bugün
- emeviler5
- türkler ile moğollar kardeştir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok7
- sözlüğün bitmesine seyirci kalmak4
- başlık açma3
- şarapçı'nın taksici fantezileri4
- taksicinin iltifatına maruz kalmak5
- parcalandim toparlanamiyorum36
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm3
- çok güzel bir kız havla deyince havlamayan erkek5
- claudian clouds43
- 20274
- ortaçağda kadına yüklenen değer4
- game of thrones taki kerhaneci17
- ups boobs'un 67 gündür entry girmemesi5
- kadınların çok konuşmasının nedenleri2
- akşam trafiği3
- anın görüntüsü26
- şeriat ile yönetilmek isteyen kadın4
- güne bir alıntı bırak3
- ölümden korkuyor musunuz34
- en son ne yediniz5
- şabos goy3
- istanbul u özlemek5
- türkiye selefilere kalsa harabeye dönüşmüştü5
- mekkeli müşrikler5
- okan buruk13
- istanbul da para harcanacak çok yer olması2
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar5
- sözlük kızları dertleşiyor14
- zorunlu eğitim6
- türkiye'deki gündemin yarısı israil hakkında6
- yazarların vasiyetleri3
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- barzani'nin bağdat'tan silah ve bütçe istemesi2
- dyson5
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- waffle2
- genel ev sloganları5
- savunma sektörü3
- bir kızın ardarda salak aptal gerizekalı demesi2
- kedi güzellemesi yapmak için ayet uydurmak4
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- kendi halkını katleden iran3
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- burhan özfatura4
- penguenlerin asıl amacı3
- melis sezen'in memeleri5
- isviçre medeni kanunu2
'hiç bir aşk bitmez'
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar