bugün
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı15
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi9
- akrabalarla ilişkiyi kes16
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- öğretmenlerin nöbeti5
- trabzon büyükşehir belediyesi4
- renault 9 broadway11
- mason greenwood10
- kırmızı kaka7
- özge özpirinçci3
- velvet hanım ile kahve içmek6
- koli bandına saddam bandı demek3
- tetanoz aşısı2
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı6
- kasetçalar dinlemiş efsanevi nesil3
- süreç bittiğinde olacak 10 şey5
- güzel kızların dün sözlüğe uğramaması4
- kola neden koşer3
- sözlükten yükselen şakşakşak sesleri2
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı17
- sözlükte sürekli güzel vadilerin yaylak olması4
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay6
- erdogan'a suikast timi itirafı5
- futbol4
- mikrodalgaya sucuk koymak6
- erkekte bıyık çok önemli4
- ali vefa10
- yan yana susabilen arkadaşlar3
- pişman olacağını bile bile yapma2
- sturm graz5
- fenerbahçe5
- ölünce tekrar deneyin yazısı görmek2
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi24
- evde tek başınayken sessiz konuşmak3
- çocuklar duymasın zero tuna'nın tersi2
- akasya durağı sinan2
- erdoğan ın dünya lideri olması4
- nihoşun ölümü15
- babanın ford escort parasını escortla yemek2
- memduh bashgan14
- meal kuran değildir26
- yazarların bildiği en kötü küfür5
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- 5 ağustos 2026 mallorca paris saint germain maçı2
- clemence baptista4
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- sözlükte sürekli güzel kızların çaylak olması6
- kezoların burada kibirlenmesi5
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru6
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
'hiç bir aşk bitmez'
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar