bugün
- asrın soygunu10
- ingilizce bilmeyen akademisyenler2
- yazılımcıların flört edememesi5
- manisada okul saldırısı18
- sabahları nefret edilen şeyler7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- tai lung vs gocu22
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- true nickli yazar20
- bekarlığın avantajları3
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- kullanıcı adı değişmiyor3
- sabahları sevilen şeyler8
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- marimar2
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sarı poşet kudurtması13
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- bu ne soğuk amk5
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- teslimiyet4
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- sözlükte kavga olacak hissi4
- gocusuz bir sözlük5
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- ecevit döneminin kepazeliği5
- türkiye de muhalefet var mı9
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- ölümden korkuyor musunuz34
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- krt tv4
- ikizler burcu kadını olmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
Fransız tüccarı şaşırtan kese vakası
Sel sonrası yaşanan yağma, 200 yıl önce istanbul'da altın kesesini düşüren Fransız tüccarı şaşırtan Osmanlı ahlakını hatırlattı ve bir millet nerden nereye geldi dedirtti
istanbulda yaşanan sel felakatindeki yağma görüntüleri 200 yıl öncesinin istanbulunda yaşanan ve kitaplara akseden bir tabloyu canlandırdı gözümün önünde. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu halden bu nedenle utandım. Nerden nereye dedim.
1800lü yılların başı...
O tarihlerde istanbulun Karaköy semti istanbulun en önemli ticaret merkezidir. Osmanlı Devletinin sadece Anadoluya açılan ticari kapısı değil, aynı zamanda ithalat ve ihracatın da merkezidir. Karaköy o yıllarda yerli yabancı çok sayıda insan kaynamaktadır.
O tarihlerde henüz tren ulaşımı devreye girmediğinden, istanbula gelen yabancı tüccarların kullandığı en önemli ulaşım aracı gemilerdir. Avrupadan gemilerle gelen yabancı tüccarlar ve seyyahlar Karaköy limanına ayak basarak istanbula giriş yapmaktadırlar.
Haliyle o tarihlerde kağıt para, çek vb. mübadele araçları henüz kullanılmaya başlanmadığından, tüm alışverişler altın ve gümüş paralar üzerinden yapılmaktadır.
Fransadan gelen bir gemiden inen ve Karaköy rıhtımına adımını atan bir Fransız tüccar, hem istanbula ilk ayak basmanın şaşkınlığı, hem de kalabalığın itiş kakış etkisi ile üzerinde taşıdığı altın kesesini yere düşürür.
Yere saçılan altınlar kalabalığın arasında ayaklar altında sağa sola yayılır gider. Fransız tüccar altınlardan bazılarının denize yuvarlandığını da görür. Olaya şahit olan kalabalıkların hemen altınlara saldırması, hatta denize yuvarlanan altınların peşinden suya atlayanlar olduğunu da görünce, bittim ben diye düşünür. Fransız tüccar panikten saçını başını yolmaya başlar.
Yukarıda da anlattığımız gibi bankaların olmadığı, ben paramı kaybettim, bana şu kadar havale edin demenin mümkün olmadığı o dönemde yabancı bir ülkede beraberinde getirdiği altınları kaybetmek demek, herşeyini yitirmek anlamına gelmektedir. Fransız tüccarı perişan eden durum da yabancı bir ülkede içine düştüğü bu çaresizliktir.
Çöküp kaldığı yerde başını ellerinin arasına almış kara kara düşünürken, insanların kendisine doğru geldiğini fark eder.
Her gelen önüne altın koyar. Önüne altın koyanlar arasında, üstü başı su içinde gençler de vardır. Fransız tüccar fark eder ki, altın kesesini düşürdüğünde altınlara doğru hamle yapan, hatta denize düşen altınların peşinden suya atlayan insanlar, kendi altınlarını toparlayabilmek için mücadele veren insanlardır. Nitekim kalabalık dağıldığında ve altınlarını saydığında hiç eksik olmadığını fark eder.
Bu nesli kim yetiştirdi?
Çarşamba günü istanbulda yaşanan sel felaketinin hemen ardından bazı insanların yağma amacıyla afet bölgesinde cirit atması, üstelik bu rezaleti kameralar önünde pervasızca icra etmeleri birçok vatandaşın kanını dondurdu.
Bazı vatandaşlarımız su ortasında can derdi ile boğuşurken, kendi canını riske etme pahasına suya atlayıp mal kapmak isteyenlerin hali vicdan sahibi insanları şoke etti.
Spor camiasının yakından tanıdığı ve sevdiği işadamı Abdurrahim Albayrakın şirket binası da, sel felaketinin en dehşetli yaşandığı yerin tam ortasında kaldı. O gün olan bitenleri dehşet içinde anlatan Abdurrahim Albayrak, afetin olduğu günün gecesinde sahur vakti şirketten dışarıya çıktığında, altında pahalı araba, yan koltukta modern giyimli genç bayanın da bulunduğu bir ailenin de yağma için ortada cirit attığını görünce gözlerine inanamadığını söyledi. Hali vakti yerinde olduğu anlaşılan kişilerin bile yağmacı birer çapulcu haline gelmesi herkesi şaşırttı.
O kadar ki, çeşitli vilayetlerden yağma amacıyla araç tutup gelenler olduğu anlaşıldı. istanbul'da felakete neden olan selde yaşanan ölüm ve yağma olaylarıyla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış.
Şimdi sormak lazım. Bu insanlar hangi iklimde, hangi şartlar altında, ne tür telkin ve öğretilerle yetişti, yetiştirildi. içinde yaşadıkları çevrelerde ve aile ortamlarında günlük sohbet konuları nelerdi? Bu yağma duygusunu tetikleyen saikler neler oldu, nerden kaynaklandı?
Atatürkün, Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır şeklinde güzel bir sözü var. Şu an gelinen noktayı sadece öğretmenlere yıkmak işin kolayına kaçmak olur. Kimse suçu başkasında aramasın. Herkes suçlu...
Öğretmenleri yetiştiren öğretmenler, şu an yaşayan neslin aileleri, ikliminde nefes aldıkları akraba ve toplumsal çevreleri, izledikleri programlar, okudukları kitapların muhteviyatı, en çok izlenen filmler, programlar, bakın bakalım her birinde verilen mesajlara... Ne öğretiyorlar, neyi telkin ediyorlar?
Siyasete ilgi duyanların birçoğu neyi yağmalamaya talip oluyorlar? Üçbeş kuruş maaşı olan kamu görevlerine insanlar gerçekten neden iştiyakla saldırıyorlar?
Osmanlı Devleti, yukarıda verilen örnekteki ruhu yitirdiği için yıkıldı. Diğer nedenler çok tali faktörler. işin özü budur.
Ah Fransız tüccar ah... Ne kadar şanslıymışsın.
200 yıl öncesinin istanbulunda değil de önceki günkü istanbulda yaşananlara şahit olsaydın, kendi derdini unutur bu milletin haline yanardın.
Ama düzelecek... Az sabır... Bu da bir imtihan.
Ali Kırca dün akşam Siyaset Meydanında çok uğraştı ama, 200 aracını sele kaptıran Abdurrahim Albayraka nerde bu devlet dedirtemedi.
Asıl soru, nerde bu millet meselesidir.
Bu toplum şu haliyle şu an ki idarecileri bile hak etmiyor. Bu ülkenin devleti şu haliyle bile şu anki milletten daha iyidir. Çünkü süt nasılsa kaymağı öyledir.
Ne diyor ayette;
Şüphesiz ki, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad, 11)
Dönüşüm alttan yukarıya doğru olursa sağlıklı olacaktır.
Yani önce bizden...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY
Sel sonrası yaşanan yağma, 200 yıl önce istanbul'da altın kesesini düşüren Fransız tüccarı şaşırtan Osmanlı ahlakını hatırlattı ve bir millet nerden nereye geldi dedirtti
istanbulda yaşanan sel felakatindeki yağma görüntüleri 200 yıl öncesinin istanbulunda yaşanan ve kitaplara akseden bir tabloyu canlandırdı gözümün önünde. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu halden bu nedenle utandım. Nerden nereye dedim.
1800lü yılların başı...
O tarihlerde istanbulun Karaköy semti istanbulun en önemli ticaret merkezidir. Osmanlı Devletinin sadece Anadoluya açılan ticari kapısı değil, aynı zamanda ithalat ve ihracatın da merkezidir. Karaköy o yıllarda yerli yabancı çok sayıda insan kaynamaktadır.
O tarihlerde henüz tren ulaşımı devreye girmediğinden, istanbula gelen yabancı tüccarların kullandığı en önemli ulaşım aracı gemilerdir. Avrupadan gemilerle gelen yabancı tüccarlar ve seyyahlar Karaköy limanına ayak basarak istanbula giriş yapmaktadırlar.
Haliyle o tarihlerde kağıt para, çek vb. mübadele araçları henüz kullanılmaya başlanmadığından, tüm alışverişler altın ve gümüş paralar üzerinden yapılmaktadır.
Fransadan gelen bir gemiden inen ve Karaköy rıhtımına adımını atan bir Fransız tüccar, hem istanbula ilk ayak basmanın şaşkınlığı, hem de kalabalığın itiş kakış etkisi ile üzerinde taşıdığı altın kesesini yere düşürür.
Yere saçılan altınlar kalabalığın arasında ayaklar altında sağa sola yayılır gider. Fransız tüccar altınlardan bazılarının denize yuvarlandığını da görür. Olaya şahit olan kalabalıkların hemen altınlara saldırması, hatta denize yuvarlanan altınların peşinden suya atlayanlar olduğunu da görünce, bittim ben diye düşünür. Fransız tüccar panikten saçını başını yolmaya başlar.
Yukarıda da anlattığımız gibi bankaların olmadığı, ben paramı kaybettim, bana şu kadar havale edin demenin mümkün olmadığı o dönemde yabancı bir ülkede beraberinde getirdiği altınları kaybetmek demek, herşeyini yitirmek anlamına gelmektedir. Fransız tüccarı perişan eden durum da yabancı bir ülkede içine düştüğü bu çaresizliktir.
Çöküp kaldığı yerde başını ellerinin arasına almış kara kara düşünürken, insanların kendisine doğru geldiğini fark eder.
Her gelen önüne altın koyar. Önüne altın koyanlar arasında, üstü başı su içinde gençler de vardır. Fransız tüccar fark eder ki, altın kesesini düşürdüğünde altınlara doğru hamle yapan, hatta denize düşen altınların peşinden suya atlayan insanlar, kendi altınlarını toparlayabilmek için mücadele veren insanlardır. Nitekim kalabalık dağıldığında ve altınlarını saydığında hiç eksik olmadığını fark eder.
Bu nesli kim yetiştirdi?
Çarşamba günü istanbulda yaşanan sel felaketinin hemen ardından bazı insanların yağma amacıyla afet bölgesinde cirit atması, üstelik bu rezaleti kameralar önünde pervasızca icra etmeleri birçok vatandaşın kanını dondurdu.
Bazı vatandaşlarımız su ortasında can derdi ile boğuşurken, kendi canını riske etme pahasına suya atlayıp mal kapmak isteyenlerin hali vicdan sahibi insanları şoke etti.
Spor camiasının yakından tanıdığı ve sevdiği işadamı Abdurrahim Albayrakın şirket binası da, sel felaketinin en dehşetli yaşandığı yerin tam ortasında kaldı. O gün olan bitenleri dehşet içinde anlatan Abdurrahim Albayrak, afetin olduğu günün gecesinde sahur vakti şirketten dışarıya çıktığında, altında pahalı araba, yan koltukta modern giyimli genç bayanın da bulunduğu bir ailenin de yağma için ortada cirit attığını görünce gözlerine inanamadığını söyledi. Hali vakti yerinde olduğu anlaşılan kişilerin bile yağmacı birer çapulcu haline gelmesi herkesi şaşırttı.
O kadar ki, çeşitli vilayetlerden yağma amacıyla araç tutup gelenler olduğu anlaşıldı. istanbul'da felakete neden olan selde yaşanan ölüm ve yağma olaylarıyla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış.
Şimdi sormak lazım. Bu insanlar hangi iklimde, hangi şartlar altında, ne tür telkin ve öğretilerle yetişti, yetiştirildi. içinde yaşadıkları çevrelerde ve aile ortamlarında günlük sohbet konuları nelerdi? Bu yağma duygusunu tetikleyen saikler neler oldu, nerden kaynaklandı?
Atatürkün, Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır şeklinde güzel bir sözü var. Şu an gelinen noktayı sadece öğretmenlere yıkmak işin kolayına kaçmak olur. Kimse suçu başkasında aramasın. Herkes suçlu...
Öğretmenleri yetiştiren öğretmenler, şu an yaşayan neslin aileleri, ikliminde nefes aldıkları akraba ve toplumsal çevreleri, izledikleri programlar, okudukları kitapların muhteviyatı, en çok izlenen filmler, programlar, bakın bakalım her birinde verilen mesajlara... Ne öğretiyorlar, neyi telkin ediyorlar?
Siyasete ilgi duyanların birçoğu neyi yağmalamaya talip oluyorlar? Üçbeş kuruş maaşı olan kamu görevlerine insanlar gerçekten neden iştiyakla saldırıyorlar?
Osmanlı Devleti, yukarıda verilen örnekteki ruhu yitirdiği için yıkıldı. Diğer nedenler çok tali faktörler. işin özü budur.
Ah Fransız tüccar ah... Ne kadar şanslıymışsın.
200 yıl öncesinin istanbulunda değil de önceki günkü istanbulda yaşananlara şahit olsaydın, kendi derdini unutur bu milletin haline yanardın.
Ama düzelecek... Az sabır... Bu da bir imtihan.
Ali Kırca dün akşam Siyaset Meydanında çok uğraştı ama, 200 aracını sele kaptıran Abdurrahim Albayraka nerde bu devlet dedirtemedi.
Asıl soru, nerde bu millet meselesidir.
Bu toplum şu haliyle şu an ki idarecileri bile hak etmiyor. Bu ülkenin devleti şu haliyle bile şu anki milletten daha iyidir. Çünkü süt nasılsa kaymağı öyledir.
Ne diyor ayette;
Şüphesiz ki, bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad, 11)
Dönüşüm alttan yukarıya doğru olursa sağlıklı olacaktır.
Yani önce bizden...
Prof. Dr. Osman ÖZSOY
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar