bugün
- kolye21
- aslan9
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler72
- zürafa13
- kaplan5
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- queen ravenna büyücülük okulu20
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- bileklik3
- kalp12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen35
- nervio adlı yazara uyarı7
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler4
- türkiye15
- sözlüğün tat vermemesi12
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- amin güzelmiş diyen tip9
- opera tarayıcı2
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- birilerinden sevgi beklemek4
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- yılmaz güney adamlığı12
- amazon com tr5
- çakmak ister misin diyen tip2
- platon'un mağara alegorisine bayılma sebebi2
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- exlerle arkadaş kalmak8
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- tutmayınca entry silmek4
- sözlükteki bölücüler16
- içine cin giren insan nasıl kurtulur3
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- bibik uyumuş olmalı4
- beşiktaş12
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- cips cola3
- anın görüntüsü22
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- ağlıyorum sözlük20
- 850 000 000 000 tl2
- asrın soygunu3
- sözlükte yalnız hissetmek2
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- arap adam olsaydı6
- romanya11
- izmirbeyefendisi4
- muğla'nın akp'ye geçmesi5
bugün zaman yorum sayfasında yazdığı isviçre'nin minare yasağını konu alan yazısını türkiye'de uygulanan başörtüsü yasağı ve alevilerin cemevi isteklerine karşı takınılan tavır ile karşılaştırarak oldukça başarılı tespitler yapmış olan prof.
--spoiler--
Bu çerçeve içinde, müstakbel tam üyeliğinin çokkültürlü bir Avrupa oluşumuna katkı açısından hayatî önem taşıdığını fark eden Türkiye, temel hak ve hürriyetler düzeni açısından kendi içinde bir türlü aşamadığı sorunların daha kolaylıkla üstesinden gelecektir. Örneğin, minare yasağı vesîlesiyle öğrenmemiz gereken birinci nokta, din ve inanç hürriyeti bağlamında nelerin aslî önemi hâiz olduğu konusunun o dine veya inanca mensup olanlarca belirleneceğini ise, şunların da artık tartışma dışına itilmesi gerekecektir: (1) Üniversitelerde uygulanmaya devam eden ve Anayasa Mahkemesi kararları netîcesinde maalesef artık anayasal bir statü kazanmış gibi görünen "başörtüsü yasağı"nın savunulabilir bir temeli kalmamıştır. Zaman zaman bazı gazete köşelerinden sarkan "başörtüsünün islam'ın emri olmadığı" türünden yakıştırmalarla bu yasağa destek olanlar, "minarenin islâm'ın gereği olmadığı" argümanıyla aynı mantığı paylaşmaktadırlar. ikinci değerlendirme Müslümanlar açısından nasıl kabûl görmüyorsa, başörtüsü için de aynı şey geçerlidir. Üstelik başörtüsü yasağı minare yasağından daha da vahimdir; zira, minare yasağına rağmen Müslümanlar isviçre'de eğitim hakkından yararlanabilmekte ve ibadetlerini yapabilmektedirler. Türkiye'de ise başörtüsü eğitim hakkının önünde bir engel olarak durmaktadır. (2) Benzer bir biçimde, Alevilerin cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması taleplerine karşı çıkılması da, minare yasağına benzeyen ve en az bu yasak kadar savunulması imkânsız bir mantık temeline dayanmakta ve Türkiye'de din ve inanç hürriyetinin gerçekleşmesi önünde bir engel olarak durmaktadır.
Minare yasağından çıkarmamız gereken dersler, hem dünya ve Avrupa ve hem de Türkiye bağlamında kuşkusuz bunlarla sınırlı değildir. Din ve inanç hürriyeti söz konusu olduğunda şu üç nokta üzerinde birleşmemizin şart olduğu, bu vesîleyle bir kez daha vurgulanmalıdır. (1) Devlete bağlı, resmî bir din veya inanç örgütlenmesi olmamalıdır. (2) Herkes, dinini veya inancını, tek başına veya toplu olarak, özel veya kamusal alanda ifade etme ve ibadetini gerçekleştirme bakımından serbest olmalıdır. (3) Farklı din ve inançlara karşı devlet ve toplum düzeylerinde eşit saygı gösterilmelidir. Minare yasağı, hiç kuşkusuz, bu üç unsuru ihlâl edici boyutlar taşımaktadır ve bu yüzden şiddetle kınanmalıdır. Bununla birlikte, Türkiye'de de, din ve inanç hürriyetinin bu üç unsuru açısından yapılması gereken bir dizi reform açılımların bekleme odasındadır. Minare yasağına duyulan tepkinin sıhhati de, dolayısıyla, Türkiye'nin bu reformları gerçekleştirmesine bağlı bulunmaktadır.
--spoiler--
--spoiler--
Bu çerçeve içinde, müstakbel tam üyeliğinin çokkültürlü bir Avrupa oluşumuna katkı açısından hayatî önem taşıdığını fark eden Türkiye, temel hak ve hürriyetler düzeni açısından kendi içinde bir türlü aşamadığı sorunların daha kolaylıkla üstesinden gelecektir. Örneğin, minare yasağı vesîlesiyle öğrenmemiz gereken birinci nokta, din ve inanç hürriyeti bağlamında nelerin aslî önemi hâiz olduğu konusunun o dine veya inanca mensup olanlarca belirleneceğini ise, şunların da artık tartışma dışına itilmesi gerekecektir: (1) Üniversitelerde uygulanmaya devam eden ve Anayasa Mahkemesi kararları netîcesinde maalesef artık anayasal bir statü kazanmış gibi görünen "başörtüsü yasağı"nın savunulabilir bir temeli kalmamıştır. Zaman zaman bazı gazete köşelerinden sarkan "başörtüsünün islam'ın emri olmadığı" türünden yakıştırmalarla bu yasağa destek olanlar, "minarenin islâm'ın gereği olmadığı" argümanıyla aynı mantığı paylaşmaktadırlar. ikinci değerlendirme Müslümanlar açısından nasıl kabûl görmüyorsa, başörtüsü için de aynı şey geçerlidir. Üstelik başörtüsü yasağı minare yasağından daha da vahimdir; zira, minare yasağına rağmen Müslümanlar isviçre'de eğitim hakkından yararlanabilmekte ve ibadetlerini yapabilmektedirler. Türkiye'de ise başörtüsü eğitim hakkının önünde bir engel olarak durmaktadır. (2) Benzer bir biçimde, Alevilerin cemevlerinin ibadet yeri olarak tanınması taleplerine karşı çıkılması da, minare yasağına benzeyen ve en az bu yasak kadar savunulması imkânsız bir mantık temeline dayanmakta ve Türkiye'de din ve inanç hürriyetinin gerçekleşmesi önünde bir engel olarak durmaktadır.
Minare yasağından çıkarmamız gereken dersler, hem dünya ve Avrupa ve hem de Türkiye bağlamında kuşkusuz bunlarla sınırlı değildir. Din ve inanç hürriyeti söz konusu olduğunda şu üç nokta üzerinde birleşmemizin şart olduğu, bu vesîleyle bir kez daha vurgulanmalıdır. (1) Devlete bağlı, resmî bir din veya inanç örgütlenmesi olmamalıdır. (2) Herkes, dinini veya inancını, tek başına veya toplu olarak, özel veya kamusal alanda ifade etme ve ibadetini gerçekleştirme bakımından serbest olmalıdır. (3) Farklı din ve inançlara karşı devlet ve toplum düzeylerinde eşit saygı gösterilmelidir. Minare yasağı, hiç kuşkusuz, bu üç unsuru ihlâl edici boyutlar taşımaktadır ve bu yüzden şiddetle kınanmalıdır. Bununla birlikte, Türkiye'de de, din ve inanç hürriyetinin bu üç unsuru açısından yapılması gereken bir dizi reform açılımların bekleme odasındadır. Minare yasağına duyulan tepkinin sıhhati de, dolayısıyla, Türkiye'nin bu reformları gerçekleştirmesine bağlı bulunmaktadır.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar