bugün
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- galatasaray vs akp12
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur4
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- uyumak istemek2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik2
- kaçak çay18
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- şabat şalom5
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması3
- zihinsel işkencelere maruz kalmak2
- tırcı sevgili yapmak3
- taksiciyimbebegim5
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- tatmin edilemeyecek kıskançlıklar2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- evde saç kesmek2
- fon vurgunu54
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- kız kulesi4
- başlangıçta sonsuz mahvoluşa uygun görülmüş2
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- borsa istanbul19
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- çilekli pasta yiyen erkek7
- şeytan3
- yazarların kulaklık markaları5
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- denize girmek2
- from gold from dust34
- caiz ve mekruh ayrımları3
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak2
- en iyi çakmak markası10
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- nervio bayan6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- gocu nerede gocu6
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır9
- japonlardan gelmeyiz2
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- antalya7
- papatya çayı içen erkekler2
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
soğuk bir içki, taze kuruyemiş derken gözlerimin önünden akıp giden kısa bir hayatın kısa bir yaşanmışlığı. güzel ayaklı kadın.
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar