bugün
- bir kadının en güzel bölgesi11
- regl dönemi dengesizlikleri3
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı6
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak3
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- deve besleyip sidiğini satmak2
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- dişlerini fırçalamayan kadınla öpüşmek2
- pazar günü mesai yapmak3
- michael olise3
- elektrikli bisiklet terörü2
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- ingiltere8
- fransa7
- güneş yüzlü çocuğa mektup2
- evde kalmış sözlük kızı2
- vantilatörü kendine çevirmek10
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- dünyanın en güzel tatlısı11
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- 2026 dünya kupası13
- dünya9
- futbol3
- türklerin ileri olduğu konular21
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- günün şiiri8
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- kalp kırmak2
- devlet bahçeli3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- dinsize inanır mısın17
- antipanik hanımın elleri2
- en gey özelliğiniz8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- thomas tuchel6
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- haluk levent bahis yazışmaları2
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
soğuk bir içki, taze kuruyemiş derken gözlerimin önünden akıp giden kısa bir hayatın kısa bir yaşanmışlığı. güzel ayaklı kadın.
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
açık havada güzel bir mekanda yudumlanan içkinin odak noktası olma eylemindeki bir kadın. o kadar güzeldi ki yüzü, yüzüne bakarak analiz etmeye çalışıyordum bu güzel kadının ayaklarını zira yüzü güzel, doğal olan bir kadının ayakları da aynı şekilde doğal, naif ve güzel olurdu ki yanılmadım, gözlerim farkında olmadan ayaklarına kaydı bu kadının. ince bir bilek ile başlayan, 5 adet hafif etli ve ufak parmaklardan oluşan bir ayak. kırmızı ojelerle süslenmiş ve bir erkeği kalbinden vurabilecek seviyeye gelmiş bir ayak.
alamıyorum gözlerimi kadının gözlerinden ve ayaklarından. tepeden tırnağa bir gidip bir geliyor gözlerim fakat o aradaki hiçbir şey beni cezbetmiyor bu kadının ayakları ve gözleri kadar. bakıyorum, bakakalıyorum ve en sonunda o an geliyor, yakalanıyorum. hafif bir utançla hiç oralı bile değilmişim gibi arkadaşlarımın sohbetine salakça gülümseyerek katılıyorum. bir an dayanamayıp tekrar o güzel gözlere baktığım anda bana gülümseyen bir çift göz görüyorüm. gülümsüyor samimiyetle. ayaklarına kayıyor yine gözlerim zira o gözlere baktıktan sonra aklıma düşen o uzvu beni ve gözlerimi kendisine doğru çekiyor. bakıyorum yine, tekrar. o da bakıyor acaba bir şey mi var? dercesine ayaklarına doğru. bu sefer de ben gülümsemekten kendimi alamıyorum. o da bu gülümsemeye yine aynı güzel gülümsemesiyle karşılık veriyor.
tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorum. olduğum yerden kalkıp kısa yoldan değil de, o güzel ayakların yanına basarak gideceğim yere gitme hevesine kapılıyorum. yanından geçerken bu güzel bayanın tekrar gözlerine bakıp aşkın kokusunu içime çekiyorum. öylece devam ediyor hayat o anda. gözlerimi kapatıyorum ve yoluma devam ediyorum ki o güzel aşk kokusunun ardından keskin bir bok ve asit kokusunun içindeyim. genzim yana yana işedikten sonra çıkıyorum o pis yerden. kendi kendime söylenirken bir çift ayak görüyorum yerde. bir yerden tanıdık. kafamı yavaşça kaldırıyorum yerden ve o güzel ayakların yönlendiricisi gözleri görüyorum yine aynı güzellikte. hala gülümsüyorlar, o kadar hayat dolular ki sanki yuvalarından fırlayıp kırlara çıkacakmış gibi. bu boktan betimleme o anda aklıma gelmiyor tabi. gelse kaçarım ortamdan. neyse, "bitti mi işiniz?" diyor. "evet..." diyorum zira tuvalet unisex kullanımlık olduğu için benim sidiğimi bu matmazelin de koklamasına en azından yere serpiştirdiğim 3-5 damla sidiğe o güzel ayaklarıyla basmasını istemiyorum.
"evet... ama çok pis ve kötü kokuyor. bence üst kattakine gitsen daha iyi olur." diyorum. teşekkür ediyor bana ve arkasını dönüyor. tutamıyorum kendimi, "ayaklarınız çok hoş." diye salakça bir çıkış yapıyorum ki bunu son sesi de çıkarttıktan sonra farkediyorum ve çok utanıyorum. arkasını dönüyor ve ayaklarıan bakıyor, "neresi hoşuna gitti?" diye muzip bakışlarla soruyor. "neyi gitmedi ki." diyerek ateşin ilk kıvılcımını veriyorum. "hmm..." diyor. "özellikle bileğinin inceliği ayrı bir hava katmış" diyorum. hiç bu açıdan düşünmediğini ama ayaklarının bakımlı ve güzel görünmesinin onu bazen tahrik bile ettiğini söylüyor cesurca. "dokunmak isterdim." diyorum utanarak. hiçbir şey demeden beni o pis kokulu tuvalete sokuyor bir anda. neye uğradığıma şaşırmıyorum tabi ki içeride olacakların hayali beni bu dünyadan alıp götürüyor o anlarda.
içeri girdiğimizde 5 adet önemli unsur ön plana çıkıyor. bir çift göz, bir çift güzel ve kırmızı ojeli ayak ve ağzım. hayatın tadını alıyorum orada, güzel bir an. çıkıyoruz tuvaletten. adını bile öğrenemediğim güzel ayaklı kadın benden kopuyor ve masasına dönüyor. 10 dakika sonra ufak bir gülümseme ve selamla ortamdan ayrılıyor o güzel ayaklarıyla dünyayı çiğneyerek. bakıyorum arkasından bileklerine, bir yudum alıyorum içkimden iç geçirerek...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar