bugün
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- ellerim bos gonlum hos24
- psikopatlar neden klasik müzik sever6
- silver ile evlenecek erkek37
- hoşlanılan kızın size sevdiği erkeği anlatması5
- ağlayarak 31 çekmek4
- big bang ten önce ne vardı sorusu ne kadar anlamlı3
- seri kalça koklayıcısı4
- cinler nefilimlerdir3
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- cemaatçi subaylar3
- coca cola light3
- içinden korkusu alınmış bir insan olmak4
- ipkis2
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı4
- çekirdek kola3
- uludağ sözlük radyo3
- maltepe sahilde adamın götünü tıraş eden kadın3
- en düşük karma puanına sahip uludağ sözlük yazarı5
- kebap yiyen kız6
- rus hava sahasını kapatıyorum2
- seri artılayan melek4
- karınıza sahip çıkar mısınız3
- ortama girince herkesin susması11
- gecenin şarkısı7
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum7
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- kale3112'ye üstün hizmet madalyası verilmesi3
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- simko310
- sözlük kızlarının ojeleri7
- sözlük yazarlarının kombinleri11
- yazarların en sevdiği küfürler7
- sozlukteki eksiciler5
- el chadaille bitshiabu6
- modi'nin putin'e ukrayna savaşını bitirme çağrısı3
- camide halay çekmek3
- tuzlu kahve dizisi4
- motordan düşmek4
- hoşlanılan kıza ilk mesaj olarak ne yazılır8
- hiç vasat filmi olmayan aktör veya aktris4
- evli adamın sözlükte ne işi var6
- canım yanıyo sözlük2
- hangi sözlük yazarını muayene etmezsiniz5
- sağlığı bozmasa her gün yenilecek şeyler2
- parayla saadet olması18
- hostingdunyam3
- joao neves'in kullandığı araba2
- henoteizm2
erkek elleri cebinde, sözleştikleri gibi. iki sokağın kesiştiği noktada bekliyordu kadını. hava çoktan kararmış vakit bir hayli geç olmuştu. sokak lambasının altında binbir düşünce içerisinde gelmesini bekliyordu. bu ilk buluşmaları olacaktı...
nerden, nasıl başlıyacaktı hiç bilmiyordu. günlerdir kadını düşünüyordu.
saatine baktı. akşamın karanlığı günün aydınlığına dönmek üzereydi. kadın nerdeyse geldi gelecekti. erkek hayatında ilk defa biri ile tanışacak gibi hayecanlıydı. hava ılıman olmasına rağmen sanki bütün bedeni titriyordu. lambanın kendini aydınlattığı gibi acaba kadın da onu aydınlatacak mıydı?
elinden tutacak mıydı yoksa onu umutsuz kuyulara mı atacaktı. hep bir korku vardı yüreğinde. elini kalbine doğru götürdü. çok hızlı atıyordu. heyecanı ise her geçen dakika artıyordu.
son bir kez saatine baktı.
derken sokağın köşesinden kadın, siyah bir belirti halinde göründü. git gide büyüyordu bu siyah gölge. yaklaşıyordu. erkek diyeceği bütün kelimeleri unuttu bir anda. içinden ne yapacağını kestiremedi.
kadın yaklaştı... yaklaştı... artık siyah gölge yoktu... yüzü netleşti... sanki gecenin o saatinde güneş doğmuş gibiydi erkek için. derin bir nefes aldı. ikisinin de kalbi sanki o an durmuştu...
aralarında mesafe iyice azaldı. erkeğin gözleri sadece kadının yüzündeydi. kadının insanı içine çeken gözlerine tutunup kalmıştı o an. kadın önüne kadar geldi. ufak bir bakış attı. "işte sonunda geldim" dercesine... erkek buluştuğumuz da gözlerimi içine bakarmısın? diye sormuştu önceden. kadın bakarım neden bakmıyayım demişti... çünkü "gözler kalbin aynasıdır" demişti erkek asla yalan söylemez...
erkek bana sımsıkı sarılmanı istiyorum buluştuğumuz anda demişti. önceki konuşmalarında. utanmak yok sanki yabancıymışım gibi. sımsıkı sarıldılar sokağın köşesinde. loş ışık veren lambanın altında...
ne olursa olsun dedi erkek içinden.. ya hep ya hiç...
ve sarıldı kadına sımsıkı şevkatle... karanlık sokağın içinde ilerlediler... *
Hiç bu kadar emin olmamıştım
zihnimdeki bu görüntüden:
hayallerden bana uzanan sen.
ilkokulda bir matematik sorusunu çözmüş gibi,
buldum işte.
Doğrulup merhaba derken bana,
yüzünde donuk bir gülümseme.
Diğerlerinin yanına koyup bu fotoğrafı
bana gülümsediğin her anı tekrar hatırlıyorum.
Hepsi ölümsüzlüğün birer abidesi gibi
duruyorlar yatağımın yanıbaşında.
Ve her gün tekrar hayret ediyorum
"zamanın eli" nasıl da uçuşturdu saçlarını.
Bir fotoğraftan diğerine
bir pencereden göğe ve yere.
"Bir şey unuttun mu?" diye sormuştun bana arabaya binerken,
kulaklarımda dans eder hala sesinin tonu.
Azarlayan ebeveynler gibi,
merhaba derken hiç umursamayan çocuğu.
Ve sonunda bakabildim gözlerinin içine. *
nerden, nasıl başlıyacaktı hiç bilmiyordu. günlerdir kadını düşünüyordu.
saatine baktı. akşamın karanlığı günün aydınlığına dönmek üzereydi. kadın nerdeyse geldi gelecekti. erkek hayatında ilk defa biri ile tanışacak gibi hayecanlıydı. hava ılıman olmasına rağmen sanki bütün bedeni titriyordu. lambanın kendini aydınlattığı gibi acaba kadın da onu aydınlatacak mıydı?
elinden tutacak mıydı yoksa onu umutsuz kuyulara mı atacaktı. hep bir korku vardı yüreğinde. elini kalbine doğru götürdü. çok hızlı atıyordu. heyecanı ise her geçen dakika artıyordu.
son bir kez saatine baktı.
derken sokağın köşesinden kadın, siyah bir belirti halinde göründü. git gide büyüyordu bu siyah gölge. yaklaşıyordu. erkek diyeceği bütün kelimeleri unuttu bir anda. içinden ne yapacağını kestiremedi.
kadın yaklaştı... yaklaştı... artık siyah gölge yoktu... yüzü netleşti... sanki gecenin o saatinde güneş doğmuş gibiydi erkek için. derin bir nefes aldı. ikisinin de kalbi sanki o an durmuştu...
aralarında mesafe iyice azaldı. erkeğin gözleri sadece kadının yüzündeydi. kadının insanı içine çeken gözlerine tutunup kalmıştı o an. kadın önüne kadar geldi. ufak bir bakış attı. "işte sonunda geldim" dercesine... erkek buluştuğumuz da gözlerimi içine bakarmısın? diye sormuştu önceden. kadın bakarım neden bakmıyayım demişti... çünkü "gözler kalbin aynasıdır" demişti erkek asla yalan söylemez...
erkek bana sımsıkı sarılmanı istiyorum buluştuğumuz anda demişti. önceki konuşmalarında. utanmak yok sanki yabancıymışım gibi. sımsıkı sarıldılar sokağın köşesinde. loş ışık veren lambanın altında...
ne olursa olsun dedi erkek içinden.. ya hep ya hiç...
ve sarıldı kadına sımsıkı şevkatle... karanlık sokağın içinde ilerlediler... *
Hiç bu kadar emin olmamıştım
zihnimdeki bu görüntüden:
hayallerden bana uzanan sen.
ilkokulda bir matematik sorusunu çözmüş gibi,
buldum işte.
Doğrulup merhaba derken bana,
yüzünde donuk bir gülümseme.
Diğerlerinin yanına koyup bu fotoğrafı
bana gülümsediğin her anı tekrar hatırlıyorum.
Hepsi ölümsüzlüğün birer abidesi gibi
duruyorlar yatağımın yanıbaşında.
Ve her gün tekrar hayret ediyorum
"zamanın eli" nasıl da uçuşturdu saçlarını.
Bir fotoğraftan diğerine
bir pencereden göğe ve yere.
"Bir şey unuttun mu?" diye sormuştun bana arabaya binerken,
kulaklarımda dans eder hala sesinin tonu.
Azarlayan ebeveynler gibi,
merhaba derken hiç umursamayan çocuğu.
Ve sonunda bakabildim gözlerinin içine. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar