bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- from gold'un bicepsleri10
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- kokoreç6
- fon vurgunu43
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı16
- kolpa insanlar6
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- kolye140
- yarayı ateşle dağlamak2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- carlsberg3
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- anın görüntüsü21
- victor osimhen9
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- sergen yalçın10
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- özelden gelen saçma mesajlar12
- ismail kartal14
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- kabaklı börek3
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- ilişkide en çok emek harcayan tarafın erkek olması2
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- clemence baptista13
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- muzlu centro2
Dutyfree ilk olarak 1947 yılında irlanda'nın Shannon, ikinci olarak da Hollanda'nın Amsterdam Schiphol havaalanlarında açıldı.
Bu fikrin ortaya çıkması ise gemi seyahatleri ile başlıyor. Aylar boyunca denizde kalan gemi adamları, askeri görevliler ve yolcuların ihtiyacını karşılamak için ticaret yapılması fikri ortaya çıktığında, açık sularda herhangi bir ülkenin gümrük ya da vergi rejimine tabi olmaksızın ürün satın alabilme ve onları değerlendirebilme imkânı oluşturulmuş. Böylece vergisiz satış mantığı doğmuş. Oralarda önce denizyolları bağlantılarından kaynaklanan ve daha sonra havayolu şirketlerinin terminallerinde açılan dutyfreelerde uçak yolcu ve mürettebatına bu tür ürün satma fikri gelişiyor. Sonra uluslararası turizm trafiği arttıkça dutyfreelerin gelişimi de oldukça hızlı bir süreç izliyor. Bu gelişme ile birlikte koruma rejimi olan birçcok ülkede üretici yeni ürettiği malı bir şekilde değerlendirmek, farklı pazarların beğenisine sunmak için kendisine uygun mekanlar aramaya başlıyor...
Dolayısı ile dutyfreeler biraz da bu yönden gelişiyor. ilk etapta, sigara, parfüm, kozmetik üreticilerinin bir çok ülkeye direk kendileri gidemeden ordaki pazar hakkında yeterli bir fikre sahip olmaları için dutyfree de malların ilk olarak satışa sunulması, satış grafiklerine göre o ülkenin iç pazarının müsait olup olmayacağı, daha sonra belki vergili olarak ithalatı gündeme geliyor. Böylece dutyfreeler belli bir döneme kadar birçok ülke için öncelikli olarak pazar araştırması amaçlı da değerlendirilebilir, ana amaçlarının dışında... Bununla birlikte o ülkede genellikle koruma rejiminden ötürü ithalat yoksa veya çok yüksek vergi bedelleri ile ithalat yapılabiliyorsa, ona rağmen iç piyasada şansı var mı yok mu, bunu bir nevi check-point gibi değerlendiriyor firmalar.
Ülkemiz açısından da durum hemen hemen benzerlik arzediyor. Türkiye'de 1970'li yıllarda iç piyasaya çeşitli ürün ithalatları yoktu, sigara, parfüm gibi... Ama o dönemlerde havaalanlarındaki dutyfreelerde bu ürünler satılıyordu. Yerli müşterilerin bu ürünlere olan talebi üreticilerin zaman içerisinde pazara ilgi göstererek, Türkiye'nin iç piyasası bu ürünlere hazır. Artık içerde de birşeyler yapalım demesine yol açtı ve içerdeki pazar imkânını değerlendirme yoluna gittiler. Bu durum Türkiye'nin Gümrük Birliğini kabul etmesine kadar sürdü. Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesinden sonra Avrupa menşeli ürünler için gümrük vergisi ortadan kalktı. Bu ülkelerden yapılan ithalat sırasında sadece katma değer ve bazı fonlar ödeniyor. Dolayısı ile şu anda dutyfree de satılan her ürün hemen hemen iç piyasada var.
Bu fikrin ortaya çıkması ise gemi seyahatleri ile başlıyor. Aylar boyunca denizde kalan gemi adamları, askeri görevliler ve yolcuların ihtiyacını karşılamak için ticaret yapılması fikri ortaya çıktığında, açık sularda herhangi bir ülkenin gümrük ya da vergi rejimine tabi olmaksızın ürün satın alabilme ve onları değerlendirebilme imkânı oluşturulmuş. Böylece vergisiz satış mantığı doğmuş. Oralarda önce denizyolları bağlantılarından kaynaklanan ve daha sonra havayolu şirketlerinin terminallerinde açılan dutyfreelerde uçak yolcu ve mürettebatına bu tür ürün satma fikri gelişiyor. Sonra uluslararası turizm trafiği arttıkça dutyfreelerin gelişimi de oldukça hızlı bir süreç izliyor. Bu gelişme ile birlikte koruma rejimi olan birçcok ülkede üretici yeni ürettiği malı bir şekilde değerlendirmek, farklı pazarların beğenisine sunmak için kendisine uygun mekanlar aramaya başlıyor...
Dolayısı ile dutyfreeler biraz da bu yönden gelişiyor. ilk etapta, sigara, parfüm, kozmetik üreticilerinin bir çok ülkeye direk kendileri gidemeden ordaki pazar hakkında yeterli bir fikre sahip olmaları için dutyfree de malların ilk olarak satışa sunulması, satış grafiklerine göre o ülkenin iç pazarının müsait olup olmayacağı, daha sonra belki vergili olarak ithalatı gündeme geliyor. Böylece dutyfreeler belli bir döneme kadar birçok ülke için öncelikli olarak pazar araştırması amaçlı da değerlendirilebilir, ana amaçlarının dışında... Bununla birlikte o ülkede genellikle koruma rejiminden ötürü ithalat yoksa veya çok yüksek vergi bedelleri ile ithalat yapılabiliyorsa, ona rağmen iç piyasada şansı var mı yok mu, bunu bir nevi check-point gibi değerlendiriyor firmalar.
Ülkemiz açısından da durum hemen hemen benzerlik arzediyor. Türkiye'de 1970'li yıllarda iç piyasaya çeşitli ürün ithalatları yoktu, sigara, parfüm gibi... Ama o dönemlerde havaalanlarındaki dutyfreelerde bu ürünler satılıyordu. Yerli müşterilerin bu ürünlere olan talebi üreticilerin zaman içerisinde pazara ilgi göstererek, Türkiye'nin iç piyasası bu ürünlere hazır. Artık içerde de birşeyler yapalım demesine yol açtı ve içerdeki pazar imkânını değerlendirme yoluna gittiler. Bu durum Türkiye'nin Gümrük Birliğini kabul etmesine kadar sürdü. Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesinden sonra Avrupa menşeli ürünler için gümrük vergisi ortadan kalktı. Bu ülkelerden yapılan ithalat sırasında sadece katma değer ve bazı fonlar ödeniyor. Dolayısı ile şu anda dutyfree de satılan her ürün hemen hemen iç piyasada var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar