bugün
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci11
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü12
- yalnızlık edebiyatı13
- serhat kılıç16
- kurusıkı2
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı18
- tai lung42
- en sevmediğin insan tipleri8
- kin tutmayı beceremeyen insan9
- ikinci defa askere gitmek7
- namazlarınızın yaradan için hiçbir kıymeti yok11
- askerliğin gençler için faydalı olması7
- bu koyden olsam ne olacak ve sarı şeker12
- bir kızla dalga geçmek6
- sözlükte psikolojik delilerin olması10
- ciddi ciddi voleybol maçı izleyen insan olması9
- en sevdiğiniz sözlük yazarı9
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı42
- claudian clouds22
- özbek kadınlar14
- mavi göz7
- gizli hesap6
- bir viski doldurup kızların final maçını izlemek12
- sözlük whatsapp grupları13
- friedrich hegel la bi cay icek12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı17
- sözlüğün en hamarat yazarı8
- sarapci koala47
- iğrenme eşiği olmayan erkek9
- uludağ itiraf10
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- islam'ın hak dini olması6
- millet dediğin2
- melissa vargas7
- namazın amacı6
- herkesin tavsiye verdiği insan4
- özbek pilavına kaşık saplamak7
- filenin sultanlarının avrupa şampiyonu olması6
- enayimiknatisii32
- anın görüntüsü25
- yarın kpssye girecek yazarlar15
- gece vardiyası yazarlar4
- uludağ sözlük benim için ancak mezarda biter5
- bulunduğun koşullarda mutlu olmak3
- libidosu olmasa true'nun aslında iyi insan olması6
- kahverengi gözlü olmak4
- geceye bir mesaj birak2
- deccal internetten çıkacak9
- akrep3
- demokrasinin meşruiyet sorunu5
soğuk bir içki, taze kuruyemiş derken gözlerimin önünden akıp giden kısa bir hayatın kısa bir yaşanmışlığı. güzel ayaklı kadın.
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar