bugün
- meal kuran değildir11
- iremga11
- arkadaşlar hesabımı silesim var ya5
- had bildirmek7
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- siz ne anlarsınız2
- nude atmak2
- arkadaşlar bakar mısınız20
- enel hak6
- honda civic5
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- kirli sakal2
- sözlükte bir yazarı övmek2
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı4
- koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur2
- turşulu dondurma2
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek3
- ayetleri eğip büken kitle7
- derin mermerci3
- kart uzatınca nakit yok mu diyen esnaf3
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- kayıp uygarlıklar4
- zenci öğrenci2
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- 2028 avrupa kupası2
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- bennu gerede2
- elbise giyen erkek2
- kadınların piç erkek tercihi4
- mustafa kemal atatürk3
- ekonomi13
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
- ak parti2
- bisikletçi pipisi6
- abi kartta komisyon kesiliyor haberin olsun2
- anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az3
- dead internet teorisi3
- kadın ve paradan başka bir şey düşünmeyen erkek6
- neli dondurma seversiniz14
- arkadaşlar çok mutluyum2
- sabah kahvaltısı5
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- paralel evrenler3
- avcı toplayıcıların harran etrafındaki t sütunları3
yıllar önce bir yerlerde tanıştığım türkiye'de türkçe eğitim alan benden 10 yaş büyük bir çinli arkdaşımı hatırlatan hadise.
görünüşte bakıldığında herkese sempatik gelen bir durumdur. eh kolay mı, adı bile duyulmadık diyarlardan gelen çocuklar hem marşını okurlar, hem de senin dinlediğin şarkıları en az senin kadar güzel bir türkçeyle okurlar bir de. tavan olur birden malum yerin.
şimdi açıkça konuşalım ve tartışalım. hani bunu söylememdeki asıl amaç ta şu satırların gerisini bir okumadan doğrudan (belki de senden beklenecek şekilde) bir yargıda bulunmamandır. herhangi bir ulusa bir kültürü tanıtmak modern dünyada kültür turizmi olarak adlandırılır. bu iş eğlenceli, genel kültürü arttırıcı olduğu kadar çok kültürlülüğün ortaya çıkardığı hazzı da doyurur. örneğin hindistan' a gidip o kültürü tanımak gibi. bu sektör malum yılda milyarlarca doların döndüğü ve istihdam sağlayan bire sektördür. yasaldır ve sorun yoktur.
fakat olayın bu boyutunda ise dünyanın değişik yörelerinde okullar açıp dilimizi onlara öğretmek ve bunu da olimpiyat adında sergilemek ise öncelikle "amaç" sorusunu gündeme getirir. bu öncelikle bir kültürel emperyalizmdir. genel olarak bakıldığında özellikle 3. dünya ülkelerinin çocuklarına uygulanmakla birlikte diğer gelişmiş ülkelerden de öğrenciler bulunmakta. buna da kimse karşı çıkamaz. fakat bu amacın ötesi ise meçhuldür. ayrıca 23 nisan şenliklerinin ise iyiden iyiye alternatifi olmaktadır. ve muhtemelen de bu yönde ilerlemektedir.
şimdi biraz önceki çinli arkadaşa dönecek olursak. kendisi çin'de türkoloji okumuş ve devlet bursuyla türkiye'de bulunmaktaydı. türkçe'yi iyi konuştuğu gibi ingilizce ve fransızca'da konuşmaktaydı. şimdi yıllardan 1997, ingiltere çinden kiraladığı honkong adlı yerleşim merkezini törenle çin'e devrediyor, tabiki onun için duygulu bir olaydı, ancak o arkadaşımın daha da duygulanmasına ve hatta yanımda ağlamasına neden olan olay ise vahimdi. hatırlar mısınız bilmem ama o yıl galler prensi charles'in eski eşi lady diana elim bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. tabiki cenaze töreninde binlerce insan ağlamakta milyonlarca insan ise tv başında ağlamaktaydı. ağlayanlardan biri de bu çin'li arkadaştı. peki neden? yani ne alaka? seninle hiç bir ilgisi olmayan bir insan. işte bu açıkça ingiliz sömürgesi altında kalan diğer uluslar için de geçerlidir. yani bir hintli'de en az onun kadar ağlamıştır. zira ingiliz sömürgesinde bulunan diğer uluslar ortalama bir ingilizden daha bağlıdır kraliçeye. durum kendi çinde çelişkilerle doludur.
kısacası türkçe konuşan bu çocuklar ne kadar sempatik gelse de ötesinde ne amaçlar için bunların yapıldığı sorgulanmalıdır. obama'nın türkiye'ye gelip türkçe bir iki kelam etmesi, anıtkabirde atanın huzurunda içten bir duyguyla samimi görünüp saygı duruşunda bulunması, kahire konuşmasında ezan seslerini özlediğini belirtmesi bana ne kadar sempatik geliyorsa bu çocuklarda okadar sempatik gelmektedir. hiç bir eğitim sisteminin bana ingilizce yi dayatamayacağı gibi bu şekilde bir olimpiyat ve bu durumu hoş karşılamak aynı kategoridedir. zira onlara da bu durum dayatılamaz.
görünüşte bakıldığında herkese sempatik gelen bir durumdur. eh kolay mı, adı bile duyulmadık diyarlardan gelen çocuklar hem marşını okurlar, hem de senin dinlediğin şarkıları en az senin kadar güzel bir türkçeyle okurlar bir de. tavan olur birden malum yerin.
şimdi açıkça konuşalım ve tartışalım. hani bunu söylememdeki asıl amaç ta şu satırların gerisini bir okumadan doğrudan (belki de senden beklenecek şekilde) bir yargıda bulunmamandır. herhangi bir ulusa bir kültürü tanıtmak modern dünyada kültür turizmi olarak adlandırılır. bu iş eğlenceli, genel kültürü arttırıcı olduğu kadar çok kültürlülüğün ortaya çıkardığı hazzı da doyurur. örneğin hindistan' a gidip o kültürü tanımak gibi. bu sektör malum yılda milyarlarca doların döndüğü ve istihdam sağlayan bire sektördür. yasaldır ve sorun yoktur.
fakat olayın bu boyutunda ise dünyanın değişik yörelerinde okullar açıp dilimizi onlara öğretmek ve bunu da olimpiyat adında sergilemek ise öncelikle "amaç" sorusunu gündeme getirir. bu öncelikle bir kültürel emperyalizmdir. genel olarak bakıldığında özellikle 3. dünya ülkelerinin çocuklarına uygulanmakla birlikte diğer gelişmiş ülkelerden de öğrenciler bulunmakta. buna da kimse karşı çıkamaz. fakat bu amacın ötesi ise meçhuldür. ayrıca 23 nisan şenliklerinin ise iyiden iyiye alternatifi olmaktadır. ve muhtemelen de bu yönde ilerlemektedir.
şimdi biraz önceki çinli arkadaşa dönecek olursak. kendisi çin'de türkoloji okumuş ve devlet bursuyla türkiye'de bulunmaktaydı. türkçe'yi iyi konuştuğu gibi ingilizce ve fransızca'da konuşmaktaydı. şimdi yıllardan 1997, ingiltere çinden kiraladığı honkong adlı yerleşim merkezini törenle çin'e devrediyor, tabiki onun için duygulu bir olaydı, ancak o arkadaşımın daha da duygulanmasına ve hatta yanımda ağlamasına neden olan olay ise vahimdi. hatırlar mısınız bilmem ama o yıl galler prensi charles'in eski eşi lady diana elim bir trafik kazasında hayatını kaybetmişti. tabiki cenaze töreninde binlerce insan ağlamakta milyonlarca insan ise tv başında ağlamaktaydı. ağlayanlardan biri de bu çin'li arkadaştı. peki neden? yani ne alaka? seninle hiç bir ilgisi olmayan bir insan. işte bu açıkça ingiliz sömürgesi altında kalan diğer uluslar için de geçerlidir. yani bir hintli'de en az onun kadar ağlamıştır. zira ingiliz sömürgesinde bulunan diğer uluslar ortalama bir ingilizden daha bağlıdır kraliçeye. durum kendi çinde çelişkilerle doludur.
kısacası türkçe konuşan bu çocuklar ne kadar sempatik gelse de ötesinde ne amaçlar için bunların yapıldığı sorgulanmalıdır. obama'nın türkiye'ye gelip türkçe bir iki kelam etmesi, anıtkabirde atanın huzurunda içten bir duyguyla samimi görünüp saygı duruşunda bulunması, kahire konuşmasında ezan seslerini özlediğini belirtmesi bana ne kadar sempatik geliyorsa bu çocuklarda okadar sempatik gelmektedir. hiç bir eğitim sisteminin bana ingilizce yi dayatamayacağı gibi bu şekilde bir olimpiyat ve bu durumu hoş karşılamak aynı kategoridedir. zira onlara da bu durum dayatılamaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar