bugün
- jaws filmindeki sikko balik9
- iltica20
- sözlüğün kralı8
- yalnız yaşamak6
- fetöcü ünlüler2
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- asansörde konuşmama kuralı3
- nev ölmüş başımız sağ olsun3
- atatürk ün hataları2
- doğru don seçimi4
- galatasaray fenerbahçe derbisi2
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- oktay saral6
- haftanın gammazlarında birinci olan user2
- kabine'nin beştepe de toplanması3
- moralin çok bozuk olması4
- betray me7
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak11
- rakı içen kadına hayran olan lavuk2
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı21
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- el clasico da real madrid'in barcelona'yı yenmesi2
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- galatasaray fenerbahçe derbisinde 407 randevu2
- sözlüğün kraliçesi5
- forma7
- metamfetamin7
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- ırak5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- salçalı makarna10
- evlenmek3
- gece gece kokoreç gömmek7
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- ayağı şiir kokan kadın6
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- çin9
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- umman4
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- ilhan irem dinleyen erkek6
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar3
- nemlendirici krem20
sözcüğün ortaya çıkış şekli ve etimolojisi ise bambaşka bir hikayeye dayanmaktadır:
bir gün temel bakkala gider, yeni bir bisküvi görür, adı da "oreos"tur. bu bisküvinin, amerika'nın en ünlü bisküvisi olduğunu bilmeden, alır bisküviyi, önce küfreder (pahalıdır çünkü), sonra tadına bakar, bayılır. pakedin dibinde kalan 1 taneyi kankisi dursun'a verir, dursun da bayılır bisküviye. neyse, gel zaman git zaman, temel'in amerika'ya gitmesi gerekir (temel'in "tek saz -> teksas", "karalahana -> carolina" gibi eyaletlere isim babalığı yaptığı o fıkra var ya işte bu fıkra da aynı zamanda geçiyor*). sonra temel, karısı fadime ve kankisi dursun amerika'ya giderler. orada da domuz eti çok fazla olduğu için aç kalırlar, aç bilaç gezerken bir bakkal görürler. üstünde "drugstore" yazmaktadır. neyse efenim, içeri girer bizimkiler, "et içermeyen birşey alalım da günah olmasın bari o kadar yol geldikten sonra" deyip, bisküvi reyonuna yönelirler. ama fadime kasada durur ve sadece temel ve dursun gider bisküvilere. sonra temel bir bakar, oreos! sonra, tekrar bakar bisküviye ve der ki; "lan bu, bu, oreos bu!" der. sonra da dursun'u çağırır yanına, onun da bu müthiş anın büyüsüne kapılmasını ister. dursun da bağırır; "oreos buuu!". her neyse efenim, temel, güzel haberi fadime'ye de vermek ister, ve "fadime, bak, oreos bu! oreos bu!" diyerek kasaya gitmeye başlar. ama kasaya vardığında kötü bir sürpriz beklemektedir onu, fadime, üçünün cüzdanlarını kızılderililere kaptırmıştır ve parasız olduklarından dolayı bisküvi alamayacaklarını bildiğinden bisküvileri almak için dükkan sahibiyle orada işi pişirmektedir. temel ise bağırarak gelirken onları görür ve lafı ağzına tıkılır; "oreos bu, fadime.." şeklinde. her neyse, işte dükkan sahibi, "oreos bu" lafının fahişe ile aynı anlama geldiğini düşünür, ve fahişe yerine "oreos bu" demeye başlar. sonrasında halk arasında söylene söylene "oreos bu" söz öbeği, "orospu" kelimesine dönüşür. kelimenin türkiye'ye nasıl geldiği ise muallakta. onun için de birşeyler uydurabiliriz tabiki.
işte "orospu" kelimesinin etimolojisi budur, böyledir. iyi günler dilerim.
bir gün temel bakkala gider, yeni bir bisküvi görür, adı da "oreos"tur. bu bisküvinin, amerika'nın en ünlü bisküvisi olduğunu bilmeden, alır bisküviyi, önce küfreder (pahalıdır çünkü), sonra tadına bakar, bayılır. pakedin dibinde kalan 1 taneyi kankisi dursun'a verir, dursun da bayılır bisküviye. neyse, gel zaman git zaman, temel'in amerika'ya gitmesi gerekir (temel'in "tek saz -> teksas", "karalahana -> carolina" gibi eyaletlere isim babalığı yaptığı o fıkra var ya işte bu fıkra da aynı zamanda geçiyor*). sonra temel, karısı fadime ve kankisi dursun amerika'ya giderler. orada da domuz eti çok fazla olduğu için aç kalırlar, aç bilaç gezerken bir bakkal görürler. üstünde "drugstore" yazmaktadır. neyse efenim, içeri girer bizimkiler, "et içermeyen birşey alalım da günah olmasın bari o kadar yol geldikten sonra" deyip, bisküvi reyonuna yönelirler. ama fadime kasada durur ve sadece temel ve dursun gider bisküvilere. sonra temel bir bakar, oreos! sonra, tekrar bakar bisküviye ve der ki; "lan bu, bu, oreos bu!" der. sonra da dursun'u çağırır yanına, onun da bu müthiş anın büyüsüne kapılmasını ister. dursun da bağırır; "oreos buuu!". her neyse efenim, temel, güzel haberi fadime'ye de vermek ister, ve "fadime, bak, oreos bu! oreos bu!" diyerek kasaya gitmeye başlar. ama kasaya vardığında kötü bir sürpriz beklemektedir onu, fadime, üçünün cüzdanlarını kızılderililere kaptırmıştır ve parasız olduklarından dolayı bisküvi alamayacaklarını bildiğinden bisküvileri almak için dükkan sahibiyle orada işi pişirmektedir. temel ise bağırarak gelirken onları görür ve lafı ağzına tıkılır; "oreos bu, fadime.." şeklinde. her neyse, işte dükkan sahibi, "oreos bu" lafının fahişe ile aynı anlama geldiğini düşünür, ve fahişe yerine "oreos bu" demeye başlar. sonrasında halk arasında söylene söylene "oreos bu" söz öbeği, "orospu" kelimesine dönüşür. kelimenin türkiye'ye nasıl geldiği ise muallakta. onun için de birşeyler uydurabiliriz tabiki.
işte "orospu" kelimesinin etimolojisi budur, böyledir. iyi günler dilerim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar