bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler73
- kolye24
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- sözlüğün ölmüş olması2
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen14
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- malmö2
- queen ravenna büyücülük okulu20
- bileklik11
- kaplan11
- zürafa13
- kalp14
- arap adam olsaydı7
- yogartiksen34
- aslan9
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- aşk9
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- türkiye15
- içine cin giren insan nasıl kurtulur5
- sözlüğün tat vermemesi12
- goku gel olm muç muç muç2
- kartal5
- souvlaki2
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- nervio adlı yazara uyarı7
- timsah5
- köpek bakımı2
- heyt bea2
- amin güzelmiş diyen tip9
- yılmaz güney adamlığı12
- dua5
- sözlükteki bölücüler16
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- ağlıyorum sözlük20
- güçlü kadın4
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- sabah 6 00 da nervionun resmine bakarak rakı içmek2
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı21
- exlerle arkadaş kalmak8
- kızlar evlenmeden sakın vermeyin2
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı6
- sen farklısın diyen erkek20
- romanya11
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- sözlük kapatılsın9
- beşiktaş12
nobel ödüllü bir romanı hakkını vererek beyaz perdeye aktarmak daima zordur. ancak karşımızda ciddi manada hakkı verilmiş bir film var.
bir kasabada adamın birinin kör olmasıyla başlayan film, onu kontrol eden doktorun ve kasabanın tamamının kör olmasını ve bu körlük durumunda yüksek mevkidekilerin hastalarla kumar oynarcasına karantinaya kapatıp ihtiyaçlarını karşılamamalarını anlatıyor. kör olmayan tek insan doktorun karısıdır ve doğal olarak bu durumu diğer hastalardan gizler.
koğuşlar doldukça sorunlar çıkmaya başlar. üç koğuştan üçüncüsü kendisini kral ilan eden bir adamın grubudur ve bunlar tüm hastaları haraca bağlar. yiyeceğe karşılık değerli eşya isteyen koğuş, tüm değerli eşyalar bitince gözünü kadınlara diker...
film gerçek manada toplumsal körlüğe ışık tutuyor. insanların en zor zamanlarında bile ne kadar çıkarcı ve ne kadar bayağı olabileceklerini gerçek manada yüze vuruyor.
özellikle, doğuştan kör olan bir adamın da tecrit edildiği ve üçüncü koğuşun saymanı olması, normalde kör olan birinin körlerin halinden anlamasını bekleyenleri kesinlikle sarsacaktır.
hatta bir esnada koğuşların elektriği kesiliyor ve biz de bir süre bu körlüğe eşlik etmek zorunda kalıyoruz ister istemez, filmin uzunluğu nedeniyle seyircinin azalması muhtemel konsantrasyonunu böyle bir empati olayıyla çözmeyi düşünmüş olmalılar.
son periyotta ise uygarlığın körlükle savaşını izliyoruz. boşalan kente, görmediği halde organize bir şekilde toplanabilen grupçuklara şahitlik ediyoruz.
tarz ve konu olarak sineklerin tanrısı'na benzese de, modern çağın ütopyası olarak nitelendirebileceğimiz bu yapım insanlığın geçmişten bugüne çok da büyük bir yol almamış olduğunu ciddi manada sarsıcı bir şekilde dile getiriyor
bir kasabada adamın birinin kör olmasıyla başlayan film, onu kontrol eden doktorun ve kasabanın tamamının kör olmasını ve bu körlük durumunda yüksek mevkidekilerin hastalarla kumar oynarcasına karantinaya kapatıp ihtiyaçlarını karşılamamalarını anlatıyor. kör olmayan tek insan doktorun karısıdır ve doğal olarak bu durumu diğer hastalardan gizler.
koğuşlar doldukça sorunlar çıkmaya başlar. üç koğuştan üçüncüsü kendisini kral ilan eden bir adamın grubudur ve bunlar tüm hastaları haraca bağlar. yiyeceğe karşılık değerli eşya isteyen koğuş, tüm değerli eşyalar bitince gözünü kadınlara diker...
film gerçek manada toplumsal körlüğe ışık tutuyor. insanların en zor zamanlarında bile ne kadar çıkarcı ve ne kadar bayağı olabileceklerini gerçek manada yüze vuruyor.
özellikle, doğuştan kör olan bir adamın da tecrit edildiği ve üçüncü koğuşun saymanı olması, normalde kör olan birinin körlerin halinden anlamasını bekleyenleri kesinlikle sarsacaktır.
hatta bir esnada koğuşların elektriği kesiliyor ve biz de bir süre bu körlüğe eşlik etmek zorunda kalıyoruz ister istemez, filmin uzunluğu nedeniyle seyircinin azalması muhtemel konsantrasyonunu böyle bir empati olayıyla çözmeyi düşünmüş olmalılar.
son periyotta ise uygarlığın körlükle savaşını izliyoruz. boşalan kente, görmediği halde organize bir şekilde toplanabilen grupçuklara şahitlik ediyoruz.
tarz ve konu olarak sineklerin tanrısı'na benzese de, modern çağın ütopyası olarak nitelendirebileceğimiz bu yapım insanlığın geçmişten bugüne çok da büyük bir yol almamış olduğunu ciddi manada sarsıcı bir şekilde dile getiriyor
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar