bugün
- merfulu gitmesin kampanyası10
- nervio moderatör olsun kampanyası9
- gammazların tarafsız olması gerekliliği10
- kızların kıvırcık saçlı erkeklere olan zaafı5
- öykü serter5
- ismet gürbüz5
- arabayı yavaş süren tipler10
- arkadaşlar moderatör oluyorum5
- hatırladığınız en eski anı4
- beni seven yazarlar6
- iltifat mı hakaret mi belli olmayan kelimeler5
- tahsildaroglu peyniri3
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay12
- yakışıklı erkeklerin gay olması8
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor7
- 20 ağustosta boşalma davam var3
- queen feristah9
- zam var diye gece benzinciye gitmek6
- 60 yıllık ömrümün kalması4
- uludağ sözlük için öneriler6
- maykıl2
- liseden arkadaşlar4
- cuheyman el uteybi2
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor14
- limonata2
- sarhoşken sokak hayvanlarıyla arkadaşlık etmek4
- online yazarlar neden yazmıyor11
- arkadaşlar düzeldi mi2
- tamer karadağlı4
- true çaylak olsun kampanyası13
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj9
- nutuk'un özel olmayan baskısı3
- tarık tarcan5
- arkadan yanaşıp selektör yapan it10
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite13
- sözlük içi konularda başlık açamamak2
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması5
- küçük prens okuyan yetişkin erkek5
- yılbaşına az kalması6
- ibne miyim acaba diye sorgulamak9
- kavga ediyor numarası yapan yazarlar6
- sürekli güler yüzle dolaşan tip11
- debe'nin nick altı entry dolması4
- velvet57
- misafirlikte tuvalete gitmek4
- sözlük yazarlarının çayları9
- ilk fırsatta fahri trafik müfettişi olacağım5
- yeni parti39
- mirc2
- gocu22
sözcüğün ortaya çıkış şekli ve etimolojisi ise bambaşka bir hikayeye dayanmaktadır:
bir gün temel bakkala gider, yeni bir bisküvi görür, adı da "oreos"tur. bu bisküvinin, amerika'nın en ünlü bisküvisi olduğunu bilmeden, alır bisküviyi, önce küfreder (pahalıdır çünkü), sonra tadına bakar, bayılır. pakedin dibinde kalan 1 taneyi kankisi dursun'a verir, dursun da bayılır bisküviye. neyse, gel zaman git zaman, temel'in amerika'ya gitmesi gerekir (temel'in "tek saz -> teksas", "karalahana -> carolina" gibi eyaletlere isim babalığı yaptığı o fıkra var ya işte bu fıkra da aynı zamanda geçiyor*). sonra temel, karısı fadime ve kankisi dursun amerika'ya giderler. orada da domuz eti çok fazla olduğu için aç kalırlar, aç bilaç gezerken bir bakkal görürler. üstünde "drugstore" yazmaktadır. neyse efenim, içeri girer bizimkiler, "et içermeyen birşey alalım da günah olmasın bari o kadar yol geldikten sonra" deyip, bisküvi reyonuna yönelirler. ama fadime kasada durur ve sadece temel ve dursun gider bisküvilere. sonra temel bir bakar, oreos! sonra, tekrar bakar bisküviye ve der ki; "lan bu, bu, oreos bu!" der. sonra da dursun'u çağırır yanına, onun da bu müthiş anın büyüsüne kapılmasını ister. dursun da bağırır; "oreos buuu!". her neyse efenim, temel, güzel haberi fadime'ye de vermek ister, ve "fadime, bak, oreos bu! oreos bu!" diyerek kasaya gitmeye başlar. ama kasaya vardığında kötü bir sürpriz beklemektedir onu, fadime, üçünün cüzdanlarını kızılderililere kaptırmıştır ve parasız olduklarından dolayı bisküvi alamayacaklarını bildiğinden bisküvileri almak için dükkan sahibiyle orada işi pişirmektedir. temel ise bağırarak gelirken onları görür ve lafı ağzına tıkılır; "oreos bu, fadime.." şeklinde. her neyse, işte dükkan sahibi, "oreos bu" lafının fahişe ile aynı anlama geldiğini düşünür, ve fahişe yerine "oreos bu" demeye başlar. sonrasında halk arasında söylene söylene "oreos bu" söz öbeği, "orospu" kelimesine dönüşür. kelimenin türkiye'ye nasıl geldiği ise muallakta. onun için de birşeyler uydurabiliriz tabiki.
işte "orospu" kelimesinin etimolojisi budur, böyledir. iyi günler dilerim.
bir gün temel bakkala gider, yeni bir bisküvi görür, adı da "oreos"tur. bu bisküvinin, amerika'nın en ünlü bisküvisi olduğunu bilmeden, alır bisküviyi, önce küfreder (pahalıdır çünkü), sonra tadına bakar, bayılır. pakedin dibinde kalan 1 taneyi kankisi dursun'a verir, dursun da bayılır bisküviye. neyse, gel zaman git zaman, temel'in amerika'ya gitmesi gerekir (temel'in "tek saz -> teksas", "karalahana -> carolina" gibi eyaletlere isim babalığı yaptığı o fıkra var ya işte bu fıkra da aynı zamanda geçiyor*). sonra temel, karısı fadime ve kankisi dursun amerika'ya giderler. orada da domuz eti çok fazla olduğu için aç kalırlar, aç bilaç gezerken bir bakkal görürler. üstünde "drugstore" yazmaktadır. neyse efenim, içeri girer bizimkiler, "et içermeyen birşey alalım da günah olmasın bari o kadar yol geldikten sonra" deyip, bisküvi reyonuna yönelirler. ama fadime kasada durur ve sadece temel ve dursun gider bisküvilere. sonra temel bir bakar, oreos! sonra, tekrar bakar bisküviye ve der ki; "lan bu, bu, oreos bu!" der. sonra da dursun'u çağırır yanına, onun da bu müthiş anın büyüsüne kapılmasını ister. dursun da bağırır; "oreos buuu!". her neyse efenim, temel, güzel haberi fadime'ye de vermek ister, ve "fadime, bak, oreos bu! oreos bu!" diyerek kasaya gitmeye başlar. ama kasaya vardığında kötü bir sürpriz beklemektedir onu, fadime, üçünün cüzdanlarını kızılderililere kaptırmıştır ve parasız olduklarından dolayı bisküvi alamayacaklarını bildiğinden bisküvileri almak için dükkan sahibiyle orada işi pişirmektedir. temel ise bağırarak gelirken onları görür ve lafı ağzına tıkılır; "oreos bu, fadime.." şeklinde. her neyse, işte dükkan sahibi, "oreos bu" lafının fahişe ile aynı anlama geldiğini düşünür, ve fahişe yerine "oreos bu" demeye başlar. sonrasında halk arasında söylene söylene "oreos bu" söz öbeği, "orospu" kelimesine dönüşür. kelimenin türkiye'ye nasıl geldiği ise muallakta. onun için de birşeyler uydurabiliriz tabiki.
işte "orospu" kelimesinin etimolojisi budur, böyledir. iyi günler dilerim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar