bugün
- beni seviyor musun sözlük14
- ağlıyorum sözlük9
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı4
- sözlük ablası14
- sen farklısın diyen erkek18
- volvo ex303
- iddaa oynamayi birakma sebepleri2
- dünyanın altı günde yaratılması6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek34
- osmanlı dönemiyle gurur duymak6
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması4
- 623 000 bin asker kaçağı12
- said nursi denilince akla gelen şeyler18
- fon skandalı yasa teklifinin komisyonda kabulü3
- 30 yaş üstü erkeklerin patatese dönmes3
- kant'ın ahlak felsefesinde niyetin önemi2
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı15
- köpeği hakaret olarak kullanmak13
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı87
- iltica23
- ikinci kez sünnet olmak11
- ayrıldık36
- evde çiçek yetiştiren erkek19
- aşk7
- abd israil vs türkiye farkı18
- wtfadamim2
- gay diyerek hakaret ettiğini sanan insan10
- queen ravenna ve gücü7
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak7
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
- cinler bilinçaltı karanlığında yaşamaktadır7
- napıyosun bakiyim gece gece7
- istanbul mahvoldu19
- deccal'in gelişinin alametleri2
- gün 40 saat olsaydı6
- affedersiniz ama kartoncu12
- dündar ziya gültekin9
- bütün yazarların bir gün öleceklerini düşünmek5
- beşiktaş6
- aquila bicipite5
- tengir budun neden sözlükte yazmıyor artık6
- game of thrones taki kerhaneci12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- fenerbahçeli yazarlar19
- eski sevgiliye mesaj atma bahaneleri8
- arkadaşlar ben hapise giriyorum7
- gs ve fbnin 2 maçta 7şer gol yemesi7
- queen ravenna hanım10
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
(bkz: #6534727)
aklınca müslümanın atatürk'e saygı duyamayacağını söyleyen, üstüne üstlük de koskoca (postal yalamıyorum, yalayanı da sevmem. koskoca=kaç milyonluk, miktar.) ordunun alayına "dinsiz"'i yapıştıran sözlük komedyenlerimizden birisi kendisi. bölücülüğün kralına atmakta masturbasyonu için.
zaten troll olduğunu yazmışız yukarıda, ancak bunu da belirtmeden geçemedim.
yazdıklarından etkilenecebilecek derecede saf/mal arkadaşlar olduğunu hesaba katarsak bu yazı daha çok anlam kazanabilir.
yoksa bana ne anuna koyım?
bakınız aşağısı daha bir güzel;
Prof. Nevzat Yalçıntaş; "Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, "Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim" demişti. Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi" dedi.
Atatürk olmasa bugün Hazreti Muhammed'in mezarı da olmayacaktı
O BELGE NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Yalçıntaş anlatıyor:
"(Dışişlerinde Bakanlık arşivini araştıran) Münir Bey aradı. Çok ilginç bir belge bulduğunu, bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.
Prof. Yalçıntaş, Münir Bey'in gösterdiği belgeye baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti; Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmişti. Telgrafta "Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim" yazıyordu.
Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat Yalçıntaş'ın anlattığına göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara, oradan da Bakan ilter Türkmen'e geliyor. Tabii Evren Başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi'nin de haberi oluyor.
Sorun şu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan konuyor.
Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde "zevahiri kurtarmak" adına konuyor
(bkz: hayat) (bkz: vapurlar) (bkz: troller) *
aklınca müslümanın atatürk'e saygı duyamayacağını söyleyen, üstüne üstlük de koskoca (postal yalamıyorum, yalayanı da sevmem. koskoca=kaç milyonluk, miktar.) ordunun alayına "dinsiz"'i yapıştıran sözlük komedyenlerimizden birisi kendisi. bölücülüğün kralına atmakta masturbasyonu için.
zaten troll olduğunu yazmışız yukarıda, ancak bunu da belirtmeden geçemedim.
yazdıklarından etkilenecebilecek derecede saf/mal arkadaşlar olduğunu hesaba katarsak bu yazı daha çok anlam kazanabilir.
yoksa bana ne anuna koyım?
bakınız aşağısı daha bir güzel;
Prof. Nevzat Yalçıntaş; "Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, "Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim" demişti. Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi" dedi.
Atatürk olmasa bugün Hazreti Muhammed'in mezarı da olmayacaktı
O BELGE NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Yalçıntaş anlatıyor:
"(Dışişlerinde Bakanlık arşivini araştıran) Münir Bey aradı. Çok ilginç bir belge bulduğunu, bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.
Prof. Yalçıntaş, Münir Bey'in gösterdiği belgeye baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti; Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmişti. Telgrafta "Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim" yazıyordu.
Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat Yalçıntaş'ın anlattığına göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara, oradan da Bakan ilter Türkmen'e geliyor. Tabii Evren Başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi'nin de haberi oluyor.
Sorun şu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan konuyor.
Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde "zevahiri kurtarmak" adına konuyor
(bkz: hayat) (bkz: vapurlar) (bkz: troller) *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar