bugün
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak11
- şampuan6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri8
- benkimki6
- bir yazarın zekasına hayran olmak5
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması4
- yapay zekanın insanları aptallaştırması4
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- yeni parti56
- true'nin çaylak olması6
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek5
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- tekne turu9
- imam maaşları4
- pipizittinoğullarınd anız bilader sıkıntı mı var2
- sibel can'a benzeyen yuzır3
- gammazlarla başı belada yazarlar3
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- haldır şaldır2
- gammaz çetesi9
- tai lung'u tek yumrukla yere sermek3
- ekranda görülünce kanal değiştirdiğimiz kişiler3
- müteahhit erkek2
- çikolata soslu ıslak kek4
- usualsuspects in abazan olması2
- düzenli olarak escorta giden evli erkek2
- havanın 36 derece olması2
- askeri ücretle evlenebilir mi5
- nickten isim tahmini yapmak72
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- muz yiyen erkek4
- hiçbir türk kızını kendine yakıştırmamak2
- utançtan buzdolabı sırtlatan olaylar2
- aykirikadin7
- fakir erkeğin karımı çalıştırmam demesi3
- 64 yıl ilişki yaşayıp evlenmeyi kabul eden kadın4
- yeni parti için isim önerisi5
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- ordu merkez3
- herkesin birbirini fake hesapla suçlaması5
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- bik bik'in mutfağına konuk olmak5
- tiramisu yiyen erkek3
- 2002 yılını özlemek3
- günün şiiri2
- atatürk'ün alevi dedelerine de karşı olması5
- kel erkeklerin karizması3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- hayden panettiere2
- atm den para yollayanlar3
yurtdışında yaşama hayâli kuran kişiye söylüyorum; yurtdışında geçirilen zaman, zaman değildir. eğer bir gün sonunda türkiye'ye döneceksen, hayâlini bile kurma. 3 sene yurtdışında kalmış ve geri dönmüş bir insan olarak bunları yazıyorum; yurtdışında geçirilen 3 senenin ardından ülkeme döndüğümde aslında bu sürenin yaşanmamış bir 3 sene olduğunun farkına vardım. 3 sene boyunca edinilmesi muhtemel bir kısım arkadaşın ve iş hayatında olması muhtemel ilerlemenin yokluğu bir yana, var olan arkadaşlarında yok olduğu bir süreçten bahsediyorum.
aslında yurtdışında geçirilen sürenin epey eğlenceli geçtiği inkâr edilemeyecek bir gerçek. büyük bir aşk acısının ardından, daha iyi para kazanmak, askerlikten yırtmak gibi sebeplerle ülkemin kadim kasvetinden kaçarak gittiğim ülkede toplumsal ve cinsel özgürlük uzun zamandan beri deneyimleniyordu. insanlar boş zamanlarını hayattan keyif alarak geçiriyor, şehirleri panayır yerine çeviriyor, hiç tanımadığın insanlarla tanışmak çok kolay, ayrıca bekâret tabusu elbette yoktu ve yaşıt kadınların çoğu cinsel anlamda tecrübeli ve hayatta çoğunlukla ayakları yere basan güçlü insanlardı. ülkemin kasvetinden çıkan bir kişi için elbette bunun bir "görmemiş esrikliği" ile bezeli mutlu bir sürece kapı açacağı sürpriz olmamalı. parasal olarakta bir sıkıntının yaşanmadığı bir ortamda gayet tabiiki sanal bir mutluluk psikolojisi içindeydim.
gelgelelim döndük kürkçü dükkanına (pek benim elimde olmayan sebeplerle). bahsettiğim gibi sadece 3 sene daha yaşlandığımı hissettim. ülkemin kadim kasveti bütün haşmetiyle yerli yerindeydi ve şahsıma yabancı olmayan yalnızlık fasit çemberi veyahut kısır döngüsü tekrar geri dönüyordu. büyük sınıfsal ve kültürel farklılıklar, gelenek görenek ve tassup baskısı, istanbul'un olanca çirkinliği ve işte maddi sıkıntılar tam karşımda duruyordu. bir çok kişinin bir arada olmak zorunda olduğu göreli özgürlük ve zorunlu sosyallik ortamı olan aile parasına dayalı okulda bitmiş, kendisini herkesin steril ofislere tıkıştırıldığı iş ortamına bırakmıştı. bütün bu sıkıntıları aşacak çareleri bulmanın imkânsızlığı bir yana, yarattığı depresif ruh hâli sebebiyle bunu yapabilecek enerjiyi bulamamakta cabasıdır böyle bir ortamda.
gene parasızlıkla dolu, kazara bulduğun, âşık olduğun kadınla baş başa kalarak sevişecek yer bile bulamadığın üniversite yıllarının kasvetinin tekrardan dirilişidir yani söz konusu olan.
ülkenin toplumsal olarak dönüştürülmesinin büyük zorluğu bir yana, istenilenin de çok fazla bir şey olmadığı belirtilmeli bu noktada: sadece âşık ve mâşuk olan, bilincini özgürleştirmiş ama bunu yaparken düzeysizleştirmemiş bir sevgili, dostlukla ve aşkla oluşturulmuş bir "birim kurtarılmış bölge" ve bu ilişkinin rahatça yaşanabileceği asgari maddi imkânlara sâhip olmak. ayrıca karşılık beklenmeksizin oluşturulmuş dostluklar.
bu yazıyı okuyanların bir kısmı bütün bunları anlayamayacaktır. çünkü onlar ya bu yurdum paradigması içerisinde düşünmekteler veyahut bütün bu kasveti yaşamayacak koşullara sahipler. bizim derdimizse arada kalmaktır. yâni bunları sadece arada kalanlar anlayabilir.
aslında yurtdışında geçirilen sürenin epey eğlenceli geçtiği inkâr edilemeyecek bir gerçek. büyük bir aşk acısının ardından, daha iyi para kazanmak, askerlikten yırtmak gibi sebeplerle ülkemin kadim kasvetinden kaçarak gittiğim ülkede toplumsal ve cinsel özgürlük uzun zamandan beri deneyimleniyordu. insanlar boş zamanlarını hayattan keyif alarak geçiriyor, şehirleri panayır yerine çeviriyor, hiç tanımadığın insanlarla tanışmak çok kolay, ayrıca bekâret tabusu elbette yoktu ve yaşıt kadınların çoğu cinsel anlamda tecrübeli ve hayatta çoğunlukla ayakları yere basan güçlü insanlardı. ülkemin kasvetinden çıkan bir kişi için elbette bunun bir "görmemiş esrikliği" ile bezeli mutlu bir sürece kapı açacağı sürpriz olmamalı. parasal olarakta bir sıkıntının yaşanmadığı bir ortamda gayet tabiiki sanal bir mutluluk psikolojisi içindeydim.
gelgelelim döndük kürkçü dükkanına (pek benim elimde olmayan sebeplerle). bahsettiğim gibi sadece 3 sene daha yaşlandığımı hissettim. ülkemin kadim kasveti bütün haşmetiyle yerli yerindeydi ve şahsıma yabancı olmayan yalnızlık fasit çemberi veyahut kısır döngüsü tekrar geri dönüyordu. büyük sınıfsal ve kültürel farklılıklar, gelenek görenek ve tassup baskısı, istanbul'un olanca çirkinliği ve işte maddi sıkıntılar tam karşımda duruyordu. bir çok kişinin bir arada olmak zorunda olduğu göreli özgürlük ve zorunlu sosyallik ortamı olan aile parasına dayalı okulda bitmiş, kendisini herkesin steril ofislere tıkıştırıldığı iş ortamına bırakmıştı. bütün bu sıkıntıları aşacak çareleri bulmanın imkânsızlığı bir yana, yarattığı depresif ruh hâli sebebiyle bunu yapabilecek enerjiyi bulamamakta cabasıdır böyle bir ortamda.
gene parasızlıkla dolu, kazara bulduğun, âşık olduğun kadınla baş başa kalarak sevişecek yer bile bulamadığın üniversite yıllarının kasvetinin tekrardan dirilişidir yani söz konusu olan.
ülkenin toplumsal olarak dönüştürülmesinin büyük zorluğu bir yana, istenilenin de çok fazla bir şey olmadığı belirtilmeli bu noktada: sadece âşık ve mâşuk olan, bilincini özgürleştirmiş ama bunu yaparken düzeysizleştirmemiş bir sevgili, dostlukla ve aşkla oluşturulmuş bir "birim kurtarılmış bölge" ve bu ilişkinin rahatça yaşanabileceği asgari maddi imkânlara sâhip olmak. ayrıca karşılık beklenmeksizin oluşturulmuş dostluklar.
bu yazıyı okuyanların bir kısmı bütün bunları anlayamayacaktır. çünkü onlar ya bu yurdum paradigması içerisinde düşünmekteler veyahut bütün bu kasveti yaşamayacak koşullara sahipler. bizim derdimizse arada kalmaktır. yâni bunları sadece arada kalanlar anlayabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar