bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri42
- terhis oluyorum sözlük21
- kombiler açıldı mı arkadaşlar6
- vajinanın tatsız tuzsuz olması5
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- camilerdeki ayak kokusu11
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi11
- düğün davetiyesi4
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- münafık11
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi4
- kale 3112'nin profil resmindeki kişi5
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir9
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi7
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
- victor osimhen9
- akıllı telefon kullanan erkek7
- kalorifer borusundan gelen takirtilar3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi12
- hesabını gizliye alan yazar5
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı7
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- deniz altında nasıl nefes alınır5
- trafikte korna çalmanın işlevi4
- fatma betülüm yapmaz13
- chp de yeni partide böyle delikanlı var mı2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- fatma betül sayan kaya27
- nervio32
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi3
- 1 2 saat önce kaza yapmış olmam5
- harman olmak2
- almanyaya işçi yazılmak5
- şu anda dinlenen şarkı3
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı4
- sözlük yazarlarının olası meslekleri6
- eşcinsel olduğunu belli etme yolları2
- karnımdaki bebeğin babası kim bilmiyorum2
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- sevgilim başkasıyla birlikte olmamdan hoşlanıyor2
- arif sefa özdemir4
- yazılımcıların flört edememesi4
- seri katilin özellikleri4
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- kokoreç2
- orhan gencebay'ın hayatının film olması2
yazmış olduğu öykü ve romanlarla çok kimseye güzellikler katan yazardır.beğenilen öykülerden biri:
YAŞAM TUZ KADAR DEĞERLi, BiBER KADAR ACIDIR
Gücü ve varlığı sorgulanamaz, şanı şöhreti yeri göğü titreten büyük padişah bir gün çok sevdiği üç kızını huzuruna çağırıp, küçük bir oyun oynamak ister. Oyun çok masumdur. Üç prenses babalarını ne kadar çok sevdiklerini anlatacaklardır. Büyük prenses babası büyük imparatoru elmaslar, pırlantalar, ortanca prenses dünya sultanı babasını denizler, ormanlar ve gökler kadar çok sevmektedir. Sıra kızlar arasında en zeki ve cesur olduğu için imparatorun gözdesi sayılan küçük prensese gelince, o tek bir sözcük söyler. TUZ! Yani komşu ülke kral ve hanlarının önünde korkudan titrediği hanlar hanı, kudretli imparator, canının parçası, öpöz küçük kızı tarafından yalnızca tuz kadar sevmektedir. Sonrasını bilirsiniz. Yaşadığı ortamın ihtişamı ve çevresindeki dalkavukların sahte pırıltılarıyla gönül gözü ayrıntının önemi ve yaşamın özüne kapanmış olan imparator öfkesine kapılıp, küçük kızını sürgüne yollar. Yıllar sonra doğal felaketler nedeniyle ülkede hiç tuz kalmayınca 'bir tutam tuz!' diye inleyen halkı gibi büyük sultan da tuzun önemini anlar ve kendini bağışlaması için prensese yalvarır. Prenses de taş kalpli değildir ya, bağışlar babasını. Tabii sonunda onlar erer muradına, biz çıkarız kerevetine. Binbir Gece Masallari'ndan biri olarak hatırladığım bu şahane masalın bir başka versiyonunu da Shakespeare, Kral Lear ile kızı Cordelia arasındada farklı biçimde yineler, bilirsiniz. Annemden ilk dinlediğim çocukluk yaşlarımdan beri, her hatırladığımda beni sevgiyle gülümseten bu masalın tuz kısmı, bundan böyle Pazar günleri SABAH'ta yazacağım köşenin başlığıdır. Çünkü yaşamın sırlarının tıpkı tuz gibi insani ayrıntılarda gizlindiğini keşfetmiş bir yazarın da elinden başkası gelmez. Çünkü artık keyfin ve kederin, aşkın ve nefretin, iyilik ve kötülüğün adresi sır olmaktan çıkar, yaşanan zamanın, eldeki değerlerin anlamı yavaş yavaş kavranmaya başlanır, karmaşık görünen birçok durum ve ilişki basit ve anlaşılır şekle dönüşür. Ve zaten gerisi de çorap söküğü gibi gelir. TUZ önemlidir. Ama tuzsuz kalmadıkça bunu farketmeyiz. Şimdi, sağlık sorunu nedeniyle tuzsuz diyet uygulayan okurlar bana başlarını sallayarak 'evet' diyorlar. Yaşamımızı oluşturan ayrıntılar da aynen tuz kadar önemlidir. Evimiz, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, ailemiz, günlük yaşantımızın tekdüzeleştiği için burun büktüğümüz birçok ayrıntısı aslında önemli ve ne kadar başkalarınınkine benzer görünse de bize özeldir. Bunu ancak onları yitirince anlarız. Mutluluk devamlı değildir. Ama yaşam, ayrıntılarıyla daima devam eder.
Büyük depremden sonra bir daha haftalarca gerçekleştiremediğimiz balkonda yenen mütevazı akşam yemeklerinin aslında ne büyük mutluluk olduğunu farkettiğimde tuz masalı hafızamın çocukluk arşivinden fırlayıp, önüme düşmüştü. Çünkü büyük depremden önce, son zamanlarda balkonda ailecek yediğimiz yaz akşam yemeklerinin artık rutinleştiğini ve eski heyecanını yitiridiğini düşünüp, homurdanıyordum için için... Ama aynı yıl sonyaz biterken normalde hiç yapmayacağımız bir şey yaptık. Üzerimizde ceketler ve hırkalarla sırf o burun büktüğüm rutini tekrarlayabilmek için üşümeyi göze alıp, balkonda ailecek bir güz akşam yemeği yedik. Bu çok ama çok güzel bir yemekti. Çünkü küçük, sıradan mutlulukların önemi tuz kadar ve tuz gibi yeniden keşfedilmişti. Tuz her zaman yanında kara biberle servis edilir. Dag basindaki salash yol lokantalarından, Bogaz'da ya da New York'taki lüks restoranlara kadar. Tuz ve biber, ak ve kara olarak daima yanyaya, başbaşa otururken, aslında bize yaşamın en önemli dersini yinelemektedirler. Herşey ve herkes kendi karşıtını içinde taşır. Tıpkı hepimiz gibi. Aslında masada sessizce yanyana oturan tuz ve biber ayrıntıları önemseyen ve görmeye özen gösterenlere yaşamın sırlarını sessizce sunmaktadır. Birçok ayrıntı gibi tuz ve biber de... Bana sorarsanız onlar, tuz ve biber bu denli zıt olmalarına karşın, yokluklarında birbirilerini özleyecek kadar birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ya biz? Peki biz hangi karşıtlıklarımızı içimizde taşıyoruz ve kaçımız bunun farkındayız? Dahası hangimiz bunu kabul edecek kadar cesur ve çiplagiz? Tuzsuz ve bibersiz kalmamak umuduyla...
28 EKIM 2001 PAZAR
Buket UZUNER
YAŞAM TUZ KADAR DEĞERLi, BiBER KADAR ACIDIR
Gücü ve varlığı sorgulanamaz, şanı şöhreti yeri göğü titreten büyük padişah bir gün çok sevdiği üç kızını huzuruna çağırıp, küçük bir oyun oynamak ister. Oyun çok masumdur. Üç prenses babalarını ne kadar çok sevdiklerini anlatacaklardır. Büyük prenses babası büyük imparatoru elmaslar, pırlantalar, ortanca prenses dünya sultanı babasını denizler, ormanlar ve gökler kadar çok sevmektedir. Sıra kızlar arasında en zeki ve cesur olduğu için imparatorun gözdesi sayılan küçük prensese gelince, o tek bir sözcük söyler. TUZ! Yani komşu ülke kral ve hanlarının önünde korkudan titrediği hanlar hanı, kudretli imparator, canının parçası, öpöz küçük kızı tarafından yalnızca tuz kadar sevmektedir. Sonrasını bilirsiniz. Yaşadığı ortamın ihtişamı ve çevresindeki dalkavukların sahte pırıltılarıyla gönül gözü ayrıntının önemi ve yaşamın özüne kapanmış olan imparator öfkesine kapılıp, küçük kızını sürgüne yollar. Yıllar sonra doğal felaketler nedeniyle ülkede hiç tuz kalmayınca 'bir tutam tuz!' diye inleyen halkı gibi büyük sultan da tuzun önemini anlar ve kendini bağışlaması için prensese yalvarır. Prenses de taş kalpli değildir ya, bağışlar babasını. Tabii sonunda onlar erer muradına, biz çıkarız kerevetine. Binbir Gece Masallari'ndan biri olarak hatırladığım bu şahane masalın bir başka versiyonunu da Shakespeare, Kral Lear ile kızı Cordelia arasındada farklı biçimde yineler, bilirsiniz. Annemden ilk dinlediğim çocukluk yaşlarımdan beri, her hatırladığımda beni sevgiyle gülümseten bu masalın tuz kısmı, bundan böyle Pazar günleri SABAH'ta yazacağım köşenin başlığıdır. Çünkü yaşamın sırlarının tıpkı tuz gibi insani ayrıntılarda gizlindiğini keşfetmiş bir yazarın da elinden başkası gelmez. Çünkü artık keyfin ve kederin, aşkın ve nefretin, iyilik ve kötülüğün adresi sır olmaktan çıkar, yaşanan zamanın, eldeki değerlerin anlamı yavaş yavaş kavranmaya başlanır, karmaşık görünen birçok durum ve ilişki basit ve anlaşılır şekle dönüşür. Ve zaten gerisi de çorap söküğü gibi gelir. TUZ önemlidir. Ama tuzsuz kalmadıkça bunu farketmeyiz. Şimdi, sağlık sorunu nedeniyle tuzsuz diyet uygulayan okurlar bana başlarını sallayarak 'evet' diyorlar. Yaşamımızı oluşturan ayrıntılar da aynen tuz kadar önemlidir. Evimiz, arkadaşlarımız, sevdiklerimiz, ailemiz, günlük yaşantımızın tekdüzeleştiği için burun büktüğümüz birçok ayrıntısı aslında önemli ve ne kadar başkalarınınkine benzer görünse de bize özeldir. Bunu ancak onları yitirince anlarız. Mutluluk devamlı değildir. Ama yaşam, ayrıntılarıyla daima devam eder.
Büyük depremden sonra bir daha haftalarca gerçekleştiremediğimiz balkonda yenen mütevazı akşam yemeklerinin aslında ne büyük mutluluk olduğunu farkettiğimde tuz masalı hafızamın çocukluk arşivinden fırlayıp, önüme düşmüştü. Çünkü büyük depremden önce, son zamanlarda balkonda ailecek yediğimiz yaz akşam yemeklerinin artık rutinleştiğini ve eski heyecanını yitiridiğini düşünüp, homurdanıyordum için için... Ama aynı yıl sonyaz biterken normalde hiç yapmayacağımız bir şey yaptık. Üzerimizde ceketler ve hırkalarla sırf o burun büktüğüm rutini tekrarlayabilmek için üşümeyi göze alıp, balkonda ailecek bir güz akşam yemeği yedik. Bu çok ama çok güzel bir yemekti. Çünkü küçük, sıradan mutlulukların önemi tuz kadar ve tuz gibi yeniden keşfedilmişti. Tuz her zaman yanında kara biberle servis edilir. Dag basindaki salash yol lokantalarından, Bogaz'da ya da New York'taki lüks restoranlara kadar. Tuz ve biber, ak ve kara olarak daima yanyaya, başbaşa otururken, aslında bize yaşamın en önemli dersini yinelemektedirler. Herşey ve herkes kendi karşıtını içinde taşır. Tıpkı hepimiz gibi. Aslında masada sessizce yanyana oturan tuz ve biber ayrıntıları önemseyen ve görmeye özen gösterenlere yaşamın sırlarını sessizce sunmaktadır. Birçok ayrıntı gibi tuz ve biber de... Bana sorarsanız onlar, tuz ve biber bu denli zıt olmalarına karşın, yokluklarında birbirilerini özleyecek kadar birbirlerini tamamlamaktadırlar. Ya biz? Peki biz hangi karşıtlıklarımızı içimizde taşıyoruz ve kaçımız bunun farkındayız? Dahası hangimiz bunu kabul edecek kadar cesur ve çiplagiz? Tuzsuz ve bibersiz kalmamak umuduyla...
28 EKIM 2001 PAZAR
Buket UZUNER
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com