bugün
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor7
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz35
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili5
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri32
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı33
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması14
- her ilde üniversite kurulması5
- kızlar bakar mısınız8
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var3
- geçmişe takılıp kalmak8
- hakaret etmek7
- akp mhp apo ittifakı3
- motorin7
- boyumun 2 cm kısalması25
- chp'nin dünyayı güzelleştireceğine inanmak5
- çok sıkıcısınız3
- islamda namaz yoktur10
- lise okumadan üniversite mezunu olmak4
- ibne c4
- rastgele sayı üretimi3
- kabul görme arzusu2
- yaşar dinleyen erkek10
- güzel olmak suç mu2
- ev yapımı cezerye5
- kombinlerin efendisi6
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- insan olmaya ceyrek kala14
- sözlükte kadın nüfusunun artması5
- boğaz ağrısı2
- portakallı revani6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- yaprak sarması seven insan3
- ortadoğudaki tüm sorunların çözümü2
- benkimki9
- sivas katliam ını yapan orospu çocukları3
- ruhi çenet10
- kızların kombinleri ile ilgilenmeyen yazarlar3
- pargalı ibrahim günümüzde yaşasa ne olurdu2
- teknik eleman2
- ayni anda birden fazla kadinla kesismek2
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- anın görüntüsü23
- opel4
- 0 0 719
- gocu kaç yaşında8
- gocu29
- anın fotoğrafı8
- sinirlenince yaptığınız şeyler9
Vahşi güney, Bodrum!
[email protected]
Geçenlerde Engin Ardıç yazmıştı sittin senedir neden Bodrum'a gitmediğini. Beton yığını, pespayelik, kalabalık ve statü edinme çabasının o pis enerjisinden söz ediyordu.
Ona hak verirken, bendenizin de gene sittin senedir Bodrum'a gitmediğini fark ettim.
En son 92' yılıydı. Çok iyi hatırlıyorum çünkü üniversiteden mezun olduğum yıldı. On beş yıldır neden oraya gitmediğimi düşündüm...
Sonuçta Bodrum yirmili yaşlarının başındaki birine pek baygınlık vermez değil mi?
Bakalım n'olmuş?...
Cebimiz para dolu, nasıl çok paramız olduğunu hatırlamıyorum. Okuldan bir arkadaşımla alemin hakkını vermek üzere Bodrum'a uzuyoruz.
Hatırladığım ilk şey, kalmaya çalıştığımız otelin sahibinin bizi aşağılarca karşılamasıydı.
Gözlerinde pis abazanlar gelip turist kaldıracaksınız bakışları vardı.Yok buraya kadar senin mah cemalini görmeye geldik... Her cümlesinde bize kopil muamelesi çekiyordu. Aslında kopildik. Tek fark, eğitimini tamamlamış kopillerdik.
Hiç unutmuyorum cebinden bir tomar dövizi çıkartıp, 'bu sene vahşi para kazanıyoruz' diyerek bütün zamanların en öküz hareketini yapmıştı.
ilk günden ezik büzük statüsüne sokmuştu bizi.
Otelin altındaki bara damsız olduğumuz için sokmaması ise ayrı bir iz bıraktı minik yüreklerimizde. Bu 'burada kalabilirsiniz ama duş alamazsınız'dan daha farklı değil
Geçenlerde bizim PENCERE ekinde bara giremeyen ünlülerin bir listesi vardı. Teoman falan kapıdan dönmüş. Bizimki daha acınası bir durum değil mi?
Kaldığımız otelin barına sokulmamamız bir insanlık ayıbı.
Orada neden kaldığımızı da hatırlamıyorum. Galiba her yer ful basıyordu.
Sokaklara attık kendimizi.
Aynı muamele hizmet sektörünün diğer alanlarında da gerçekleşti. Plajda şezlong vermediler, bara sokmadılar, yüzümüze bakmadılar falan...
Bir ara ingilizce konuşup gavur'a yatalım dedik ama yemediler. Her yolu denedik diyebilirim ama başaramadık.
Tüm istediğimiz iki manita yapıp üç beş gün takılmaktı ya. Fena abazan olduğumuzu da ayrıca hatırlıyorum.
Nasıl oldu bilmiyorum ama bir gece paçoz bir bara kapak atmayı başardık. Etraf kara kuru ve kavruk erkek dolu, üç beş de yabancı turist var.
Bir ara sözünü ettiğim erkek grubu yabancıları kuşatmaya aldı. Çaktırmadan erkek erkeğe dans ederek çemberi daraltmaya çalıştılar; kızlara iş olmanın raconu böyleydi o zaman her halde.
Yol yordam öğrenmek için gelişmeleri kaygıyla izledik. Geceleri otele döndüğümüzde de o hanzo otel sahibiyle yüz yüze gelirdik hep. 'Bu gece de aç kaldınız' diye kafa geçmesine alışmaya başlamıştık.
Gene bir gece adını unuttuğum o bara çöktük. Zaten başka bi yere de giremiyorduk. O gece abazan tanrıçasının yüzümüze gülmesi için ayin yaptık ve iki irlandalı iki manitayla medeniyetler arası diyalogu başlatmayı becerdik.
işler iyi giderken gene iki kara, kuru, kavruk dargelirli içeri girdi. Hemen oynamaya başladılar ve ben adamları tanıdım. Otelin yanındaki şantiyede amelelik yapıyorlardı ve Yaşar Alptekin gibi dans edebiliyorlardı. Ne ara öğrendin o figürleri ey insafsız?
Birkaç saat sonra...
Bizim kızlar amelelerle yiyişmeye başlar!
Dostumla göz göze geldiğimde ' bize buradan ekmek çıkmaz' konusunda hemfikirdik.
Gece odamıza döndüğümüzde zuladan paralarımızın tırtıklandığını fark ettik. Artık gitme vaktinin geldiğini anlamıştık.
Hesabı ödemeden tüydük!... Hödük hak etmişti bunu!
Ve bir daha da Bodrum'a gitmedik.
Çok vahşi bir yerdi Bodrum. Ve bizim savaşacak gücümüz yoktu. Tek istediğimiz iki manitaydı ve onları da amelelere kaptırmıştık.
Sanırım şimdi daha da vahşileşmiştir. Ve çok geçerli bir nedenim olmadığı sürece de oraya gitmeye niyetim pek yok...
[email protected]
Geçenlerde Engin Ardıç yazmıştı sittin senedir neden Bodrum'a gitmediğini. Beton yığını, pespayelik, kalabalık ve statü edinme çabasının o pis enerjisinden söz ediyordu.
Ona hak verirken, bendenizin de gene sittin senedir Bodrum'a gitmediğini fark ettim.
En son 92' yılıydı. Çok iyi hatırlıyorum çünkü üniversiteden mezun olduğum yıldı. On beş yıldır neden oraya gitmediğimi düşündüm...
Sonuçta Bodrum yirmili yaşlarının başındaki birine pek baygınlık vermez değil mi?
Bakalım n'olmuş?...
Cebimiz para dolu, nasıl çok paramız olduğunu hatırlamıyorum. Okuldan bir arkadaşımla alemin hakkını vermek üzere Bodrum'a uzuyoruz.
Hatırladığım ilk şey, kalmaya çalıştığımız otelin sahibinin bizi aşağılarca karşılamasıydı.
Gözlerinde pis abazanlar gelip turist kaldıracaksınız bakışları vardı.Yok buraya kadar senin mah cemalini görmeye geldik... Her cümlesinde bize kopil muamelesi çekiyordu. Aslında kopildik. Tek fark, eğitimini tamamlamış kopillerdik.
Hiç unutmuyorum cebinden bir tomar dövizi çıkartıp, 'bu sene vahşi para kazanıyoruz' diyerek bütün zamanların en öküz hareketini yapmıştı.
ilk günden ezik büzük statüsüne sokmuştu bizi.
Otelin altındaki bara damsız olduğumuz için sokmaması ise ayrı bir iz bıraktı minik yüreklerimizde. Bu 'burada kalabilirsiniz ama duş alamazsınız'dan daha farklı değil
Geçenlerde bizim PENCERE ekinde bara giremeyen ünlülerin bir listesi vardı. Teoman falan kapıdan dönmüş. Bizimki daha acınası bir durum değil mi?
Kaldığımız otelin barına sokulmamamız bir insanlık ayıbı.
Orada neden kaldığımızı da hatırlamıyorum. Galiba her yer ful basıyordu.
Sokaklara attık kendimizi.
Aynı muamele hizmet sektörünün diğer alanlarında da gerçekleşti. Plajda şezlong vermediler, bara sokmadılar, yüzümüze bakmadılar falan...
Bir ara ingilizce konuşup gavur'a yatalım dedik ama yemediler. Her yolu denedik diyebilirim ama başaramadık.
Tüm istediğimiz iki manita yapıp üç beş gün takılmaktı ya. Fena abazan olduğumuzu da ayrıca hatırlıyorum.
Nasıl oldu bilmiyorum ama bir gece paçoz bir bara kapak atmayı başardık. Etraf kara kuru ve kavruk erkek dolu, üç beş de yabancı turist var.
Bir ara sözünü ettiğim erkek grubu yabancıları kuşatmaya aldı. Çaktırmadan erkek erkeğe dans ederek çemberi daraltmaya çalıştılar; kızlara iş olmanın raconu böyleydi o zaman her halde.
Yol yordam öğrenmek için gelişmeleri kaygıyla izledik. Geceleri otele döndüğümüzde de o hanzo otel sahibiyle yüz yüze gelirdik hep. 'Bu gece de aç kaldınız' diye kafa geçmesine alışmaya başlamıştık.
Gene bir gece adını unuttuğum o bara çöktük. Zaten başka bi yere de giremiyorduk. O gece abazan tanrıçasının yüzümüze gülmesi için ayin yaptık ve iki irlandalı iki manitayla medeniyetler arası diyalogu başlatmayı becerdik.
işler iyi giderken gene iki kara, kuru, kavruk dargelirli içeri girdi. Hemen oynamaya başladılar ve ben adamları tanıdım. Otelin yanındaki şantiyede amelelik yapıyorlardı ve Yaşar Alptekin gibi dans edebiliyorlardı. Ne ara öğrendin o figürleri ey insafsız?
Birkaç saat sonra...
Bizim kızlar amelelerle yiyişmeye başlar!
Dostumla göz göze geldiğimde ' bize buradan ekmek çıkmaz' konusunda hemfikirdik.
Gece odamıza döndüğümüzde zuladan paralarımızın tırtıklandığını fark ettik. Artık gitme vaktinin geldiğini anlamıştık.
Hesabı ödemeden tüydük!... Hödük hak etmişti bunu!
Ve bir daha da Bodrum'a gitmedik.
Çok vahşi bir yerdi Bodrum. Ve bizim savaşacak gücümüz yoktu. Tek istediğimiz iki manitaydı ve onları da amelelere kaptırmıştık.
Sanırım şimdi daha da vahşileşmiştir. Ve çok geçerli bir nedenim olmadığı sürece de oraya gitmeye niyetim pek yok...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar