bugün
- kolye142
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması5
- bu saatte yemek yemek6
- ona bir şey söyle13
- hayatın acı gerçekleri5
- ilişkiye ara vermek6
- marka giyinmek6
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak7
- nervionun mavi gözleri11
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir6
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- ofis pornosu7
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- teselli vermek6
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası3
- yer yön hafızası sıfır olan insan4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- biz büyüdük ve kirlendi mi dünya sorunsalı7
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- uçan arabalar neden çıkmadı5
- cep telefonu22
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yazarların telefon numaraları3
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- nokia20
- courtney love2
- antalya3
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- teoman'ın popülerliğini kaybetmemesi5
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- diksiyon4
- bik bik'in kraliçe olması10
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- bana isminizi bahşeder misiniz4
- etek tıraşı4
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- pariste kestane ağacı dibinde tek ayak durmak4
- fransa11
- anpa gross3
- bir insanı değiştirebileceğini sanmak3
- kaybolan çorabın teki2
- sarı tekerin yazar olamaması8
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı23
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- sexting3
----spoiler--
Bazı yerlerinde güldüğüm!, bazı yerlerinde takdir ettiğim (son sahnesinde) korku filmidir. Ama hiç korkmadığımı üzülerek söylemeliyim. Yani korkutucu bir korku filmi olamamış! isminin ve reklamının hakkını verememiş.
Söylediğim gibi bazı sahneler hakikaten gülünç ve klişeydi. Mesela Bu filmde de "inanmam da inanmam" diyen bir adam var. Sonradan sesi çıkmasa da kızın sevgilisi bu rolü üstlendiğinde çok sinir bozucu olmakta. El fenerinin çalışmaması, mezar taşının direkt olarak kızın kafasına devrilmesi, bir çok sahnede klişe kamera tekniklerini kullanarak ani hareketlerle seyirciyi korkutmaya çalışmaları, yaşlı teyzemizin 50 kere başroldeki chris ablamızın ağzına kusması, kızın ağzına girmeyen şeyin kalmaması! Hiç olmamış.
Filmde takdir ettiğim birkaç nokta var. Mesela birçok amerikan korku filminde kullanılan erotizm bu filmde pek kullanılmamış. En azından filmin sonundaki eteğin açılması sahnesini ve onun öncesindeki yağmurlu mezarlık sahnesinde ıslanan tişört ile gördüğümüz göğüsleri saymazsak kullanılmamış diyebiliriz. Yani başrol kadın oyuncusunun(Alison Lohman) göğüsleri bu film'de gözümüze sokulmuyor.
Film klişelerle dolu olmasına rağmen filmi izlerken çok da sıkılmadım ama son dönem korku filmlerindeki iğrendirme taktiği sebebiyle middem bulandı diyebilirim. Yani yaşlı teyzemiz bu kadar iğrenç olmak zorunda değildi. Ayrıca şu medyum kadın (Sylvia Ganush) rolünü pek oynayabilmiş diyemem. Keçi kurban edecekleri sahnede opera söylüyormuş gibi geldi bana! muhtemelen kamera arkasında kopmuşlardır! Bir de şu esmer medyum abimizi lost'daki sayid'e benzettim bayağı. Lamia büyüsünü duyunca da üvey babanın "lamia" diye bağırması aklıma geldi.
Ayrıca bir de Christine Brown'a değinmek istiyorum. Filmde herkes bu kızın iyi olduğunu düşünmekte ama ben bu konuda şüpheliyim. Yani kız pek de iyi biri değil. En azından kendini! ve mevki hırsını herşeyin önünde tutmakta. Mesela filmin başında mevkiyi kazanmak için yaşlı kadına ek süre vermiyor. Üstelik kadının yalvarmasına rağmen vermiyor. Bununla da bitmiyor. Hayvansever olduğunu söylemesine rağmen çok sevdiği kedisini bıçaklayıp keçiyi kurban etmelerine ses çıkarmıyor. Hadi keçiyi anladık da kendi kedisini niye defalarca bıçaklayarak katletti orasını anlayamadım(yoksa kız gerçekten deli mi?). hayvan sevgisine hayran kaldım doğrusu. Filmin sonlarına doğru iyi bir kız olmakta ama. Müdür yardımcılığındaki rakibi olan şerefsiz adama bile lanetli düğmeyi vermemesinden bunu çıkardım.
Ayrıca filmin son sahnesi aynı zamanda filmin en güzel sahnesiydi. Gerçekten çok güzel yapmışlar. Kısacası film korku olarak vasat düzeyde. Korkmak için izleyecekseniz izlemeseniz de olur.
--spoiler----
Bazı yerlerinde güldüğüm!, bazı yerlerinde takdir ettiğim (son sahnesinde) korku filmidir. Ama hiç korkmadığımı üzülerek söylemeliyim. Yani korkutucu bir korku filmi olamamış! isminin ve reklamının hakkını verememiş.
Söylediğim gibi bazı sahneler hakikaten gülünç ve klişeydi. Mesela Bu filmde de "inanmam da inanmam" diyen bir adam var. Sonradan sesi çıkmasa da kızın sevgilisi bu rolü üstlendiğinde çok sinir bozucu olmakta. El fenerinin çalışmaması, mezar taşının direkt olarak kızın kafasına devrilmesi, bir çok sahnede klişe kamera tekniklerini kullanarak ani hareketlerle seyirciyi korkutmaya çalışmaları, yaşlı teyzemizin 50 kere başroldeki chris ablamızın ağzına kusması, kızın ağzına girmeyen şeyin kalmaması! Hiç olmamış.
Filmde takdir ettiğim birkaç nokta var. Mesela birçok amerikan korku filminde kullanılan erotizm bu filmde pek kullanılmamış. En azından filmin sonundaki eteğin açılması sahnesini ve onun öncesindeki yağmurlu mezarlık sahnesinde ıslanan tişört ile gördüğümüz göğüsleri saymazsak kullanılmamış diyebiliriz. Yani başrol kadın oyuncusunun(Alison Lohman) göğüsleri bu film'de gözümüze sokulmuyor.
Film klişelerle dolu olmasına rağmen filmi izlerken çok da sıkılmadım ama son dönem korku filmlerindeki iğrendirme taktiği sebebiyle middem bulandı diyebilirim. Yani yaşlı teyzemiz bu kadar iğrenç olmak zorunda değildi. Ayrıca şu medyum kadın (Sylvia Ganush) rolünü pek oynayabilmiş diyemem. Keçi kurban edecekleri sahnede opera söylüyormuş gibi geldi bana! muhtemelen kamera arkasında kopmuşlardır! Bir de şu esmer medyum abimizi lost'daki sayid'e benzettim bayağı. Lamia büyüsünü duyunca da üvey babanın "lamia" diye bağırması aklıma geldi.
Ayrıca bir de Christine Brown'a değinmek istiyorum. Filmde herkes bu kızın iyi olduğunu düşünmekte ama ben bu konuda şüpheliyim. Yani kız pek de iyi biri değil. En azından kendini! ve mevki hırsını herşeyin önünde tutmakta. Mesela filmin başında mevkiyi kazanmak için yaşlı kadına ek süre vermiyor. Üstelik kadının yalvarmasına rağmen vermiyor. Bununla da bitmiyor. Hayvansever olduğunu söylemesine rağmen çok sevdiği kedisini bıçaklayıp keçiyi kurban etmelerine ses çıkarmıyor. Hadi keçiyi anladık da kendi kedisini niye defalarca bıçaklayarak katletti orasını anlayamadım(yoksa kız gerçekten deli mi?). hayvan sevgisine hayran kaldım doğrusu. Filmin sonlarına doğru iyi bir kız olmakta ama. Müdür yardımcılığındaki rakibi olan şerefsiz adama bile lanetli düğmeyi vermemesinden bunu çıkardım.
Ayrıca filmin son sahnesi aynı zamanda filmin en güzel sahnesiydi. Gerçekten çok güzel yapmışlar. Kısacası film korku olarak vasat düzeyde. Korkmak için izleyecekseniz izlemeseniz de olur.
--spoiler----
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar