilerce tokatlanan akpli8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- aşk12
- futbol15
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- nervio adlı yazara uyarı11
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- istanbul11
erkek elleri cebinde, sözleştikleri gibi. iki sokağın kesiştiği noktada bekliyordu kadını. hava çoktan kararmış vakit bir hayli geç olmuştu. sokak lambasının altında binbir düşünce içerisinde gelmesini bekliyordu. bu ilk buluşmaları olacaktı...
nerden, nasıl başlıyacaktı hiç bilmiyordu. günlerdir kadını düşünüyordu.
saatine baktı. akşamın karanlığı günün aydınlığına dönmek üzereydi. kadın nerdeyse geldi gelecekti. erkek hayatında ilk defa biri ile tanışacak gibi hayecanlıydı. hava ılıman olmasına rağmen sanki bütün bedeni titriyordu. lambanın kendini aydınlattığı gibi acaba kadın da onu aydınlatacak mıydı?
elinden tutacak mıydı yoksa onu umutsuz kuyulara mı atacaktı. hep bir korku vardı yüreğinde. elini kalbine doğru götürdü. çok hızlı atıyordu. heyecanı ise her geçen dakika artıyordu.
son bir kez saatine baktı.
derken sokağın köşesinden kadın, siyah bir belirti halinde göründü. git gide büyüyordu bu siyah gölge. yaklaşıyordu. erkek diyeceği bütün kelimeleri unuttu bir anda. içinden ne yapacağını kestiremedi.
kadın yaklaştı... yaklaştı... artık siyah gölge yoktu... yüzü netleşti... sanki gecenin o saatinde güneş doğmuş gibiydi erkek için. derin bir nefes aldı. ikisinin de kalbi sanki o an durmuştu...
aralarında mesafe iyice azaldı. erkeğin gözleri sadece kadının yüzündeydi. kadının insanı içine çeken gözlerine tutunup kalmıştı o an. kadın önüne kadar geldi. ufak bir bakış attı. "işte sonunda geldim" dercesine... erkek buluştuğumuz da gözlerimi içine bakarmısın? diye sormuştu önceden. kadın bakarım neden bakmıyayım demişti... çünkü "gözler kalbin aynasıdır" demişti erkek asla yalan söylemez...
erkek bana sımsıkı sarılmanı istiyorum buluştuğumuz anda demişti. önceki konuşmalarında. utanmak yok sanki yabancıymışım gibi. sımsıkı sarıldılar sokağın köşesinde. loş ışık veren lambanın altında...
ne olursa olsun dedi erkek içinden.. ya hep ya hiç...
ve sarıldı kadına sımsıkı şevkatle... karanlık sokağın içinde ilerlediler... *
Hiç bu kadar emin olmamıştım
zihnimdeki bu görüntüden:
hayallerden bana uzanan sen.
ilkokulda bir matematik sorusunu çözmüş gibi,
buldum işte.
Doğrulup merhaba derken bana,
yüzünde donuk bir gülümseme.
Diğerlerinin yanına koyup bu fotoğrafı
bana gülümsediğin her anı tekrar hatırlıyorum.
Hepsi ölümsüzlüğün birer abidesi gibi
duruyorlar yatağımın yanıbaşında.
Ve her gün tekrar hayret ediyorum
"zamanın eli" nasıl da uçuşturdu saçlarını.
Bir fotoğraftan diğerine
bir pencereden göğe ve yere.
"Bir şey unuttun mu?" diye sormuştun bana arabaya binerken,
kulaklarımda dans eder hala sesinin tonu.
Azarlayan ebeveynler gibi,
merhaba derken hiç umursamayan çocuğu.
Ve sonunda bakabildim gözlerinin içine. *
nerden, nasıl başlıyacaktı hiç bilmiyordu. günlerdir kadını düşünüyordu.
saatine baktı. akşamın karanlığı günün aydınlığına dönmek üzereydi. kadın nerdeyse geldi gelecekti. erkek hayatında ilk defa biri ile tanışacak gibi hayecanlıydı. hava ılıman olmasına rağmen sanki bütün bedeni titriyordu. lambanın kendini aydınlattığı gibi acaba kadın da onu aydınlatacak mıydı?
elinden tutacak mıydı yoksa onu umutsuz kuyulara mı atacaktı. hep bir korku vardı yüreğinde. elini kalbine doğru götürdü. çok hızlı atıyordu. heyecanı ise her geçen dakika artıyordu.
son bir kez saatine baktı.
derken sokağın köşesinden kadın, siyah bir belirti halinde göründü. git gide büyüyordu bu siyah gölge. yaklaşıyordu. erkek diyeceği bütün kelimeleri unuttu bir anda. içinden ne yapacağını kestiremedi.
kadın yaklaştı... yaklaştı... artık siyah gölge yoktu... yüzü netleşti... sanki gecenin o saatinde güneş doğmuş gibiydi erkek için. derin bir nefes aldı. ikisinin de kalbi sanki o an durmuştu...
aralarında mesafe iyice azaldı. erkeğin gözleri sadece kadının yüzündeydi. kadının insanı içine çeken gözlerine tutunup kalmıştı o an. kadın önüne kadar geldi. ufak bir bakış attı. "işte sonunda geldim" dercesine... erkek buluştuğumuz da gözlerimi içine bakarmısın? diye sormuştu önceden. kadın bakarım neden bakmıyayım demişti... çünkü "gözler kalbin aynasıdır" demişti erkek asla yalan söylemez...
erkek bana sımsıkı sarılmanı istiyorum buluştuğumuz anda demişti. önceki konuşmalarında. utanmak yok sanki yabancıymışım gibi. sımsıkı sarıldılar sokağın köşesinde. loş ışık veren lambanın altında...
ne olursa olsun dedi erkek içinden.. ya hep ya hiç...
ve sarıldı kadına sımsıkı şevkatle... karanlık sokağın içinde ilerlediler... *
Hiç bu kadar emin olmamıştım
zihnimdeki bu görüntüden:
hayallerden bana uzanan sen.
ilkokulda bir matematik sorusunu çözmüş gibi,
buldum işte.
Doğrulup merhaba derken bana,
yüzünde donuk bir gülümseme.
Diğerlerinin yanına koyup bu fotoğrafı
bana gülümsediğin her anı tekrar hatırlıyorum.
Hepsi ölümsüzlüğün birer abidesi gibi
duruyorlar yatağımın yanıbaşında.
Ve her gün tekrar hayret ediyorum
"zamanın eli" nasıl da uçuşturdu saçlarını.
Bir fotoğraftan diğerine
bir pencereden göğe ve yere.
"Bir şey unuttun mu?" diye sormuştun bana arabaya binerken,
kulaklarımda dans eder hala sesinin tonu.
Azarlayan ebeveynler gibi,
merhaba derken hiç umursamayan çocuğu.
Ve sonunda bakabildim gözlerinin içine. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar