bugün
- atatürk'ün boyunun 164cm olması10
- masklavi'nin düşünceleri18
- gammazlar çetesi17
- chp'nin hali ne olacak46
- sude sendromu5
- gavurlar niye müslüman olmuyor9
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek7
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması5
- grok vs gemini vs chatgpt10
- cilgincapkin26
- sözlükte içinden geçeni özgürce yazamama5
- durgun sözlüğü kırbaçlamak2
- 10 haziran 2026 beşiktaş bahçeşehir basketbol maçı2
- türkiye de yaşanacak tek yerin izmir olması6
- 20 yıldır yuzır olmak2
- katatespizartmasi15
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli12
- dam ittifakı5
- düşünce akışını sözlere dökememek3
- 6 aydan uzun üyelerin çaylak olmaması2
- aptal insan tarifi4
- 24 haziran 2026 miami'ye 100 uzaylı inme ihtimali3
- sözlükte yalnız bir hayat sürmek4
- attila ilhan2
- travmalarınızdan kurtulamazsınız2
- türkiye de en gereksiz meslek imamlık diyen kadın4
- arzu edilene ulaşıldığında anlam ifade etmemesi2
- yeşil gözlü kız3
- sedat pekmez43
- kızım seni seviyorum lan3
- nervio abla22
- aykut kocaman6
- gram altın10
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- kılıçdar'ın yerli ve milli olmasının tehlikesi2
- kepaze bir hayat sürmek3
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan9
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- zeynep atılgan2
- izmir3
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi6
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- günün şiiri8
- hiçbir işin rast gitmemesi4
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi5
'hiç bir aşk bitmez'
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
diyenlerin, suratına indirilen şiddetli bir tokattır itlaf ettiğimiz aşkımız. içimizde dans eden bu deli öfke herşeyin bittiğinin kanıtıdır. sisli mezarlık gözlerindeki ölümsü bakış neyi ifade eder bilinmez ama, mukaddesliği tartışılmayan herşeyin üzerine yemin verip altına parmak bastığımız sevdanın cesedidir ayaklarının altına aldığın. yakışıklı bir son yakışırdı bize ama olsun, nasıl olsa toprak örtecek günahlarımızın üzerini.
omuzladığımız duygu yükünü taşımak hep ağır geldi bize. ben sevmekten, sen sevilmekten bitkin yerlere serildik, düştük henüz başındayken herşeyin. her büyük düşün düş kırıklığıda büyük olacaktı bunu biz birlikte yaşayarak öğrendik. jelatini üzerinde, henüz el değmemiş düşleri tasarlamak için çok geç, tecrübe ile sabit olanaksızlığı başlangıç çizgisinin önüne yeniden geçmenin.
sicili bozuk, geçmişi karanlık vakaların alametlerini taşıyan iki sefil aşk taciriydik ikimizde, saflığı iflasın eşiğinde. hastalıklı sevgimize bulduğumuz konakçı kalplerin ömürleri göz kırpma anı kadar kısaydı. bu yüzden tek başımıza kalmaktan muzdarip soluğu kökleri kadere uzanan sebeperde alıyorduk hep. kendi kusurlarımızı atfettiğimiz kader bizi yanyana getirdi sonunda. diğer başlangıçlarda olduğu gibi yine heveslendik sevmeye, kutsiyetine şahitlik ettiğimiz bu yeni tanışmayla. birbirini iten aynı kutuplardık ama inatla direniyorduk birlikte olmaya. sen bendin ben de sen. irademizin dışında gerçekleşen bir yakınlaşma sendromuydu o ilk bakışmada içimizi kaynatan. vermekten aciz, sürekli almaya alışık bünyelerimizi birbirimizle kandırarak içten içe besledik ayrılığı.
alışığız kayıp hanesinde görmeye sevdiğimizi sandıkalarımızı. bulup bulup yitirmeler hiçte yabancı değil bize. eskiyen her aşkı tedarik edecek yeni aşklar bulunur mutlaka ve bulunan her acı bir diğerini unutturur. bu yüzden fazla zedelemez bizim gibileri yolumuza çıkan aniden ayrılmalar. özlemi tarif eden şarkıların nakaratlarına eşlik ederken gözlerimiz rutubetlense de bir an, gerçek değildir gözlerimizin döküntüleri. kandırıkçı gülüşlerimizi gerçeğinden ayırmak çok güçtü ama hasret çeker gibi yapmalarımız ikna ediciliğini kaybetmiş artık. birbirimizi inandırmayı bırak, kendimizi inandırmaya yetecek kadar acılarımız yok aslında.
yol ayrımına gelene kadar yolculuğu bölüşen iki yol arkadaşıydık ve nihayete erdi yolculuğumuz. burası bize son durak, yeni başlangıçlar içinse ilk. şimdi bana kalan kötü bir işçiliğin eseri yazdığım karalamalar, kağıda ardı ardına dizilmiş aklımın firar ettiği anlarda türetilen yalancı kelimeler , takdire şayan olmaktan çok uzak bir aşktan arta kalan, gerçeği işaret etmekten yoksun sahte cümleler. sana kalansa bıçak sırtı yakınlaşmaların baş döndüren sarhoşluğu, kör düğüm gecelerin sırılsıklam uyanılan ışıltılı sabahları, bir de bağıl yalnızlıklar. paylaştık işte bütün varlığımızı. artık ne katlanılacak sıkıntı ne de ikimizi ihtilafa düşürecek mevzu kalmadı.
uzun uzadıya anlatılmayacak kadar kısa anılarımızın zihnimizi yoran kalabalığı tenhalaşır yakın geleceğin her hangi bir yerinde. dudaklarımızda yer eden ılık öpüşlerin ıslaklığı hissedilmez olur. boş bir çerçevedir kalbimiz içine konulacak yeni bir resim bulana değin. endişelenme, canın acımayacak sevgim terk ederken bedenini. korkma, gözlerinin sulanması sadece yan etkisidir ayrılığın. hafıza kaybına uğrayacaksın, unutacaksın yüz hatlarımı hatta an gelecek adımı bile anımsamayacaksın. adı, telafisi olmayan hatalarla birlikte anılan, tanrının merhametinden uzak, kızgın ateşlerin içinde yakılacak, bekaretini en başında kaybetmiş bu aşk;
bizi mutlu edemez artık.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
