bugün
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- türk seküler devrimi11
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi13
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı32
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek7
- yaşlı insanlar neden huysuz olur9
- gocu30
- fiat ın en iyi arabası8
- sarapci koala81
- tomris uyar'a ikinci yeninin yengesi diyen tip3
- paraya onem vermemek6
- kürtler5
- dokuzuncu nesil yazar karizması8
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz8
- azerbaycan a yerleşmek6
- bir sözlük yazarıyla evlenir misiniz7
- bir sana bir bana2
- maltepe içen kadın5
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi7
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak8
- sözlüğü sevmeyip yine de sözlükte yazmak4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası11
- cop313
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı7
- arkadaşlar zall gitti4
- gömü bulmak8
- erkek döven kadın4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- bosna hersek2
- ekşi sözlük7
- saraca092
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- seks yapmak vs 31 çekmek3
- bilinçaltı yansımalarını reel dünyada görmek2
- usualsuspects ve mel mel bakan gibson ikilisi3
- bilgi içerikli entry giren ezik yazar3
- bu koyden olsam ne olacak20
- bir milyon dolarim olsaydi4
- aç karnına kahve içmek8
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- dinlerin yalan olması17
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi5
- nazım hikmet ran2
- patlamış mısır yiyen erkek2
- kendinden biz diye bahsetmek6
- karton toplama arabasıyla yokuş aşağı kaymak3
- sesli kitap dinlemek4
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek5
- nepal2
- sel2
'eşkıya', 'şaki' sözcüğünün çoğulu. 'şaki', haydut, yolkesen anlamlarında, dilimizde artık kullanılmayan bir sözcük. buna karşılık 'eşkiya', cahit külebi'nin güzel şiirindeki dizelerde olduğu gibi dilimize tekil anlamla yerleşmiş: "benim doğduğum köyleri / akşamları eşkıyalar basardı..." yavuz turgul'un güzel filmi 'eşkıya' ise, tek bir adamın, gençliğini cezaevlerinde tüketen ve çıktığında evini, yurdunu, aşkını, her şeyini yitirmiş olduğunu gören yapayalnız bir adamın öyküsü. senaryonun, yönetmenin ve eşkıyayı oynayan şener şen'in başarısı, bu yalnızlığın, kişisel, toplumsal, komik, dramatik, trajik, bütün boyutlarıyla vurgulanabilmiş olmasında...
izleyen herkesin filmde sevecek bir şeyler bulması, sanıyorum ki ortak bir noktada buluşmaktan çok, kahramanların herhangi bir yönünden etkilenmekle ilgili. 'eşkıya'da böyle bir içerik zenginliği, olay örgüsünün böyle bir yoğunluğu var.
'eşkıya' gerçekçi bir yapıt. fakat, (yaşar kemal'in romanlarındaki gibi) masalsı öğelere de sahip. bu masal öğeleri (yine yaşar kemal'in romanlarında olduğu gibi) gerçeği bulandırmıyor. tersine, ondaki (gerçekteki) masalsı boyutun altını çiziyor. otuz beş yıl sonra cezaevinden çıkan adamın köyünü sular altında bulması, bir masal öğesidir. yaşlı kadınla bir masal atmosferinde buluşmalarında, bir masal atmosferinde konuşmalarında şaşılacak bir yan yok. çünkü bu masal, bizim hayatımızın gerçeğidir... yönetmen, filmin bu giriş sahnesinde, bile isteye bir tragedya ortamı yaratmış. bu nedenle, sular altındaki köyün yıkıntılarını terk etmeyen yaşlı kadının gerçek bir yaşlı kadın olup olmaması önemli değildir... o bir tragedya kahramanıdır... yönetmen böylece, gerçekçi yöntemin doğalcı yorumundan bilinçli olarak uzak durarak, gerçek yaşamdaki tragedyanın altını çiziyor... (bunun gibi, filmin başından finaline kadar birçok başka sahnesinde de olayların gerçeklikle bire bir örtüşürlüğünü aramak, filmde anlatılmak isteneni anlamamış olmak demektir.)
eşkıya baran, gerçek bir tragedya kahramanıdır. savunduğu, sahip olduğu değerler, tıpkı sular altındaki köyü gibi, yıkılmıştır... istanbul şehrinin sokaklarında o, insanın içinde aynı anda gülmek ve ağlamak duyguları uyandıran çağdaş bir don kişot'tur... kenar mahalle delikanlısı cumali ise, çarpık toplumsal ilişkiler ortamında büyümüş ve kendisi henüz kendi değerlerini oluşturamamıştır... baran'la karşılaşmaları, belki de bu değerleri oluşturabilmesi için bir şanstır... fakat çarpık değerler ortamı, onu da eşkıya baran'ı da aynı anda acımasızca yutacaktır...
yavuz turgul ve şener şen, eşkıya baran tipiyle, unutulması olanaksız bir sinema (roman) kahramanı yaratmışlar.
'şaki', mutsuz kişi anlamına da geliyor... 'eşkıya'nın kahramanı mutsuz bir kişi mi? bence o, filmin sonunda havai fişeklere ve yıldızlara karışırken de en sağlam insanca değerlere sonuna kadar bağlı kalmayı başarabilmiş mutlu bir insandır...
izleyen herkesin filmde sevecek bir şeyler bulması, sanıyorum ki ortak bir noktada buluşmaktan çok, kahramanların herhangi bir yönünden etkilenmekle ilgili. 'eşkıya'da böyle bir içerik zenginliği, olay örgüsünün böyle bir yoğunluğu var.
'eşkıya' gerçekçi bir yapıt. fakat, (yaşar kemal'in romanlarındaki gibi) masalsı öğelere de sahip. bu masal öğeleri (yine yaşar kemal'in romanlarında olduğu gibi) gerçeği bulandırmıyor. tersine, ondaki (gerçekteki) masalsı boyutun altını çiziyor. otuz beş yıl sonra cezaevinden çıkan adamın köyünü sular altında bulması, bir masal öğesidir. yaşlı kadınla bir masal atmosferinde buluşmalarında, bir masal atmosferinde konuşmalarında şaşılacak bir yan yok. çünkü bu masal, bizim hayatımızın gerçeğidir... yönetmen, filmin bu giriş sahnesinde, bile isteye bir tragedya ortamı yaratmış. bu nedenle, sular altındaki köyün yıkıntılarını terk etmeyen yaşlı kadının gerçek bir yaşlı kadın olup olmaması önemli değildir... o bir tragedya kahramanıdır... yönetmen böylece, gerçekçi yöntemin doğalcı yorumundan bilinçli olarak uzak durarak, gerçek yaşamdaki tragedyanın altını çiziyor... (bunun gibi, filmin başından finaline kadar birçok başka sahnesinde de olayların gerçeklikle bire bir örtüşürlüğünü aramak, filmde anlatılmak isteneni anlamamış olmak demektir.)
eşkıya baran, gerçek bir tragedya kahramanıdır. savunduğu, sahip olduğu değerler, tıpkı sular altındaki köyü gibi, yıkılmıştır... istanbul şehrinin sokaklarında o, insanın içinde aynı anda gülmek ve ağlamak duyguları uyandıran çağdaş bir don kişot'tur... kenar mahalle delikanlısı cumali ise, çarpık toplumsal ilişkiler ortamında büyümüş ve kendisi henüz kendi değerlerini oluşturamamıştır... baran'la karşılaşmaları, belki de bu değerleri oluşturabilmesi için bir şanstır... fakat çarpık değerler ortamı, onu da eşkıya baran'ı da aynı anda acımasızca yutacaktır...
yavuz turgul ve şener şen, eşkıya baran tipiyle, unutulması olanaksız bir sinema (roman) kahramanı yaratmışlar.
'şaki', mutsuz kişi anlamına da geliyor... 'eşkıya'nın kahramanı mutsuz bir kişi mi? bence o, filmin sonunda havai fişeklere ve yıldızlara karışırken de en sağlam insanca değerlere sonuna kadar bağlı kalmayı başarabilmiş mutlu bir insandır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar