bugün
- teen slasher film klişeleri4
- haşemayla site havuzuna alınmayan kadının isyanı5
- en son aldığınız iltifat7
- çay koymak mı katmak mı8
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız6
- irmik helvası6
- imama geçen yaz ne yaptığını biliyorum demek3
- en köylü özelliğiniz2
- donanımsal önbellek2
- 35 yaşından sonra aşık olmanın imkansızlaşması8
- antik mezar kazıp kötü güçleri uyandırmak3
- baklavanın hiçbir içeceğe uyum sağlamaması2
- hangi sözlük yazarı hangi the boyz karakteri olur3
- öbür sözlükten hep erkek yazar gelmesi7
- balıkesir denince akla ilk gelenler8
- karımla evlendiğime bin pişmanım5
- i know what you did last summer2
- takıntılı gammaz2
- arkadaşlar ben saksı değilim5
- karton toplayan gocu3
- amfetamin3
- gaspar noe'nin son filminin baya baya porno olması2
- arkadaşlar beni özlediniz mi5
- sözlükten kaç sevgili edindiniz2
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- kadıköy sabiha gökçen havalimanı metrosu2
- usualsuspects'in yazlığında tatil yapmak2
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak11
- misafirliğe gitmek iyi değildir3
- kezo osuruğu3
- amerika iran savaşı3
- sagopa ile kolera2
- tarımdan paradoksa evrim3
- cehaletln cazibesi11
- yürüyüş meksika açmazı kahve2
- göbek eritme taktikleri3
- yalnızlıktan keyif almak5
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak5
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması10
- hindistanlı kızlar5
- ciguli kral4
- çay katüüm mü daayı3
- sadece sarışın erkek yazarları takip etmem3
- ülke whatsapp grubu kurmak3
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi6
- aylık 353 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- büyük aşklar yolculuklarla başlar2
Fransız tüccarı şaşırtan kese vakası
Sel sonrası yaşanan yağma, 200 yıl önce istanbul'da altın kesesini düşüren Fransız tüccarı şaşırtan Osmanlı ahlakını hatırlattı ve bir millet nerden nereye geldi dedirtti
istanbulda yaşanan sel felakatindeki yağma görüntüleri 200 yıl öncesinin istanbulunda yaşanan ve kitaplara akseden bir tabloyu canlandırdı gözümün önünde. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu halden bu nedenle utandım. Nerden nereye dedim.
1800lü yılların başı...
O tarihlerde istanbulun Karaköy semti istanbulun en önemli ticaret merkezidir. Osmanlı Devletinin sadece Anadoluya açılan ticari kapısı değil, aynı zamanda ithalat ve ihracatın da merkezidir. Karaköy o yıllarda yerli yabancı çok sayıda insan kaynamaktadır.
O tarihlerde henüz tren ulaşımı devreye girmediğinden, istanbula gelen yabancı tüccarların kullandığı en önemli ulaşım aracı gemilerdir. Avrupadan gemilerle gelen yabancı tüccarlar ve seyyahlar Karaköy limanına ayak basarak istanbula giriş yapmaktadırlar.
Haliyle o tarihlerde kağıt para, çek vb. mübadele araçları henüz kullanılmaya başlanmadığından, tüm alışverişler altın ve gümüş paralar üzerinden yapılmaktadır.
Fransadan gelen bir gemiden inen ve Karaköy rıhtımına adımını atan bir Fransız tüccar, hem istanbula ilk ayak basmanın şaşkınlığı, hem de kalabalığın itiş kakış etkisi ile üzerinde taşıdığı altın kesesini yere düşürür.
Yere saçılan altınlar kalabalığın arasında ayaklar altında sağa sola yayılır gider. Fransız tüccar altınlardan bazılarının denize yuvarlandığını da görür. Olaya şahit olan kalabalıkların hemen altınlara saldırması, hatta denize yuvarlanan altınların peşinden suya atlayanlar olduğunu da görünce, bittim ben diye düşünür. Fransız tüccar panikten saçını başını yolmaya başlar.
Yukarıda da anlattığımız gibi bankaların olmadığı, ben paramı kaybettim, bana şu kadar havale edin demenin mümkün olmadığı o dönemde yabancı bir ülkede beraberinde getirdiği altınları kaybetmek demek, herşeyini yitirmek anlamına gelmektedir. Fransız tüccarı perişan eden durum da yabancı bir ülkede içine düştüğü bu çaresizliktir.
Çöküp kaldığı yerde başını ellerinin arasına almış kara kara düşünürken, insanların kendisine doğru geldiğini fark eder.
Her gelen önüne altın koyar. Önüne altın koyanlar arasında, üstü başı su içinde gençler de vardır. Fransız tüccar fark eder ki, altın kesesini düşürdüğünde altınlara doğru hamle yapan, hatta denize düşen altınların peşinden suya atlayan insanlar, kendi altınlarını toparlayabilmek için mücadele veren insanlardır. Nitekim kalabalık dağıldığında ve altınlarını saydığında hiç eksik olmadığını fark eder.
Bu nesli kim yetiştirdi?
Çarşamba günü istanbulda yaşanan sel felaketinin hemen ardından bazı insanların yağma amacıyla afet bölgesinde cirit atması, üstelik bu rezaleti kameralar önünde pervasızca icra etmeleri birçok vatandaşın kanını dondurdu.
Bazı vatandaşlarımız su ortasında can derdi ile boğuşurken, kendi canını riske etme pahasına suya atlayıp mal kapmak isteyenlerin hali vicdan sahibi insanları şoke etti.
Spor camiasının yakından tanıdığı ve sevdiği işadamı Abdurrahim Albayrakın şirket binası da, sel felaketinin en dehşetli yaşandığı yerin tam ortasında kaldı. O gün olan bitenleri dehşet içinde anlatan Abdurrahim Albayrak, afetin olduğu günün gecesinde sahur vakti şirketten dışarıya çıktığında, altında pahalı araba, yan koltukta modern giyimli genç bayanın da bulunduğu bir ailenin de yağma için ortada cirit attığını görünce gözlerine inanamadığını söyledi. Hali vakti yerinde olduğu anlaşılan kişilerin bile yağmacı birer çapulcu haline gelmesi herkesi şaşırttı.
O kadar ki, çeşitli vilayetlerden yağma amacıyla araç tutup gelenler olduğu anlaşıldı. istanbul'da felakete neden olan selde yaşanan ölüm ve yağma olaylarıyla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış.
Şimdi sormak lazım. Bu insanlar hangi iklimde, hangi şartlar altında, ne tür telkin ve öğretilerle yetişti, yetiştirildi. içinde yaşadıkları çevrelerde ve aile ortamlarında günlük sohbet konuları nelerdi? Bu yağma duygusunu tetikleyen saikler neler oldu, nerden kaynaklandı?
Atatürkün, Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır şeklinde güzel bir sözü var. Şu an gelinen noktayı sadece öğretmenlere yıkmak işin kolayına kaçmak olur. Kimse suçu başkasında aramasın. Herkes suçlu...
Öğretmenleri yetiştiren öğretmenler, şu an yaşayan neslin aileleri, ikliminde nefes aldıkları akraba ve toplumsal çevreleri, izledikleri programlar, okudukları kitapların muhteviyatı, en çok izlenen filmler, programlar, bakın bakalım her birinde verilen mesajlara... Ne öğretiyorlar, neyi telkin ediyorlar?
Siyasete ilgi duyanların birçoğu neyi yağmalamaya talip oluyorlar? Üçbeş kuruş maaşı olan kamu görevlerine insanlar gerçekten neden iştiyakla saldırıyorlar?
Osmanlı Devleti, yukarıda verilen örnekteki ruhu yitirdiği için yıkıldı. Diğer nedenler çok tali faktörler. işin özü budur.
Ah Fransız tüccar ah... Ne kadar şanslıymışsın.
200 yıl öncesinin istanbulunda değil de önceki günkü istanbulda yaşananlara şahit olsaydın, kendi derdini unutur bu milletin haline yanardın.
Ama düzelecek... Az sabır... Bu da bir imtihan.
Ali Kırca dün akşam Siyaset Meydanında çok uğraştı ama, 200 aracını sele kaptıran Abdurrahim Albayraka nerde bu devlet dedirtemedi.
Asıl soru, nerde bu millet meselesidir.
Bu toplum şu haliyle şu an ki idarecileri bile hak etmiyor. Bu ülkenin devleti şu haliyle bile şu anki milletten daha iyidir. Çünkü süt nasılsa kaymağı öyledir.
Ne diyor ayette;
Şüphesiz ki, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad, 11)
Dönüşüm alttan yukarıya doğru olursa sağlıklı olacaktır.
Yani önce bizden...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY
Sel sonrası yaşanan yağma, 200 yıl önce istanbul'da altın kesesini düşüren Fransız tüccarı şaşırtan Osmanlı ahlakını hatırlattı ve bir millet nerden nereye geldi dedirtti
istanbulda yaşanan sel felakatindeki yağma görüntüleri 200 yıl öncesinin istanbulunda yaşanan ve kitaplara akseden bir tabloyu canlandırdı gözümün önünde. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu halden bu nedenle utandım. Nerden nereye dedim.
1800lü yılların başı...
O tarihlerde istanbulun Karaköy semti istanbulun en önemli ticaret merkezidir. Osmanlı Devletinin sadece Anadoluya açılan ticari kapısı değil, aynı zamanda ithalat ve ihracatın da merkezidir. Karaköy o yıllarda yerli yabancı çok sayıda insan kaynamaktadır.
O tarihlerde henüz tren ulaşımı devreye girmediğinden, istanbula gelen yabancı tüccarların kullandığı en önemli ulaşım aracı gemilerdir. Avrupadan gemilerle gelen yabancı tüccarlar ve seyyahlar Karaköy limanına ayak basarak istanbula giriş yapmaktadırlar.
Haliyle o tarihlerde kağıt para, çek vb. mübadele araçları henüz kullanılmaya başlanmadığından, tüm alışverişler altın ve gümüş paralar üzerinden yapılmaktadır.
Fransadan gelen bir gemiden inen ve Karaköy rıhtımına adımını atan bir Fransız tüccar, hem istanbula ilk ayak basmanın şaşkınlığı, hem de kalabalığın itiş kakış etkisi ile üzerinde taşıdığı altın kesesini yere düşürür.
Yere saçılan altınlar kalabalığın arasında ayaklar altında sağa sola yayılır gider. Fransız tüccar altınlardan bazılarının denize yuvarlandığını da görür. Olaya şahit olan kalabalıkların hemen altınlara saldırması, hatta denize yuvarlanan altınların peşinden suya atlayanlar olduğunu da görünce, bittim ben diye düşünür. Fransız tüccar panikten saçını başını yolmaya başlar.
Yukarıda da anlattığımız gibi bankaların olmadığı, ben paramı kaybettim, bana şu kadar havale edin demenin mümkün olmadığı o dönemde yabancı bir ülkede beraberinde getirdiği altınları kaybetmek demek, herşeyini yitirmek anlamına gelmektedir. Fransız tüccarı perişan eden durum da yabancı bir ülkede içine düştüğü bu çaresizliktir.
Çöküp kaldığı yerde başını ellerinin arasına almış kara kara düşünürken, insanların kendisine doğru geldiğini fark eder.
Her gelen önüne altın koyar. Önüne altın koyanlar arasında, üstü başı su içinde gençler de vardır. Fransız tüccar fark eder ki, altın kesesini düşürdüğünde altınlara doğru hamle yapan, hatta denize düşen altınların peşinden suya atlayan insanlar, kendi altınlarını toparlayabilmek için mücadele veren insanlardır. Nitekim kalabalık dağıldığında ve altınlarını saydığında hiç eksik olmadığını fark eder.
Bu nesli kim yetiştirdi?
Çarşamba günü istanbulda yaşanan sel felaketinin hemen ardından bazı insanların yağma amacıyla afet bölgesinde cirit atması, üstelik bu rezaleti kameralar önünde pervasızca icra etmeleri birçok vatandaşın kanını dondurdu.
Bazı vatandaşlarımız su ortasında can derdi ile boğuşurken, kendi canını riske etme pahasına suya atlayıp mal kapmak isteyenlerin hali vicdan sahibi insanları şoke etti.
Spor camiasının yakından tanıdığı ve sevdiği işadamı Abdurrahim Albayrakın şirket binası da, sel felaketinin en dehşetli yaşandığı yerin tam ortasında kaldı. O gün olan bitenleri dehşet içinde anlatan Abdurrahim Albayrak, afetin olduğu günün gecesinde sahur vakti şirketten dışarıya çıktığında, altında pahalı araba, yan koltukta modern giyimli genç bayanın da bulunduğu bir ailenin de yağma için ortada cirit attığını görünce gözlerine inanamadığını söyledi. Hali vakti yerinde olduğu anlaşılan kişilerin bile yağmacı birer çapulcu haline gelmesi herkesi şaşırttı.
O kadar ki, çeşitli vilayetlerden yağma amacıyla araç tutup gelenler olduğu anlaşıldı. istanbul'da felakete neden olan selde yaşanan ölüm ve yağma olaylarıyla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış.
Şimdi sormak lazım. Bu insanlar hangi iklimde, hangi şartlar altında, ne tür telkin ve öğretilerle yetişti, yetiştirildi. içinde yaşadıkları çevrelerde ve aile ortamlarında günlük sohbet konuları nelerdi? Bu yağma duygusunu tetikleyen saikler neler oldu, nerden kaynaklandı?
Atatürkün, Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır şeklinde güzel bir sözü var. Şu an gelinen noktayı sadece öğretmenlere yıkmak işin kolayına kaçmak olur. Kimse suçu başkasında aramasın. Herkes suçlu...
Öğretmenleri yetiştiren öğretmenler, şu an yaşayan neslin aileleri, ikliminde nefes aldıkları akraba ve toplumsal çevreleri, izledikleri programlar, okudukları kitapların muhteviyatı, en çok izlenen filmler, programlar, bakın bakalım her birinde verilen mesajlara... Ne öğretiyorlar, neyi telkin ediyorlar?
Siyasete ilgi duyanların birçoğu neyi yağmalamaya talip oluyorlar? Üçbeş kuruş maaşı olan kamu görevlerine insanlar gerçekten neden iştiyakla saldırıyorlar?
Osmanlı Devleti, yukarıda verilen örnekteki ruhu yitirdiği için yıkıldı. Diğer nedenler çok tali faktörler. işin özü budur.
Ah Fransız tüccar ah... Ne kadar şanslıymışsın.
200 yıl öncesinin istanbulunda değil de önceki günkü istanbulda yaşananlara şahit olsaydın, kendi derdini unutur bu milletin haline yanardın.
Ama düzelecek... Az sabır... Bu da bir imtihan.
Ali Kırca dün akşam Siyaset Meydanında çok uğraştı ama, 200 aracını sele kaptıran Abdurrahim Albayraka nerde bu devlet dedirtemedi.
Asıl soru, nerde bu millet meselesidir.
Bu toplum şu haliyle şu an ki idarecileri bile hak etmiyor. Bu ülkenin devleti şu haliyle bile şu anki milletten daha iyidir. Çünkü süt nasılsa kaymağı öyledir.
Ne diyor ayette;
Şüphesiz ki, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad, 11)
Dönüşüm alttan yukarıya doğru olursa sağlıklı olacaktır.
Yani önce bizden...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar