bugün
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- sözlüğün en kültürlü yazarı11
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- sözlüğün en kütür kütür yazarı4
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- galatasaray10
- kiraz cicegi kolonyasi6
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- recete8
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- iltica6
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- gocu geldi gocu geldi6
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- yagmurcu12
- kulaklık8
- ebeveyn lafları3
- kıymalı kaşarlı pide2
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- dünyada birlikler kurulmalı3
- dinleyin ulan develer babanız galatasaray geliyor2
- sözlükte kavga olacak hissi4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi5
- otobüste açamadığı camı kıran erkek12
- ölürken dinlenecek müzik4
- serhat kılıç27
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek4
- sol kanatta oynamak2
- diyojen3
- kadın bacağı paylaşan mehdi8
- namazın amacı12
- libido2
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- sözlüğün en masum yazarları23
- her sabah yeniden başlamak3
- mandalina kolonyası2
- ismail kartal16
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- mutluluk her zaman güzel değildir2
- renault fluence2
- telefonu bırakmak isteyip asla bırakamamak4
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- birader beylerin birader baylar olmaları2
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- ben sana demiştim2
- kavanozda gizlenen biyolojik saatli bomba3
- bülent ortaçgil dinlerken hüngür hüngür ağlamak2
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- müfredatta eleştirel düşünce2
Kanaatimce küçülür sözlük ki şöyle olur mesela;
Yeni doğan yada 1 yaşındaki bir bebeği düşünün. Ögrenebilecekleri, farkına varabileceği tatlar o kadar sınırsızdır ki o seviyelerde hayalleri vardır. Fakat o çocuk biraz büyüdükten sonra çevresindekilerin dilini öğrenmeye başlar, konuşur ama Afrika'daki insanların konuştuklarından bir haberdir.
O arabalarla oynamak ister fakat eline silah verirler oynaması için yada matematiğe meraklıdır, eline bir boyama kitabı verirler zaman geçirsin diye. Keman çalmak ister belki duymuştur televizyonda sesini fakat futbol topuyla dışarıda oynamak zorundadır.
Kendisini tamamen farklı biri olarak hayal ediyordur eminim herşeyi yapabilecek kuvveti olduğuna inanarak. Ve evet istediği herşeyi yapabilecek yetiye sahipti. Toplum baskısı yada etrafındaki çevrenin, ailenin yönlendirmesi sonucu itiraz etmeyi bilmeden denileni yapıyordu; tıpkı bir memnun etme makinesi gibi ama o bunun farkında bile değildi. Bunun olmasına izin verenler bile farkında değildi ki o nasıl fark edebilsin. O sadece öğrenmeye hevesli bir çocuktu.
Sonra okul çağları geldi herkesle aynı şeyi yazmaya, okumaya, öğrenmeye mecbur bırakıldı. Yaptığı şeyler çok kolay geliyordu ona. Eve takdir belgesi ile gidiyordu pek bir emek sarfetmeden ve ailesi bisiklet alıyordu başarısından dolayı. Aslında o birşey başarmamıştı kendince böylece alışıyordu fazla emek sarfetmeden ödüllendirilmeye. Arkadaşlar ediniyor ve arkadaşları onu engellemeye başlıyordu; ''Bu böyle olmaz, annem bana böyle dedi'' gibi cümlelerle yaratıcılığının, düşüncelerinin yanlışlarına inandırıldı. Lise çağlarına gelindiğine ise zaten o 10 yıl önceki kişiden eser kalmamıştı. Tamamen farklı birisi olmuştu. Fakat hala üzerinde nedenini anlamadığı bir baskı vardı.Bu yıllarda giyeceklerine, takılarına,dış görünüşüne,saç şekline, karışılıyordu. ''Başkaları şöyle der, bak kimse senin gibi yapıyormu?'' gibi ithamlar duyuyordu. Kimsenin öyle yapmamasının nedeni de zaten tüm toplumun bu sözleri herkese söylemesiydi.
Bir gayret üniversiteye gitmeyi başarmıştı belki özgür düşüncenin olabildiği yerde kendini geliştirebileceğini düşündü. Onca hayal içinden tek kalan insan hayatına yararlı birşeyler geliştirebilmekti. Bu esnada insanların bilinç altında değişimi sevmediğini gördü. Çok zordu birşeyi kabul ettirmek onlara. Savunma mekanizmaları o kadar güçlüydü ki geçmenin imkanı yoktu. ''Bu zamana kadar böyle oldu da bi eksiklik mi oldu?, sana mı kaldı bunu değiştirmek?, senden önce kimse düşünmedi mi bunu?, niye kimse daha önce yapmadı?'' gibi birçok sözle karşılaştı farklı bir şey bulduğunu düşündüğünde. Hayalleri gitgide küçülüyordu. Sonunda kendisi de bir iş yerinde çalışmaya başladı. Aynı olayların benzeri ordaki işleyişi kolaylaştırmak istediğinde başına geldi. Zaten daha önceki tecrübelerinden biliyordu böyle bir olay olabileceğini. Ve kendisi de o çalışma ortamına ayak uydurdu ister istemez. Kendinden o kadar çok ödün vermişti ki. Bir pazar günü nerden aklına geldiyse oturdu çocukluğunu düşündü. O zamanki astronot olma hayalini yada keman çalma isteğini birde şimdiki haline baktı hayali bir evi ve işi olmasıydı. Nerden nereye gelinmişti. Hayalleri o kadar küçülmüştü ki...
işte onun en çok üzüldüğü an da bunu farkettiği andı...
Fakat artık şu sözün doğruluğuna da kesinlikle inanıyordu ''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.''
* *
Yeni doğan yada 1 yaşındaki bir bebeği düşünün. Ögrenebilecekleri, farkına varabileceği tatlar o kadar sınırsızdır ki o seviyelerde hayalleri vardır. Fakat o çocuk biraz büyüdükten sonra çevresindekilerin dilini öğrenmeye başlar, konuşur ama Afrika'daki insanların konuştuklarından bir haberdir.
O arabalarla oynamak ister fakat eline silah verirler oynaması için yada matematiğe meraklıdır, eline bir boyama kitabı verirler zaman geçirsin diye. Keman çalmak ister belki duymuştur televizyonda sesini fakat futbol topuyla dışarıda oynamak zorundadır.
Kendisini tamamen farklı biri olarak hayal ediyordur eminim herşeyi yapabilecek kuvveti olduğuna inanarak. Ve evet istediği herşeyi yapabilecek yetiye sahipti. Toplum baskısı yada etrafındaki çevrenin, ailenin yönlendirmesi sonucu itiraz etmeyi bilmeden denileni yapıyordu; tıpkı bir memnun etme makinesi gibi ama o bunun farkında bile değildi. Bunun olmasına izin verenler bile farkında değildi ki o nasıl fark edebilsin. O sadece öğrenmeye hevesli bir çocuktu.
Sonra okul çağları geldi herkesle aynı şeyi yazmaya, okumaya, öğrenmeye mecbur bırakıldı. Yaptığı şeyler çok kolay geliyordu ona. Eve takdir belgesi ile gidiyordu pek bir emek sarfetmeden ve ailesi bisiklet alıyordu başarısından dolayı. Aslında o birşey başarmamıştı kendince böylece alışıyordu fazla emek sarfetmeden ödüllendirilmeye. Arkadaşlar ediniyor ve arkadaşları onu engellemeye başlıyordu; ''Bu böyle olmaz, annem bana böyle dedi'' gibi cümlelerle yaratıcılığının, düşüncelerinin yanlışlarına inandırıldı. Lise çağlarına gelindiğine ise zaten o 10 yıl önceki kişiden eser kalmamıştı. Tamamen farklı birisi olmuştu. Fakat hala üzerinde nedenini anlamadığı bir baskı vardı.Bu yıllarda giyeceklerine, takılarına,dış görünüşüne,saç şekline, karışılıyordu. ''Başkaları şöyle der, bak kimse senin gibi yapıyormu?'' gibi ithamlar duyuyordu. Kimsenin öyle yapmamasının nedeni de zaten tüm toplumun bu sözleri herkese söylemesiydi.
Bir gayret üniversiteye gitmeyi başarmıştı belki özgür düşüncenin olabildiği yerde kendini geliştirebileceğini düşündü. Onca hayal içinden tek kalan insan hayatına yararlı birşeyler geliştirebilmekti. Bu esnada insanların bilinç altında değişimi sevmediğini gördü. Çok zordu birşeyi kabul ettirmek onlara. Savunma mekanizmaları o kadar güçlüydü ki geçmenin imkanı yoktu. ''Bu zamana kadar böyle oldu da bi eksiklik mi oldu?, sana mı kaldı bunu değiştirmek?, senden önce kimse düşünmedi mi bunu?, niye kimse daha önce yapmadı?'' gibi birçok sözle karşılaştı farklı bir şey bulduğunu düşündüğünde. Hayalleri gitgide küçülüyordu. Sonunda kendisi de bir iş yerinde çalışmaya başladı. Aynı olayların benzeri ordaki işleyişi kolaylaştırmak istediğinde başına geldi. Zaten daha önceki tecrübelerinden biliyordu böyle bir olay olabileceğini. Ve kendisi de o çalışma ortamına ayak uydurdu ister istemez. Kendinden o kadar çok ödün vermişti ki. Bir pazar günü nerden aklına geldiyse oturdu çocukluğunu düşündü. O zamanki astronot olma hayalini yada keman çalma isteğini birde şimdiki haline baktı hayali bir evi ve işi olmasıydı. Nerden nereye gelinmişti. Hayalleri o kadar küçülmüştü ki...
işte onun en çok üzüldüğü an da bunu farkettiği andı...
Fakat artık şu sözün doğruluğuna da kesinlikle inanıyordu ''Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir.''
* *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar